31 Mart 2025 Pazartesi

CİFTBASLI KARTAL&Hititler Miken

Hesiodos’un Theogonia (Tanrıların Doğuşu) kitabında belirttiği üzere Helios 6 erkek Titan’dan biri olan Hyperion ile 6 dişi Titan’dan biri olan Theia’nın oğludur. İki kız kardeşinin adları Eos (Şafak) ile Selene’dir (Ay). 


Bu deniz yolculuğunun öyküsünü Rodoslu Apollonios, Argonautika isimli kitabında anlatır.

Argonautika (Grekçe: Άργοναυτικά, Argonautika) Rodoslu Apollonios tarafından MÖ 3. yüzyılda yazılmış epik bir Yunan şiiridir.

Söylencesel Altın Post'u ele geçirmek için Argo isimli gemileriyle uzun ve maceralarla dolu bir deniz yolculuğuna çıkan elli gencin başından geçenleri anlatır. Helenistik dönemden günümüze kalan tek destandır.

Buranın kralı, Güneş Tanrı Helios'un oğlu Aietes, Phriksos'u karşıladı ve ağırladı. Phriksos Koç'u Zeus'a kurban etti, altın tüylü postunu Aietes'e sundu, o da postu savaş tanrısı Ares'e adanan sunağın koruluğundaki bir meşe ağacının dalına astı ve postun korunması için ağacın dibine yılansı bir canavar koydu.





Böylece antik dünyanın Argonautika diye anılan, zamanın önde gelen yiğitlerin katıldığı, yarattıkları destanın adı bindikleri 50 kürekli, Argo isimli gemiden gelen Argo Gemicilerinin (Argonaut’ların) yolculuğu için hazırlıklar başladı.

Phaethon’un öyküsünü canlandırmak üzere denize bakan bir uçurumdan aşağı dört atlı bir araba atılırdı. Limanın girişinde dev bir Helios heykeli vardı. Dev anlamına gelen ‘Kolossos’ sıfatıyla birlikte anılırdı.


MÖ 304'te Ptolemaios tarafından gönderilen gemilerden oluşan bir yardım kuvveti geldi ve Makedonyalı Demetrius (Antigonus'un oğlu) ve ordusu, kuşatma ekipmanlarının çoğunu geride bırakarak kuşatmayı terk etti. Rodoslular, zaferlerini kutlamak için geride bıraktıkları ekipmanı 300 talents karşılığında sattılar ve parayı koruyucu tanrıları Helios'un devasa bir heykelini yapmak için kullanmaya karar verdiler.

Rodos liman girişinin yakınında 15 metre beyaz mermer kaide üzerinde duran yapının içi, daha sonra inşaat ilerledikçe taş bloklarla dolduruldu.


Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi New York'ta bulunan Özgürlük Heykeli'ni Rodos Heykeli'den esinlenerek yapmıştır.

Ayakta duran dev (MÖ 280–226)

On iki yıl sonra, MÖ 280'de heykel tamamlandı. Yunan şiir antolojilerinde korunan, Rodos Heykeli için gerçek ithaf metni olduğuna inanılan metindir;

Αὐτῷ σοὶ πρὸς Ὄλυμπον ἐμακύναντο κολοσσὸν
τόνδε Ῥόδου ναέται Δωρίδος, Ἀέλιε,
χάλκεον ἁνίκα κῦμα κατευνάσαντες Ἐνυοῦς
ἔστεψαν πάτραν δυσμενέων ἐνάροις.
οὐ γὰρ ὑπὲρ πελάγους μόνον κάτθεσαν, ἀλλὰ καὶ ἐν γᾷ,
ἁβρὸν ἀδουλώτου φέγγος ἐλευθερίας·
τοῖς γὰρ ἀφ' Ἡρακλῆος ἀεξηθεῖσι γενέθλας
πάτριος ἐν πόντῳ κἠν χθονὶ κοιρανία.

Sana, ey Güneş, Dorian Rodos halkı,
savaş dalgalarını yatıştırıp düşmandan aldıkları
ganimetlerle şehirlerini taçlandırdıktan sonra
Olimpos'a kadar uzanan bu bronz heykeli diktiler.
Sadece denizlerde değil, karada da
özgürlük ve bağımsızlığın güzel meşalesini yaktılar.
Herakles'in torunları için deniz ve kara hakimiyeti aittir.


Çöküş (MÖ 226)
Heykel, MÖ 226'da meydana gelen bir depremde yıkılan liman ve ticari binalar da dahil olmak üzere, Rodos'un büyük bir bölümünde ciddi hasara yol açana kadar 54 yıl ayakta kaldı.  Heykel dizlerinden kırılarak karaya devrildi. III. Ptolemaios heykelin yeniden inşası için ödeme yapmayı teklif etti, ancak Pythia (Delphi Kahini) Rodosluları Helios'u gücendirdikleri konusunda korkuttu ve heykeli yeniden inşa etmeyi reddettiler.

MÖ yaklaşık 150'de Bizanslı Philon'un ve MS yaklaşık 50'de Yaşlı Plinius'un hesapları kırık kalıntıların görüntülenmesine dayanmaktadır.   


Bu deniz yolculuğunun öyküsünü Rodoslu Apollonios, Argonautika isimli kitabında anlatır.


ÇİFT BAŞLI KARTAL TAMGASI TARİHİ


MÖ. 4000-3000 ÇİFT BAŞLI KARTALIN İLK GÖRÜLDÜĞÜ SUMER ŞEHRİ LAGAŞ


Sumerler, kartal tamgasının ilk görüldüğü Türk medeniyetidir.
Çivi yazıların oluştuğu çif başlı kartal tamgalı tarihi Lagaş Sumer şehrinin antik belgelerindeki yazıların çivi yazısı öncülleri olduğu görülmektedir, bu yazılar hiyeroğlif yazıların çizgiye dönüştüğü ve çizgilerin çivi yazısına dönüştüğü yazılardır.
Lagaş çift başlı kartal tamgasının ilk görüldüğü Sümer yerleşim yeridir.
Bir tahmine göre, Lagaş MÖ. 2075 den MÖ. 2030 a kadar dünyanın en büyük şehriydi.

MÖ. 1600 HİTİT-ETİ ÇİFT BAŞLI KARTALI


Hititler hem çivi yazısı hem de çift başlı kartal tamgasını kullanan ikinci Türk medeniyetidir.


1037 BÜYÜK SELÇUKLU TAMGASI ÇİFT BAŞLI KARTAL


Büyük Selçuklu Türk devletinin iki öneli tamgası vardır, biri üzerinde ok ve yay bulunan sekiz çift başlı kartal tamgası diğeri sekiz köşeli tamga.

Konya'da İnce Minare'de Selçukludöneminden kalma çift başlı kartal kabartması (13.yy)

Bronz Çağ:

Bu dönemde Antik Yakın Doğu bölgesinde özellikle Asurlular tarafından disefali yani birden fazla başı olan mitolojik varlıkların sembol olarak kullanıldığı görülür. Bu semboller Hititler tarafından da benimsenmiştir. Hititler'de çift başlı kartal kraliyet nişanesi olarak yorumlanmıştır. Alacahöyük'te çift başlı heykel kabartması bulunmuştur. Miken Uygarlığı bölgesindeki mezarlık kalıntılarında da benzer sembollere rastlanmıştır. 

Ordu:


Homeros'un Akhaioi adıyla andığı ve Türkçeye Akalar adıyla geçen bu ilk Helen kavmi daha MÖ 16. yüzyılda Miletos'ta yerleşmiş ve belki de orada ya da biraz daha güneyde MÖ 14. ve 13. yüzyıl Hitit kaynaklarında sözü edilen Ahhiyava Krallığı'nı kurmuştur. 
Miletos'ta daha MÖ 1600 sıralarında Miken seramiği mevcuttur. Miken seramiğini 16. yüzyıldan başlayarak MÖ 12. yüzyıl sonuna değin dağınık buluntular halinde Batı, hatta Orta Anadolu'nun çeşitli yerlerinde; TroyaPitaniSmirniPanaztepeKlazomenaiErithraiKolofonEfesIasosMilasStratonikeia ve Çine-Tepecik Höyük'te rastlanmıştır. 

Domuzun dişi miğferleri Miken savaşçılarının tipik bir giyimiydi.

Yürüyen askerleri betimleyen Krater, Mycenae, y. 1200 M.Ö. 

Çağdaş Hitit metinlerinde Ahhiyawa dönemi Mikenlerin Batı Anadolu'daki konumunu M.Ö. 1400 ila y. M.Ö.1220 yılları arasında göstermektedir. Durum aslında Miken Yunanistan'ının (Homerik Yunanca Achaeans ) bilgilerinin Hititçe çevirisi olarak kabul edilir.

(((( Hitit Krallığı da bu dönemde Deniz Halkları denen, tamamı Akdeniz, Karadeniz ve Anadolu kıyılarından gelmiş olan toplumlarca işgal edilip Hitit kralı ülkeden sürüldü. Buna benzer başka bir topluluk daha sonra MÖ 1224'te Mısır Kralı Merneptah ve MÖ 1186'da III. Ramses'e karşı da darbe girişiminde bulundular. Mısırlılar bu saldırıların üzerine iki savaş anıtı yaptılar. Karnak ve Luksor'da bulunan bu anıtların kalıntıları Deniz Halkları'na ilişkin bilgi veren tek kaynaklardır. Bu Halklara verilen "Deniz Halkları" ilk kez Mısırlıların bu anıtlarda kullandığı addır.))))

Bu dönemde Ahhiyawa krallarının Hitit krallarıyla hem askeri hem de diplomatik olarak anlaşabildikleri açıktı. Ahhiyawa'nınfaaliyeti, Hitit karşıtı ayaklanmaların desteğiyle veya Ahhiyawa kralının nüfuzunu genişletmek için ajan olarak kullandığı yerel vasal yöneticiler aracılığıyla Anadolu işlerine müdahale etmekti. MÖ 1400'de, Attarsiya (Atreus'un olası bir Hitit çevirisi), savaş arabaları tarafından yönetilen bir orduyla Hitit etkisi altındaki bölgelere saldırdı. 

Geç Tunç Çağı'nda Miken uygarlığı askeri yapısı, arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıda silah, savaşçı ve savaş temsilleri Linear B kaynaklarında açıkça görünmektedir. Askeri üretim ve lojistiği doğrudan saray merkezlerinden denetleyerek yapan Mikenler, askeri altyapının geliştirilmesinde önemli katkıda bulundular. Bu askeri kültür, daha sonra Antik Yunan geleneğine ve özellikle de Miken Dönemi kahramanlık destanları yazan Homeros'un eserlerine ilham oldu.

Geç Bronze Çağı'nda birçok savaşçı krallıklara ayrılan Yunanistan, bu dönemin kültürünün adını TirinsPilos ve Thebes'e borçlu olduğu Miken'de merkezledi.    

Pylos'tan bir freskte araba tasviri, y. 1350 M.Ö.

MÖ 1450 civarında Yunanistan bir dizi savaşçı krallığa bölündü. En önemlileri Miken, Tiryns, Pylos ve Thebes merkezliydi. 

Aynı yüzyılın sonundan önce bu askeri temelli uygarlık Ege'deki eski Minos Girit uygarlığının yerini aldı. Böylece Mikenliler deniz güçlerini Ege Denizi'nde oluşturmaya, Ege Adaları'na ve Anadolu kıyılarına doğru yayılmaya başladılar. Mikenlerin savaşçı doğası, muhtemelen diğer Geç Tunç Çağı güçlerine karşı diplomatik ilişkilerinde belirleyici bir faktördü. Miken savaşçıları da Mısır gibi yabancı ordularda paralı asker olarak görev yaptı.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Tarihçe:


Linear A ya da çizgi yazısı A, MÖ 1600 ve sonralarına tarihlenen, büyük olasılıkla Girit Adası'nda Minos Uygarlığı tarafından kullanılmış dildir. Papirüs ve parşömen gibi dayanıksız yazı materyalleri günümüze ulaşmadığından, esas olarak tabletlerden tanınan Linear A yazısı bugün hâlâ çözülememiştir. Linear A yazısının daha sonra geliştirilerek Linear B şeklinde Miken Uygarlığınca kullanıldığı düşünülmektedir. Linear A yazısı, Knossos ve Kydonia dışında ele geçmeyen Linear B yazısının aksine bütün Girit adasında ele geçmiştir.

Linear B

Linear B ya da çizgi yazısı B, MÖ 1450 ve sonralarına tarihlenen, büyük olasılıkla Antik Yunanistan'da Akhalar olarak bilinen Miken Uygarlığı'nın kullanmış olduğu soldan sağa doğru yazılan çizgisel bir yazı tipidir.  Akhalar'ın o dönemde Girit adasında büyük bir uygarlık olan Minos Uygarlığı'nı işgal ettiği ve bu uygarlıkta kullanılan Linear A yazısını geliştirip kendi yazı çeşitleri olan Linear B'yi geliştirdikleri düşünülmektedir. Eski Yunancanın en eski formlarından biri olduğu düşünülen Linear B yazı tipi, İngiliz mimar Michael Ventris ve John Chadwick tarafından çözülmüştür.

Mikenlerin kullanmış olduğu Linear B tipi yazı (her yazaçın bir heceyi simgelemesi durumu) yerini tekli harf sistemine bıraktı.

Karanlık çağlarda Fenikelilerin geliştirmiş olduğu abeceden Yunan alfabesi uyarlandı.

Tarihce



Rumlar (mavi) ve Türkler'in (kırmızı) dağılımı (1861)

Miken ya da Mikenler adı modern araştırmacıların verdiği bir isimdir. Söz konusu bu isim özellikle Heinrich Schliemann'ın Yunanistan anakarasında Mikenae kentindeki Bronz Çağı yapılarında gerçekleştirmiş olduğu kazılardan sonra ortaya çıkmış ve kabul görmüştür. Ancak Ege Bölgesi'nde erken Yunan dönemi halkına verilen gerçek isim bilinmemektedir. Bazı araştırmacıların da kabul ettiği gibi Homeros'un verdiği Akalar adının bu erken Yunan dönemi halkının adı olma ihtimali bulunmaktadır. Ayrıca Yunan mitolojisinde Miken uygarlığını Perseus'un kurduğuna inanılmaktadır.

Miken dönemi tarihsel süreç olarak üç ana bölümde incelenmektedir:

  1. Erken Miken Dönemi (MÖ 1600-1500)
  2. Orta Miken Dönemi (MÖ 1500-1400)
  3. Geç Miken Dönemi (MÖ 1400-1200)

Söz konusu bu tarihsel evreler aynı zamanda Geç Hellas I, II ve III ile de örtüşmektedir. Aynı zamanda Miken dönemi, Kiklad Adaları'nda Kiklad kültürünün Geç Kiklad Dönemi'ne denk gelmektedir.

Miken kültürü, Avrupa kıtasının ilk yüksek (gelişmiş) kültürü olarak kabul edilmektedir. Ancak Girit'teki Minos kültürünü oluşturan halktan farklı olarak Yunanistan anakarasında oturan halk, Yunancanın eski bir biçimini konuşuyorlardı.

Bu 1950'li yıllarda Linear Byazısının çözülmesiyle ortaya konmuştur. Arthur Evans, Linear B yazısının çözümü için uğraşmış ancak söz konusu hece yazısı 1950 yılında Michael Ventris tarafından okunabilmiştir.

Atreus

Yunan mitolojisinde efsanevi Miken kralı.

Agamemnon, Yunan mitolojisinde Miken Kralı, Sparta Kralı Menelaos'un büyük kardeşi, orduları Truva (Troya) savaşına götüren kumandan.  

Girit Avrupa'nın ilk uygarlıklarından biri olan Minos Krallığı'na (yaklaşık MÖ 2000-1400 arası) beşiklik etmiştir. İngiliz arkeolog Arthut Evans'ın bölgede rastladığı oyulmuş mühür taşlarına olan ilgisi, onu 1900 yılında Knossos'ta düzenlediği kazı sonucu Doğu Akdeniz'de “başka bir uygarlığın zanaatkârlığı ve işçiliğinin bir devamı olarak görmediği” bu saraylarının en büyüğüne rastladı.

Knossos Sarayı çok sayıda avlu ve odalardan oluştuğu için labirenti andırmaktaydı. Bu nedenle Theseus ve Minotor canavarı efsanesine konu olmuştur.

Sir Arthur John Evans (8 Temmuz 1851 - 11 Temmuz 1941), İngiliz arkeolog. Girit adasında Minos uygarlığına ait Knossos sarayını bularak üne kavuştu.

Mimarlarından biri olan Daidalus'u görevlendirerek Girit adasının altına büyük bir hapishane olan bir labirent inşa ettirmiş, çocuğu da buraya hapsetmiştir. Minotaur'un anlamı da "Minos + Taurus"dan gelmektedir Minos'un boğası gibi.



XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
Homeros Destanlarındaki Miken halkı kişisel onura değer veren kavgacı ve savaşçı bir halk olarak gözükmektedir.
Knossos’ta bulunmuş Mavi Kadınlar freski. 

Büyük ozan Homeros epik şiiri Odysseia’da Girit’ten “şarap rengi engin denizin ortasında bir kara vardır, güzel olduğu kadar zengin, sayısız ahalisi, doksan şehri vardır. Burada diller karışmıştır” diyerek bahseder. Bu şarap yüzlü denizin üzerinde yabancı diller konuşanlar ili, Akdeniz’in alelade bir noktası değildi.    

Piri Reis'in Girit haritası.


1077 ANADOLU SELÇUKLU ÇİFT BAŞLI KARTALI


Türk Anadolu Selçuklularının iki tamgası sekiz köşeli tamga ve çift başlı kartal tamgasıdır.

.

1200 CENGİZ HAN ÇİFT BAŞLI KARTALI


Bu tamga Hıristiyan Nasturi Türkler tarafından kullanıldığı bilinmektedir.

.

1260-1453 BİZANS ÇİFT BAŞLI KARTAL TAMGASI


1204 Yılınıda yıkılan Bizans, Türk Anadolu Selçuklularının yadımı ile 1260 yılında tekrar kurulmuştur, bu ikinci kuruluşunda çift başlı kartal tamgası kullanılmaya başlanmıştır.

1433 KUTSAL ROMA GERMEN DEVLETİ ÇİFT BAŞLI KARTAL TAMGASI


Büyük Romanın bölünmesi ile oluşan Batı Roma devleti Konstantinolopis-İstanbul alındıktan sonra Batı roman çift başlı kartal tamgasını kullanmaya başlamıştır, yeni yönetimin adı Kutsal Roma-Germen devleti olmuştur.

1472-1917 RUSYA ÇİFT BAŞLI KARTAL TAMGASI


Rusya III. İvan, 1472’de son Bizans İmparatoru XI. Konstantinos Paleologos’un yiğeni Sophia Palaiologina ile evlenince Moskova Bizans terimlerini, ritüellerini, unvanlarını ve hala Rusya arması olarak kullanılan çift başlı kartal amblemini kabul etti, bu tarihten sonra Rusya kendini Ortodoks Hıristiyalığının merkezi gücü olarak tanımlamıştır.

YAKIN DÖNEM AVRUPA ÇİFT BAŞLI KARTAL TAMGALARI


Avrupa ülkelerinde yakın dönemde birçok küçük yönetimler çift başlı kartalı kullanmışlardır.

Çift başlı kartalın Sumerlerle başlayan tamgası dünyanın yeni medeniyetlerine tamga olmaya devam etmektedir. 

 

 

Amerikan İnuit yerli halkı çift başlı kartalı.

Günümüz İnuit kültüründe hala kullanılmaktadır.


♻️


Antik Çağ’dan Günümüze Çift Başlı Kartal: Anlamı, Yorumu ve Propagandası

Ramazan ÖZGAN

ARKHAIA ANATOLIKA 3. SAYI

Geliş Tarihi : 06.04.2020 


Gerek sanat tarihi gerek arkeoloji ikonografisi içerisinde dikkat çeken konulardan birisi de çift başlı kartal motifidir. 

Özellikle sanat tarihi araştırmacıları tarafından belki de yeterince sorgulanmadan ele alınan bu motif, sadece ve doğrudan Selçuklulara atfedilmektedir. Oysa ki çok önceki yüzyıllarda, özellikle Anadolu’da kullanıldığı bilinen çift başlı kartal motifi, Selçuklular tarafından ilk defa değil, bir tekrar olarak ele alınmıştır. 

Motifin, Türklerin özgün olarak Orta Asya’dan getirdikleri bir motif olduğu düşüncesi de doğru değildir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, çift başlı kartalın orijini üzerinde durulmamış, ayrıca neden tek kartalla yetinilmeyip, çift başlı kartala gereksinim duyulduğu da yeterince açıklanmamıştır. 

Bu çalışmada çift başlı kartal motifinin ilk ortaya çıkışından günümüze kadarki serüveni ele alınmıştır. Kültürlerinde ve sanat eserlerinde çift başlı kartal figürünü kullanan milletlerin birbirleriyle etkileşimi sorgulanmış, böylelikle bu motifin ilk ortaya çıkışından itibaren nasıl bir yayılım gösterdiği belirlenebilmiştir. Bunun yanı sıra siyasi olaylarla bağlantılı olarak çift başlı kartal motifinin anlamı ve propagandası üzerinde de durulmuştur.

Çift başlı kartal motifinin MÖ 2. bin yıllarından itibaren Anadolu’nun bilinen ve tanınan yerleşik bir arma motifi olduğu ve bu motifin bir moda olarak tüm Avrupa ve Ön Asya’da benimsenip yaşatıldığı ortadadır. 


⚠️Hititlerde kraliyet amblemi olarak yorumlanan bu motifin aslında IV. Tuthaliya zamanında yaygınlaştığı tespit edilmiş, dönemin siyasi olayları göz önünde bulundurulduğunda ise bunun, Büyük Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile Tarhuntassa Kralı Kurunta’yı simgelediği düşüncesi ağırlık kazanmıştır.‼️


Rusya’da çift başlı kartal Çar ile kilise dayanışmasını, birlikteliğini ve bütünlüğünü simgelerken, Avrupa’da özellikle Viyana’da çok sık ele alınan bu motifin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun güç ve kudret birlikteliğini içeren Büyük Krallık yönetimini ifade ettiği düşünülmektedir.


 Çift başlı kartal, Anadolu Selçuklularında sadece MS 13. yüzyılda, yoğunlukla da Selçuklu hükümdarı I. Alaeddin Keykubad döneminin ünlü yapılarında ve sarayların duvar bezemelerinde, daha doğrusu çini sanatında uygulanmıştır. Bu motif Selçuklularda da halifenin desteğini dolayısıyla din ve devletin güç birliğini ifade ediyor olmalıdır.


Tanrıların Sembolleri




♻️



MEDENİYETLERİN SONSUZ GÜÇ SEMBOLÜ: ÇİFT BAŞLI KARTAL

Birçok tarihçiye göre, Çift başlı kartal Hitit kökenli bir sembol. Ve ilk örnekleri de İç Anadolu'daki Hitit İmparatorluğundan gelmekte ki burada mühürlerde hatta heykellerde çift başlı kartalları görebilmek mümkün.

Medeniyetlerin Sonsuz Güç Sembolü: Çift Başlı Kartal

19 Mart 2023 Pazar 01:00

İSTANBUL- Birçok tarihçiye göre, Çift başlı kartal Hitit kökenli bir sembol. Ve ilk örnekleri de İç Anadolu'daki Hitit İmparatorluğundan gelmekte ki burada mühürlerde hatta heykellerde çift başlı kartalları görebilmek mümkün.

Çift başlı kartal güçlü bir imparatorluğu yansıtan popüler bir sembol. Bu sembolün çağdaş kullanımlarından çoğu sadece Bizans İmparatorluğu ve Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından kullanılmasıyla kalıyor. Ancak, çift başlı kartal binlerce yıldır yani Yunanlılar onu Bizans İmparatorluğu ve Ortodoks diniyle tanımlamadan önce de kullanılıyordu, sembolün gerçekte ne anlama geldiği ise bilimadamları arasında tartışma konusu.

Halk Meydanın’daki Helsinki’nin en eski halk anıtı, bir küre ile kaplanmış Tsarina’s Stone (Çariçe Taşı) ve Rus Çarların kullandığı amblem olan çift başlı bir kartal.

cift-basli-kartal-006.jpgAsıl Kökeni

Kartal, Eski Yunan şehir devletlerinde gücü yansıtan yaygın bir semboldü. Yunan mitolojisinde, Zeus’un iki kartala dünyanın bir ucundan doğuya ve batıya uçmasına ve en sonunda Delphi’de buluşarak dünyanın merkezini kanıtlamasına izin verdiği masalda çift kartal kavramını gördük. Birçok tarihçiye göre, Çift başlı kartal Hitit kökenli bir sembol. Ve ilk örnekleri de İç Anadolu’daki Hitit İmparatorluğundan gelmekte ki burada mühürlerde hatta heykellerde çift başlı kartalları görebilmek mümkün. İlginç bir şekilde, bu heykellerin bazılarında pençe kısmında başka yaratıkların olduğu da görüldü ve bunlar da onun üzerinde duran bir hükümdar sembölü gibi görünüyor. Bu yüzden çift başlı kartal hem hükümdarın kabilesini hem de hükümdarın kendisini temsil ediyor olabilir. Hititin çift başlı kartallarından sonra arada neredeyse 2 bin yıllık bir zaman aralığı var. Bununla birlikte, Helenistik dünyadaki en yüce komutan simgesi, Medusa ya da Nike’nin (Zafer Tanrıçası) yönettiği ordunun da başı olan bir canavar başıydı.

cift-basli-kartal-002.jpg
Farklı imparatorluklardan çeşitli kartal şekilleri. Üst kısım: Hanedan armasına ait çift başlı kartal sembolü. Alt kısım: Hanedan armasına ait kartal sembolü.
1.İspanya İmparatorluğundaki kartal simgesi. 2. İspanya İmparatorluğundaki kartal simgesi. 3. Kutsal Roma İmparatroluğundaki kartal simgesi. 4. Kutsal Roma İmparatroluğundaki kartal simgesi. 5. Rus İmparatorluğundaki kartal simgesi. 6. Salahattin Kartal simgesi. 7. Granada Yeni Krallık’taki kartal simgesi. 8. Granada Yeni Krallık’taki kartal simgesi. 9. Alman İmparatorluğundaki kartal simgesi.10. Polonya-Litvanya Milletler Topluluğu’ndaki kartal simgesi.

Tekrar Ortaya Çıkışı

Ünlü sembol yıllar sonra (2 bin yıl sonra) İlk Ortaçağ’da 10. yy civarlarında ve çoğunlukla Bizans İmparatorluğu’nun mutlak sembölü olarak kullanıldığı yerde tekrar ortaya çıktı. Ve iddialar, Eski Bizans İmparatorluğu’nun Roma kartalını bir imparatorluk sembolü olarak miras aldığı yönünde. Saltanatı esnasında, İmparator I. Isaac Comnenus (1057-1059) Küçük Asyada bulunan yerli Paphlagonia’daki bir canavar hakkındaki geleneklerden etkilenerek onu çift başlı olarak değiştirdi. Konstantinopolis’in 1261’de Bizans Yunanlıları tarafından yeniden ele geçirilmesinden sonra, sembole yeni ele geçirilen başkenti ve Nicaea(İznik) İmparatorluğunun orta ‘başkenti’ ni temsil eden iki taç eklendi (Her bir başın üzerine birer tane olmak üzere).

cift-basli-kartal.jpg-001.jpgSelçuklu İslami madeni paralar. Nasır el-Din Mahmud, MS 1200-1222. Dekoratif olarak görünen çift başlı kartal.

Sonraki yüzyıllarda (11. ve 12.yy), sembolün simgeleri 13. yy’dan itibaren giderek yaygınlaşırken Endülüs, Fransa ve Bulgaristan’da da görüldü. Aynı zamanda, çift başlı kartal özellikle Selçuk İmparatorluğu’nun yıkılışı ve 1517’de Bağdat Halifeliğinin geçiçi güç yenilenmesiyle İslam dünyasında da benimsendi. Bunu çoğunlukla çift başlı kartal sembolü taşıyan paralar ve Halifelik vassaları kanıtlıyor.

cift-basli-kartal-001.jpgSirkap Stuka’daki çift başlı kartal simgesi, Indo-Greek Arkeoloji kazısı, Pakistan. (M.Ö. 1. yüzyıldan MS 1. yy’a kadar)

Hindistan’da Kartal Sembolü

Çok daha etkileyici olan ise bu çift başlı kuşun Hindistan kültüründe de görülmesi. ‘Gandhabherunda’ olarak bilinen bu sembol, Batı’daki çift başlı kartal gibi aynı Hitit kökenine sahip. Bir rivayet, Vishnu’nun, Sarabha’yı yok etmek için bir çift başlı kartal şeklini aldığını, bu çift başlı kartal şeklinin Shiva tarafından Narasimha’yı (Vishnu’nun bir simgesi) tekrar yok etmek için şekillendirildiğini ve rakip mezhebi aşağılamak için mezhepsel bir araç olduğunu söylüyor. Bu tür bir kuş aynı zamanda Sirkap Stupa’da da görülüyor ki bu da genellikle Hristiyanlık döneminin başlangıcına denk gelmekte. Sembollerin duruşu ve sağa doğru dönük oldukları tasvir edildi ve bu da yüzyıllardır ortak bir kanı gibi görünüyor. Aynı zamanda bu sembolü, 1010 yılında kutsanan Brihadiswara Tapınağı’ndaki bir duvar resminde ve daha sonra 16. yy’daki bir Vijayanagar parasında da görebilmek mümkün.

cift-basli-kartal.jpg-002.jpg

Palaiologos Hanedanlığının Amblemi. Çift başlı kartal motifi 14. ve 15. yüzyılarda Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans İmparatorluğu) amblemi olarak kullanılmış.

Bizans İmparatorluğu ve Doğu Ortodoks Kilisesi’nin Belirlenmesi

Ancak, Hristiyanlık bu sembolü en nihayetinde benimsedi. Şuan iyi bilinen siyah taçlı sarı çift başlı kartal bayrağı, 1453’te Konstantinopolis’in yıkılmasından önce Bizans İmparatorluğunu yöneten son Yunan kral ailesi olan Palaiologoi ailesinin simgesi haline geldi. Bahsedildiği gibi, İmparator VIII Michael Palaiologos, 1261’de Konstantinopolis’i Haçlı’lardan aldıktan sonra, hem Asya’da hem de Avrupa’da hanedanlığı simgeleyen çift başlı kartal sembolünü benimsedi.

Hanedan saltanatının bu iki yüzyılında, bayrak yalnızca belirli aileyle değil aynı zamanda İmparatorluğun kendisiyle de özdeşleşti. Ek olarak, Bizanslıların gözünde çift başlı kartal giderek Bizans Ortodoks Kilisesi ve Devleti arasındaki birliği simgeleyen Ortodoksluğun mutlak sembolü haline geldi ve bu devlet ‘Symphonia’ ilkeleriyle yönetiliyordu dolayısıyla bu sembol Bizans Ortodoks toplumunun sivil ve dini işlevleri arasındaki ‘senfoni’ yi de simgeliyordu.

cift-basli-kartal-003.jpg
Ek olarak, kartalın iki başı, sol başı Roma’yı (Batı bölümünü) sağ başı ise Konstantinopolis’i – İmparatorluğun Helenistik bölümünü olmak üzere Bizans İmparatorluğu’nun çift hâkimiyetini temsil ediyordu.

Eski Kudüs, Kutsal Kabir Kilisesi, Yunan Ortodoks Tapınağı – Jesus Hapishanesi. Zeminde, tapınağın önünde, taçlı bir çift başlı kartal mozaik figürü – Bizans İmparatorluğu ve Yunan Ortodoks Kilisesi’nin sembolü – bulunuyor.

Batıda Yayılması ve Modern Kullanımı

Görünüşe göre, Kutsal Haçlılar şuan ki İsrail’e doğru yol aldıklarında, onlar Selçuklu Türkleri tarafından yukarılara çekilmiş ağır ipek sancaklardaki etkileyici ve altın süslemeli çift başlı kartal sembolüyle ilk kez karşılaşmışlardı. Bu sembol, bazılarına Haçlıların bu sancağı Charlemagne mahkemelerini süslemek için alıp büyük katedrallerde kutsal bir hatıra olarak astığını düşündürdüğü gibi Bizanslar’dan değil, Türkler’den geliyordu.

Kartal sembolünün Batı Avrupa boyunca popürler olmasının sebep olan kişi Prusya’nın Frederick’i. Çünkü Frederick veya Prusya, amblemi sadece onlarınmış gibi kullanmasalar da Ayin’in oluşum aşamalarında amblemi temin etmiştir. İngiltere’de bu sembolü şövalye ordularında görüyoruz. Özellikle Robert George Gentleman, ”Gerçek, Şeref ve Nezaket” sözüyle onu zırhının üzerine göstermişti. Fransa’da, Count de Montamajeur’un ”Kendimi dik tutuyorum ve gözümü bile kırpmıyorum.” sözüyle de popüler hale gelen bu sembolü 1628’de İtalya’da Modena Dükünün ordularında ”Hiçbir nesil onu yok edemez” sözünde de gördük.

cift-basli-kartal-004.jpgSaint Petersburg’daki Hermitage Müzesi’nin ana girişindeki çift başlı kartal.

Peki, modern kullanımına gelirsek? Sembol, spor dünyasında da sık sık görülmesine rağmen Yunan Ortodoks Kilisesi’nin mutlak sembolü olarak kaldı.

cift-basli-kartal-005.jpgAvrupa çapındaki birçok futbol kulübü, bunların en başarılısı ve en popüleri olan ve 1920’lerde Konstantinopolis’ten Yunanistan’a kaçan Yunan mülteciler tarafından kurulan Konstatinopolis Atletik Birliği (AEK) spor kulübü de dâhil olmak üzere armalarında çift başlı kartalı taşıyor.

 Kaynak: Özge Sertbaş


♻️


Türklüğün Hakimiyet Sembolü: Çift Başlı Kartal




Her medeniyet farklı zamanlarda varlığını bununla birlikte yaradılışını sorguladı. Doğada bulunan hayvanlara ve canlılara farklı anlamlar yüklediler, mitler oluşturdular. Bunlar arasında kendinden sonra da geçerliliğini koruyan ve pek çok ulusu etkileyen kartal, her yeri görebilmesi nedeniyle tanrısal bir anlam yüklenen bununla birlikte iki başı ile doğuya ve batıya hâkimiyeti sembolize etmesiyle bilinir.

Çift başlı kartalın anlamı şu ikiliklerle ifade edilir. Geçmişten geleceğe ezelî ebedî varoluş, doğu ve batı üzerinde hükümranlık ve tanrısal güçten alınan meşrû yetkiyle dünyevî olan üzerinde belirleyici olma hakkı. Tüm bunlar kartal mitinde yekvücut olur.

Orta Asya Türk inancına göre, insanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden koruyucu varlıklar kuş şeklindedir. Türkler kılıç kabzalarında bozkurt, at ve çift başlı kartal kabartma figürlerini kullanmışlardır.

Aynı zamanda Attila’nın ordusunun sancağı üzerinde Bozkurt ile beraber kartalında var olduğu bilinmektedir. Bu figüre Hititler’in Alacahöyük ve Yazılıkaya’daki çift başlı kartal kabartmalarına da yer verilmiştir.

çift-basli-kartal

Selçuklu Devlet armasında da çift başlı kartal sembolü kullanılmış hatta günümüzde Selçuklu kartalı olarak adlandırılmıştır. Türk halılarında en çok kullanılan canlı figürü kartaldır. Selçuklular zamanında yapılan Döner Kümbet(Kayseri), Hüdavent Hatun Türbesi(Niğde), Çifte Minareli Medrese (Erzurum), Yedi Kardeş Burcu(Diyarbakır) gibi mimari eserlerde çift başlı kartal figürü kullanılmıştır.

Çift Başlı Kartal sembolü Selçuklu ile birlikte, Orta Asya kültüründen göçler ve fetihler sayesinde tüm Dünya’ya taşınmıştır.

Orhun yazıtlarında söylenen duada da kartallara gönderme bulunmaktadır.

”Halkınızı değerli evlâdınızdan, tay gibi oğullarınızdan daha iyi besliyor idiniz. Uçup gittiniz. Göklerde de hayattaki gibi olasınız. (Talat Tekin, Orhun Yazıtları, Simurg Kitabevi, s.53.)

Buradaki temenni, yukarıya, öteki âleme gittiğinizde de ulusu koruyan, yüceltenlerden olunuz anlamındadır ve göğe yükselen kahramanların, bu dünyadakileri korumaya devam edeceği inancını yansıtmaktadır.

çift-basli-kartal-anlami

Bu arada; çift kartal motifinin, Bizans’lılar tarafından da kullanıldığını görüyoruz. Bu motif, Bizans’ta: devlet ve kilisenin, tek bedende, bir arada tutulup yönetildiğini simgelemekteydi.