4 Ekim 2025 Cumartesi

Ciltte Gelişen Değişiklikler & Benzerlik İlkesi=Gestalt teorisi

DERI HASTALIKLARINDA  CINKO EKSIKLIGI ÖNEMLIDIR


Derinin en dış tabakası olan stratum korneumun su tutma ve asit manto işlevlerinin bozulması ile gelişen klinik tablo (tek başına ya da çeşitli hastalıklarda bulunabilirasteatozcilt kuruluğu ve kseroz olarak tanımlanmaktadır.

  • Deri yüzeyinde pityriatik pullanma veya balık pulu gibi görünüm (iktiyoz benzeri görünüm) oluşabilir.

  • Asteatotik egzama, cildin genel kuruluğunda yeterli cilt bakımı veya tedavisi yapılmadığında cildin bir bölümünde gelişebilir. 


Nemlendiriciler, asteatoz için birinci basamak tedavidir ve bunların yeterli kullanımı sağlanmalıdır. Deride belirgin pullanma/kaşıntı ve kaşıntı kaynaklı yaralar ile kliniğin kötüleşmesi öngörülüyorsa, tıbbi kullanım için nemlendiricilerle birlikte ilaç içeren topikaller ve sistemik antihistamin kullanımı düşünülmelidir.

Normal cilt, kuruluktan korunmak için birden fazla mekanizmaya sahiptir:

  1. Stratum Korneumun Su Geçirmeyen Bariyeri: Derinin en dış tabakası, suyu dışarıda tutan fiziksel bir kalkan görevi görür.

  2. Su Tutma İşlevi: Stratum korneum hücreleri arasındaki lipitler veya doğal nemlendirici faktörler, suyu cilt içinde tutma işlevini üstlenir.

  3. Cildi Örtme İşlevi: Sebum (cilt yüzeyindeki lipitler) veya ter emülsiyonu tarafından oluşturulan hidrolipidik film, cildi bir örtü gibi sarar.


Kuru Ciltte Gelişen Değişiklikler

Kuru ciltte, fizyolojik, çevresel ve fizyolojik olmayan çok çeşitli faktörler rol oynar. Bu durumda:

  • Stratum korneumun su içeriğinde sürekli bir azalma meydana gelir.

  • Cildin bariyer fonksiyonunun bir göstergesi olan transepidermal su kaybında () değişiklikler gelişir. Yani, ciltten su kaybı artar.

Kuru Cilde Neden Olan Faktörler

Kuru cilde neden olan faktörler kabaca üçe ayrılır: fizyolojik, çevresel ve fizyolojik olmayan faktörler.

1. Fizyolojik Faktörler

Bunlar, yaşa bağlı doğal cilt fonksiyonu değişikliklerini içerir:

  • Yaşlılarda sebase (yağ) ve ter bezlerini içeren cilt hipofonksiyonu (azalmış işlev).

  • Bebeklerde/çocuklarda ise olgunlaşmamış fizyolojik cilt fonksiyonu.

2. Çevresel Faktörler

Bu faktörler çevresel nem, ısı ve UV kaynaklı değişikliklerdir:

  • Kuru açık hava veya oda klimasıyla ilişkili düşük nemli ortamlar (kış kserozu).

  • Fototerapi de dâhil olmak üzere güneş-ultraviyole () maruziyeti.

  • Aşırı banyo yapma, banyoda sıcak su ve kese/lif kullanımı.

  • Güçlü yağ çözücü etkiye sahip temizlik ürünlerinin kullanımı.

3. Fizyolojik Olmayan Faktörler

Bu kategori, çeşitli hastalıklar, ilaçlar veya tıbbi uygulamalarla ilgilidir:

  • Cilt ve sistemik hastalıklar.

  • Sistemik bazı ilaçlar ve antikanser ilaç kullanımı.

  • Radyoterapi gibi tıbbi davranışlar (iyatrojenik).

Asteatozun Klinik Gelişimi

Asteatozun ilk gözlemlenebilir semptomları arasında kuru cilt, deri yüzeyinde ince pullar ve hafif deri döküntüleri (deskuamasyon) bulunur.

Asteatoz sıklıkla kaşıntıya neden olduğundan, kontrolsüz kaşımaya bağlı çizikler şeklinde izler, hatta yaşlı hastalarda deri altı kanama kaynaklı purpuralar görülebilir. Kliniğin ileri olduğu bazı vakalarda deride çatlaklar (fissür) gelişebilir ve bunlarda hafif ağrı görülebilir. Tekrarlayan kaşıma iltihaplanmaya neden olur ve asteatotik egzamaya yol açar. Egzemanın ilerlemesi; nummular dermatitlere, deride kalınlaşmaya (likenifikasyona) veya post-inflamatuar pigmentasyona yol açar.

Asteatozun deri muayenesinde; deri yüzeyinde pürüzlülük, beyazımsı görünüm, kızarıklık, çatlaklar ve egzamaların varlıkları ve şiddeti kapsamlı bir şekilde değerlendirilir ve puanlandırılır. Bu skorlama sistemleri, hastalığın klinik seyrini ve uygulanan tedavinin etkinliğini nesnel olarak takip etmeye yardımcı olur. 

Asteatozlu hastalarda kaşıntı iyi sorgulanmalıdır. Kaşıntının derecesi, alanı, eşlik eden yanma ve ağrının varlığı ile geceleri kaşıma durumu ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Bu, hastalığın hastanın yaşam kalitesi üzerindeki etkisini anlamak ve uygun tedavi planını belirlemek için kritiktir. 


Deri kuruluğunda diğer nedenleri: Deri kuruluğunun başka bir neden bağlı olarak ortaya çıkan klinik formları "Acquired ichthyosis" başlığı altında toplanmakta. Edinilmiş, sonradan kazanılmış iktiyozis anlamına gelmekte ancak genetik geçişli-doğum ile belirtilerin başladığı iktiyozis hastalık gurubundan ayrıdır. Klinik belirtiler daha sıklıkla ileri yaşlarda ortaya çıkmakta, vücutta simetrik dağılım göstermekte, deride küçük pürüzlülükten plaklar şeklinde deri pullanmasına kadar değişen deride dramatik soyulmalar görülmekte. Deri pullanması beyaz-gri renklerde olabilmekte, 1 mm den birkaç cm kadar boyutlar değişmekte. Sıklıkla kol ve bacakların dış yüzeylerinde olmakta.

Edinilmiş kuru deri problem nedenleri; 

  • Çinko ve esansiyel yağ asit eksiklikleri
  • Uzun süreli ve yoğun kusmalar
  • İshaller
  • Düşük sodyum diyetleri
  • Karaciğer yetmezliği
  • Böbrek yetmezliği
  • Hipotiroidizm, hiperpratitodizim ve diyabet gibi hormonal hastalıklar
  • Terlemenin azaldığı nörolojik bozukluklar
  • HIV pozitifliği
  • Kanserler; Hodgkin hastalığı, non-Hodgkin lenfoma, leiyomiyosrakoma, mykozis fungoides, multiple myeloma, Kaposi sarkoma, over, meme, akciğer ve rahim ağzı kanserleri... Bu birlikteliği nedeni ile son derce önemlidir. 
  • Otoimmun hastalıklar; sistemik lupus, dermatomiyozitis, eozinofilik fasitis, graft versus-host hastalığı, sarkoidozis, Sjogren sendromu...
  • Safra kesesi ve yolları hastalıkları
  • Derinin radrasyona maruz kalması
  • Diyabete bağlı otonomik nöropatiler
  • Radyoterapi
  • HIV enfeksiyonlarında
  • İlaçlar;
    • Diüeritikler
    • Antiandrojenler
    • simetidin
    • Clofazimine
    • hidroksiüre
    • kan yağı düşürücü ilaçlar


Asteatoz (Cilt Kuruluğu) İçin Kapsamlı Bakım ve Rehberlik

Asteatozlu (cilt kuruluğu olan) hastaların semptomlarını hafifletmek ve cilt bariyerini korumak için günlük rutinlerinde dikkat etmeleri gereken önemli noktalar şunlardır:

kuru-deri-8.jpg

Banyo ve Temizlik Rutini

  • Nemlendirici Uygulama Zamanı: Stratum korneumun su içeriği, banyo ve yıkamadan sonra doğal nemlendirici faktörlerin veya sebumun kaybıyla azaldığı için, nemlendiriciler banyodan sonra cilde hemen uygulanmalıdır.

  • Sabun ve Temizleyici Kullanımı:

    • Sabun/temizleyicilerin ana bileşeni olan sürfaktanların (yüzey aktif maddeler) aşırı kullanımı veya yetersiz durulama cildin kuru durumunu kötüleştirebilir.

    • Hastalara sabun/temizleyiciyi iyice köpürtmeleri ve avuç içlerine alarak cildi nazikçe yıkamaları önerilmelidir.

    • Özellikle belirgin şekilde kuru cilt bölgelerinde sabun/temizleyici kullanımı en aza indirilmelidir.

  • Kese ve Fırçalardan Kaçınma: Banyo sırasında kese, naylon havlu veya fırça ile yıkamak, stratum korneumdan su buharlaşmasını artırarak kuruluğu desteklediğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.  

Cildin genel temizlenmesi sırasında dikkat edilmesi gerekenler 

  • Cildiniz kuru ve yada kurmaya yatkın ise banyo ve duş süresi 10 dakkayı geçmemelidir.
  • Banyoda ılık yada soğuk su kullanılmalıdır. Soğuk su ve ılık suyun deri ısısını düşürme ve antiainflamatuar etkisi bulunmakta. Sıcak su derinin daha fazla kurmasını sağlamakta.
  • Duş jelleri kullanılmamalıdır.
  • Parfüm ve boya gibi katkı içermeyen banyo yağları kullanılmalıdır. Bunlar deri üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmakta. Ancak bazı banyo yağlarında bulunan iritan kimyasallar deri üzerinde artık bırakmakta buda deride iritasyon ve problemleri daha fazla arttırmaktadır.
  • Sülfaktan içeren temizleyiciler ve sabunlar deri yüzeyinde doğal koruyucu yağları ortadan kaldırdıkları ve deri proteinlerinin yapısı bozdukları için kullanılmamalıdır.
  • Antimikrobiyal içeren temizlik ürünleri kullanılmamalıdır.
  • Koku ve antibakteriyal içerik olmayan temizleyiciler kullanılmalıdır. Bu tür ürünler banyoda sadece koltuk altı ve kasık için kullanılabilir.
  • Giysiler yıkanmasında kullanılan çamaşır deterjanları aynı şekilde koku, boya ve kimyasal içermemelidir. Yıkama sırasında çok iyi durulanmalıdır. Giysilerin yıkanmasında yumuşatıcı ve çamaşır suları kullanılmamalıdır.
  • Giysiler pamuklu yada ketenli olmalı ve teri çok iyi emebilmelidir.
  • Yaşam ortamlarında hava nemlendiriciler kullanılmalıdır.
  • Aşırı terlemenin cilt kuruluğu şikayetlerini arttırabileceği unutulmamalıdır.
  • Banyo sonrası kurulanma yumuşak havlular ile deriye hafif dokunuşlar ile yapılmalıdır.
  • Deriye banyo sonrası ve gün içerisinde sık nemlendiriciler kullanılmalıdır.
  • Nemlendirici olarak sıklıkla seramid içeren ürünler tercih edilmelidir. Kimyasal yapısı birbirinden farklı seramidler bulunmakta. Bunlar içerisinde uzun zincirli olan seramidler deri kuruluğunda kısa zincirlilerden daha iyi bir performans göstermekte.
  • Bariyer kremler ayaklar ve özellikle ellerde tercih edilmelidir.
  • Deride aşırı kepeklenme var ise keratolitikler tercih edilmelidir.
  • Vücut deri sıcaklığı olan 34-35 C de deri yüzeyinde kolay ve hızlı dağılan banyo yağları banyoda 5-10 dakikalık yıkanmalar ile kullanıldığında deri kuruluğunda oldukça etkildir.

Çevresel ve Yaşam Tarzı Düzenlemeleri

  • Oda Nemi Yönetimi: Kışın odaların ısıtılması odanın bağıl nemini azalttığından, uygun bir nemlendirici (hava nemlendirici cihaz) ile önlem alınması önerilir.

  • Soğuk ve Rüzgarlı Hava: Soğuk ve rüzgârlı hava, cilt kuruluğunu olumsuz etkilediğinden, bu koşullara karşı koruyucu giysilerle önlem alınmalıdır.

  • Giysi Seçimi: Yün ve sert malzemeler içeren giysilerin sürtünme uyaranları veya saç uçlarıyla temas gibi hafif uyaranlar bile kaşıntıya neden olur. Bu nedenle, kaşıntı/tahriş uyaranı içermeyen yumuşak giysilerin seçilmesi önerilmelidir.

Nemlendiriciler 

Gliserol hücreler arasın lipid bariyerini desteklemekte buda derinin su kaybını azaltmakta. Ayrıca uzun zincirli seramidlerin oluşmasını desteklemekte.

Alfa ve beta hidroksi asitler st. corneumdan korneositlerin dökülmesini sağlamakta. Alfa hidroksi asitler korneositlerde lipid sentezini arttırmakta buda deri su kaybını engellemekte. Laktik asit alfa hidroksiasit gurubunda yer almakta ve seramid sentezini desteklemekte. 

Bazı enzimler korneositler arasındaki desmozomların yıkılması ve korneositlerin dökülmesini sağlamakta. Öneğin pankreatik enzimlerden kemotripsin ve papain ananasta bulunmakta bu amaçla kullanılmakta. Bazı bakterilerde "Bacillus licheniformis" gibi bu enzimşlerin üretimi üzerinde çalışılmakta.

B3 vitamini olan niasinamid seramid sentezi üzerinden etkili olmaktadır. 

Magnezyum ve kalsiyum tuzları deri bariyer fonksiyonunu desteklemekte buda derinin kuruluğunu azlatmakta.

Vitamin C seramid özellikle uzun zincirli seramid yapımını sağlamakta buda deri bariyer sistemini güçlendirmekte. 

Derinin bariyer sisteminin korunmasında gliserin, pentanol, haluronik asit, propilen glikol, butilen glikol ve üre kullanılmakta. 


                                                             XXXXXXXXXXXXXXXX


#Vücut peelingi ile ölü deri hücreleri nasıl temizlenir?

(So entfernen Sie abgestorbene Hautschuppen mit einem Körperpeeling.)

Fünf Körperpeelings im Vergleich

Hier finden Sie eine Auswahl verschiedener Körperpeelings, die sich für unterschiedliche Bedürfnisse und Hauttypen eignen.

1. Natürliches Körperpeeling

Das Körperpeeling von Meina Naturkosmetik setzt auf Natürlichkeit. Es wird handgefertigt und ist vegan. Kokosöl, Bio-Mandelöl und Olivenöl sollen pflegend sein und der enthaltene Zucker die Haut angenehm peelen.


2. Körperpeeling für trockene Haut

Zucker sorgt im Körperpeeling von Rituals für den Peeling-Effekt. Pflegende Öle ergänzen das Peeling. Das Produkt soll sich speziell für trockene Haut eignen, enthält Reismilch und duftet nach Kirschblüten.


3. Körperpeeling für unreine Haut

Je nach Inhaltsstoffen können Peelings unterschiedliche Effekte auf die Haut habe. Das Körperpeeling von Australian Bodycare enthält zerkleinerte Sandelholz Nussschalen, welche den Körper sanft peelen. Außerdem enthält das Body Scrub natürliches, australisches Teebaumöl, ist vegan und soll sich insbesondere für unreine Haut mit Pickeln eignen. 


4. Körperpeeling für straffere Haut

Das parabenfreie Kaffee-Peeling von Pra Naturals wird aus kolumbianischen Kaffeebohnen gewonnen und mit ätherischen Ölen sowie Meersalz vermischt. Es soll einen feuchtigkeitsspendenden und hautberuhigenden Effekt auf die Haut haben. Aufgrund des enthaltenen Kaffees soll es die Durchblutung anregen und so einen hautstraffenden Effekt haben.

5. Duschgel mit Peeling-Effekt

Beliebt sind auch 2-in-1 Produkte wie das Dusch-Peeling von Nivea. Es kombiniert pflegende Creme mit einem reinigenden Peeling. Frei von Parabenen und Paraffinen, eignet es sich gut für normale Haut. 



                                                          XXXXXXXXXXXX



Sebase (yağ) terimi genellikle halk arasında "yağ kisti" veya "yağ bezesi" olarak bilinen, cilt altındaki sebase bezlerin tıkanması sonucu oluşan iyi huylu bir oluşumu ifade ederBu kistler, içinde sebum, ölü deri hücreleri ve keratin bulunan, kapsülle çevrili, kanserle ilgisi olmayan oluşumlardır. Genellikle yüz, boyun, sırt gibi bölgelerde görülürler ve bazen estetik kaygılara veya büyümeye bağlı olarak cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilirler. 


SEBUM:Yüz, saç derisi, üst boyun ve göğüs en fazla sebase bezlere sahip bölgelerdir, bu nedenle sebum üretiminde bir artış olduğunda bu bölgelerde sivilce ve yağlı cilt problemi ortaya çıkabilir.


Sebase Kist Nedir?

  • Yapısı: Cilt altında oluşan, sebum (yağ) ve ölü deri hücreleri ile dolu, kapsül şeklinde bir oluşumdur. 
  • Adlandırılması: Halk arasında "yağ kisti" veya "yağ bezesi" olarak da bilinir. 
  • İçeriği: Kistin içinde koyu kıvamlı, yağlı ve bazen kötü kokulu bir sıvı bulunur. 
Yağlı cilt tipinde komedon (siyah ve beyaz noktalar) ile sivilce görülme riski artar.

Sebum ne işe yarar?

Sebum, cildin yüzeyindeki lipitlerin (yağ) %90’ını oluşturur. Bu lipitler cildin yağlanmasına yardımcı olur ve cildi UV ışınlarından ve diğer zararlı etkenlerden korur.

Sebum ayrıca yağda çözünen antioksidanları (örneğin E vitamini), cildin yüzeyine taşır. Bu eylem oksidatif cilt hasarını önlemeye yardımcı olabilir.

Öte yandan, sapienik asit ve sebumda bulunan diğer yağ asitleri, Staphylococcus aureus bakterisi ile mücadelede yardımcı olur. Bu bakteri stafilokok enfeksiyonlarına neden olabilir ve atopik dermatit gelişme riskini arttırabilir.

Sebum’un birçok bileşeni, içindeki yağ asitleri ve squalene gibi, anti-enflamatuar özelliklere sahiptir.


!!!  A vitamini Sebum mu kotrol etmeye yardimci olur ve sacinizi cok parlak yapar.


                                                XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX 


Magnezyum sitrat kas fonksiyonunu iyileştirir

Kas ve sinir sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için magnezyuma ihtiyaç vardır. Magnezyum sitrat da bu noktada devreye girer ve hem kalsiyum hem de potasyumla birlikte kasların kasılmasına ve sinirlerin tüm vücuda elektrik sinyalleri göndermesine neden olan elektrik yüklerini sağlar.

Uyku kalitesini artırır

Magnezyum sitrat, sinir sistemini destekleyip kas gevşemesini teşvik ederek uykuya dalmaya ve uykuda kalınmasına yardımcı olur. Magnezyum sitratın melatonin üretiminde de rol oynaması uykusuzluk sorununu çözmesinde etkilidir.

Stres ve kaygıyı azaltır

Magnezyum sitrat takviyesi vücudun ruh sağlığını olumlu etkileyerek stres seviyesini azaltır. Aynı zamanda magnezyum sitratın depresyonu ve kaygı seviyesini azaltmasıyla da bağlantılı olduğu değerlendirilir.

En Çok Magnezyum İçeren Besinler Nelerdir? En çok magnezyum içeren besinler kabak çekirdeği, kaju, badem, yer fıstığı, fındık, avokado, muz, bitter çikolata ve ıspanaktır. Bunların yanında yağlı balıklar ve chia tohumu da en çok magnezyum içeren besinler arasında yer alır.  



*************



Kırmızı lekeli bir yaprak genellikle bir bitki hastalığının belirtisidir; mantar veya bakteri kaynaklı olabilir ve yaprak üzerinde kırmızı, kahverengi veya siyah lekeler oluşturarak zamanla yaprağın delinmesine, kurumasına neden olur, bu da Yaprak Delen (Çil) Hastalığı (sert çekirdekli meyvelerde), Septorya Yaprak Lekesi (buğdayda) gibi hastalıklara işaret eder.

Bitkiyi Tanımlayın: Hangi bitkide olduğunu belirleyin (meyve ağacı, tahıl, pancar vb.).
                                                       
Olası Nedenler
  • Yaprak Delen (Çil) Hastalığı (Coryneum beijerinckii): Yaprakta kırmızı kenarlı, ortası kahverengi lekeler oluşturur, lekeli kısımlar dökülerek delikler açılır. Kayısı, badem gibi sert çekirdekli meyvelerde görülür, meyveye de zarar verir.
  • Septorya Yaprak Lekesi (Septoria tritici): Buğdayda damarlarla sınırlı kırmızı-kahverengi lekeler yapar. Lekeler birleşip yaprağın tamamını kaplayabilir.
  • Cercospora Yaprak Lekesi: Şeker pancarında görülen, küçük kırmızı lekelerle başlayıp büyüyen ve yaprağın kurumasına yol açabilen bir mantar hastalığıdır.Benzerlik İlkesi (Doctrine of Signatures): Plinius, bir bitkinin fiziksel görünümünün tedavi ettiği hastalıkla ilişkili olduğuna inanılan bir öğretiyi benimsemiştir (örneğin; kırmızı lekeli bir yaprağın ciltteki kızarıklıklara iyi gelmesi).
  • Doğal Sonbahar Renklenmesi: Havaların soğumasıyla klorofil azalır, antosiyaninler kırmızı ve eflatun renkleri ortaya çıkar.
Benzerlik İlkesi (Doctrine of Signatures), bitkilerin fiziksel özelliklerinin (şekil, renk, koku) iyileştirdikleri organ veya hastalıklarla benzerlik gösterdiği fikrine dayanan antik bir tıbbi anlayıştır. Bu ilkenin tarihsel gelişimi şu isimlerle ilişkilendirilir:

Temel Felsefesi: Yaradan'ın her varlığa, o varlığın ne işe yaradığını gösteren bir "imza" veya işaret bıraktığına inanılır. Örneğin, beyne benzeyen cevizin beyin sağlığına iyi gelmesi bu ilkenin klasik bir örneğidir. 
  • Antik Kökenler: Antik Roma'da Dioscorides (M.S. 65) ve Yaşlı Pliny, bitkilerin dış görünüşleri ile tedavi edici özellikleri arasındaki bağlara dair ilk kayıtları tutmuşlardır.
  • Paracelsus (1493–1541): İsviçreli hekim ve simyacı olan Paracelsus, bu kavramı 16. yüzyılda sistematik hale getiren ve Avrupa'da popülerleşmesini sağlayan en önemli figürdür.
  • Jakob Böhme (1575–1624): "Benzerlik İlkesi" terimini, 1621 yılında yayımlanan "The Signature of All Things" (Signatura Rerum) adlı kitabıyla literatüre kazandırmıştır.
  • Giambattista della Porta: 1588'de yazdığı Phytognomonica adlı eseriyle bitkilerin görünüşlerini tıbbi kullanımlarıyla detaylıca eşleştirmiştir.
  • Gestalt benzerlik ilkesi, Max Wertheimer tarafından tanımlanan ve diğer öncüler (Kurt Koffka, Wolfgang Köhler) tarafından geliştirilen Gestalt Psikolojisi'ne ait bir algı ilkesidir; bu ilkeye göre birbirine benzeyen öğeler (şekil, renk, doku vb. açısından) zihinde bir bütün olarak gruplanır. Wertheimer, bu ilkeyi tanımlarken "aynılık/eşitlik" anlamına gelen gleichheit kelimesini kullanmıştır.  
"Gestalt", kabaca yapılandırma veya nesnelerin bütün bir nesne oluşturacak şekilde bir araya getirilme şekli anlamına gelen Almanca bir kelimedir.
Gestalt psikolojisi, insan algısının sadece çevremizde olanı görmekten ibaret olmadığını göstermiştir. Aynı zamanda algımız motivasyonlarımızdan ve beklentilerimizden de büyük ölçüde etkilenmektedir.
Gestalt teorisi, bütünün parçalarından farklı olduğu fikrinin beyin ve sosyal davranış anlayışımızı etkilemesi açısından da çok önemlidir. Ayrıca görmeyi nasıl anladığımız ve görsel yanılsamaların, bilgi işlemenin algımızı nasıl belirlediği konularında da etkilidir.
Tedavi Yaklaşımı
  • Benzerlik İlkesi (Doctrine of Signatures): Plinius, bir bitkinin fiziksel görünümünün tedavi ettiği hastalıkla ilişkili olduğuna inanılan bir öğretiyi benimsemiştir (örneğin; kırmızı lekeli bir yaprağın ciltteki kızarıklıklara iyi gelmesi).
"Kırmızı lekeli yaprak" ifadesi genellikle cilt bakımında Kırmızı Kantaron veya Kırmızı Pancar Yaprağı gibi bitkileri çağrıştırır. Bu bitkilerin ciltteki kızarıklıklar üzerindeki etkileri şöyledir:
1. Kırmızı Kantaron (Hypericum perforatum)
Ciltteki kızarıklık ve tahriş söz konusu olduğunda en yaygın kullanılan bitkisel çözümlerden biridir.
  • Yatıştırıcı Etki: Kırmızı kantaron çiçeğinden elde edilen yağ, cildi sakinleştirici, yenileyici ve iltihap önleyici (anti-enflamatuar) özelliklere sahiptir.
  • Kullanım Alanı: Özellikle güneş yanığı, sivilce sonrası oluşan kırmızı izler ve tahriş kaynaklı kızarıklıklarda etkilidir.
2. Kırmızı Pancar Yaprağı
Yaprakları üzerinde kırmızı-mor damarlar ve lekeler bulunan bu bitki, cilt sağlığı için zengin bir kaynak olarak bilinir.
  • Antioksidan Desteği: Pancar yaprakları yüksek oranda C vitamini ve antioksidan içerir; bu bileşenler cilt dokusunu iyileştirmeye ve kızarıklık görünümünü hafifletmeye yardımcı olur.
  • Maske Uygulaması: Ezilerek maske şeklinde uygulandığında cildi nemlendirme ve gözenek görünümünü azaltma özelliğiyle de bilinir. 
  • 3. Kırmızı yapraklı ağaçlar genellikle Kırmızı Yapraklı Akçaağaç (Acer rubrum) ve Kırmızı Yapraklı Japon Akçaağacı (Acer palmatum atropurpureum) gibi türlerdir. Bu ağaçlar, yapraklarının yıl boyunca veya sonbaharda aldığı canlı kırmızı renklerle bilinir.
Cilt Kızarıklığına İyi Gelen Diğer Yöntemler
Eğer bir bitki yaprağı arayışındaysanız, genel kızarıklıklar için şu alternatifler de önerilir:

  • Aloe Vera: Ciltteki yanma ve kızarıklığı hızla yatıştıran en popüler doğal çözümdür.
  • Soğuk Kompres: Damarları büzerek ani gelişen kızarıklık ve şişliği hafifletir.
  • Niasinamid ve C Vitamini: Kırmızı lekelerin rengini açmak ve cilt tonunu eşitlemek için bu içerikleri barındıran kremler tercih edilebilir.

Özellikle Centella Asiatica (Gotu Kola) gibi yapraklar (örneğin I'm From Vitamin Tree Water Gel gibi ürünlerde bulunur) cildi sakinleştirmeye, kızarıklığı ve hassasiyeti azaltmaya yardımcı olabilir.

Doğal bileşenler (yeşil çay, zerdeçal, aloe vera) ve C Vitamini, Niasinamid, AHA/BHA gibi aktif içerikler kızarıklıkları ve lekeleri iyileştirmede etkilidir, ancak kırmızı lekenin kaynağına göre dermatolojik tedavi gerekebilir. 

  • Yeni Hastalıklar: Plinius, imparatorluk genişledikçe ve yaşam tarzı değiştikçe ortaya çıkan, daha önce görülmemiş "yeni hastalıklar" ve bunların lüks yaşamla ilişkisi üzerine ahlaki ve tıbbi eleştirilerde bulunmuştur. 




                                             XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hallo 🙋🏼‍♀️