"Ebter tohumu" terimi, modern tarımda kullanılan hibrit (melez) tohumlar.''
![]() |
Alman asıllı Amerikalı araştırmacı gazeteci F. William Engdahl, tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin, insanlık için gerçek bir kıyamet yaratacağını söylüyor. İddiaları son derece ürkütücü. Norveç'teki küresel tohum deposuyla amaçlanan arî üstün ırk yaratmak mı, yoksa istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak mı?
"Kıyamet tohum deposu" olarak da bilinen Svalbardhariç, dünyadaki diğer tohum depolarını bekleyen "kıyamet"i kim koparacak? Engdahl, sorularımızı yanıtladı.
SVALBARD TOHUM DEPOSU
Norveç'in kuzeyindeki Spitsbergen adasında "Svalbard Küresel Tohum Deposu" adı verilen o ambar, Mart 2008 itibariyle resmen faaliyete başladı. Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen ambarda, şu anda dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohum özel ambalajlarda saklanıyor. Kuzey Kutbu'na 1100 kilometre uzaklıkta olan buzdağı ambarında, bazı dayanıklı tohumlar 1000 yıl kadar bozulmadan kalabilecek. Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olan bu tohum deposuna "kıyamet tohum deposu" da deniyor. Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini biraraya getirmeyi hedefleyen ambarın amacı, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak.
KIYAMET MUHAFIZLARI
Soru: Svalbard Küresel Tohum Deposu'nun finansörleri kimler?
Cevap: Öncelikle, bu ambarın Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) aracılığıyla işletildiğini söylemeliyim. Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolarlık bir finansmanları var. Roma'da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. 1998'e dek New York merkezli Nüfus Konseyi'nin de (Population Council) başkanıydı. Bu konsey, John D. Rockefeller'ın nüfus popülasyonunu düşürmek amacıyla, 1952'de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konsey. Diğer GCDT üyeleri arasında Hollywood Dream Works Animation'a başkanlık eden Lewis Coleman da var. Coleman, ABD'nin en büyük Pentagonanlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation'ın da kurul başkanıydı.
ÖRGÜTÜN FİNANSÖRLERİ
1) Geçen yıl şirketin aktif yönetiminden çekilerek kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika'daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft'un kurucusu Bill Gates!
2) Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD'li DuPont / Pioneer Hi-Bred!
3) Yine bir ABD'li GDO devi Monsanto!
4) İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi Syngenta!
5) 1970'lerde 100 milyon dolarlık bir kaynakla "Yeşil Devrim" diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan ve tarımsal değişim ile ideal genetik saflığı sağlama çalışmalarını yürütmek üzere dünyanın en büyük vakıflarından birini kuran petrol devi Rockefeller!
6) ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada'dan da devlet fonları aktarılıyor.
Yani özetle, GDO tohumları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayarak tarlalardan orijinal tohumların kökünü kazıyan şirketler, şimdi dünya üzerindeki tüm orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor.
Dünya'nın pek çok ülkesinde "zaten var olan tohum depoları"na ne gibi bir felaket gelecektir ki, Svalbard'a muhtaç kalınacaktır?
"EBU GARİB TOHUMLARI" NEREDE?
Soru: Nükleer savaş, iklim değişimi veya meteor düşmesinin dışında bir felaketten mi söz ediyorsunuz?
Cevap: Evet, planlı bir felaketten söz ediyorum. Bunu anlamak için yalnızca 2003 Amerikan bombardımanından sonraki Irak'a bakmak yeterli. Irak medeniyetlerin beşiği ve binlerce yıl önce buğday tarımının doğduğu yerdir. Ebu Garib'de yüzlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu. Amerikan bombardımanından sonra o tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor. Düşünün, dünyadaki tüm tohum çeşitleri NATO destekli Svalbard'da biraraya getirilip kontrol altına alındığında, dünyadaki diğer paha biçilmez tohum bankalarını savaşlar ve terörist eylemler ile yok etmek çok kolay olacak! Sonrasında da Monsanto ve DuPont gibi devler, kendi GDO tohumlarını tüm dünya çiftçilerine tek elden sunabilecekler. Yani tüm tohum çeşitlerini ele geçirdikten sonra dünyanın diğer tohum bankalarını, tekel oluşturabilmek amacıyla yok edebilirler.
![]() |
"ARİ IRKI YARATMA PROJESİ"
Soru: Peki, tekel olma arzusunun temelinde yatan tek sebep ekonomik mi?
Cevap: Hayır. Bunu açıklamak için önce kıyamet muhafızlarının kimliklerinden ve geçmişte neler yaptıklarından biraz söz edelim. Rockefeller, 1971'de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Grubu olan CGIAR'ı kurdu. CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) "modern tarım ürünü" kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD'de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi. GDO'lu "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular. CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütü'nü (FAO), BM İlerleme Programı'nı ve Dünya Bankası'nı da işin içine dâhil etti.
"ROCKEFELLER, HİTLER'İN DE FİNANSÖRÜYDÜ"
Soru: Üstün ırk yaratma projesi tanı olarak nasıl bir şey?
Cevap: Rockefeller Vakfı'nın ve zengin finans kurumlarının 1920'lerden beri genetik olarak üstün ırk yaratmayı meşrulaştırmak için kullandıkları öjenik bilimi, daha sonradan genetik mühendisliğiolarak değiştirilmiştir.
Hitler ve Naziler, buna ari üstün ırk diyorlardı. Hitler'in öjenik çalışmaları, da bugün Svalbard'a milyonlarca dolar akıtan Rockefeller Vakfı tarafından finanse edilmişti. Rockefeller Vakfı, Third ReIch's Kaiser WiIhelm Instilutcs'nün "ari ırk öjenikçalışmalarını" finanse ediyordu. 2. Dünya Savası'nda, ABD resmi olarak savaşa Hitler Almanya'sının karsısında olarak girerken, Rockefeller Standard Oil Group, illegal olarak Alman Luftvvaffe ve VVehrmacht birliklerine petrol nakline devam etti. Bununla ilgili ABD Senato araştırması da yapıldı.
Rockefeller Vakfı, insanı, "gen dizilimleri"ne indirgemeye çalışan sözde moleküler biyoloji bilimini yaratmıştı ve sonunda insan özelliklerini istenen şekilde değiştirmeyi amaçlıyorlardı. Hitler'in Öjenikçi bilim adamları, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sessizce ABD'ye götürülmüş ve çeşitli yaşam formlarının genetik olarak tasarlanması konusunda ilk adımları atmışlardır.
GIDALAR İLE "NEGATİF OJENİK"
Soru: Amaç tarım yani gıdalar üzerinden üstün ırk yaratmak mı?
Cevap: Aslında daha da kötüsü. Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk yaratma) lobisinin, 1920'den beri biricik amacı "negatif öjenik"tir. "Negatif ojenik" istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir. Aile Planlaması Enternasyonali'nin kurucusu, koyu öjenikçi ve Rockefeller ailesinin yakın dostu Margaret Sanger, 1939'da Harlem'de "Negro (Zenci) Projesi" adı altında bir proje başlattı. Bu projenin ne olduğunu bir arkadaşına yazdığı mektupta açıkça dile getiriyordu: "Negro (Zenci) nüfusu, ortadan kaldırmak istiyoruz."
Soru: Negatif öjenik bir kısırlaştırma projesi mi?
Cevap: Örnekler üzerinden gidelim. Küçük bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, genetik mühendisliği marifetiyle, yendiğinde erkeği kısırlaştıran bir mısır geliştirdiklerini açıkladı. Epicyte, Svalbard'ın iki sponsoru olan DuPont ve Syngenta ile teknolojilerini yaymak için ortaklık kurmuştu. Çok ilginçtir ki Epicyte, genetiği değiştirilmiş sperm öldürücü mısırı, ABD Tarım Bakanlığı'ndan (USDA) aldığı araştırma fonuyla geliştirmişti.
Bir başka örnek; 1990'larda BM Dünya Sağlık Örgütü, Nikaragua, Meksika ve Filipinler'de 15 ila 45 yaşları arasındaki milyonlarca kadının tetanoza karşı aşılanması için bir kampanya başlattı. Erkekler de tetanoz olabilirdi, ancak aşı erkeklere yapılmadı. Bu şüphe uyandırıcı durumdan ötürü Katolik bir kilise organizasyonu olan Comite Pro Vida de Mexico (Meksika Yaşam Komitesi) aşıları test ettirdi. Test sonuçları ile, Dünya Sağlık Örgütü'nün(WHO), yalnızca çocuk doğuracak yaştaki kadınlara dağıttığı aşıların Chorionic Gonadotrophin (hCG) içerdiği ortaya çıktı. Doğal bir hormon olan hCG, tetanoz toksoid taşıyıcılarıyla birleştiğinde kadınların hamile kalmasını engelleyen antikorları üretiyordu.
Daha sonradan ortaya çıktı ki Rockefeller Vakfı, Rockefeller Nüfus Konseyi, Dünya Bankası ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Dünya Sağlık Örgütü(WHO) için tetanoz taşıyıcın bir kısırlaştırma aşısıüretmek için 1972'de 20 yıllık bir proje başlatmışlardı. Ayrıca Svalbard Kıyamet Tohum Deposu'nun ev sahibi Norveç hükümeti kısırlaştırıcı aşının üretilmesi için 41 milyon dolar bağış yapmıştı!
"HİBRİD TOHUMLAR"LA TEKEL TUZAĞI
Soru: Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü Yeşil Devrim çalışmalarına bu açıdan bakınca korkunç görünüyor…
Cevap: Rockefeller Vakfı, 1946'da sadece adı yeşil olan "Yeşil Devrim"i başlattı. Neydi Yeşil Devrim? 60'larda Rockefeller'in çalıştığı Meksika, Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıslah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık sorununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu. Yıllar sonra Yeşil Devrim'in, aslında Rockefeller Ailesi'nin ileride tekelleştirebilecekleri bir plan olduğu ortaya çıktı; tıpkı yarım yüzyıl önce petrol endüstrisi işinde yaptıkları gibi.
Soru: Nasıl tekelleştiler?
Cevap: Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasalarda yeni hibrid tohumların üretilmesine dayanıyordu. Hibrid tohumlar, üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu. Hibrid tohum, patentlerinin DuPont/Pioneer HiBred'in ve Monsanto'nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması, daha sonra GDO'lu tohum darbesi için yolu açtı. Hibrid tohumlar ve bu tohumların ihtiyaç duyduğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petrokimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler, Rockefeller kontrolündeki büyük petrol şirketlerinin ürünüydü.
Ot ve böcek ilaçları da, petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturuyordu. Yeşil Devrim, aslında bir "kimyasal darbeydi". Gelişmekte olan ülkelerin yüksek miktardaki gübre ve ilaç girdisini finanse etmeleri mümkün değildi. Bu nedenle Dünya Bankası'ndan kredi notu alarak ve ABD hükümetinin garantisi altındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borçlar aldılar.
Soru: Sonuç?
Cevap: Bankalara ve tefecilere borçlanan çiftçiler, genellikle topraklarını kaybettiler, iş aramak için şehirlere göç ettiler; fabrikaların ucuz işçi açığı da kapanmış oldu.
PATENTLİ ""BİYOLOJİK SİLAH"
Soru: Peki ya bugün?
Cevap: Bugün de Gates ve Rockefeller, Afrika'da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yine GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.
Soru: Büyük bir tekelleşme tehdidiyle karşı karşıyayız...
Cevap: Plan işlerse tüm dünya birkaç tohum devinin kölesi olacak. Washington'dan gelen emirler doğrultusunda, Washington'un siyasetlerine karşı olan üçüncü dünya ülkelerine tohum vermeme olasılığı da var. Ayrıca pirinç, mısır, buğday ve soya gibi dünyanın temel gıda üretimi için patentli tohumların üretimi korkunç bir biyolojik silah olarak da kullanılabilir. Genetik müdahalelerle öldürücü gıdalara çevrilebilirler.
&
- Chomsky’den “Nükleer Savaş
- ve Çevre Felaketi”, Engdahl’dan
- “Ölüm Tohumları”
“Dünya çok vahim bir çevre felaketine doğru sürükleniyor.”
Yaşadığımız yüzyılın en önemli entelektüellerinden, dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazar Noam Chomsky ve sanatçı ve yazar LarayPolk 2010-2012 yıllarında yaptıkları söyleşileri derledikleri bu kitapta (orjinal adı Nuclear War and Environmental Catastrophe) okurlarla paylaşıyor.
Chomsky söyleşilerin konusunu“Türümüzün hayatta kalması açısından iki temel sorun var – nükleer savaş ve çevresel felaket” olarak tanımlıyor ve İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kesiştikleri noktalardan bahsediyor. Nükleer saldırı sadece bir eylem sonucunda yaşanabilirken, çevresel felaketin kısmi tanımında insanoğlunun sebep olduğu iklim değişikliği karşısında kasti eylemsizlik var. Gerçekleri inkar etmek denklemin sadece yüzde ellisi. Diğer etkenler, karbon rezervlerinin ekstraksiyonunda kullanılan uç teknikler, biyo-yakıt uğruna yok edilen tarım alanları, baraj inşaatları ve karbon sekestrasyonu için esas olan ormanları yok edilmesi.
Chomsky’nin günümüzde yaşanan nükleer savaş tehditlerini de ele aldığı bu söyleşiler kitabı, bir uyarı niteliği taşımanın yanı sıra, bu denli önemli konulara nükte, mizah ve cesaretimiz kırılmadan nasıl değinebileceğimizi de gösteren ve mutlaka okunması gereken bir derleme.
Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi
Noam Chomsky, LarayPolk
Çevirmen: Melda Elif Keskin
İnkılap Kitabevi, Çevre Dizisi
İstanbul, 2013“Petrolde olduğu gibi “GDO Tarım Projesi” de bir Anglo-Amerikan küresel planıdır.”
İktisatçı, araştırmacı gazeteci ve yazar F. William Engdahl kitabına “Küçük bir sosyo-politik elit zümre tarafından 2. Dünya Savaşın sonrasında Washington’da ele alınmış bir proje ile ilgilidir. […] Aynı zamanda bir avuç insanın savaş sonrası tüm kaynaklara ve güce sahip oluşunun da hikayesidir” cümleleriyle başlıyor.
İlk adımları 1930’ların başlarında atılan küresel gıdayı kontrol etme planı, savaşın ardından başta Rockefeller ailesi olmak üzere tarım sektöründe başlatılan “yeşil devrim” ile güçlenerek petro-kimyasal gübre, petrol ve enerji ürünlerine bağımlığı arttırdı. Engdahl’a göre günümüzde gıdada genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) tarım projeleri ile küresel hakimiyet kurma çabaları ise bu “yeşil devrim”in doğal bir uzantısı.
Henry Kissinger’in “Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin” sözlerine vurgu yapan yazar, Nixon, Kissinger, Reagan, George Bush gibi politikacılar ile Rockefeller, Monsanto, Cargyll ve diğer birçok çokuluslu şirket arasındaki çıkar ilişkilerini detaylı olarak ele alıyor. Kendilerini tohum ve biyoteknoloji şirketi gibi gösteren ama esasında kimyasal madde şirketleri olan Monsanto, Dupont, Dow gibi devlerin geçmişlerine de değinenEngdahl, bu şirketlerin ABD hükümetleri ve bazı uluslararası örgütlerle işbirliği yaparak, Brezilya, Arjantin, Irak, Hindistan ve diğer birçok ülkeyi nasıl kobay olarak kullandıklarını detaylı olarak anlatıyor.
Engdahl’in bu kitabı GDO konusuna ilgi duyan okurların yanı sıra, küresel politika ve ekonomi ile ilgilenenler için de önemli bir kaynak kitap.
Ayşe Berekethttp://aysebereket.wordpress.comÖlüm Tohumları: Genetik Bilimin Arkasındaki Karanlık Oyunlar
F.William Engdahl
Çevirmen: Özgün Şulekoğlu
Bilim + Gönül Yayınları
Nisan 2009Diplomat ailesiyle, sonra da kendi başına birçok ülkede yaşadıktan sonra İstanbul’a yerleşti. New York New School for Social Research’ten mezun olduktan sonra, birçok farklı işin yanı sıra uzun yıllar teknik ve kitap çevirmenliği ve editörlük yaptı. Kafayı Monsanto ve GDO’ya takan Ayşe, bir uluslararası STK’nın Tarım ve Gıda Kampanya Sorumlusu, ardından da Kuzey Kutbu Kampanya Sorumlusu olarak çalıştı. Şu anda bir yandan harıl harıl akademik raporlar ve STK raporları çeviren Ayşe, Yeşil Gazete’ye.
Tarihçesi
Plütonyum, 1940 yılında bir grup bilim adamı tarafından atom hızlandırıcıda elde edildi. “Siklotron” adı verilen atom hızlandırıcıda Uranyum-235 izotopunun nötron bombardımanı ile üretilmiştir. Berkley Üniversitesi bilim adamlarından Glenn T. Seaborg, Edward M. McMillan, Josephe W. Kennedy ve Aerthur C. Wohl tarafından 152 santimetrelik siklotronda uranyumun döteryum (alfa çekirdeği) ile bombardımanı sonucu plütonyum elde edildi. Ekip, Uranyum-238 izotopu ve Neptünyum-238 izotopunu iki serbest nötron üreten cihazda hızlandırdı ve döteryumla bombardımana tutarak plütonyumu keşfetti. Neptünyum-238, daha sonra beta çürümesiyle Plütonyum-238’e dönüştü.
Bu deney, 1946 yılına kadar bilim dünyası ile paylaşılmadı. “Plütonyum” kelimesi, Plüton gezegeninden esinlenerek türetilmiştir. İngilizcesi “plutonium”dur.
&
Abdnin yaptığı tüm bu darbeler serisine "Condor operasyonu" deniyor.
Jackie Chan'ın kondor operasyonu diye bir filmi var alakasız ama izleyin.
Henry Kissenger
William Engdahl, Ölüm Tohumları, s:2 (Oktay Sİnanoğlu Tercümesi ile)
Kissinger, Alman Yahudisi kökenli Amerikalı diplomat, siyaset bilimci ve politikacı.
Amerikan Dış politikasını uzun süre yönlendirmiş, "Nobel Barış" Ödülü almış yeryüzüne gelmiş en büyük İNSAN kıyımlarına sebep olmuş katillerden biri olarak bilinir.
Şili'deki, Laos'daki, Angola'daki, Küba'daki, Endonezya'daki, Kamboçya'daki ve Vietnam'daki yüzbinleri bulan büyük katliamların, darbelerin savaşların başrol oyuncusu...
1973'te Binlerce insanın katledildiği Şili'deki darbeyi "bir ülkenin, kendi vatandaşlarının sorumsuzluğu yüzünden komünizme yönelmesini neden hiçbir şey yapmadan izlemem gerekiyor, anlamıyorum" diyecek kadar rezil biridir.
XX. yüzyılın başlarından itibaren bakır, en önemli ihraç ürünü hâline geldi. Aynı dönemde bakır, azot ve demir gibi önemli madenler giderek yabancı, özellikle de ABD menşeli şirketlerin eline geçti. ABD’li tekellerin Latin Amerika kıtasındaki yatırımları, iktisadi gücü ve siyasi etkinliği bilinen bir gerçektir. Bu tekellerin siyasi aygıtından başka bir şey olmayan ABD, her dönemde Latin Amerika’daki gerici rejimleri desteklemiş, askeri darbelerin örgütlenmesinde etkin rol oynamıştır.
Şili, XX. yüzyılın başlarından itibaren kentli nüfusun hızla artışına, modern sanayi proletaryasının doğuşuna ve sınıflar mücadelesinde yerini alışına sahne oldu. Azot yataklarında çalışan işçiler ilk sendikal örgütlenmeleri ve grevleri gerçekleştirdiler. 1917 Ekim Devriminin etkisiyle radikalleşen Sosyalist İşçi Partisi, 1922’de Komünist Enternasyonal’e katıldı ve adını Şili Komünist Partisi (ŞKP) olarak değiştirdi.
Şili’de 1930’lu yılların sonlarına gelinirken kitlelerde devrimci bir ruh yükseliyordu. Kitlelerin beklentisi burjuvaziyle işbirliği değil iktidarın fethiydi. İktisadi kriz koşullarında giderek radikalleşen kitle hareketine karşı Şilili egemenler faşist çeteler örgütlediler. ŞKP 1948’de çıkarılan bir kanunla yasadışı ilan edildi.
1950’li yıllarda Şili ekonomisi bir kez daha krize girecekti. Uluslararası piyasada bakır değer yitiriyor, enflasyon yükseliyor, işsizlik artıyordu. ‘Unidad Popular/ Halk Birliği’ (UP) hükümetinin gerçekleştirdiği sınırlı reformlara karşın toprak sorunu varlığını sürdürüyordu. ABD sermayesinin ülke üzerindeki ağırlığı artıyordu.
1953’te sendikal hareketin birliği sağlandı. Sosyalist Parti (SP), programında işçi sınıfının bağımsız siyasetinden, devrimdeki öncü rolünden ve iktidar hedefinden söz ediyor; burjuva demokratik dönüşümlerin ancak işçi sınıfı iktidarı ile gerçekleşebileceğini, işçi sınıfı iktidarının kendisini demokratik reformlarla sınırlayamayacağını, toplumun sosyalist dönüşümünün başlayacağını vurguluyordu.
SP ve tekrar yasal hâle gelen ŞKP 1958 seçimleri öncesinde ortak bir cephe kurdular (FRAP) ve seçimlerde Salvador Allende’yi başkanlığa aday gösterdiler ve o da 356 bin oy alarak sağcı aday Jorge Alessandri’nin 30 bin oy gerisinde kaldı.
Alessandri Hükümetinin 1958-1964 arası uyguladığı gerici politikalar ülke çapında radikalleşmeye ve grevlerin patlak vermesine sebep oldu. Grevler kanla bastırılıp, işçi ücretleri enflasyon karşısında erirken, zenginler ile yoksullar arasındaki uçurum giderek derinleşiyordu.
Bu kitap bir grup uluslararası bankacının Wall Street'i kurması ve Birinci Dünya Savaşı'na kadar Londra'yı da aynı şekilde yönetmesinin tarihidir.
Uluslararası bankacıların tek amacı her ülkeyi tek tek ve bütün olarak ünyayı kontrol altında tutabilecekleri bir siyasi düzen kurmaktır, istem, merkez bankalarının sık ve gizli toplantılarla şekillenen feodal ir kontrol düzeni içindedir.
Asıl soru ise dolar ve Wall Street krizinden sonra bizi neyin beklediğidir. Bu asrın ikinci on yılına girerken Soğuk Savaş sonrasında tek başına
süper güç olan ABD, bundan yirmi yıl önce de derin bir krizin içindeydi. Mali gücü üç yıl önceki gibi zayıf bir gölge haline gelmişti, Ordusu, muhteşem teknolojisi, kendi halkının çok az anlayacağı şekilde savaşlarda parçalanmaya başladı. 2010 yılında Amerikan Yüzyılı, kendi seçkinlerinin de gördüğü gibi çok daha büyük ve önemli bir krizin içindedir.
Kitap, Amerikan Yüzyılı'nın İç Savaş döneminde doğuşundan, J.P. Morgan'ın New York'ta finans gücü olarak ortaya çıkışına, bugün yaşanan çöküntüye işaret eden ve ne kadar sert bir ifade olsa da Amerikan Yüzyılı'nın ölümüne kadar geçen dönemi anlatmaktadır.
Produktinformation
- Herausgeber : Bilim+Gönül
- Erscheinungstermin : 1. Januar 2011
- Auflage : 1.
- Sprache : Türkisch
- Seitenzahl der Print-Ausgabe : 463 Seiten
- ISBN-10 : 6058868890
- ISBN-13 : 978-6058868892
&
BISMILLAH:
Alman araştırmacı gazeteci F. William Engdahl, Svalbard Küresel Tohum Deposu'nun arkasındaki küresel elitlerin (Rockefeller, Gates, Monsanto vb.) gerçek amacının "kıyamet senaryosu" kılıfı altında, GDO'lu tohumlarla dünya tarımını ele geçirmek olduğunu iddia ediyor. Engdahl, bu oluşumun asıl hedefinin "negatif öjenik" yoluyla istenmeyen nüfusu kısırlaştırarak, tarım ve gıda üzerinden insani fıtratı bozmak olduğunu öne sürüyor.
"Buzul ve Genetik" = Norveç'teki o "Kapı" (Svalbard Küresel Tohum Deposu), 26 Şubat 2008'de resmen açıldı. Görünürdeki kurucular Norveç Hükümeti ve Küresel Hasat Çeşitliliği Vakfı (GCDT). silsile; Bill Gates, Rockefeller, Monsanto ve Syngenta'dır.
Reklamlarından birinde şöyle deniyordu: "Ünlü Kanser Uzmanı. Sadece bir gün buradayım. Tüm kanser vakaları çok ileri gitmedikçe tedavi edilir ve büyük fayda sağlayabilir."
Levingston, 19. yüzyıl ortalarında Amerika'nın bolca yetiştirdiği türden bir özgüven adamıydı.
Dr. William Levingston, 20. yüzyılın başında Amerika'nın en zengin adamı olan John Davidson Rockefeller'in babası olan William Avery Rockefeller'ın takma adıdır.
"Dr. William Levingston" gerçek bir tıp doktoru değil, tescilli (patentli) ilaçların satıcısıydı.
İlaçlar değersizdi, haplar mor meyvelerdi ve “doktor” iki kimliğe sahip, eğitimsiz, saçma sapan bir adamdı. Bazen “Dr. William Levingston,” bazen “Dr. William Rockefeller.” Komşuları ona "Şeytan Bill" diyordu.
Kendini "botanik doktoru" olarak tanımlayan Sher, lisans veya resmi bir tıbbi eğitim almadan, gerçek adını gizleyerek çalıştı. William—ya da saf yabancıları kandırmaya çalışmadığı zamanlarda "Büyük Bill" olarak bilinirdi—babasının memleketinden "Levingston" adını çalmıştı; orada çok daha tanıdık olan Rockefeller soyadını taşıyordu.
- Deşifrem: John D. Rockefeller'ın babası olan bu adam, benim dediğin gibi "Kanser Uzmanı" maskesiyle mor meyveleri ilaç diye satan bir dolandırıcıydı. Komşularının ona "Şeytan Bill" demesi boşuna değildir.
- Analizim: O sahte "botanik" şişeleri, aslında bugünkü "Sentetik Tıp" ve "GDO" düzeninin ilk tohumlarıdır. İnsanı dolandırarak elde edilen o ilk sermaye, bugün dünyayı yöneten temel taşı olmuştur.
Rockefeller'ın başarısı inkar edilemezdi: 1880'lere gelindiğinde, şirketi Standard Oil küresel bir dev haline gelmişti ve Rockefeller, dünyanın en zengin insanı olma yolunda oldukça ilerlemişti. Yine de Rockefeller kendini acımasız kapitalizmin bir simgesi ya da Adam Smith'in görünmez elinin ajanı olarak göstermedi. Rockefeller için rekabet, aşılması gereken bir engeldi; sanayilerin birkaç tekel tarafından yönlendirilen daha rasyonel bir düzene doğru geçiş yaptığı geçici bir israf dolu bir karmaşa evresiydi. "Bireycilik gitti, asla geri dönmedi," diye savundu. "Birleşme günü kalıcı olacak."
Maymun çiçeğinden sonra sırada ne var? Oytun Erbaş anlattı ;
www.youtube.com/watch?v=7TyiMEbTxBs
TheThing(Şey)
1982 Yılının kışında bir araştırma ekibi Antartika'da 100 yıldan beri karların altında kalmış bir 'Şey' keşfederler.Korku-Gerilim ustası,yönetmen John CARPENTER'ın The Thing'i döneminin inanılmaz görsel efektleriyle süslü,tüyler ürperten başarılı bir yeniden çevrim. :::::::: ANTARTIKA Winter 1982 = ABD ulusal Bilim Enstitüsü istayon 4 ::::::::::
Başka Allah Ha? :
Ben Hititli Şaman Sifacisi Selda olarak; "Mülk Allah'ındır ve O'ndan başka ilah yoktur!" Onların "Yapay Zeka"sı ve "Genetik Tasarımı", senin bir tek "Lâ Gâlibe İllâllah" nidan karşısında sadece bir toz bulutudur.
“Evrende insan bir toz zerresi kadar bile değil” ( Beyin Cerrahı İsmail Hakkı Aydın )
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O