„ Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” -Mâide,32

''Spiritual Care in Nursing=primum non nocere.''

21 Mayıs 2023 Pazar

Arpad Pusztai=GDO & Gilles-Éric Séralini + VANDANA SHIVA = GDO

Bir işe koyuldu mu yeryüzünde çalışır çabalar, orayı bozmak, ekini, soyu sopu helak etmek için uğraşır.__Bakara,205 

Arpad Pusztai adını hiç duydunuz mu?

Macaristan/Budapeşte'de 1930 yılında doğdu.Bilim adamı oldu; Macar Bilimler Akademisi üyesiydi.Sovyetler Birliği destekli iktidara karşı 1956 Macar Ayaklanması'na katıldı. 

Bastırılan isyandan sonra Avusturya'ya kaçtı; mülteci kampında yaşadı.

Sonra İngiltere'ye gitti.

Sonra İskoçya'daki Rowett Araştırma Enstitüsü'nde çalışmaya başladı. Bitkisel kökenli protein olan lektin ve çevre koşulları etkisiyle değişim geçiren/ bitki genetik modifikasyonu konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri oldu.

Sonra…Peşine polisler-istihbaratçılar takıldı.

Tehdit edildi.

İftiralara maruz kaldı.

Geri adım atmadı.

“Ben yemem” dedi.

“Halkın kobay olarak kullanılması doğru değil” dedi.

Kovuldu; ve yaklaşık 50 yıl sonra memleketi Macaristan'a döndü.

Mesele şuydu:

Arpad Pusztai, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar'ın/yani GDO'lu gıdalarının vaat ettiklerine inanıyordu; ve bu nedenle bunları incelemek üzere görevlendirildi.

Ancak…

Eline geçen bulgular karşısında şoke oldu! GDO'lu patateslerle beslenen farelerin daha küçük ciğerleri, kalpleri, testisleri ve beyinleri vardı!

Keza, bağışıklık sistemleri zarar görmüştü ve akyuvar hücrelerinde yapısal değişimler yaşamışlardı!

Bu durum onları (GDO'suz patateslerle beslenen farelerin aksine) enfeksiyona ve hastalıklara daha açık hale getiriyordu.

Ayrıca, boyunaltı bezi ve dalakta hasarlar ortaya çıkıyordu; (pankreas ve bağırsaklar da dahil) dokular genişliyordu; karaciğerde iltihaplanma olurken, mide ve bağırsaklarda ciddi sorunlar yaşanıyordu.

Ki tüm bunlar kanser riskini artırıyordu!

Alarm verici olan diğer unsur ise, sonuçların 10 günlük bir testin sonucunda alınmasıydı; ve bu da insan yaşamında 10 yıla karşılık geliyordu!

Tehlike büyüktü…

EKRANDA TARTIŞMAZLAR

Jeffrey Smith adını hiç duydunuz mu?

ABD/New York 1958 doğumlu yazar, politikacı ve genetiği değiştirilmiş tohumlara karşı amansız bir mücadele veren bir eylemci.

2003'te “Aldanışın Tohumları” ve 2007'de “Genetik Rulet” adlı kitapları yazdı. Son kitabı 20012'de sinema filmi bile oldu.

Halk sağlığına inanan Jeffrey Smith ile bilim namusunu savunan Arpad Pusztai gibi bilim adamlarının yolu böyle kesişti. (Keza bu bilim adamlarından biri olan Berkeley'den Ignacio Chapela da Pusztai gibi tehditlere maruz kaldı; kovuldu.)

Öncelikle…

ABD Gıda ve İlaç İdaresi/ FDA'nın, GDO'lu gıdaların güvenliğine dair yaptığı tüm açıklamaların yalanlarını ortaya serdiler. İşin acı yanı Türkiye gibi ülkeler FDA açıklamalarına inanmak zorunda bırakılıyordu!

Dev şirketler, kârlılıklarına kimsenin müdahale etmesine izin vermiyorlar; aleyhte bulguları gizliyorlar; ve gıda güvenliği konusunu tartıştırmıyorlar bile.

GDO'lu yiyeceklerin; sindirim sistemi işlevleri, karaciğer- böbrek işlevleri, bağışıklık- endokrin sistemi, kan bileşeni, alerji, bebekler üzerindeki etkileri, kansere sebep olma potansiyeli veya sindirim sistemi bakterileri üzerindeki etkilerini incelemiyorlar.

Ne yapıyorlar:

Gıda endüstrisinin fonladığı araştırmalarla; tehlikeli sorunları ortaya çıkaramıyor ve ortaya çıkarılmış gerçekleri gizliyorlar. Bu nedenle…

– Deneylerde daha genç ve daha hassas hayvanlar yerine daha yaşlı hayvanları kullanıyorlar!

– İstatistiksel anlam ifade etmeyecek kadar düşük düzeyde numune ölçekleri kullanıyorlar!

– Besleme denemelerinin süresini sınırlandırıyorlar!

– Hayvan ölümleri ve hastalıklarını yok sayıyorlar!

Evet. Sizler, bu konularda ekranlarda bir tartışma gördünüz mü?

Yapamazlar… Yaptırmazlar…

YABANCI MADDELER

Bizden…

Laboratuvarda (DNA ilişkileri bozularak) oluşturulan gıdaların, milyonlarca yıldır doğada yetişen yiyeceklerden farklı olmadığına inanmamızı istiyorlar! Yani…


Daha önce hiçbir zaman birlikte var olmamış olan genleri bir araya getirerek yaptıkları gıda ile; binlerce yılda oluşan ve güvenilirliği kanıtlanmış olan gıdaların aynı olduğunu ileri sürerek yalan söylüyorlar!

Oysa, GDO'lar bir kez gıda zincirine girdi mi artık cin şişeden çıkmış demektir! Çünkü…

Laboratuvarda oluşturulan “yabancı DNA'lar” vücudun yapısını bozuyor ve; bunlar vücuda girdiğinde başıboş dolaşıyor, mide bağırsak güzergahı içerisinde uzun süre yaşayabiliyor ve iç organlara kan yoluyla taşınabiliyor. Bu hal kronik hastalıklara sebep olma riskini artırıyor!

“Genetik Rulet” denmesinin sebebi tüketicilerin nasıl bir rahatsızlığa yakalanacağını bilmeden bu yiyecekleri tüketmesidir. Üstelik…

Sadece bitkiler değil. Arpad Pusztai ve diğer bilim adamları, GDO'lu yemlerle beslenen hayvanların sonuçları karşısında şok geçirmişlerdir. Örneğin…

– Büyüme hormonu rbGH enjekte edilen ineklerden elde edilen sütün içerisinde, göğüs, prostat, kolon, akciğer ve diğer kanser risklerini doğuran IGFI hormonu yüksek düzeyde bulunmaktaydı.

Bakınız…

Çocuklar, yetişkinlerle kıyaslandığında tehlikelere daha çok açıktır özellikle de içerisinde ciddi miktarlarda rbGH işlenmiş süt içenler!

Bir diğer endişe kaynağı ise, GDO'lu gıdaları yiyen hamile kadınların bu şekilde normal cenin gelişimine zarar vermeleri ve sonraki kuşaklara geçen gen ifadelerini değiştirmeleridir.

Ewen ve Puztai'nin prestijli tıp dergisi Lancet'te bir makale yayınladığı Ekim 1999'da gün ışığına çıktı.




XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX




                                                SERALINI ARAŞTIRMASI NEDİR?

                                 

Kasım 2012’de FCT dergisi, Fransız Caen Üniversitesi’nden Gilles-Eric Seralini ve araştırma ekibinin “Roundup herbisiti ve Roundup’a dayanıklı genetiği değiştirilmiş bir mısırın uzun süreli toksisitesi” araştırmasını yayımladı. Bu araştırma sonuçlarının yayımlanmasıyla birlikte biyoteknoloji yani genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) tartışmaları yepyeni bir boyut kazandı.

 

Kısaca özetlemek gerekirse, GDO’nun sağlık üzerindeki etkileri hakkında uzman moleküler biyolog Profesör Gilles-Eric Seralini başkanlığında bir bilim insanı ekibi, 24 ay boyunca Monsanto’nun NK603 genetiği değiştirilmiş (GD) mısırı ve yine Monsanto’nun Roundup yabani ot ilacının (herbisit) fareler üzerinde etkilerini incelediler.

NK603,  yine Monsanto’nun ürettiği Roundup herbisitine dayanıklı gen içeren ve tarlada üzerine Roundup herbisiti uygulanarak yetiştirilen bir GD mısır çeşidi.

Bugün Türkiye’de 16 GD mısır ve 3 GD soya olmak üzere, toplam 19 GDO’nun hayvan yemi amaçlı ithalatına ve kullanımına izin verilmekte. Şu anda Türkiye’ye giren ve hayvan yemi olarak kullanılan toplam 16 GD mısır’ın 6’sı bu araştırmanın konusu olan NK603 ve türevleridir (NK603, NK603xMON810, TC1507xNK603, 59122xNK603, 59122xTC1507xNK603, MON8934xNK603 bkz. Biyogüvenlik Kurulu Kararları).

Seralini Farelerinde Tümör Oluşumları

Araştırmacılar NK603, üzerine Roundup sıkılan NK603 ve tek başına Roundup’ın bu kadar benzer olumsuz sağlık sonuçları yaratmasını GD mısırın ve Roundup herbisitinin onları tüketen hayvanların endokrin sistemleri üzerinde benzer engelleyici etkileri olması hipotezi ile açıklıyorlar. Endokrin bezleri hücre çoğalması başta olmak üzere, birçok temel vücut fonksiyonunu regüle eden çok sayıda hormon üretmekte. Seralini ekibinin 2 yıllık ve 200’den fazla fare üzerinde yaptığı 3 milyon Euro’luk bu çalışma biyoteknoloji endüstrisinden hiçbir baskıya maruz kalmamak için büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirildi. Araştırma CRIIGEN (Committee for Research and Independent Information on Genetic Engineering, Genetik Mühendislik Hakkında Araştırma ve Bağımsız Bilgi Komitesi) tarafından gözetildi.

2 yıllık araştırmasının ardından Seralini, sonuçlarını FCT’ye sundu. FCT kendi belirlediği bilim insanları heyetinin dört ay boyunca metodoloji, deneysel kurgu ve diğer kriterleri değerlendirmesinin ardından Seralini araştırmasını Kasım 2012’de yayımladı.

Seralini ve ekibi araştırması sırasında bir grup fare NK603 ile beslendi ve içme sularına (ABD’de içme suyunda ve GD mahsullerde izin verilen oranda) Roundup katıldı. Sonuç: bu farelerin, standart bir diyet uygulanan farelerden daha hızlı kansere yakalandıkları ve daha erken öldükleri. Diyetleri NK603 ve Roundup’dan oluşan bu fareler, göğüs kanserine yakalandı ve karaciğer ve böbreklerinde ciddi hasarlar oluştu.

                          SERALINI ARAŞTIRMASI VE SONUÇLARI NEDEN ÖNEMLİ?

Seralini’nin bu araştırması Monsanto’nun Roundup herbisiti uygulanan GD mısır NK603 üzerine bugüne kadar yapılan en uzun süreli ve tek araştırmadır (2 yıl). Bu 2 yıl seçilen fare cinsinin ortalama yaşam süresidir.

Seralini araştırmasının 2 yıllık olması çok önemli zira biyoteknoloji endüstrisinin bugüne kadar yaptığı tüm araştırmalar en fazla 90 günlüktür. Oysa Seralini araştırmasında ilk tümörlerin 4 ile 7 ay arasında oluşmaya başladığı gözlemlenmiştir. Monsanto’nun Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’na (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) aynı NK603 GD mısırın onaylanması için sunduğu 90 günlük deneyde bazı toksisite emareleri gözlemlenmiş ama endüstri ve bu kurumlar tarafından “biyolojik olarak anlamlı değildir” denilerek göz ardı edilmiş, ve sonuç olarak NK603 onaylanmıştır.

Her ne kadar glifosat (Roundup herbisitinin aktif maddesi ve bilinen bir endokrin engelleyici) üzerinde daha önce yapılan bazı araştırmalar Roundup’ın izin verilen maksimum limitin üzerinde tüketildiğinde karaciğer ve böbrek yetmezliğine yol açabileceğini göstermiş olsa da, Seralini araştırması çok az miktarda bile olsa (örnek: içme suyunda) uzun süreli tüketilmesinin zararlı olabileceğini öneren ilk araştırmadır.

Seralini araştırması bağımsız bir araştırmadır. Monsanto ve diğer biyoteknoloji devleri tarafından finanse edilmemiştir.

***

SERALINI ARAŞTIRMASININ YAYIMLANMASINDAN SONRA OLANLAR

GDO Lobisi

Eski Fransız Çevre Bakanı Corinne Lepage’ın “bomba” diye tanımladığı araştırmanın yayımlanmasının hemen ardından Monsanto ve GDO endüstrisi Seralini sonuçlarının etkilerini kontrol altına alabilmek için saldırıya geçti.

Araştırmayı kamuoyunda itibarsızlaştırmak ve FCT’yi yazıyı geri çekmeye ikna etmek için bir kampanya başlatıldı. Independent Science News’a göre, FCT’ye mektup yazan uzmanların büyük kısmı, her ne kadar bu kamuoyuna açıklanmamış olsa bile, GDO endüstrisi ve lobi gruplarıyla çıkar ilişkileri bulunan kişilerdi. The Guardian gazetesi’nin Çevre Editörü John Vidal, Seralini ve ekibine saldırıları “geçmişte başka bilim adamlarını yok etmek için benzer taktikler kullanan bilimsel ve kurumsal düzenin bir zaferi” olarak tanımladı. Vidal, “GD patateslerin farelerin mide zarını ve bağışıklık sistemine zarar verdiğini öneren İskoçya Rowett Enstitüsü’nden Arpad Pusztai’yın işinden olması ve yasa dışı olarak ekilen GD mısırdan Meksika’nın yerli mısırına gen akışını inceleyen David Quist ve Ignacio Chapela”yı örnek gösterdi.

Seralini araştırmasının 90 gün yerine 2 yıllık olması, o güne kadar yapılan tüm açıklamaları, alınan kararları ve yapılan hesapları altüst etti. EFSA birkaç hafta sonra basına şu açıklamayı yaptı: “Seralini ve ekibinin araştırmasındaki ciddi kurgu ve metodoloji hataları, araştırmanın kabul edilebilir bilimsel standartlarda olmadığı anlamına gelmektedir ve genetiği değiştirilmiş NK603 mısırın daha önce yapılan güvenlik değerlendirmelerinin yeniden incelemesine dair bir neden yoktur.” EFSA’nın, Seralini’nin araştırmasında hatalar bulup bulmaması bir yana, 3 yıl önce onayladığı NK603 için Monsanto’dan ya da bağımsız araştırmacılardan yeni ve daha uzun süreli bir araştırma talep etmemesi, GDO lobisinin baskısıyla olanı biteni örtbas etmeye çalışması olarak yorumlandı. Bağımsız Avrupa Birliği kurumsal gözlem grubu Corporate Europe Observer’a göre, EFSA GDO inceleme panelinin birçok üyesinin Monsanto ve GDO endüstrisiyle belgelenmiş bağları bulunmakta.

FCT ve Monsanto

FCT’ye gelince, Seralini araştırmasını hemen yayından kaldırmadı ancak bir kaç ay sonra Mayıs 2013’te, yayın kurulu “Biyoteknoloji Yardımcı Editörü” pozisyonu yaratarak, Richard E. Goodman’ı işe aldı. Richard E. Goodman, Nebraska Üniversitesi’nde Gıda Alerjisi Araştırma ve Kaynak Programı’nda profesör olmasının yanı sıra 1997-2004 yıllarında Monsanto’da çalıştı. Monsanto’da görevi şirketin GD ürünlerinin alerjenliğini değerlendirmek ve Monsanto adına GDO gıdaların alerjenlik ve güvenlik konularında araştırmalar yayımlamaktı. Goodman, aynı zamanda GDO endüstrisi tarafından finanse edilen GDO lobi organizasyonu International Life Science Institute’ün (ILSI) de bir çalışanıydı.

ILSI Avrupa’nın başlıca finansörleri arasında dünyanın en büyük kimyasal şirketi BASF, Coca-Cola, Danone, Kraft, Mc Donald’s, Nestle, Unilever, dünyanın en büyük aspartam üretici Ajinomoto, Syngenta ve tabii ki Monsanto bulunmakta. ABD ILSI’nin başında, kuruluş tarihi 1978’den 1991’e kadar, aynı zamanda Coca-Cola’nın Başkan Yardımcılığını yürüten Alex Malaspina  bulunmaktaydı. GDO karşıtlarına göre, ILSI’nin başlıca amacı GD gıdalar ve kimyasal gıda katkı maddeleri için endüstrinin lehine risk değerlendirme yöntemleri geliştirmek ve karar ve yasa mekanizmaları ile birlikte çalışarak bunları uluslararası yönetmeliklere kabul ettirmek. FCT ile Şubat 2013’e kadar hiçbir belgelenmiş ilişkisi olmayan Goodman’ın bir anda yayın kurulunda böylesine yüksek bir pozisyona atanması, çok ciddi bazı sorulara yol açtı: Monsanto, bundan böyle FCT’de hangi biyoteknoloji araştırmalarının yayımlanacağına karar verebilecek mi ve bilimsel çalışmaların kontrolünü eline geçirebilecek mi?

Elsevier’in sahte bilim dergileri

Bakmamız gereken bir diğer isim de FCT’nin yayınevi Elsevier. Uluslararası bilimsel yayın dünyası devlerinden Elsevier’in de sicili hiç parlak değil. 2009 yılında, Elsevier Avustralya sadece Merck ilaçlarının kullanımını teşvik eden ve Merck tarafından verilen yazıların yayımladığı bir sahte tıp dergisi çıkardı (Australasian Journal of Bone and Joint Medicine). Avustralya’da, bu derginin öne çıkardığı ilaçlardan biri Vioxx’u kullandıktan sonra kalp krizi geçiren kişiler tarafından Merck’e açılan davalar sırasında, Elsevier’in 2000 ve 2005 yılları arasında ilaç şirketleri tarafından finanse edilen altı dergi daha yayımladığı ortaya çıktı. The Guardian gazetesi, Elsevier CEO’su Michael Hansen’in bunların tıp dergisi görüntüsünde yayınlandıklarını ve kamuoyuna yeterli açıklamayı yapmadıklarını itiraf etmesine ve “Bu kabul edilebilir bir davranış değildi, ve bundan dolayı pişmanız” sözlerine yer verdi.

***

 FCT, KASIM 2013'TE SERALINI ARAŞTIRMASINI YAYINDAN KALDIRILDI

Kasım 24 2013’te, Profesör Seralini ve ekibinin araştırmasının yayımlamasından 1 yıl, ve eski Monsanto çalışanı Goodman’ın GDO bölümün başına getirilmesinden 6 ay sonra, FCT Genel Yayın Yönetmeni Dr. A. Wallace Hayes Profesör Seralini ve ekibinin araştırmasını yayından kaldırdığını bildirdi. Hayes, yazıyı geri çekmesinin sebebi olarak, denek fare sayısının görece az sayıda olmasına ve kullanılan –“tümör vakası yüksek”- fare cinsine bağlı olarak, görülen tümör ve ölümlerin “belirsiz nitelikte” sonuçlar olduğunu ifade etti. Hayes’in sözleri ile “Nihayetinde sunulan sonuçlar (her ne kadar yanlış olmasalar bile), belirsizdir ve bundan ötürü FCT’de yayımlanma kriteri için yeterli değildir.”

Profesör Seralini ve ekibi Hayes’e verdikleri yazılı cevapta fare cinsi ve fare sayısı yüzünden sonuçların belirsiz sayılmasına itiraz etti ve çalışmalarının arkasında durduklarını beyan ettiler. Sprague Dawley fare cinsinin toksikoloji ve kanser araştırmalarında rutin olarak kullanıldığını, NK603 GD mısırın onaylanmasında başvurulan Monsanto’nun 90 günlük araştırmasında da aynı fare cinsinin kullanıldığının altını çizdi. Fare sayısına gelince, Seralini sayının OECD kurallarının belirttiği sayıda olduğunu ve NK603’un güvenli olduğu ileri sürülen Monsanto tarafından yaptırılan 90 günlük çalışmada da (Hammond et al., 2004) aynı sayıda fare kullandığını hatırlattı. Buradaki çifte standarda dikkat çeken Seralini, kendi araştırmasının NK603’ün zararlarını göstermekte yetersiz olduğu kanısına varılıyorsa, Monsanto’nun araştırmalarının da GDO’ların güvenli olduğunu göstermekte yetersiz sayılması gerektiğini belirtti ve FCT’nin ya Monsanto araştırmasını da geri çekmesi gerektiğini ya da her iki araştırmanın bilimsel tartışmalarda yer alması gerektiğini ifade etti.

FCT’nin Seralini araştırmasını geri çekmesi bilim dünyasını ayağa kaldırmasının birkaç nedeni var. İlk olarak FCT’de olduğu gibi “meslektaş incelemesinden geçmiş ve yayımlanmış” araştırmalar çoğu bilim insanı tarafından bilimsel nitelik taşımakta. Bir araştırma yayınlanmamışsa, yok sayılıyor. İkinci neden, bilimsel bir dergi aklına estiğinde bir yazıyı geri çekemez. FCT’nin de üyesi olduğu COPE (Committee on Publication Ethics – Yayın Etiği Komitesi) tarafından belirlenen kurallar var. Bir derginin bir araştırmayı geri çekebilmesi için aşağıdaki üç nedenden en az biri gerekmekte:

sonuçların kasıtlı olarak (örneğin yalancı veri) ya da kasıtsız hata sonucu güvenilir olmadığına dair açık kanıt,

intihal,

etik dışı araştırma yapılmış olması.

Hayes’in de kabul ettiği üzere, Seralini araştırmasına yöneltilen eleştiriler bu kriterlerin hiçbirine uymuyor. Öte yandan, FCT bünyesinde bu kararı alan uzmanların isimleri de açıklanmadı. Ancak FCT’nin yayın kurulunda GDO endüstrisi ve bu endüstri tarafından finanse edilen ILSI ile bağları olduğu bilinen birçok uzman var. Genel Yayın Yönetmeni Hayes tütün endüstrisi için çalışmış ve şu anda “gıda, katkı maddesi, biyoteknoloji ve ilaç şirketlerine teknik ve düzenleyici hizmetler” sunan Spherix Consulting’in Bilim Danışmanı. Bazılarının ise NK603 GD mısırın güvenliği olduğunu savunan GDO şirketleri ve EFSA ile doğrudan bağlantıları var. Eski bir Monsanto ve ILSI çalışanı Richard Goodman haricinde, Pioneer/Dupont çalışanı Brian Delaney, EFSA ve ILSI’de çalışmış Susan Barlow ve Ivonne Rietjens, Monsanto ile anlaşmalı şirketlerde çalışmış David J. Brusick, William C. Hall bunlardan sadece bazıları.

Şu anda 48 ülkeden 218’i bilim insanı, 539 kişi FCT’nin yayıncısı Elsevier’i yazıyı tekrar yayımlayana kadar boykot ettiklerini belirten bir açık mektuba imza attı. Bugün, bilim insanlarının araştırmalarını yayınlayacakları dergi (sadece Elsevier grubuna ait dergilerde değil) bulmakta çektikleri zorluklar konuşuluyor. Seralini makalesinin geri çekilmesinin tartışmanın sadece bilimle alakalı olmadığı aşikar. Bu tür bağımsız bilimsel araştırmalar Monsanto gibi GDO devlerinin ürünlerinin güvenirliliği sorgulanmasına yol açıyor, daha fazla sayıda ve daha uzun süreli araştırmalar yapılmasının gerekliliğini gösteriyor.

Monsanto başta olmak üzere, GDO endüstrisi çoktandır çok sayıda ülkenin gıda güvenliğinden sorumlu birimlerini ellerine geçirmişti. Büyük paraların, gizli anlaşmaların döndüğü lobicilik faaliyetleriyle yetinmeyen Monsanto ve diğer GDO şirketleri bilim dünyasını da ele geçirmiş görünüyor. Seralini’ye uygulanan sansür, makalenin geri çekilmesi, ne yazık ki böyle bir araştırma yapılmadığı anlamına geliyor. Türkiye’de de hayvan yemi amaçlı ithalatına izin verilen 16 GDO mısır çeşidinden 6’sını oluşturan NK603 GD mısırın güvenliği hakkındaki şu anda tek “geçerli” ve “bilimsel” araştırma bu mısırın üreticisi Monsanto tarafından sunulan 90 günlük bir araştırma. Şu anda Türkiye’de etini, sütünü, yumurtasını tükettiğimiz hayvanların beslendikleri bu mısır hakkında bildiğimiz bununla kısıtlı. GDO şirketlerinin bilimsel yayınları da ele geçirmiş olmasıyla, bundan sonra ne öğrenebileceğimiz de meçhul.

 

aysebereket@wordpress.com

 


https://apacikradyo.com.tr/arsiv-icerigi/monsantonun-bilim-dunyasina-mudahalesi


&
VANDANA SHIVA

Ailemden öğrendim ki, vicdanını dinlersen korkacak bir şey yok; Vicdanınızdan daha güçlü dış güç yoktur.

Hintli fizikçi ve deneyimli gıda egemenliği aktivisti, Amy Hall ile 'zehir kartelinin' yalanlarına karşı bir ömür boyu gülümsemekten bahsediyor.

Kimyasallar üretmeye devam eden – ve daha fazla kimyasal satan için GDO üreten – şirketler grubuna 'zehir karteli' diyorum. Bunlar Monsanto'yu satın alan Bayer, ChemChina'ya ait Syngenta ve Corteva dahil olmak üzere birleşip üç şirkete bölünen Dow ve DuPont'tur.

Şirketlerin tohum ve gıdada kârlarını sağladıkları için bu yeri buldukları ve bu yüzden gıda sistemine atladıkları giderek daha net hale geliyor. Bay Gates devraldı – dünyanın en büyük çiftlik arazisi sahiplerinden biri. En büyük adaletsizliklerden biri, yoksul ve savunmasız olanların hasta olmalarına yol açan abur cubur diyetleriyle yaşanmasıdır. Benim için büyük değişim, bugün kimya endüstrisini, GDO endüstrisini, abur cubur gıda endüstrisini sübvanse eden büyük sübvansiyonların, toplumdaki son kişi için iyi yiyecekleri desteklemeye kaymasını sağlamak. O para o kadar büyük ki herkes iyi ekolojik yerel gıdalarla beslenebilir.



XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX




zaman: Mayıs 21, 2023
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)
  • Ana Sayfa

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Wikipedia

Arama sonuçları

Translate

Powered By Blogger
  • Truva Savasi & Kades Savasi
    Truva Savaşı’nın ilk izlerine Homeros’un İlyada ve Odysseia eserinde rastlanıyor Antik Yunan ’ın en önemli ozanı, Truva Savaşı hakkında son ...
  • Amazonlar =Atlı-Savaşçı Kadınlar & Dünyanın ilk kadın teşkilatı “Bâcıyân-ı Rûm”(Bacılar)
     Farsçada  şîr  kelimesi aslan, ve "süt"  anlamına da gelebilir. Kökeni:  Orta Farsçadaki  şagr  kelimesinden evrilmiştir. Avrasya...
  • Prometheus, ateşi tanrıların çalmış & Prometheus filmi, 2012
                   Ateşin  sırrını tanrılardan çalan kişi, Yunan mitolojisinde bir  Titan  olan  Prometheus 'tur.                           ...

İzleyiciler (Katipcilerim)

  • ►  2026 (7)
    • ►  Mart 2026 (3)
    • ►  Şubat 2026 (2)
    • ►  Ocak 2026 (2)
  • ►  2025 (237)
    • ►  Aralık 2025 (2)
    • ►  Kasım 2025 (4)
    • ►  Ekim 2025 (7)
    • ►  Eylül 2025 (6)
    • ►  Ağustos 2025 (4)
    • ►  Temmuz 2025 (16)
    • ►  Haziran 2025 (48)
    • ►  Mayıs 2025 (71)
    • ►  Nisan 2025 (30)
    • ►  Mart 2025 (28)
    • ►  Şubat 2025 (20)
    • ►  Ocak 2025 (1)
  • ►  2024 (469)
    • ►  Kasım 2024 (51)
    • ►  Ekim 2024 (67)
    • ►  Eylül 2024 (58)
    • ►  Ağustos 2024 (50)
    • ►  Temmuz 2024 (26)
    • ►  Haziran 2024 (41)
    • ►  Mayıs 2024 (21)
    • ►  Nisan 2024 (38)
    • ►  Mart 2024 (36)
    • ►  Şubat 2024 (45)
    • ►  Ocak 2024 (36)
  • ▼  2023 (159)
    • ►  Aralık 2023 (2)
    • ►  Kasım 2023 (1)
    • ►  Ağustos 2023 (2)
    • ►  Temmuz 2023 (32)
    • ►  Haziran 2023 (107)
    • ▼  Mayıs 2023 (15)
      • Kâinat ve Hayat; enerji, frekans ve titreşimden ib...
      • “ Yapay Güneş “denemeleri
      • Gen ve DNA Bankası
      • Kalıtsal Genom Düzenlemesi
      • Organ Mühendisliği Doku Mühendisliğinin Yerini Alıyor
      • GPT-3
      • Bin 800 yıllık Mithras Tapınağı'nın keşfi
      • Dr. Simonchini=Tümör mantar enfeksiyonlarindan kay...
      • Dr Sircus=Sodyum Bikarbonat
      • F. William Engdahl=GDO devlerinin, insanlık için g...
      • Arpad Pusztai=GDO & Gilles-Éric Séralini + VANDANA...
      • Dr.Johanna Budwig=Keten tohumu yağınin kanser üzer...
      • Dr. Natasha Campbell McBride;3 yaşındayken otizm t...
      • ilk Kanser amaliyatini yapan cerrah (896-956)
      • Rita Levi-Montalcini;Sinir büyüme faktörünün (NGF)

„ Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” -Mâide,32

''Spiritual Care in Nursing=primum non nocere.''

Bu kadar yolu siradan olmak icin gelmedim👣

Fotoğrafım
Zeldi (𐱅𐰼𐰇𐰰)
“İNSANLARİN EN HAYIRLISI İNSANLARA FAYDALI OLANDİR.” ⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️⚠️ Bu yazılarin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve kullanılması “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası“na göre suçtur.
Profilimin tamamını görüntüle

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Kötüye Kullanım Bildir

Basit teması. Tema resimleri luoman tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.