3 Şubat 2025 Pazartesi

Tasavvufta Makam ve Mertebeler & Taoizm: Taoist

Tasavvufta Makam ve Mertebeler VIII

Fatma GÜLÇÜR 

23 Temmuz/2019

Allâh’a (cc) varma isteğini duyan kişi, mürîd olarak adlandırılır. Zahirden batına varmak için bir mürşide uyarak muayyen kaideleri gözetmek sureti ile yapılan temrinata sulûk, seyir ya da sefer denir. Bu temrinatı yapan kişiye de sâlik denir.

Sâlik, yolculuğunu hal kuvveti ile yapar. Bu yolculuğunda muhtelif makamlara uğrar. Tarîk-i rûhâniyede olan zât-ı şerîflerin, sâliki ruh yolundan götürmeleri büyük bir nimettir. Çünkü bunda mücahede yoktur. Mücahede, nefis tarafından olur. Bunlar ise, nefse bakmazlar ve hemen temizlerler. Ruh temizlenince, nefis de aslına döner, bütün çirkin ve kötü huyları ile gelir ve ruha teslim olur. Ruh, nefsi esir ederek emri ve itaati altına alır. Bu sebeple, ruhani tarik gayet kolaydır.

Hüseyin Hamdi Efendi’nin, “Tarîk-i Nakşibendiye’nin Usûlünü Hâvî Hasbihâlü’s-Sâlik fî Akvâmi’l-Mesâlik” adlı Osmanlıca eserinde letâifler şöyle zikredilmektedir:

“Malum ola ki, insanda on adet letâifin bulunduğu belirtilmiştir. Onların beşi âlem-i emirde beşi de âlem-i halkdadır. Âlem-i emirden olanlar, kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâdır. Âlem-i halkdan olanlar ise; latîfe-i türâb (toprak), latîfe-i mâ (su), latîfe-i hava, latîfe-i nâr (ateş) ve latîfe-i nefistir.” (Hüseyin Hamdi Efendi, 1281, s. 10)

Alem-i emir ile alem-i halk iki ayrı alem olup, alem-i emre giren latifelerin makamı arştandır. Bu sebeple bu latifelere âlî latifeler de denir. Alem-i halka giren latifelere ise süfli latifeler denmekte ve yerleri de arşın altında olmaktadır.

Alem-i emirden olan beş latife (kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâ), Allah Teâlânın “kün” (ol) emri ile meydana gelen latifelerdendir. Alem-i halk’a dahil olan nefis ve diğer dört unsur ise lüzumuna göre ve tedricen halk olunan latifelerdendir.

Şimdi alem-i emirden olan beş latife (kalp, ruh, sır, hafi ve ahfâ ki bunlara letâif-i hamse de denir) ile başlayacak, letâif-i nefs ve letâif-i küll ile tamamlamaya çalışacağız.

“Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” (Araf, 7/69)

Salikin yolundaki ikinci durak kalptir. Kalp, arş ve levh-i mahfûzun insan bedenindeki mukabilidir. Bu menzilde de marifet hasıl oluncaya kadar mücahede devam eder. Kalp menzilinde salikin bütün hizmeti zikir, fikir ve nefsi kıran bütün faaliyetleridir. Ta ki kalp Allâh’ın nuru ile nurlanıncaya kadar. 

Sol göğsün iki parmak kadar aşağısında, çam kozası şeklinde kalp vardır. Hak yolcusu salik, zikri devam ettirebilirse zikir kalbine yerleşir. O zaman kalp, asıl sıfatını bulur, akik renginde saf temiz bir şekilde kalbin nuru zuhur eder. İşte o zaman, zikreden kimse, istese de kalbinin zikrine engel olamaz. Bazen güneş doğar gibi, bir kırmızılık doğu tarafından görünür. Bazen güneş çıkar gibi, bazen de büyük bir kapı gibi akik renginde görünür. Anlatılanların benzeri daha başka alâmetler de meydana gelir. Zikrin tesiriyle kalbin bu ilâhî tecelliye mazhar olmasına “veled-i kalb” veya “vilâdet-i sânî” adı verilir.

Bütün bunlar, zuhur edip dururken; Hak yolcusu salik, bunların zuhuruna kapılmamalı ve şaşkınlığa düşmemelidir. Zikirden fikirden geri kalmamalıdır. Kendisine ihsan edilen zuhuratı başkasına söylememelidir. O zuhuratın kalıntılarını, izlerini göz önünde tutmalı, kaybetmemeye tam bir gayret harcamalıdır. Kalp latifesinin zikrini tamamlayan sâlik Hz. Âdem’in kademi üzeredir.

“İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara, 2/195) 

Bu latife, (ثُمَّ سَوّٰیهُ وَنَفَخَ فٖيهِ مِنْ رُوحِهٖ) “Sonra şekillendirip ona ruhundan üfledi” (Secde, 32/9) âyet-i kerimesi burcundadır. Salikin kalbi ilahi nurlarla nurlandığında ruh menziline yükselir. Bu üçüncü menzildir. Burada da gerekli mücahedeler yapılır ve ruha mahsus olan bütün hizmetler yerine getirilmeye çalışılır. Ruhun saflaşması için gerekenler yerine getirildikçe yakin nuru ruhta parlamaya başlar. Allâh Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyurur: (نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَاءُ) “Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz.”(Enam, 6/83)

Allâh Teâlâ, ruh menzilinde bulunan salike yardıma devam ederken, o tecelli ile salikin ruhunda marifetullah bilgisi gelişir, böylece ruh, uçsuz bucaksız bir sahaya kanat açar ve yükselir. Bu yükselişle birlikte Rahmanî olmayan ruhî ârazlardan da kurtulur. Saflaşmış hali ile yüceliklere yol alır. Rahmânîleşen bir ruhta, artık Allâh’ın rızasına aykırı bir belirti görülmez.[1]

Ruh sağ göğsün altına doğru iki parmak kadar aşağıdadır. Hak yolcusu salik, âdet edindiği kadar teveccühte bulunmalıdır. Ruhun nuru, açık sarı renklidir. Bu mertebede zikir sürdürülürse ruh, asıl safiyetine döner. Ruh latifesinde zikrini tamamlayan salik, Hz. Nûh ve Hz. İbrâhim’in (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüsselam ecmain) kademleri üzeredir.

Niçin bu letâifler çok açık bir şekilde bilinmiyor sorusuna Kur’ân-ı Kerîm şu şekilde cevap vermektedir: 

(وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّٖى وَمَا اُوتٖيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَلٖيلًا)

“(Ey Resulüm) sana ruhtan, (ruhun hakikatinden) soruyorlar. De ki; ruh Rabbimin bildiği bir husustur ve size bu konuda çok az bir bilgi verilmiştir.” (İsra, 17/85)

“(Rabbin) senin üzerindeki nimetini tamamlayacak.” (Fetih, 48/2)

Bu latîfe (فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ) “O, gizliyi de bilir.” (Taha, 20/7) âyet-i kerimesi burcundadır. Daha sonra latife-i sırrın yeri salike gösterilir. Daha önceden devam ettiği zikirlere yeni bir kısım zikirler daha ilave edilir. Salik, mürşidinin izni ve icazeti ile ruhtan sırra geçer. Sırrın yeri, sol göğsün üzerinde ve iki parmak kadar yukarıdadır. Sırrın nuru ise beyazdır. Zikir sırra yerleşir, sır da bu şekilde asıl safiyetini bulur. Sır latifesinde zikrini tamamlayan salik, Hz. Mûsâ’nın (as) kademi üzeredir.

Sır, ruhtan daha latiftir. “Sır” kelimesi bazen kul ile Rabbi arasındaki gizli haller için kullanılır. Ruhlar muhabbetullah, kalpler marifetullah, sırrlar da müşahedetullah alanıdır. Bazıları, “hür ve bağımsız kimselerin göğüsleri sırlar kabristanı gibidir” demiş, bazıları da “eğer gömleğimin düğmesi sırrımı bilse onu bile söker atarım” demiştir.[2]

“Biliniz ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.” (Bakara, 2/194; Tevbe, 9/36, 123) 

Keza bu latife de (فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى) “O, gizliyi de bilir.”(Taha, 20/7) âyet-i kerimesi burcundadır. Her ne kadar ayet-i kerimede “hafî” kelimesi zikredilmemiş gibi görünse de Arapça gramer kaidesine göre bu kelime (السِّرَّ) “sır” ve (اَخْفٰى)“ahfâ” kelimeleri arasında yer almakta, ancak Kur’ân-ı Kerîm muciz (az kelime ile çok anlam barındıran) olduğu için bu kelime zikredilmemiş olmaktadır. 

Hak yolcusu salik zikrinde devam ve sebatta olursa, zikrini hafiye nakleder. Böylece latife-i sırra asıl hilati olan yeşil hilat giydirilir. Hafi latifesinin yeri, sağ göğüs üzerinde ve iki parmak yukarıdadır. Nuru da zümrüt yeşilidir. 

(فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى) “O, gizliyi de gizlinin daha gizlisini de bilir.” (Taha, 20/7) ayet-i kerimesinin hükmü uyarınca, bu makamda istidatlı bir salik için, ilme’l-yakîn mertebesi hasıl olur. Daha sonra ise salikin zikri ahfâya nakledilir. Salike latife-i ahfânın yeri gösterilir. Önceki zikirlerinden başka olarak bir miktar latife-i ahfâ için zikir telkin olunur.

Teveccüh süresini tamamladıktan sonra; kalbin, ruhun, sırrın ve hafinin ism-i celâl (Allah adı) zikirleri yerine getirilmelidir. Zikre bu şekilde devam edilirse, hafinin de nuru zuhur eder ve aslî sıfatına döner. Hafî latifesinde zikrini tamamlayan salik, Hz. Îsâ’nın (as) kademi üzeredir.

“Bütün mülk-ü tasarruf, ilâhî kudretinin elinde bulunan Allah’ın şanı ne yücedir! O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Mülk, 67/1)

Bu latife de (فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى) “O, en gizliyi de bilir.” (Taha, 20/7) âyet-i kerimesi burcundadır. Hak yolcusu salik, kalbin, ruhun, sırrın, hafinin ve ahfânın zikirlerini yapar, hakları olan ism-i celâl (Allah adı) zikrini okur. Ahfâ’nın yeri, iki göğüs ortasındadır. Nuru ise ya çok beyaz yahut çok siyah zuhur eder. Bunların hangisi zuhur etse olur, artık ahfâ dahi asıl sıfatına dönmüştür.[3]

Salik, evvelkinden ziyade zikre ve fikre devam ederse, Cenâb-ı Hakk’ın ihsanı ile latife-i ahfa da aslına döner ve ruha asıl hilatlerinden iki hilat giydirilir. Bunlardan biri beyaz diğer ise siyahtır. Latifelerin en latifi olan ahfâda salik, Hz. Peygamber’in (sas) kademi üzere bulunur ve Allâh’ın izni ile velayet makamına ulaşır. 

Emir âleminin ruhanî latifelerinin zikri olan letâif-i hamseyi tamamlayan salik, daha sonra letâif-i nefs, letâif-i kül ve nefy ü isbat zikirlerine geçer.

“Ben işimi Allah’a havale ediyorum.” (Mümin, 40/44)

Hak yolcusu salik, mürşidinin izni ve icazeti ile zikrini letaif-i nefse aktarınca, yine zikre ve fikre devam eder. Nefis letaifinin yeri, kafada ve iki kaşın ortasındadır. Nuru da turuncu sarıdır. Bu makam aynı zamanda fena fi’ş-şeyh makamıdır. Salikteki muhabbetullah ise henüz orta seviyededir. Mürid, cümle latifelerin hakları olan ism-i celâl (Allah adı) zikrini yerine getirir. 

“Biz ancak Allaha rağbet edicileriz (ümidimiz hep O’na bağlıdır).” (Tevbe, 9/59) 

Bundan sonra, Hak yolcusu salik, mürşid şeyhinin izni ve icazeti ile, letaif-i külle geçer. Letaif-i küllün yeri alnın ortasındaki perçem kısmıdır. Artık ruh, bütün vücudu tasarrufu altına alır. Zikrin harareti vücuda tamamen tesir eder ve bütün azalar ruh ile birlikte zikrederler. Bu makamda nefis, bütün kötü ve çirkin huylarını terk ederek ruha teslim olur ve ruhun her emrine itaat eder. Fakat yine de ruhu tuzağa düşürmek için fırsat kollamaktadır.[4]

Burada, ism-i celâli, uzaktan okunacak şekilde celî bir yazı ile yazılmış görmelidir. Letaif-i küll için okuduğu ism-i celâllerde, baştan ayağa kadar, kendisini tüm azası ile bir aynada görür gibi olmalıdır. Hak yolcusu salik, bu şekilde devam edip her şeyi yerli yerince yaparsa, bu uğurda ciddî gayret sarf ederse, o zaman bilmeli ki yakın bir gelecekte Allah’ın ihsanına mazhar olacaktır.[5]

“Kullarımdan (hakkıyla) şükreden pek azdır.” (Sebe, 34/13) 

Buraya kadar salikin letâif-i aşere yolu ile mertebeler kat etmesini izaha çalışmış olduk. Ancak bir salik, şayet nefis mertebeleri yolu ile seyr u suluk yapacaksa, bu durumda “atvâr-ı seb’a” adı verilen nefsin yedi mertebesi (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziye ve kâmile) için belirlenen yedi ism-i ilâhîyi (kelime-i tevhid, Allâh, Hû, Hak, Hay, Hayyûm, Kahhâr) zikrederek, Kitap ve sünnet dairesinde Allah’ın emir ve yasaklarına riayetle nefis mertebelerini tek tek kat etmiş olur.

Nefis mertebelerini kısaca görmeye çalışalım:

1. Nefs-i Emmâre: Allah’ın emirlerine uymayan, yasaklarını çekinmeden yapan ve zevkine tabi olan nefistir.

2. Nefs-i Levvâme: Allah’ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir.

3. Nefs-i Mülheme: Allâh’tan ilhamlara mazhar olan nefistir. Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak bir sonraki mertebe için mücahede eder. 

4. Nefs-i Mutmainne: İmân esaslarına inanan, İslâm’ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiçbir şüphe ve tereddüdü olmayan, neticede Allah ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.

5. Nefs-i Râdiyye: Her yönüyle Hakk’a yönelen, Allah’tan gâfil olmama şuuruna eren ve O’ndan razı olan nefistir.

6. Nefs-i Mardiyye: Bütün benliği ile Hakk’a teslim olan ve böylece Allah’ın kendisinden razı olduğu nefistir.

7. Nefs-i Zekiyye: Bütün kötülüklerden sıyrılıp manevi olgunluğa eren nefis. Bu mertebeye erişen bir kişinin bütün sıfatları güzeldir ve her hali ibadet sayılır.[6]

Kazanılan her mücadele, yani yapılan her ibadet, vazgeçilen her kötülük, uzak durulan her haram nefis için bir terakki basamağı ve bir temizlenme ameliyesi olur. Yükselme yoluna giren bu nefsin son durağı rıza makamıdır. Bu makama şu âyet-i kerîme işaret etmektedir:

(يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّة)

“(Allah, şöyle buyurur) ‘Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”(Fecr, 89, 27-28) 





88888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888888




Çince karakteri 道, Tao'yu temsil eder ve genellikle 'yol', 'yol', 'teknik' veya 'doktrin' olarak çevrilir.

Taoizm  (/ˈt.ɪzəm/ Çin'e özgü felsefi ve dini bir gelenektir ve Tao ile uyumu vurgular. Çin felsefesinde çeşitli anlamlara sahip olan Tao'nun çevirilerinde 'yol', 'yol', 'yol' veya 'teknik' bulunur; bunlar genellikle Taoist anlamda nihayetinde altta yatan gerçekliğin dönüştürülmesinin gizemli bir süreci olarak anlaşılır. Taoist düşünce, meditasyon, astroloji, qigong, feng shui ve içsel simya gibi çeşitli uygulamaların gelişimini şekillendirmiştir.  Taoist uygulamanın ortak hedeflerinden biri kendini geliştirme, Tao'ya daha derin bir takdir ve daha uyumlu bir varoluştur. Taoist etik genellikle zahmetsiz eylem, doğallık, sadelik ve şefkat, tutumluluk ve alçakgönüllülük gibi üç hazineyi vurgular.

Taoizm, kendi kutsal metinleri, rahip soyları ve ritüel sistemleri olan ayrı bir gelenek olarak ele alınır, ancak uzun zamandır Çin halk diniyle yakından iç içe geçmiştir ve aralarındaki sınırlar pratikte genellikle esnektir.

Taoist düşüncenin çekirdeği, erken Savaşan Devletler döneminde (yaklaşık MÖ 450 yaklaşık 300) kristalleşti; bu dönemde epigrammatik Tao Te Ching ve anekdot niteliğindeki Zhuangzi—Taoist felsefenin temel metinleri olarak yaygın olarak kabul edilen—büyük ölçüde yazılmıştır. Bunlar, sonraki yüzyıllarda biriken ve 5. yüzyıldan itibaren rahipler tarafından Daozang kanonuna dahil edilen Taoist yazılar topluluğunun çekirdeğini oluştururlar. [6] Erken Taoizm, Shang ve Zhou devlet dinleri, Doğacılık, Mohizm, Konfüçyüsçülük, çeşitli Hukukçu teoriler ile I Ching ve İlkbahar ve Sonbahar Yıllıkları gibi çeşitli etkilerden beslenmiştir. 

Taoizm, her iki gelenek de Çin düşüncesini derinden etkilediği için sıkça Konfüçyüsçülük ile karşılaştırıldığında tartışılmaktadır. Taoizm, Çin'e girişiyle birlikte Budizm'den daha da etkilendi ve uzun süredir Taoistler ile Budistler arasında paylaşılan söylemler vardı. Bu karşılıklı birliktelik, 6. yüzyılda üç geleneğin Çin toplumuna uyumlu bir şekilde nasıl entegre edilebileceğini inceleyen Üç Öğreti söyleminin ortaya çıkmasına yol açtı.

Birçok Taoist mezhep, genellikle diğer geleneklerle paylaşılan tanrıları tanır ve bu tanrılar, Taoist erdemleri örnekleyen insanüstü figürler olarak saygı görür. Kabaca iki kategoriye ayrılabilirler: "tanrılar" ve xian ("ölümsüzler"). Xian, büyük doğaüstü güçlere sahip ölümsüz varlıklardı ve aynı zamanda ilkeli ve ahlaklı bir kişiyi tanımlardı. Taoist düşünce binlerce yıldır Çin kültüründe derin kök saldığı için hangi mezheplerin "Taoist" olarak kabul edilmesi genellikle belirsizdir.

Daoshi ("Taoist usta") unvanı geleneksel olarak Taoist örgütlerdeki ruhani rahiplere ayrılmıştır; bu kişiler resmi geleneklerini Çin halk dininden ayırırlar. Genel olarak güçlü hiyerarşiler için motivasyondan yoksun olsa da, Taoist felsefe genellikle siyaset, savaş ve Taoist örgütler için teorik bir temel olarak hizmet etmiştir. Taoist gizli topluluklar, Han hanedanının sonlarında Sarı Türban İsyanı'nı tetikledi ve Taoist teokrasi olarak tanımlanan bir şey yaratmaya çalıştı. 

1.)   (((( İsyancıların başlık renginden ( jīn, türbandan çok atkı olarak tanımlanan isyan, isyancıların o dönemdeki gizli Taoist topluluklarla ilişkisi nedeniyle Taoizm tarihinde önemli bir noktayı işaret etti. İsyan, 14. yüzyıl tarihî romanı Üç Krallığın Romanı'nda da açılış olayı olarak kullanılmıştır.184 yılına gelindiğinde, Han Hanedanı'nın merkezi hükümeti, saray hadımlarının imparator üzerindeki güçlerini kötüye kullanarak kendilerini zenginleştirmesi nedeniyle zayıflatıldı. En güçlü on iki hadım On Hizmetçi olarak anılırdı ve İmparator Ling bir keresinde "Düzenli Hizmetçi Zhang Rang benim babam, Düzenli Hizmetçi Zhao Zhong ise annem" demişti. Hükümet yolsuzluğu, salgınlar, doğal afetler ve düşük tarımsal verimlere yol açarak imparatorun Gök Mandatını kaybettiğini yansıtıyordu. Sarı Nehir boyunca sel nedeniyle çiftçiler ve askeri yerleşimciler güneye çekildi, bu yüzden işçi fazlası sömürüşü teşvik etti. Hastalık salgınları 171, 173, 179, 182 ve 185 yıllarında bildirildi; olası nedeni, 165-180 MS yıllarında İpek Yolu boyunca yayılmış çiçek hastalığı veya kızamık Antonin Vebası olarak teorize edildi.Tedavi edici su ve bambu oyunu sağladıkları iddiasıyla Taoist lider Zhang Jue, öğrencilerini isyana hazırlamak için kuzey Çin'e göndermek için ilk takipçi kitlesini oluşturdu.))))

2.)     (((( Hanedan döngüsü (geleneksel Çince: 朝代循環; basitleştirilmiş Çince: 朝代循环; pinyin: Cháodài Xúnhuán) Çin tarihinde önemli bir siyasi teoridir. Bu teoriye göre, Çin'in her hanedanı siyasi, kültürel ve ekonomik bir zirveye çıkar ve sonra—ahlaki yozlaşma nedeniyle—gerile, Cennet Mandatını kaybeder, düşer ve yerine yeni bir hanedan gelir. Döngü, tekrarlayan motiflerin yüzey deseninde tekrar eder.   =  Bu doktrine göre, Cennet (, Tian) yetkini Gökyüzün Oğlu (天子, Tianzi) olarak adlandırılan erdemli bir hükümdara verir; bu hükümdar, dünyayı yönetecek en yüce evrensel hükümdardır (天下, Tianxia; "[hepsi] gök altında").MÖ 1059'da iki sıra dışı göksel fenomeni meydana geldi: Mayıs ayında, çıplak gözle görülebilen beş gezegenin beş yüz yıl içinde en yoğun kümelenmesi Yengeç takımyıldızında görülebiliyordu ve birkaç sezon sonra Halley Kuyruklu Yıldızı ortaya çıktı.Bunlardan bir veya birkaçını güçlü Zhou Lordu tarafından doğaüstü onay göstergesi olarak yorumlanmıştır. Da Yu ding'deki yazıt gibi erken kayıtlar, teorikten çok tanımlayıcı bir dil kullanır: "gökyüzündeki büyük emir" (天有大令). Kore'de, Kore'nin Üç Krallığı'ndan biri olan Goguryeo krallığı, Çin'in Gök Mandası temelli tianxia kavramını benimsedi, ancak Goguryeo'da bu kavram ilahi soylara dayanarak değiştirildi. Japonya'da "Gökyüzün Oğlu" unvanı, hükümdarın yarı tanrı, tanrı veya "yaşayan tanrı" olarak anılması ve gök tanrıları tarafından seçildiği anlamı kelime anlamıyla yorumlanmıştır.  703'te formüle edilen Japon Taihō Kodu, büyük ölçüde Tang hanedanının yönetim sisteminin bir uyarlamasıdır, ancak Gök Mandatı özellikle çıkarılmıştır.  ))))

Bugün Taoizm, Çin hükümeti tarafından resmi olarak tanınan beş dini doktrinden biridir ve Hong Kong ile Makao'da da resmi statüsüne sahiptir. Tayvan'da önemli bir din olarak kabul edilir, ayrıca Sinosfer ve Güneydoğu Asya genelinde önemli bir inancı nüfusuna sahiptir. Batı'da Taoizm, hem tarihsel uygulamalara bağlı kalanlar hem de yeni dini hareketler olarak tanımlanan yüksek derecede sentezlenmiş uygulamalar gibi çeşitli biçimler almıştır.

Terimler

"Tao" ve "Dao" aynı Çin kelimesinin farklı romanize yazımlarıdır: 道.

  • "Tao", Wade–Giles sistemindeki romanize yazımdır; İngilizce konuşulan ülkelerde 20. yüzyılın sonlarına kadar baskın olan ve güçlü şekilde yerleşik yazımlara sahip bazı terimler için hâlâ kullanılmaktadır.
  • "Dao", Hanyu Pinyin sistemindeki romanize yazımdır; 1950'lerde Çin'de ve 2000'de Kongre Kütüphanesi tarafından resmi olarak kabul edilmiştir ve akademik kaynaklarda Wade–Giles romanizasyonunun yerini büyük ölçüde almıştır.

道'nin standart Çince telaffuzu /tau̯˥˨/'dır. Ne /daʊ/ (İngilizce "Dao" telaffuzu) gibi İngilizce telaffuz, ne de /thaʊ/ (İngilizce "Tao" telaffuzu), 道'nin standart Çince telaffuzu ile aynı değildir; bu ünsüz ne sesli ne de aspirasyonludur.

Bir otorite, "tie" (/th/) ile olduğu gibi, ⟨⟩t ile telaffuzu "yanlış telaffuz" olarak nitelendirir; bu da çoğu okuyucuyu yanıltan "beceriksiz Wade–Giles sistemi"nden kaynaklanmıştır. [16] Standart Çince fonolojisi, İngilizce fonolojiyle aynı ses stokuna sahip değildir; Wade–Giles romanizasyon sistemi Latin alfabesinde yazımlar sağlar, ancak bu telaffuzlar İngilizce kelime gibi tam bir İngilizce telaffuzu göstermek için tasarlanmamıştır.

Felsefe ve din olarak

 Daojia (道家; dàojiā; "Dao Okulu/Geleneği") Han hanedanı döneminde dao ("Yol") ile ilişkili öğretileri ve metinleri sınıflandırmak için kullanılan bir etikettir. Daojia ifadesi, erken Han tarihçisi Sima Tan'a (ö. MÖ 110) dayanır; burada "altı okul" organize etme planının parçası olarak ortaya çıkar: Yin-Yang, Konfüçyüsçü, Mohist, Hukukçu, İsim Okulu ve Taoist. Bu terim, özellikle Batı akademik çalışmalarında, erken Çin felsefi metinleri Tao Te Ching (Laozi olarak da bilinir) ve Zhuangzi ile daha sonraki ilgili felsefi gelişmeler olan Xuanxue ("Neo-Daoizm") için yaygın olarak kullanılır.

Daojiao (道教; dàojiào; "Dao'nun Öğretileri", genellikle "Taoizm" veya "Taoizm" olarak organize bir din anlamında terjime edilir). Bu terim, erken Lingbao hareketinin kilit figürlerinden ve erken Taoist geleneğinin mimarı olan Lu Xiujing (406–477) tarafından, Taoizmi Budizmden ayırmak amacıyla ortaya atılmıştır. Akademik çalışmalarda, genellikle Taoist "gerçek din" olarak yorumlanır, daha sonra organize edilen Taoist okulları, kurumsal yapıları (tapınaklar ve rahiplikler gibi) ve dini uygulamalar ile ritüelleri ifade eder. Taoizmin gerçek bir dini topluluk olarak ilk örneği genellikle 142 yılında kurulan Göksel Ustalar Yolu geleneğine kadar uzanır.

Taoizm üzerine erken dönem araştırmalar bu terimleri sırasıyla Felsefi Taoizm ve Dini Taoizm olarak sınıflandırmıştır. Bu ayrım, Protestan misyoner James Legge'ye (1815-1897) dayanır ve dünya dini ders kitapları gibi birçok uzmanlaşma dışı metinde hâlâ mevcuttur. Ancak Taoist akademisyenler bu sınıflandırmadan giderek uzaklaştı, Komjathy bunu "tamamen yanlış ve küçümseyemez" olarak nitelendirdi. Komjathy, erken dönem "klasik Taoizm"in bile Dao merkezli kozmoloji, meditasyon gibi özel uygulamalar ve mistik bir birliğin hedefleri gibi dinin birkaç karakteristik özelliğinden oluştuğunu belirtir.  Filozof Chung-ying Cheng de Taoizmi Çin tarihi ve geleneğine gömülü bir din olarak görür ve aynı zamanda birçok farklı "felsefe ve pratik bilgelik biçimini" benimser. Chung-ying Cheng ayrıca Taoist 'cennet' görüşünün esas olarak "gözlem ve meditasyondan, [ancak] [Tao] öğretisinin insan doğasından bağımsız olarak cennet yolunu da içerebileceğini" belirtti. Isabelle Robinet ve Livia Kohn gibi Sinologlar "Taoizm hiçbir zaman birleşik bir din olmadı ve sürekli olarak çeşitli orijinal vahiylere dayanan öğretilerin birleşiminden oluştu" demektedir. Bu ayrım, farklı okulları, mezhepleri ve hareketleri kategorize etmeye çalışırken hermenötik zorluklarla doludur. 

Taraftarlar

Bagua, Tao ve onun peşinden koşmasını temsil etmek için yaygın olarak kullanılan bir sembol

Geleneksel olarak, Çin dili Taoizmin doktrinlerine veya uygulamalarına bağlı olan laikleri tanımlayan terimlere sahip değildir; bunlar halk dini alanına girer. Batı sinolojisinde Taoistce, geleneksel olarak daoshi'nin (道士; 'Tao ustası'), böylece Taoizmin rahiplerini, "Taoist kültürü profesyonel temelde temsil eden" bir Taoist kurumun atanmış din adamlarını, Taoist litürjisinin uzmanlarını tanımlar; bu nedenle bu bilgi ve ritüel beceriyi bir topluluğun yararına kullanabilirler. 

Taoist rahiplerin bu rolü, Taoizmin "yerel tarikatların gelişimi için litürjik bir çerçeve" olarak tanımını yansıtır; yani Çin dini için bir şema veya yapı, ilk olarak bilgin ve Taoist girişimci Kristofer Schipper tarafından The Taoist Body (1986) adlı eserinde önerilmiştir. [29] Taoshi, Çin dinindeki yerel geleneklerin (sözde faizm) Taoist olmayan ritüel ustalarına (法師) benzetilebilir. [29]

Dàojiàotú (道教徒; 'Dao'nun takipçisi'), "Taoist" anlamıyla "Taoizmin laik üyesi veya inananı" anlamına gelir ve 20. yüzyılda Çin'de Batı kategorisinin "organize din" getirilmesine dayanan modern bir icattır; ancak Taoizmin hâlolarak Çin dininin daha geniş bir "tarikatı" olarak kalmaya devam ettiği Çin toplumunun çoğu için hiçbir önemi yoktur.

Tarihçe

Tao

Tao Te Ching'in açılış satırı şöyle başlar: "Anlatılabilen Tao sonsuz Tao değildir." [137] Bu genellikle Tao'nun nihai düzeyde tarif edilemez olduğu ve tüm analiz ile tanımların ötesine geçtiği anlamına gelir.

Tao (veya Dao) "yol", "yol", "kanal", "yol", "doktrin" veya "çizgi" anlamına gelebilir. [138] Livia Kohn, Tao'yu "evreni yaratan, kültürü ve devleti destekleyen, iyileri kurtaran ve kötüleri cezalandıran temel kozmik güç" olarak tanımlar. Kelimenin tam anlamıyla 'yol' anlamına gelen Tao, doğal olarak gelişen, doğanın nasıl ilerlediği ve canlıların kozmik yasalara göre büyüyüp gerilediği anlamına gelir." [137] Benzer şekilde, Louis Komjathy Taoistlerin Tao'yu "karanlık" (xuan), "belirsiz" (hu), "belirsiz" (huang) ve "sessiz" (mo) olarak tanımladığını yazar. [139]

Komjathy'ye göre, Tao'nun dört temel özelliği vardır: "tüm varlığın kaynağı", "adlandırılamayan gizem", "her şeyi bürüyen kutsal varlık" ve "kozmolojik süreç olarak evren". [140] Bu nedenle, Taoist düşünce monistik (Tao tek bir gerçekliktir), panenhenik (doğayı kutsal olarak görmek) ve panenteistik (Tao hem kutsal dünya hem de onun ötesinde olan, içsel ve aşkın olan) olarak görülebilir. [141] Benzer şekilde, Wing-tsit Chan Tao'yu "ontolojik bir zemin" ve "doğal, kendiliğinden, sonsuz, isimsiz ve tarif edilemez olan Bir" olarak tanımlar. Bu, her şeyin başlangıcıdır ve her şeyin kendi yolunu izleme şeklidir." [142][143] Böylece Tao, kasıtlı ya da bilinçli bir yaratıcı olmayan, sonsuz ve sınırsız bir doğal desenin "organik düzeni" olarak tanımlanır. [137]

Ayrıca, Tao bireylerin kendilerinde ve doğal ve sosyal kalıplarda içsel olarak bulabileceği bir şeydir. [144][137] Dolayısıyla Tao aynı zamanda tüm insanların "doğuştan gelen doğası" (xing)dir; Taoistler bu doğayı nihayetinde iyi olarak görürler. [145] Doğal anlamda, Tao görünür bir desendir, "anlatılabilen Tao", yani gözlemlenip tanımlanabilen doğal dünyanın ritmik süreçleri ve desenleridir. [137] Dolayısıyla Kohn, Tao'nun iki olarak açıklanabileceğini yazar: aşkın, tarif edilemez, gizemli Tao ve doğal, görünür ve somut Tao. [137]

Tao, gerçekliğin kendisi bir süreçtir; şeylerin bir arada toplanıp aynı zamanda değişmesinin bir yoludur. Tüm bunlar, Çin halkının değişimin en temel özellik olduğuna dair köklü inancını yansıtır. Değişim Kitabı'nda bu değişim deseni, 64 ilgili kuvvet ilişkisini temsil eden sayılarla, yani hexagramlarla sembolize edilir. Tao, genellikle yin ve yang olarak adlandırılan bu güçlerin değişimidir. [146]

Taoist tarih boyunca Taoistler, Tao hakkında farklı metafizik görüşler geliştirmişlerdir. Örneğin, Xuanxue düşünürü Wang Bi Tao'yu (hiçlik, olumsuzluk, yokluk) olarak tanımlarken, Guo Xiang wú'yu kaynak olarak reddetmiş ve gerçek kaynağın kendiliğinden "kendi üretim" ve "kendini dönüştürme" olduğunu savunmuştur. [147] Chongxuan Okulu, Budist Madhyamaka felsefesinden etkilenen bir metafizik geliştirmiştir. 

De

Tao'nun aktif ifadesine De (; ; Te veya Teh olarak da yazılır; genellikle erdem veya güç ile çevrilir),[149] anlamında, De kavramı, bir bireyin Tao'yu yaşaması ve yetiştirmesiyle ortaya çıktığı anlamında. [150] De terimi, geleneksel Konfüçyüsçü anlamda etik erdemi ifade etmek için ve Tao'yu takip edip wu wei'yi uygulamaktan kaynaklanan daha yüksek bir spontane bilge erdem veya güç için de kullanılabilir. Bu nedenle, Tao'nun gücünün doğal bir ifadesidir ve geleneksel ahlak gibi değildir. [151] Louis Komjathy, De'yi kişinin Tao ile bağlantısının tezahürü olarak tanımlar; bu, kozmolojik uyumun faydalı bir etkisidir.

Ziran

Zhuang Zhou bir şelalenin önünde. Taoizm, genellikle doğal aşağı doğru su akışıdır, doğallık için yaygın kullanılan bir benzetmedir.

Ziran (自然; zìrán; Tzu-jan; kelime yazarı "kendi-böyle", "kendi örgütlenme"[153]) Taoizmde merkezi bir kavram ve değer olarak kabul edilir ve Tao ile uyum sağlama yolu olarak kabul edilir. [154][155] Her şeyin "ilkel halini"[156] ve Tao'nun temel bir karakterini tanımlar,[157] ve genellikle doğallık ve yaratıcılıkla ilişkilendirilir. [158] Kohn'a göre, Zhuangzi'de ziran "bu nedenle şeyleri olduğu gibi yapmanın nihai bir nedeni yoktur. Evren kendi başına ve kendi içinde var olur; varoluş olduğu gibi bir şeydir. Hiçbir şey eklenebilir veya çıkarılamaz; tamamen kendi başına yeterlidir." [159]

Doğallığa ulaşmak için, Tao ile özdeşleşmeli ve onun doğal ritimleriyle akmalıdır. [157][160] Bu, bencillikten ve arzudan kurtulmayı ve sadeliği takdir etmeyi içerir. [154] Ayrıca, kişinin doğasını anlamak ve ona uygun yaşamak için, olmadığı bir şey olmaya çalışmadan ya da deneyimini fazla düşünmeden de bundan oluşur. [161] Zhuangzi'de bulunan ziran yetiştirmenin bir yolu, zihni boşaltan bir tür Taoist meditasyon olan "zihin orucu"nu uygulamaktır. Bunun aynı zamanda qi'yi (hayati enerji) de aktive edebileceği kabul edilir. [162] Zhuangzi ve Tao Te Ching'de bulunan bazı pasajlarda, doğallık devletin reddiyle (anarşizm) ve daha basit teknolojik öncesi zamanlara (primitivizm) dönme arzusuyla da ilişkilendirilir. [163]

Doğallık için sıkça kullanılan bir metafor pu (; pǔ, pú; p'u; 'kesmemiş ahşap'), "oyulmamış kütük" anlamına gelir ve "orijinal doğayı ... kültürün iz bırakmasından önce" bir bireyin kimliğini belirtir. [164] Genellikle geri dönebilecek bir durum olarak adlandırılır. 

Wu wei

Wu wei, Taoizmde birincil etik kavramlardan biridir. [166] Wei, herhangi bir kasıtlı veya kasıtlı eylemi ifade ederken, wu kelimesi "hiçbir şey yoktur..." anlamına gelir. ya da "eksik, yok". Standart çeviriler ise eylemsiz, zahmetsiz eylem, niyetsiz eylem, müdahale etmeme ve müdahalesiz davranışlardır. [167][166] Anlamı bazen paradoksal "wei wu wei" ifadesiyle vurgulanır: eylemsiz eylem. [168] Kohn, wu wei'nin "egoist kaygılardan vazgeçmeyi" ve "naziklik, uyum ve kolaylık lehine gerilim ve rahatsızlık yaratan zorlayıcı ve müdahaleci önlemlerden kaçınmak" anlamına geldiğini yazar. [155]

Antik Taoist metinlerde, wu wei, yumuşak yapısı ve engellerin etrafından zahmetsizce akmasıyla su ile ilişkilendirilir. [169] Taoist felsefe, I Ching'e uygun olarak, evrenin kendi yollarıyla uyumlu çalıştığını öne sürer. Birisi değişim döngüleriyle uyumlu olmayan bir şekilde dünyaya karşı iradesini uyguladığında, bu uyumu bozabilir ve istenmeyen sonuçlar daha çok iradeli sonuçtan ziyade ortaya çıkabilir. [170] Bu yüzden Tao Te Ching şöyle der: "Bir şeyleri yaparsan onları mahvedersin. Bir şeylere tutun, onları kaybedersin. Bu yüzden bilge hareketsizlikle hareket eder ve yıkımı yoktur, tutunmayı bırakır ve kaybetmez."

Taoizm, kişinin iradesini kök sorun olarak tanımlamaz. Bunun yerine, kişinin iradesini evrenin doğal yoluyla uyum içinde koyması gerektiğini savunur. Böylece, potansiyel olarak zararlı bir müdahale önlenebilir ve böylece hedefler zahmetsizce gerçekleştirilebilir.  "Wu-wei ile, bilge büyük Tao ile uyum sağlamaya çalışır ve bu da kendisi eylemsizlikle gerçekleşir." 

Benliğin

 Taoist benlik görüşü bütüncül olup, ayrı bireyselleştirilmiş bir benlik fikrini reddeder. Russell Kirkland'ın yazdığı gibi, Taoistler "genellikle kişinin 'benliği'nin diğer kişilere ve tüm kişilerin doğal ve doğru şekilde içinde bulunduğu daha geniş gerçekliklere referans olmadan anlaşılamayacağını veya gerçekleşemeyeceğini varsayırlar." 

Taoizmde, kişinin doğuştan gelen veya temel doğası (xing), nihayetinde Tao'nun bedenlenmiş bir kişi olarak kendini ifade etmesi veya kendini göstermesidir. Doğuştan gelen doğa, kişinin kalp-zihni (xin) ile bağlantılıdır; bu bilinç, kalp ve ruh anlamına gelir. Taoist psikolojinin odağı, kişinin entelektüel ve duygusal merkezi (zhong) olan kalp-zihin (xin)'dir. Göğüs boşluğu ve fiziksel kalple, ayrıca duygular, düşünceler, bilinç ve ruhun deposu (shen) ile ilişkilidir.  Kalp-zihin dengesiz ve Tao'dan ayrıldığında, sıradan kalp-zihin (suxin) olarak adlandırılır. Öte yandan, orijinal kalp-zihin (benxin) Tao'yu bürüp gider ve sürekli ve huzurludur. 

Neiye (bölüm 14) bu saf orijinal kalp-zihni "iç kalp-zihin", "dilden önce gelen bir farkındalık" ve "numinous'un bir konaklama yeri" olarak adlandırır. Daha sonraki Taoist kaynaklar da buna "uyanmış doğa" (wuxing), "orijinal doğa" (benxing), "orijinal ruh" (yuanshen) ve "kızıl saray" gibi başka terimlerle de atıfta bulunmuştur.  Bu saf kalp-zihin, berraklık ve durgunluk (qingjing), saflık, saf yang, ruhsal içgörü ve boşlukla karakterize edilen olarak görülür. 

Taoistler hayatı (sheng) Tao'nun bir ifadesi olarak görürler. Tao, her kişiye bir ming (yaşam kaderi) veren biri olarak görülür; bu da kişinin bedensel varlığı, bedeni ve canlılığıdır.  Genel olarak, Taoist yetiştiriciliği, "doğuştan gelen doğa ve yaşam kaderinin çift yetiştirilmesi" (xingming shuanxiu) olarak tanımlanan bütüncül psikosomatik bir eğitim biçimi arayışındadır. [152] Taoizm, "insan dünyasıyla hem iç içe geçmiş hem de ondan ayrı olan yaygın bir ruh dünyasına" inanır. [178]

Doğuştan gelen doğanın yetiştirilmesi genellikle sessizlik (jinggong) veya sessiz meditasyon pratiği ile ilişkilendirilirken, yaşam kaderi yetiştirmesi genellikle daoyin gibi hareket temelli uygulamalar (dongong) ve sağlık ile yaşam yaşam uygulamaları (yangsheng) etrafında döner.

Taoist beden

Neijing Tu, bedenin karmaşık Taoist şemasını gösteren bir diyagramdır ve içsel yetiştirme uygulayıcılarına yardımcı olur.  

Birçok Taoist uygulama, antik Çin beden, organları ve parçaları, "iksir alanları" (dantien), içsel maddeler ("öz" veya jing gibi), canlandırıcı güçler (hun ve po gibi) ve meridyenler (qi kanalları) ile çalışır. Vücut ve onun ince vücut bileşenlerinin karmaşık Taoist şeması, Geleneksel Çin tıbbı ile birçok paralellik taşır ve sağlık uygulamaları ile somatik ve ruhsal dönüşüm için (neidan – "psikosomatik dönüşüm" veya "içsel simya" aracılığıyla) kullanılır. Taoist fiziksel yetiştirme, vücudun qi'sini (hayati nefes, enerji) diyet ve meditasyon gibi çeşitli şekillerde arındırıp dönüştürmeye dayanır. 

Livia Kohn'a göre, qi "her şeyi saran kozmik enerjidir. Tao'nun somut yönü olan qi, evrenin maddi gücü, doğanın temel unsurudur." Zhuangzi'ye göre, "insan hayatı qi'nin birikimidir; Ölüm onun dağılmasıdır." Herkesin belli bir miktarda qi'si vardır ve çeşitli şekillerde qi kazanıp kaybedebilir. Bu nedenle, Taoistler çeşitli qi yetiştirme yöntemleriyle qi'lerini uyum haline getirebileceklerini, böylece sağlığı ve ömrü iyileştirebileceklerini, hatta sihir güçleri, sosyal uyum ve ölümsüzlüğe ulaşabileceklerini savunurlar. [181] Neiye, qi yetiştirme yöntemlerini öğreten en eski metinlerden biridir. [183]

Qi, Üç Hazine'den biridir ve bu, Taoist fiziksel uygulamalardaki qigong ve neidan gibi temel unsurların özel bir Taoist şemasıdır. Üçü şunlardır: jing (öz, canlılığın temeli), qi ve shén (神, ruh, ince bilinç, ince ruhsal gerçeklikle bağlantı kurma kapasitesi).Bu üçü, üç "iksir tarlası" (dantian) ve organlarla farklı şekillerde ilişkilendirilir. 

Taoist siyaset felsefesinde beden önemliydi ve bu konuda ve insanlığın evrendeki yeri hakkındaki farklı görüşleri, Konfüçyüsçü politikacılar, yazarlar ve siyasi yorumculardan farklıydı. Bazı Taoistler ataları sadece haksız şekilde saygı gören cesetler olarak görür, ölülere saygı önemsiz görürken, bu inançları takip eden gruplar içindeki diğerleri neredeyse tüm gelenekleri değersiz görürdü. 

Etik

Zhuangzi'den çamurdaki kaplumbağa. Bazı yetkililer Zhuang Zhou'ya sarayda iş teklif etmeye geldiğinde, Zhou, sarayda sergilenmekten çok çamurda yaşamayı tercih eden bir kaplumbağa gibi yalnız ve sade bir hayat sürmeyi tercih ettiğini söyledi.

Taoist etik, Taoist klasiklerden çeşitli temalara vurgu yapma eğilimindedir; örneğin doğallık (pu), spontanelik (ziran), sadelik, arzulardan kopukluk ve en önemlisi wu wei. [189] Klasik Taoist görüş, insanların orijinal ve doğal olarak Tao ile uyumlu olduğudur; Bu nedenle, orijinal doğaları doğası gereği iyidir. Doğal şeyler yapmaya vurgu yapar; Tao'yu takip eder; Tao, her şeyin içinden akan kozmik bir güçtür, onları bağlayır ve serbest bırakır. [190] Ancak, kişisel alışkanlıklar, arzular ve sosyal koşullar nedeniyle bu durumdan uzaklaşabilir. Doğasına dönmek, Taoist uygulama ve etik yetiştirme yoluyla aktif uyum gerektirir. [191]

Bazı popüler Taoist inançlar, örneğin erken dönem Shangqing Okulu, buna inanmaz ve bazı insanların affedilmez derecede kötü olduğuna ve buna mahkûm olduğuna inanır. [192] Budist unsurların Taoizmle senkretiz hale gelmeye başladığı dönemdeki birçok Taoist hareket, yabancılara karşı oldukça olumsuz bir bakış açısıydı; onları yi yani "barbarlar" olarak adlandırdı ve bazıları yabancıları "insan duyguları" hissetmeyen ve Taoist olana kadar doğru davranış normlarını asla yaşamayan insanlar olarak gördü. [193] O dönemde, Çin halkının Çin'de doğmayı ayrıcalık olarak görmesi ve yabancıların düşman olarak görülmesi nedeniyle Taoistler tarafından kutsal bir toprak olarak kabul ediliyordu. [193] Ülkede "Çinlilik" duygusunu korumak ve Çin Seddi'nin inşası gibi yerlicilik politikalarını ödüllendirmek birçok Taoist grup için önemliydi. [194]

Bu Taoist mezheplere katılan yabancılar, Budist reenkarnasyon fikirlerinin doktrinlerine girmesi nedeniyle başka bir hayatta günahlarından tövbe etmeye zorlandılar; bu hayatlar onları "sınır vahşi doğalarında" doğmaya sebep etti. [193] Bazı Taoist hareketler insan doğasını nötr olarak görüyordu. [195] Ancak, insan doğasına karşı karamsar veya şüpheci olan bazı hareketler, kötülüğün kalıcı olduğuna inanmıyor ve kötü insanların iyi olabileceğine inanıyordu. Koreli Taoistler insan doğası hakkında son derece olumlu düşünme eğilimindeydi. [196]

Taoizmde en önemli erdemlerden bazıları Üç Hazine veya Üç Mücevherdir (三寶; sānbǎo). Bunlar şunlardır: ci (; , genellikle şefkat olarak çevrilir), jian (; Jiǎn, genellikle ölçülü olarak çevrilir) ve Bugan Wei Tianxia Xian (不敢爲天下先; bùgǎn wéi tiānxià xiān; 'gökyüzü altında birinci olmaya cesaret edememek', ama genellikle alçakgönüllülük olarak çevrilir). Arthur Waley, bunları sosyo-politik alana uygularken, "saldırgan savaş ve idam cezasından kaçınma", "yaşamın mutlak sadeliği" ve "aktif otorite iddiasını reddetme" olarak çevirdi. [197]

Taoizm ayrıca karma ve reenkarnasyon gibi Budist doktrinleri dini etik sistemine dahil etmiştir. [198] Ortaçağ Taoist düşüncesi, etiğin, insanların eylemlerini ve kaderlerini kaydeden, ayrıca belirli göksel yöneticiler aracılığıyla ödüller ve cezalar veren göksel bir yönetim tarafından denetlendiği fikrini geliştirdi. [199]

Orijinal haliyle din, siyasi işler veya karmaşık ritüeller içermez; aksine, kamusal sorumluluktan kaçınmayı ve manevati, aşkın bir dünya vizyonu arayışını teşvik eder.

Soterioloji ve dini

Beyaz Bulut Tapınağı'nda Taoist ölümsüzler.

Taoistlerin farklı dini hedefleri vardır; bunlar arasında bilgelik (zhenren), ruhsal kendini geliştirme, mutlu bir ahiret ya da uzun ömür ve bir tür ölümsüzlük (xian, ruhun aşkın bir ölüm sonrası durumu olarak anlaşılır) gibi farklı dini hedefler vardır. 

Taoistlerin öteki yaşama dair görüşleri genellikle ruhun kozmosun bir parçası olmasını içerir[203] (ki bu yer genellikle qi ile fiziksel maddenin insan bedeninin ruhlarının mikrokozmosu ile evrenin makrokozmosu tarafından bir arada tutulduğu illüzyonar bir yer olarak düşünülürdü, Üç Saf Olan tarafından temsil edilir ve somutlaştırılır),[202] bir şekilde doğanın veya Tian'ın ruhsal işlevlerine yardım eder ya da ahirette ruhsal ölümsüzlüğe ulaşarak ya da insan dünyasında istediği zaman ortaya çıkabilen bir xian olur,[204] ama normalde başka bir düzlemde yaşar. "[D]akramlı ormanlar ve[/ve] dağlar"[205] ya da bir yin-yang,[206][207] yin, yang ya da Tao diyarı[207] normal insanlar ve hatta erdemli Konfüçyüs ve Konfüçyüsçüler tarafından anlaşılmaz ve düşünülemez,[208] örneğin, bazen "Gökler" olarak adlandırılan zihinsel alem, burada Laozi gibi daha yüksek, ruhani Taoistlerin hayattayken var olduğu düşünülüp "en saf Yin ve Yang"ı[209] emdiği ve potansiyel bir xian'ın yeniden doğması için olasılıklardı. Bu ruhani versiyonların, o dünyada yin ve yang enerjisini yiyen ve bulutlara ve qi'lerine binen xian ejderhaları gibi efsanevi varlıklar olarak ortaya çıkabilen soyut varlıklar olarak düşünülüyordu. [209]

Daha spesifik olarak, "bedenin ruhu" için olasılıklar arasında "ölümden sonra evrene katılmak", tiān veya diğer ruhani dünyaların bazı bölgelerinde çeşitli işlevleri keşfetmek veya çeşitli işlevleri yerine getirmek, veya xian olmak yer alır bunlardan birini veya birkaçını yapabilen. 

Taoist ölümsüz Lü Dongbin, Song hanedanına tarihlenen Dongting Gölü'nü geçen.   

Taoist xian'lar genellikle "hayatlarının doğanın Taosu ile tamamen bütün" olduğu için sonsuza dek genç olarak görülür. [213] Ayrıca genellikle "saf nefes ve ışıktan" oluşmuş ve şekil değiştirebilen kişiler olarak görülürler; bazı Taoistler ise ahiret dünyalarının doğal "cennetlerini" cennet sarayları olarak görürler. [214]

Xian veya zhenren gibi birçok farklı ölümsüz türünden biri olmaya çalışan Taoistler, "tam fiziksel ve ruhsal ölümsüzlüğü sağlamak" istiyordu. [41]

Wang Chongyang'ın Quanzhen okulunda amaç bilge olmaktır; bunu "ruhani ölümsüz" (shen xien) olmakla ve "iç doğa" (xing) ile "dünyevi gerçeklik" (ming) entegrasyonuyla "berraklık ve hareketsizlik" (qingjing) elde etmekle eşitler. [215]

Tao'yu bilenler, Tao'nun doğal yoluyla akan ve böylece Tao'nun kalıplarını somutlaştıranlar, bilge veya "mükemmelleşmiş kişiler" (zhenren) olarak adlandırılır. Bu, Taoist soteriolojide genellikle kurtuluş olarak kabul edilen şeydir. Genellikle basit hayatlar süren zanaatkâr ya da münzevi olarak tasvir edilirler. Diğer durumlarda, müdahale etmeden yöneten ve ulusların barışçıl bir şekilde geliştiği ideal yöneticiler olarak tasvir edilirler. Bilgeler en yüksek insanlardır, gökyüzü ile yer arasında aracılar ve Taoist yolda en iyi rehberlerdir. Doğal ve basit, saf bir zihinle ve wuwei ile hareket ederler. Doğaüstü güçlere sahip olabilirler ve iyi şans ile barış getirebilirler. 

Bazı bilgelerin Tao üzerindeki ustalıkları sayesinde xianlardan biri olduğu da kabul edilir. Ölümlü formlarını attıktan sonra, ruhani ölümsüzler uçuş gibi birçok insanüstü yeteneğe sahip olabilir ve genellikle göksel diyarlarda yaşadıkları söylenir. 

Bilgelerin sebebi Taoizm'in birincil hedefine ulaşmaları nedeniyle: Tao ile birleşme ve onun kalıpları ile akışlarıyla uyum ya da uyum. Bu deneyim, Tao'ya ve kendi orijinal doğamıza uyum sağlama deneyimidir; doğanın zaten Tao ile doğal bir rezonans (ganying) kapasitesi vardır. Bu, tüm Taoist uygulamaların hedeflediği ana hedeftir ve psikosomatik canlılık ve canlılık hissi, ayrıca hareketsizlik ve kazanç ve kayıp gibi sıradan kaygılardan etkilenmeyen "gerçek neşe" (zhenle) veya "göksel sevinç" gibi çeşitli şekillerde hissedilebilir.

Taoistlerin ölümsüzlük arayışı, Konfüçyüsçülerin övladlığa bağlılık vurgusundan ve tapılan ataların ölümden sonra var olduklarına dair düşünülmesinden ilham aldı.

Yin-yang ve gökyüzün gücü ile ölümsüz olmak, ayrıca özellikle Tao'nun Taoist yorumlarıyla da Çin halk dininde bazen mümkün olarak düşünülürdü ve Taoist ölümsüzlük düşünceleri bazen Konfüçyüsçü cennet ve ölümlü dünyaya de nüfuz eden bir ahiret statüsü görüşlerinden alınırdı.

Kozmoloji

Zhou Dunyi'nin (1017–1073 CE) kozmolojik taijitu diyagramı. Kırmızı daire, "ikisini" – yin ve yang'ı (yani taiji'yi) doğuran şekilsiz Wuji'dir.

Taoist kozmoloji döngüseldir—evren sürekli değişim içinde görülür; çeşitli kuvvetler ve enerjiler (qi) birbirini farklı karmaşık desenlerle etkiler. Taoist kozmoloji, Doğa Bilimcileri Okulu ile benzer görüşlere sahiptir.  Taoist kozmoloji, evrenin kendiliğinden ve yönlendirilmemiş olan kişisel olmayan dönüşümlerine (zaohua) odaklanır.

Livia Kohn, temel Taoist kozmolojik teoriyi şöyle açıklıyor:

Yaratılışın kökü Tao derin bir kaosun içinde yatıyordu (bölüm 42). Sonra, yaratıcı potansiyelle dolu, yoğun kozmik birlik haliyle evrildi; I Ching terimleriyle genellikle taiji olarak tanımlanır. Bir kişi daha sonra "İki"yi, yani yin ve yang enerjisini ortaya çıkardı; bunlar da uyum içinde birleşerek varoluşun bir sonraki seviyesi olan "Üç"ü (yin-yang birleşimi) yarattı ve sayısız varlık buradan çıktı. Orijinal birlikten sonra, dünya böylece giderek daha büyük ayrı-seçkilik ve farklılaşma hallerine doğru ilerlemeye devam etti.

Taoist kozmolojideki temel ayrım, yin ve yang arasındaki farktır; bu durum çeşitli tamamlayıcı fikir setlerine uygulanır: parlak – karanlık, hafif – ağır, yumuşak – sert, güçlü – zayıf, yukarı – aşağı, hükümdar – bakan, erkek–kadın ve benzeri. Kozmik olarak, bu iki güç karşılıklı uyum ve karşılıklı bağımlılık içinde vardır. Yin ve yang ayrıca beş aşamaya ayrılır (Wuxing, yani beş malzeme): minör yang, büyük yang, yin/yang, minör yin, büyük yin. Her biri belirli bir maddeyle ilişkilidir: sırasıyla odun, ateş, toprak, metal ve su. Bu şema, Taoist düşünce ve uygulamada birçok farklı şekilde kullanılır; besleyici yaşam (yangsheng) ve tıptan astroloji ve kehanete kadar. 

Taoistler genellikle her şeyin qi (hayati hava, ince nefes) tarafından canlandırıldığını ve oluşturulduğunu görürler; bu güç, evrende ve insan bedenlerinde (hem akciğerlerdeki hava hem de vücudun meridyenleri ve organları boyunca ince bir nefes olarak) dolaşan bir güç olarak görülür.  Qi, yoğunlaşmış hali (yaşam) ile seyreltilmiş hali (potansiyel) arasında sürekli dönüşüm halindedir. Bu iki farklı qi durumu, yin ve yang'ın somutlaşmış halidir. Sürekli birbirine karşı ve birbirine karşı oynayan, biri diğerinin olmadan var olamayacağı iki tamamlayıcı güçtür. 

Taoist metinler çeşitli yaratılış hikayeleri ve kozmogonileri sunar. Klasik kozmogoniyalar tanrısız bir süreçtir; doğas, yönlendirilmemiş bir süreç sunar; apofatik farklılaşmamış potansiyelin (wuwuji 'farklılaşmayan') doğal olarak wuji'ye (ilkel birlik, "farklılaşmama") dönüştüğü, ardından yin-yang'a (taiji) ve ardından sayısız varlığa evrildiği doğal ve yönlendirilmemiş bir süreç sunar. Daha sonraki ortaçağ modelleri, düzen ve yaratıcılığı temsil eden yaratıcı Tanrı fikrini (çoğunlukla Lord Lao olarak görülür) içeriyordu. Taoist kozmoloji, evrenin (ve kendimizin) "köküne" (guigen) dönebileceğini, aynı zamanda Tao'nun — her şeyin kişisel olmayan kaynağı (yuan) olduğunu savunan Taoist soteriolojiyi etkiler.Taoist kozmoloji, Çin astrolojisinden kavramları da içermektedir. 

Taoizmde insanlar evrenin bir mikrokozmosu olarak görülür,ve bu nedenle kozmolojik güçler, beş faz gibi, zangfu organları şeklinde de mevcuttur. Bir diğer yaygın inanç ise insan bedenlerinde çeşitli tanrıların yaşadığıdır. Sonuç olarak, evreni daha derin bir şekilde anlamanın kendini anlayarak sağlanabileceğine inanılmaktadır. 

Teoloji ve Taoist


 Taoist teoloji, Tao'nun biçimsizliği ve bilinemez doğası ile "Yol"un önceliği üzerine felsefi vurgusu nedeniyle apofatik olarak tanımlanabilir; Tanrı'nın antropomorfik kavramlarından ziyade. Neredeyse tüm mezhepler bu temel inancı paylaşır. Yukarıda belirtildiği gibi, Taoizmin birincil teolojisi Dao'yu nihai birlik, kozmik süreç ve ortaya çıkan dünyayı içsel ama aşan olarak içerir. Bu anlamda, tek tanrılı bir Taoizm için argümanlar mevcuttur. 

Buna rağmen, ikincil teoloji düzeyinde, Taoizm Çin mitolojisinden hem canlı hem de cansız varlıklarla ilişkilendirilen geniş bir tanrı ve ruh panteonuna sahiptir; bu da onu animistik ve çok tanrılı kılar. Bu tanrılar, kişisel olmayan nihai ilkeden yayılan bir unsur olarak görülür.  Başka bir deyişle, tanrılar sadece Dao'nun farklılaşmış yönleridir - bazıları bir düzeyde "daha yüksek" olabilir, ancak hepsi Dao'nun tezahürleridir.

Taoizm'de (ve daha geniş anlamda Çin dininde), görünmeyen varlıklar genellikle shen (神, "tanrılar/ruhlar"), zong (祖/祖先, "atalar") ve gui (鬼, "hayaletler") olarak sınıflandırılır. Tanrılar tanınan ilahi varlıklardır, atalar ise birinin belirli soyundan ritüel olarak entegre edilmiş ölülerdir ve hayaletler "haklarından mahrum bırakılmış" ruhlardır (yetimler, dullar veya beklenmedik şekilde ölenler gibi). Bazı Taoist metinler ayrıca, sersemlemiş ruhlar veya "çözülmemiş qi-patternleri" ifade etmek için kullanılan şeytanlar (mo 魔) terimi de tartışılır.

Buna ek olarak, Taoist dini gelenekler insanların dönüşmüş durumlara ulaşabilme yeteneğine vurgu yapar; buna xian (仙, "Ölümsüzler") veya zhenren (真人, "Mükemmelleşmiş/Gerçekleşmiş Kişiler") denir. Bazı bağlamlarda "ölümsüzler" kelimesi kelime anlamıyla ölümsüzlük olarak okunabilirken, diğer bağlamlarda daha genel bir ruhani aşkı ifade eder. Bu, disiplinli kendini geliştirmenin zirvesi olarak görülür, ancak kesin yollar geleneğe göre değişir (örneğin etik disiplin, meditasyon, qi uygulamaları, ritüel çalışma, içsel simya vb.) Bazı figürler Çin halk dininde yaygın olarak bilinir (örneğin, Sekiz Ölümsüz), diğerleri ise Taoizm tarihinde çok önemli figürleri temsil eder (örneğin Zhang Daoling, Wei Huacun, Lu Xiujing, Wang Chongyang ve Lü Dongbin).

Uygulamalar

Sarı İmparator Tao'nun Soruları, Ulusal Saray Müzesi, Taipei, erken Ming Hanedanı. Bu ipek parşömen tablosu, Sarı İmparator'un ünlü Taoist bilge Guangchengzi ile görüşmek için Kongtong Dağları'na gittiği hikayesine dayanmaktadır. 

Taoist uygulamanın temel unsurları arasında kendini geliştirmeye bağlılık, wu wei ve Tao'nun kalıplarına uyum yer alır. [251]Taoizm uygulaması, bedeni orijinal enerji seviyesine geri getirmeyi ve onu orijinal yaratılış haline geri döndürmeyi amaçlar. Beden artık dünyada sadece uyum içinde yaşama aracı değil; kendisi bir evrendir. [252] Tarih boyunca çoğu Taoist, kendini geliştirmenin önemi konusunda hemfikir olmuştur; bu uygulamalar kişinin kendini dönüştürme ve en derin gerçeklere entegre olmasının yolları olarak görülmüştür. [253]

Çoğu Taoist gelenekte toplu ritüeller önemlidir, aynı şekilde kendi kendini geliştirme yöntemleri de önemlidir. Taoist öz-yetiştirme uygulamaları, kalp-zihnin bedensel maddeler ve enerjilerle (jing ve qi gibi) dönüşümüne ve bunların doğal ve evrensel güçler, kalıplar ve güçlerle bağlantısına odaklanır. [254]

Tao Te Ching'in öğrettiği gerçeklikten kopuş ve Konfüçyüsçü hümanizme karşı çıkmaya rağmen, Taoistler genellikle insanlardan hoşlanmayan veya nihilist değiller ve insanları dünyadaki önemli bir sınıf olarak görürler. Ancak, çoğu Taoist görüşte insanlar, dünyanın diğer yönleri ve Taoist metafiziği kadar ya da daha özel olarak görülen diğer yönlerle karşılaştırıldığında özellikle önemli görülmemektedir. [195] Benzer şekilde, bazı Taoistler kendi tanrıları veya diğer dinlerin tanrıları hakkında benzer görüşlere sahipti. [51]

Louis Komjathy'ye göre, Taoist uygulama karmaşık bir konudur ve "estetik, sanat, diyetetik, etik, sağlık ve uzun ömür uygulaması, meditasyon, ritüel, mevsimsel uyum, kutsal kitap çalışması ve benzerleri" içerir. 

Taoizm tarihi boyunca dağlar Taoist uygulamaları için özel bir yer tutmuştur. Buralar, kutsal alanlar olarak görülür ve Taoist yetiştiricilik ile Taoist manastır ya da eremik yaşam için ideal yerler olarak görülür; bu da dağlarda "bulutlarda dolaşmak" (yunyou) ve dağ inzibelerinde veya mağaralarda yaşamayı içerebilir. [255]

Bazı Taoist inanç sistemlerinde Tao, qi yerine bir yaşam enerjisi olarak hizmet edebilir. [kaynak gerekli]

Dokuz Uygulama

Taoist uygulamanın en eski şemalarından biri, Göksel Ustalar okulunda öğretilen "dokuz uygulama" veya "dokuz erdem" (jiǔxíng 九行) idi. Bunlar klasik kaynaklardan, özellikle Tao Te Ching'den alınmıştır ve Laojun jinglu'da (Lord Lao'nun Kutsal Yazısal Yasaları; DZ 786). [256]

Dokuz uygulama şunlardır:[257]

  1. Nonaction (wu wei 無為): Sonuçları zorlamadan hareket etmek, durumlara minimum kurgusal yanıt vermek, böylece işler Dao'ya uygun şekilde gelişir.
  2. Yumuşaklık ve zayıflık (róuruò 柔弱): Su modelinde esneklik, alçakgönüllülük ve teslim gücü değer veriyor; su modeli sertliği doğrudan direnmeden yeniyor.
  3. Dişiliyi korumak (shǒucí 守雌): "Alıcıya tutunmak" içini koruyan, içsel canlılığı koruyan ve agresif gösterilerden kaçınan sessiz, şefkatli, baskın olmayan bir duruş sürdürmek.
  4. İsimsiz olmak (wúmíng 無名): Etiketlere, statüye veya itibarlara takılıp kalmamak, ayrımların ortaya çıktığı kavramlardan önceki basitliğe geri dönmek.
  5. Berraklık ve sessizlik (qīngjìng 清靜): Zihinsel ve enerjik sessizliği geliştirmek, böylece algı netleşir ve insan huzursuzluktan doğal düzene uyum sağlayabilir.
  6. Usta olmak (zhūshàn 諸善): "Faydalar" (erdemler/faydalı eylemler) konusunda geniş bir beceri geliştirmek, böylece davranış güvenilir şekilde faydalı, zamanında ve uygun olur.
  7. İsteksiz olmak (wúyù 無欲): Yargıyı çarpıtan kavram ve arzu azalır, böylece eylem egonun isteklerinden ziyade uygun olanla yönlendirilir.
  8. Durmayı ve memnun olmayı bilmek (zhī zhǐzú 知止足): Yeterliliği tanımak (sınır koymak ve tatmin olmuş dinlenmek) böylece hırs takıntılı ve yıkıcı hale gelmesin.
  9. Teslim olmak ve geri çekilmek (tuīràng 推讓): Geri adım atmak, yol vermek ve uygun olduğunda başkalarının öncelikli olmasına izin vermek, çatışmayı azaltmak ve uyumu korumak.


Uzun ömür

Gan Bozong tarafından tasvir edilen Sun Simiao, ahşap baskı, Tang hanedanı (618–907)

Taoist uzun ömür yöntemleri, antik Çin tıbbıyla yakından ilişkilidir. Bu yöntemlerin birçoğu, simyacı Sun Simiao (582–683) ve En Yüksek Açıklık Patriği Sima Chengzhen (647–735) gibi Tang hanedanı figürlerine kadar uzanır. [265] Bu yöntemlerin amacı daha iyi sağlık ve uzun ömürlülükten ölümsüzlüğe kadar uzanır. Bu "besleyici yaşam" (yangsheng) yöntemlerinin temel unsurları, her şeyde (içecek, yiyecek vb.) ölçülü olmak, iyileşme egzersizleri (daoyin) ile ilgili emrleri takip ederek mevsimlerin döngülerine uyum sağlamak ve nefes çalışması yer alır. [266]

Taoistler tarafından, modern qigong biçimleri ve Taijiquan, Baguazhang, Xingyiquan ve Liuhebafa gibi modern iç dövüş sanatları (neijia) gibi birçok fiziksel uygulama, sağlık ve uzun ömür geliştirme yöntemleri ve içsel simyasal dönüşümler için uygulanmaktadır. [267][268][269] Ancak bu yöntemler özel olarak Taoist değildir ve genellikle Taoist bağlamların dışında uygulanır. [270]

Bir diğer önemli uzun ömür yöntemi ise "yutma"dır; bu yöntem, çevresinden ne emdiğini veya tükettiğini vurgular; bu yöntem, kişinin ne haline geldiğini etkilediği görülür. [271] Çin tıbbından yakından etkilenen diyatektik, tüketme pratiğinin önemli bir unsurudur ve farklı etkiler için birçok Taoist diyet rejimi vardır (örneğin asketik diyetler, manastır diyetleri, terapötik diyetler ve otlar ile mineraller kullanan simya diyetleri gibi). [272] Yaygın bir uygulama, tahıllardan (bigu) kaçınmaktır. [273] Bazı durumlarda, vejetaryenilik ve gerçek oruç gibi uygulamalar da benimsenmiştir (buna bigu da denebilir). [274]

Bazı Taoistler, insan bedenini binlerce shen[186] (genellikle 36.000),[275] tanrılarla ruhani bir bağlantı olarak görüyordu; bu tanrılar, kelimenin diğer anlamı olan bilinç nedeniyle en azından bir ölçüde zihinsel olarak kabul ediliyordu ve bedenin yin ve yang'ını çeşitli yöntemlerle manipüle ederek iletişim kurulabiliyordu. Aynı zamanda qi'si de var. [186] Bu Taoistler ayrıca insan bedenini, daha yüksek bir gerçeklik seviyesini temsil eden üç "cinnabar alanı"[186] ya da normal gerçeklikte var olmayan ruhani bir cinnabar türü olarak düşündüler. Bu Taoistlerin kullandığı meditasyon yöntemi, qi veya başka bir yaşam enerjisi türü olarak düşünülen "ışığı görselleştirmekti", yani Taoistlerin qi'nin yerine bir alternatif olarak kabul edilen[186] ya da bunun yerine varlığına inanıyordu. Işık daha sonra üç cinnabar alanından kanalize edilerek "mikrokozmik yörünge" oluşturuyor veya eller ve ayaklar aracılığıyla "makrokozmik yörünge" oluşturuluyordu. 

36.000 shen, bedeni ve bedensel işlevleri "Çin hükümet sistemine benzeyen" bürokratik bir sistemle düzenledi. Ölüm ancak bu tanrılar ayrıldığında gerçekleşir, ancak hayat onları görselleştirerek meditasyon yaparak, iyi işler yaparak, et ve şaraptan kaçınarak uzatılabilir.

Simya

Xingming guizhi'den (Ruhsal Doğa ve Bedensel Yaşam İpuçları), yaklaşık 1615 (Wanli dönemi) Taoist neidan'ın illüstrasyonu.

Birçok Taoizm okulunun temel unsurlarından biri, ritüeller, meditasyonlar, egzersizler ve çeşitli simyasal maddelerin yaratımını içeren simya uygulamalarıdır. Simyanın hedefleri arasında fiziksel ve ruhsal dönüşüm, ruhsal olarak kozmik güçlerle uyumlu olmak, coşkulu ruhsal yolculuklara çıkmak, fiziksel sağlığı iyileştirmek, yaşamı uzatmak ve hatta ölümsüz (xian) olmak yer alır. [283]

Taoist simya, Taiping Jing ve Baopuzi gibi erken Taoist kutsal metinlerde bulunabilir. [284] İki ana simya türü vardır: iç simya (neidan) ve dış simya (waidan). Vücutta qi'nin dönüşümü ve artmasına odaklanan içsel simya (neidan, kelime anlamı: "iç iksir"), geç imparatorluk döneminde (özellikle Tang döneminde) gelişmiştir ve günümüzde neredeyse tüm Taoist okullarda bulunur, ancak en çok Quanzhen Okulu ile ilişkilendirilir. [285][286] Görselleştirme ve nefes çalışması gibi farklı yöntemlere sahip birçok iç simya sistemi vardır. [285] İmparatorluk döneminin sonlarında, neidan, klasik metinler ve meditasyonlar, yangsheng, I Ching sembolojisi, Taoist kozmoloji, dış simya kavramları ve terimleri, Çin tıbbı ve Budist etkiler gibi birçok unsurdan yararlanan karmaşık sistemlere dönüştü. [287] Neidan sistemleri genellikle sözlü usta-öğrenci soyları aracılığıyla aktarılır ve bu sular genellikle gizli kalır. [280]

Livia Kohn, içsel simyanın ana amacının genellikle üç dönüşüm kümesi olarak anlaşıldığını yazar: "özünden (jing) enerjiye (qi), enerjiden ruha (shen) ve ruhtan Dao'ya." [288] Bunun yaygın yöntemleri arasında ince cisimle etkileşim sağlamak ve mikrokozmik yörüngenin aktive edilmesi yer alır. Louis Komjathy, neidanın genellikle "ölümsüz embriyo" (xiantai) veya "yang ruhu" (yangshen) olarak adlandırılan aşkın bir ruh yaratmayı amaçladığını ekler. 

Semboller ve

 

Taijitu, genellikle "yin ve yang" veya "yin-yang" sembolü olarak bilinir ve bagua, Taoizmde önemli sembollerdir çünkü Taoist kozmolojinin temel unsurlarını temsil ederler (yukarıya bakınız). [331][332] Birçok Taoist (ve Taoist olmayan) kuruluş bu sembolleri kullanır ve bayraklarda ve logolarda, tapınak zeminlerinde veya din adamı cübbelerine dikilebilir. Standartlaştırılmış yin-yang taijitu, MS 10. yüzyılda, erken Song hanedanı döneminde Taoist bir sembol olarak ortaya çıkmıştır. 

Çinli Taoist Rahip Elbisesi, 19. yüzyıl. Ejderha gibi Taoist sembollerin yanı sıra, Budizm'den sekiz uğurlu sembolü de benimsemiştir.  

Kaplan ve Çin ejderhası, sırasıyla yin ve yang için daha eski sembollerdir ve bu iki hayvan hâlâ Taoist sanatında yaygın olarak kullanılmaktadır. [333] Güney Çin ve Tayvan'daki Taoist tapınaklar, çok renkli seramik kiremitlerden yapılmış ejderhalar, kaplanlar ve anka kuşu kuşları (anka kuşu da yin anlamına gelir) bulunan çatılarıyla tanınır. Genel olarak, Çin Taoist mimarisi diğer yapılardan ayıran evrensel özelliklerden yoksundur. [334]

Taoist tapınaklar kare veya üçgen bayraklar dalgalayabilir. Genellikle mistik yazılar, tılsımlar veya diyagramlar içerirler ve ölülerin ruhlarına rehberlik etmek, iyi şans getirmek, yaşam süresini artırmak gibi çeşitli işlevleri yerine getirmek için tasarlanmıştır. Diğer bayraklar ve bayraklar tanrıların veya ölümsüzlerin kendilerine ait olabilir. 

Zhenwu, bagua ve Kuzey Ayı ile tasvir edilmiş, etrafı Taoist tılsımlarla çevrilidir.

Büyük Ayı (Bushel olarak da adlandırılır) çizimleri de önemli sembollerdir. MÖ 2. binyılın Shang hanedanında, Çin düşüncüsü Büyük Ayı tanrısı olarak görülürken, sonraki dönemlerde taijitu'nun simgesi haline gelmiştir.İlgili bir sembol ise kutup yıldızını temsil eden alevli incidir ve iki ejderha arasındaki çatılarda ve bir Göksel Usta'nın saç tokkasında görülebilir. 

Bazı Taoistler yıldızları "gök ve yerleği" arasındaki her şeyi birbirine bağlayan "Gök Ağı'ndaki düğümler" olarak gördüler.

Birçok Taoist Tao'yu "bilgenin [mecazi] incisi" ve "yin... [ve] yang." Taoistler de incilere genel olarak saygı duyarlardı; Çinli ejderha göksel varlıklarını, "kaosun sisinde" var olan bir incinin ışıltısıyla ortaya çıkan ve onları sislerden çıkaran inciyi sürekli geri aldıkları sonsuz bir döngüde hapsolmuş olarak görürlerdi. Bazı İçsel Simya Taoistleri, cıvayı "ilahi su" ve bilincin vücut bulmuş hali olarak "akan inci" olarak görürdü. 

Son Qing hanedanında, Taoizm'e eğilimli Taoistler ve entelektüeller, wuxing'i liderlik ve iyi yönetimin sembolü olarak kullanarak, önceki hanedanlarda yapılmış eski dini metinler ve çeşitli tarih yazımlarını kullanarak beş wuxing'den farklı Çin hanedanlarına bir aşama atanmışlardır. 

9 zhou ya da "nehir adaları" ( veya , şimdi genellikle "eyaletler" anlamına gelir) sisteminin tasviri; Shun'un gelişimine katkısı olduğu kabul edilir ve Yu'nun temel çalışmaları takip edilir.  

Uzun ömür ve ölümsüzlüğü temsil eden semboller özellikle popülerdir ve bunlar arasında: turnalar, çam ağaçları ve ölümsüzlük şeftalileri (Batı'nın Kraliçe Annesi ile ilişkilendirilen) bulunur.  Doğal semboller de yaygındır ve kabaklar, mağaralar, bulutlar, dağlar ve Çin burç hayvanlarını içerir. Taoistlerin kullandığı diğer semboller arasında Sarı Nehir Haritası, Luoshu Meydanı, I Ching paraları, Taoist tılsımlar (fulu), Dört Sembol ve çeşitli Çin karakterleri (örneğin Tao karakteri ve shou ('uzun ömürlü') karakteri bulunur.

Üç öğretinin birliğini gösteren, 12. yüzyıl, Song hanedanı olan "Tiger Brook'a üç kahkaha"yı tasvir eden litang tarzı bir tablo

Taoist rahipler ayrıca, statülerini ve okul bağlılıklarını simgeleyen Daojiao fushi ve Taoist Daopao versiyonları gibi kendine özgü cüppeler giyerler.

wikipedia.org/wiki/Taoism

&


Klasik Taoizm ve

Zhang Lu'nun Laozi Öküz Binmesi (yaklaşık 1464–1538)


Harold Roth gibi akademisyenler, erken Taoizm'in usta-öğrenci topluluklarının "içsel yetiştirme soyları" olduğunu savunur ve Tao ile birlik sağlamanın bir yolu olarak içeriğiz ve kavramsal olmayan apofatik meditasyonu vurgular. [30] Louis Komjathy'ye göre, onların dünya görüşü "Dao'yu kutsal olarak vurgularken, evren ve her bireyi Dao'nun bir tezahürü olarak vurgulardı". [31] Bu topluluklar ayrıca fangshi (metod ustası) topluluklarıyla yakından ilişkili ve iç içe geçmişti. [32] Russell Kirkland gibi diğer akademisyenler, Han hanedanından önce gerçek bir "Taoist" veya "Taoizm" olmadığını savunur. Bunun yerine, çeşitli davranışlar, uygulamalar ve yorumlayıcı çerçeveler (I Ching, Doğa Bilimciler Okulu'nun fikirleri ile Mohist, "Legalist" ve "Konfüçyüsçü" fikirler gibi) vardı ve bunlar sonunda "Taoizm"in ilk organize biçimlerine sentezlendi. [33][19]

Başlıca erken dönem Taoist kaynaklar arasında Neiye, Zhuangzi ve Tao Te Ching bulunur. [34] Laozi'ye atfedilen Tao Te Ching, MÖ 4. ile 6. yüzyıllar arasında yazılmıştır. [35][36] Yaygın bir gelenek, Laozi'nin Taoizm'i kurduğu yönündedir. [37] Laozi'nin tarihsel kimliği tartışmalıdır ve birçok akademisyen onu efsanevi kurucu figür olarak görür. [38][39]

Batı'da Taoizm genellikle Laozi'den kaynaklanan biri olarak kabul edilirken, birçok Çinli Taoist, Sarı İmparator'un birçok ilkesini,[40] "uzun yaşam" arayışını da dahil olmak üzere formüle ettiğini iddia eder. [41] Geleneksel olarak, Sarı İmparator'un Taoizmi kurmasının nedeni "doğal yasalarla uyumlu yaşayan ve erken Taoizm'in benimsediği erdemlere benzeyen erdemlere sahip ideal bir krallık hayali kurması" deniyordu. Rüyasından uyandığında, Huangdi "bu erdemleri kendi krallığında getirmek, sakinler arasında düzen ve refah sağlamak için" çabaladı. [42]

Daha sonra Taoizm gelişti ve iki mezhepe dönüştü; Bunlardan biri ağırlıklı olarak büyülere odaklanan Zhengyi Taoizm, diğeri ise içsel simya pratiği yapan Quanzhen Taoizmidir. Genel olarak, geleneksel Taoist düşünce, içerik ve mezhepler çeşitlidir ve "içteki her şeyi emip dışarıyı karıştırmak" idealini yansıtır. [43]

Erken Taoizm, Shang ve Zhou hanedanlarının dinlerinde bulunan düşüncelerden yararlanmıştır; örneğin kehanet, atalara tapınma ve Cennet (Tian) fikri ile insanlıkla ilişkisi. [8] Kirkland ve Livia Kohn gibi modern Taoizm akademisyenlerine göre, Taoist felsefe de Savaşan Devletler döneminden (MÖ 4. ila 3. yüzyıllar) Mohizm, Konfüçyüsçülük, Hukukçu teorisyenler (Shen Buhai ve Han Fei gibi wu wei'den bahsedenler), Doğa Bilimciler Okulu gibi birçok düşünce okulundan yararlanarak gelişmiştir (Taoizm ana kozmolojik fikirlerini yin ve yang ile beş aşamadan alır) ve özellikle I Ching ve Lüshi Chunqiu gibi Çin klasiklerini alır. [7][8][9]

Bu arada, Isabelle Robinet Taoizmin ortaya çıkışında dört bileşeni tanımlar: Tao Te Ching ve Zhuangzi'de bulunan öğretiler, ecstasy elde etme teknikleri, uzun ömür ve ölümsüz (xian) olma uygulamaları ile şeytan çıkarma uygulamaları. [38] Robinet, Taoizmin bazı unsurlarının Çin'deki tarih öncesi halk dinlerine dayanabileceğini belirtir. [44] Özellikle, birçok Taoist uygulama, Savaşan Devletler dönemi fenomenlerinden (wu (Çinli şamanlar) ve fangshi ("yöntem ustaları", muhtemelen "antik çağın arşivci-kahinleri"nden türemiştir) örnek almıştır. [45]

Her iki terim de "büyü, tıp, kehanet, ... uzun ömür ve coşkulu gezginlikler için yöntemler" ve ayrıca şeytan çıkarma yöntemleri de vardı. [45] Fangshi, felsefi olarak Doğa Bilimciler Okulu'na yakındı ve kehanet faaliyetlerinde büyük ölçüde astrolojik ve takvim spekülasyonlarına dayanıyorlardı. [46] Kadın şamanlar, özellikle güney Chu eyaletinde güçlü olan erken Taoist gelenekte önemli bir rol oynamıştır. Erken Taoist hareketler, şamanizmin aksine, şamanik unsurları da benimseyerek kendi geleneklerini geliştirmiştir. [47]

Erken dönemde, bazı Taoistler siyasi yaşama katılmayan münzevi veya müzevi olarak yaşarken, diğerleri Taoist ilkelere dayalı uyumlu bir toplum kurmaya çalışıyordu. [31] Zhuang Zhou (yaklaşık MÖ 370–290), Taoist münzeviler arasında en etkili kişiydi. Bazı akademisyonere göre, güneyde yaşadığı için Çin şamanizminden etkilenmiş olabileceğini düşünüyor. [48] Zhuang Zhou ve takipçileri, eski geleneklerin ve o zamanlar efsanevi krallıkların yaşam tarzlarının mirasçıları olduklarında ısrar ettiler. [49] Taoizmi etkilemiş olabilecek pre-Taoist filozoflar ve mistikler arasında şamanlar, bitkilerin ve jeolojinin özelliklerini anlamada yetenekli doğa bilimcileri, kahinler, erken dönem çevreciler, kabile reisi, saray yazıcıları ve hükümet üyeleri, Çin devletlerindeki soylular ve mülteci topluluklarının torunları yer almaktadır. [50]

Erken dönem Taoizm'deki önemli hareketler tanrıların varlığını göz ardı etti ve tanrılara inanan birçok kişi, kendilerini Tao'nun doğal yasasına tabi olarak görüyordu; bu yasalar diğer tüm yaşamlara benzer bir yapıda. [51][52] Tao Te Ching ile yaklaşık aynı dönemde, bazıları Tao'nun "tüm varoluşun temeli" olan ve tanrılardan daha güçlü bir güç olduğunu, aynı zamanda bir ata ve anne tanrıça olan tanrı benzeri bir varlık olduğuna inanıyordu. [53]

Erken dönem Taoistler, varoluşu yöneten doğaüstü yasalar olduğunu düşündükleri şeyleri bulmak için doğal dünyayı incelediler. [36] Taoistler, Çin'de türünün ilk ilkini olan bilimsel ilkeler yarattılar ve inanç sistemi, başlangıcından beri bilimsel, felsefi ve dini kibirleri birleştirmesiyle bilinmektedir.

Erken organize Taoizm

Zhang Daoling, ilk Göksel Usta


Han hanedanı döneminde (MÖ 202 – 220 CE), Taoizmin çeşitli kaynakları Shu (günümüz Sichuan) devletinde tutarlı bir ritüelci geleneği haline gelmişti. [48] Taoizmin en erken biçimlerinden biri, o dönemde etkili bir düşünce okulu olan Han dönemi (MÖ 2. yüzyıl) Huang–Lao hareketiydi. [54] Huainanzi ve Taipingjing bu döneme ait önemli kaynaklardır. [55] Han hanedanı döneminde yaygın olan ve MÖ 2. yüzyıl boyunca farklı grupların var olduğu için birçok önceden var olan formu çeşitli şekillerde senkret eden organize olmayan bir Taoizm biçimi popülerdi. [56] Han döneminde de Tao Te Ching üzerine en eski mevcut yorumlar yazıldı: Heshang Gong yorumu ve Xiang'er yorumu. [57][58]

Taoizmin ilk organize biçimi, 2. yüzyılın sonunda Beş Pinç Dişi hareketinden gelişen Göksel Ustaların Yolu'dur. Sonuncusu, 142 yılında Laozi'nin vizyonunu gördüğü ve dünyanın sona ermek üzere olduğunu iddia eden Zhang Daoling tarafından kurulmuştu. [59][12] Zhang, insanlara tövbe etmeyi ve yaklaşan felakete hazırlanmayı öğretmeye çalıştı; bu felaketten sonra onlar büyük bir barış çağının tohumları olacaklardı. Bu, erkeklerin ve kadınların içkileyici olarak hareket edip sıradan insanlara bakabildiği kitlesel bir hareketti. [60] Shandong'da "Büyük Barış Yolu" adlı benzer bir hareket ortaya çıktı; bu hareket Han hanedanının yerini alarak yeni bir dünya yaratmayı amaçladı. Bu hareket Sarı Türban İsyanı'na yol açtı ve yıllarca süren kanlı savaşın ardından bastırıldılar. [12]

Göksel Ustalar hareketi bu dönemi atlattı ve Han'ın yerini alma girişiminde yer almadı. Bu nedenle, Üç Krallık döneminde büyüdüler ve etkili bir din haline geldiler; ritüel itiraf ve dilekçelere odaklandılar ve iyi organize edilmiş bir dini yapı geliştirdiler. [61] Göksel Ustalar okulu, 215 yılında savaş ağası Cao Cao tarafından resmen tanındı ve karşılığında Cao Cao'nun iktidara yükselişini meşrulaştırdı. [62] Laozi, MÖ 2. yüzyılın ortalarında imparatorluk tarafından ilahi olarak tanındı. [63]

Bir diğer önemli erken dönem Taoist hareket, ölümsüzlük arayan, iksirlerin karışımı yoluyla ölümsüzlük arayan ve genellikle cinnabar, kurşun, cıva ve realgar gibi toksik maddelerin yanı sıra ritüel ve arındırıcı uygulamalar içeren dış simya geleneği olan Taiqing (Büyük Açıklık) idi. [64]

Bu noktadan sonra, Taoizm, senkretik Konfüçyüsçü–eşitlikçi gelenek kadar yasa kabulü üzerinde neredeyse o kadar önemli bir etkiye sahip olmadı.

Üç Krallık ve Altı Hanedan

Lingbao Kutsal Yazılarından birinden bir Taoist tılsım.   

Üç Krallık dönemi, felsefi sorgulamaya odaklanan ve Konfüçyüsçü öğretileri Taoist düşünce ile bütünleştiren Xuanxue (Gizemli Öğrenme veya Derin Bilgelik) geleneğinin yükselişine tanık oldu. Harekette Wang Bi (226–249), He Yan (ö. 249), Xiang Xiu (223?–300), Guo Xiang (ö. 312) ve Pei Wei (267–300) gibi akademisyenler yer almıştır.  Daha sonraki etkili bir diğer figür, iç yetiştirme üzerine önemli bir Taoist eser olan Baopuzi (Sadeliği Kucaklayan Usta) olan 4. yüzyıl simyageri Ge Hong'dur

Altı Hanedan (316–589) dönemi, iki yeni Taoist geleneğin, Shangqing ve Lingbao okullarının yükselişine tanık oldu. Shangqing, 364 ile 370 yılları arasında tanrılar ve ruhlar tarafından belirli bir Yang Xi'ye yapılan bir dizi vahiye dayanıyordu. Livia Kohn'un yazdığı gibi, bu keşifler gökyüzünün ayrıntılı tanımlarını ve "şamanik seyahatlerin veya coşkulu gezilerin, görselleştirmelerin ve simya karışımlarının özel yöntemlerini" içeriyordu. Shangqing vahyleri ayrıca birçok yeni Taoist kutsal metin de tanıttı. 

Benzer şekilde, 397 ile 402 yılları arasında Ge Chaofu, daha sonra Lingbao okulunun temelini oluşturan bir dizi kutsal kitap derledi; bu okul, Song hanedanının sonraki döneminde (960–1279) en etkili oldu ve kutsal metinlerin okunması ile uyum ile uzun ömür için tılsımların kullanılmasına odaklandı. Lingbao okulu, tılsımların güçlendirildiği "arınma" adı verilen arınma ritüellerini uyguladı. Lingbao ayrıca Mahayana Budist unsurlarını benimsemiştir. Kohn'a göre, "Budist kozmolojisi, dünya görüşü, kutsal yazılar ve uygulamaların yönlerini entegre ettiler ve Budist sutraları yakından taklit eden devasa bir yeni Taoist metin koleksiyonu yarattılar". Louis Komjathy ayrıca, "evrensel kurtuluş" (pudu) savunurken Mahayana Budist evrenselciliğini benimsediklerini belirtmektedir. 

Bu dönemde, Budist manastırcılığın etkisiyle, Zhongnan Dağları'nda yerel bir Taoist usta olan Yin Tong tarafından kurulan ilk Taoist manastır kurumu olan Louguan. Bu gelenek Kuzey Göksel ustaları olarak adlandırıldı ve ana metinleri Xishengjing (Batı Yükseliş Metni) idi. 

Taoist Tılsımlar Haritası, Japonya, Muromachi dönemi, 1553, anonim ahşap baskı, James Michener Koleksiyonu, Honolulu Sanat Müzesi.    

6. yüzyılda Taoistler, çeşitli gelenekleri birleştirerek Budizm ve Konfüçyüsçülük ile rekabet edebilecek tek bir entegre Taoizm oluşturmaya çalıştılar. Bunu yapmak için, ilk olarak bilgin Lu Xiujing (406–477) tarafından Budizm'in "üç aracı" temelinde geliştirilen "üç mağara" olarak bilinen şemayı benimsediler. Üç mağara şunlardı: Üç Egemen ile ilişkilendirilen Mükemmellik (Dongzhen); Lingbao ile ilişkilendirilen Gizem (Dongxuan); ve Ruh (Dongshen), Yüce Açıklık geleneğiyle ilişkilendirilmiştir.  Lu Xiujing ayrıca bu şemayı Taoist yazıtları ve Taoist tanrıları düzenlemek için kullandı. Lu Xiujing, Çin imparatorunun isteğiyle yayımlanan Daozang kanonunun ilk baskısını derlemek için çalıştı. Böylece, Russell Kirkland'a göre, "birkaç önemli anlamda, Taoizmi kuran aslında Lu Hsiu-ching'di; çünkü 'Tao'nun öğretilerinin' (Tao-chiao) sınırlarını ve içeriğini belirleyen ortak metin kanonunun topluluk tarafından kabul edilmesini ilk kez o kazandı. Lu ayrıca geleneğin ritüel faaliyetlerini yeniden düzenledi ve bugüne kadar Taoist uygulamaları etkilemeye devam eden yeni bir litürjiler seti formüle etti." 

Bu dönemde, farklı Taoist geleneklerden yüksek tanrıları birleştiren Üç Saf Olan'ın gelişimi de görüldü; bu üçleme günümüze kadar etkili kalmıştır.

Sonraki imparatorluk hanedanları

Guo Xu tarafından yazılmış Qiu Chuji (1503)


Yeni Birleşik Taoizm, artık birleşik bir Taoist kimliğiyle birlikte, Tang hanedanı döneminde Çin'de resmi statü kazandı. Bu geleneğe daojiao deniyordu. [76] Tang, Taoist etkisinin zirvesiydi ve bu dönemde, Taoizm, Yüce Açıklık Patriği liderliğinde, Çin'de baskın din idi. [77][78][76] Russell Kirkland'a göre, bu yeni Taoist sentezin temel temeli Lingbao okulunun öğretilerine dayanıyordu; bu öğretiler toplumun tüm sınıflarına hitap ediyor ve Mahayana Budizminden besleniyordu. [79]

Tang'ın belki de en önemli figürü, saray Taoisti ve yazar Du Guangting (850–933) idi. Du, Taoist ritüeller, tarih, mitler ve biyografi hakkında çok sayıda eser yazdı. Ayrıca savaş ve kayıplar döneminden sonra Daozang'ı yeniden organize etti ve düzenledi. [80]

Tang döneminde, birkaç imparator Taoizmin koruyucusu oldu, rahipleri saraya davet ederek ritüeller yürüttü ve egemenin prestijini artırdı. [81] Gaozong İmparatoru, Tao Te Ching'in imparatorluk sınavlarında bir konu olmasını bile emretti. [82] 7. yüzyıl İmparator Taizong'un saltanatı sırasında, Wudang Dağları'ndaki ilk tapınak, Beş Ejderha Tapınağı inşa edilmiştir. [83] Wudang, sonunda Taoizmin önemli bir merkezi ve Taoist dövüş sanatlarının (Wudang quan) yuvası haline geldi.

İmparator Xuanzong (hükümdarlığı 712–755) de çeşitli Taoist eserler yazan adanmış bir Taoistti ve Livia Kohn'a göre "kıdemli ustalar, ritüel uzmanları, Taoist şairler ve Sima Chengzhen gibi resmi patriklerle sık sık görüşmeler yapardı." [84] İmparatorluk ritüellerini Taoist biçimlere göre yeniden düzenledi, Taoist tapınaklar ve manastırları destekledi ve Taoizm temelli ayrı bir sınav sistemi getirdi. [84] Tang hanedanının bir diğer önemli Taoist figürü ise jindan meditasyon geleneğinin kurucusu ve neidan (iç simya) uygulamalarının gelişiminde etkili bir figür olarak kabul edilen Lü Dongbin'dir.

Benzer şekilde, özellikle Huizong olan birkaç Song hanedanı imparatoru, Taoizmi teşvik etmekte, Taoist metinleri toplamada ve Daozang'ın güncellenmiş baskılarını yayımlamada aktifti. [85] Song döneminde yeni kutsal metinler ve ritüelistler ile Taoist ayinlerin yeni hareketleri ortaya çıktı; bunların en popülerleri Gök Gürültüsü Ritüelleri (leifa) idi. Gök gürültüsü ritüelleri, göksel gök gürültüsü bölümünü çağrıştıran koruma ve şeytan çıkarma ayinleriydi ve yeni Göksel Kalp (Tianxin) geleneğinin yanı sıra Genç Başlangıç (Tongchu) okulunun merkezi haline geldiler.

12. yüzyılda, Quanzhen (Tam Mükemmellik) Okulu, bilge Wang Chongyang (1113–1170) tarafından, "hayaletlere ve tanrılara" tapan ve onları büyük ölçüde yerinden eden dini Taoist geleneklerle rekabet etmek amacıyla Shandong'da kuruldu. [87] Okul, içsel dönüşüm,[87] mistik deneyim,[87] manastır ve asketizm üzerine odaklanmıştır. [88][89] Quanzhen, 13. ve 14. yüzyıllarda ve Yuan hanedanı döneminde gelişti. Quanzhen okulu senkretikti; Budizm ve Konfüçyüsçülük unsurlarını Taoist gelenekle birleştiriyordu. Wang Chongyang'a göre, "üç öğreti" (Budizm, Konfüçyüsçülük, Taoizm) "araştırıldığında sadece bir okul olduğu ortaya çıkar". [90][doğrulama başarısız] Quanzhen, usta Qiu Chuji'nin Cengiz Han ile tanışmasıyla Çin'deki en büyük ve en önemli Taoist okul oldu; Cengiz Han onu tüm Çin dinlerinin lideri yaptı ve Quanzhen kurumlarını vergiden muaf etti. [91][92] Bir diğer önemli Quanzhen figürü ise, iç simya klasiği olan Wuzhen piano'nun yazarı ve Quanzhen'in güney kolunun kurucusu Zhang Boduan'dı.

Song döneminde, Zhengyi Dao geleneği Güney Çin'de Chang klanının Taoistleri arasında düzgün şekilde gelişti. [93] Bu litürjik odaklı gelenek, sonraki imparatorlar tarafından desteklenmeye devam etmiş ve günümüzde de varlığını sürdürmektedir. [94]

Yuan hanedanı döneminde Kuzey Çin'de Taoizm, Tibet kültürel uygulamalarından, Çin halk dininden (çoğunlukla Yuan topraklarının batı bölgelerinden) ve Tibet Budizminden ilham almıştır. [95]

Ming hanedanı döneminde (1368–1644), Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizmin yönleri bilinçli olarak Neo-Konfüçyüsçü okulda sentezlendi ve bu okul zamanla devlet bürokratik amaçları için İmparatorluk ortodoksiyası haline geldi. [96] Taoist fikirler ayrıca Wang Yangming ve Zhan Ruoshui gibi Neo-Konfüçyüsçü düşünürleri de etkilemiştir. [97] Ming döneminde, Sekiz Ölümsüz efsaneleri (en önemlisi Lü Dongbin) yerel oyunların ve halk kültürünün bir parçası olarak öne çıktı. [98] Hongwu İmparatoru gibi Ming imparatorları, tahtın gücünü artırdığına inanılan Taoistleri saraya davet etmeye ve Taoist ritüeller düzenlemeye devam etti. Bunların en önemlisi, Ming Hanedanının ana hanedan koruyucu tanrısı olan Taoist tanrı Xuanwu ile bağlantılıydı. [81]

Ming dönemi, Taoizmi Budist ve Konfüçyüsçü öğretileriyle birleştiren ve "saflık, berraklık, sadakat ve övladlığa saygı" üzerine odaklanan Jingming ("Saf Aydınlık") okulunun öne çıkmasını gördü. [99][100] Okul, iç ve dış simya, oruç (bigu) ve nefes çalışmalarını küçümsedi. Bunun yerine, okul zihinsel yetiştirmeyi kullanarak zihnin orijinal saflığına ve berraklığına geri dönmeye odaklandı (ki bu da arzular ve duygularla gizlenebiliyordu). [99] Bu okulun önemli isimleri arasında Xu Xun, Liu Yu, Huang Yuanji, Xu Yi ve Liu Yuanran bulunmaktadır. Bu figürlerden bazıları imparatorluk başkentinde ders verdi ve unvanlarla ödüllendirildi. Günlük hayatta pratik etik ve kendi kendini geliştirmeye (ritüel veya manastırlık yerine) vurguları, edebiyatçılar arasında çok popüler olmasını sağladı.

Qing hanedanı (1644–1912) ağırlıklı olarak Budizmi ve Neo-Konfüçyüsçülüğü teşvik etti. [101] Bu dönemde Taoizmin statüsü ve etkisi azaldı. 18. yüzyılda Qing imparatorluk kütüphanesi neredeyse tüm Taoist kitapları dışlamıştır. [102]

Qing dönemi, güney Çin'den Quanzhen'in bir kolu olan ve Beyaz Bulut Tapınağı'nda kurulan Wang Kunyang'ın (1552–1641) Longmen ("Ejderha Kapısı" 龍門) okulunun da doğmasına da yol açtı. Liu Yiming (1734–1821) ve Min Yide (1758–1836) gibi Longmen yazarları, Altın Çiçek Sırrı gibi kitaplarla Taoist iç simya uygulamalarını teşvik etmek ve korumak için çalıştılar. [105] Longmen okulu, Quanzhen ve neidan öğretilerini Jingming geleneğinin geliştirdiği Chan Budist ve Neo-Konfüçyüsçü unsurlarla sentezledi ve edebiyatçılar sınıfı için geniş çapta cazip hale geldi.

§§§§§§§§§§§§§§§§§§§§§§§§


Mencius

Mencius, insan doğasının iyi olduğunu savunur.İnsan doğasını, doğru koşullarda oluşması beklenen ideal bir duruma doğuştan eğilim olarak anlar. Bu nedenle, insanlar iyi olma kapasitesine sahiptir, her ne kadar hepsi iyi olmasa bile. 

Mencian teorisine göre, insan doğası dört başlangıç içerir (; duan) ahlakın bir şeyleri. Bu duygu, iyilik (; ren), bir utanç ve küçümseme duygusu olup doğruluğa dönüşür (; yi), saygı ve nezaket duygusu, bu da görgü uygunluğuna (; li) ve doğru ve yanlış algısı bilgeliğe dönüşür (; zhi). Ahlakın başlangıcı, hem duygusal motivasyonlar hem de doğru neyin yanlış, saygılı, saygılı veya küçümseyen gibi sezgisel yargılarla karakterize edilir. [27]

Mencius'un görüşüne göre, iyilik, iyilik, iyilik, haklılık, bilgelik ve görgü gibi erdemlere yönelik doğuştan gelen eğilimlerin gelişiminin sonucudur. [25] Bu eğilimler, her insan için ahlaki duygularda kendini gösterir. [25] Yansıma (; si) Dört Başlangıcın tezahürleri üzerine erdemlerin gelişimine yol açar. [25] Bu, erdemin tatminin önüne geçtiğini kabul eder, ancak düşünme eksikliği ahlaki gelişimi engeller. [27] Başka bir deyişle, insanların iyiliğe yönelen duygusal eğilimleri içeren bir yapısı vardır. [25]

Mencius ayrıca, kötülük kapasitesinin insan doğasına neden dayanmadığını sorgular. [25] Bir birey kötü olursa, bu onun anayasasının sonucu değildir; çünkü onun anayasasında iyiliğe yönlendiren duygusal eğilimler vardır; bunun yerine anayasasını uygun yöne doğru şekilde yaralaması veya tam olarak geliştirmemesi meselesidir. [25] Duyuların arzularını, dört başlangıçtan farklı doğal eğilimler olarak kabul eder. [27] İnsanlar, etik motivasyonlarını kullanmazlarsa, arzuları tarafından yanıltılmış ve yanlış yönlendirilebilirler. [25] Bu nedenle, dört başlangıcın tezahürleri üzerine düşünme sorumluluğunu insanlara yükler. [27] Burada, kulakların ve gözlerin işlevi değil, kalbin yansıtma işlevidir; çünkü duyusal organlar duyusal arzularla ilişkilidir ama kalp duygu ve düşünce merkezidir. Mencius, temel erdemleri—iyilik, doğruluk, nezaket ve bilgelik—insanların başlangıçta sahip olduğu içsel nitelikler olarak görür; bu nedenle insanlar doğuştan gelen ahlakları nedeniyle sadece kendi çıkarlarını koşarak tam tatmin elde edemezler.  Wong (2018), Mencius'un insan doğasını iyi olarak tanımlamasının, "doğru besleyici koşullarla insanlara duyuların arzularına ne kadar vurgu verileceği konusunda rehberlik sağlayabilecek ahlaki olarak uygun şekillerde hissetme ve hareket etme eğilimleri içerdiğini" vurgular.

Xunzi

Xunzi, insan doğasını insanların doğuştan sahip olduğu temel yetekler, yetenekler ve arzular olarak anlar.  Bunu, eğitimden önce insanların gösterdiği hayvani içgüdüler olarak görür; bu içgüdüler açgözlülük, tembellik ve arzuları içerir. İnsanların bu içgüdülerden kurtulamadığını öne sürüyor; bu yüzden bu insan doğasının varlığının eğitim ve iyilik yetiştirilmesini gerektiriyor. 

Xunzi, insan doğasının kötü olduğunu ve her iyiliğin insan faaliyetlerinin sonucu olduğunu savunur.  İnsan doğasında kâr aramak vardır, çünkü insanlar duyusal tatmin arzusundadır.  "Şimdi insanın doğası kötüdür. Doğru olmak ve doğruluk ve doğruluk sağlamak için öğretmenlere ve yasalara bağlı olmalı ve sonra disiplinli hale gelir."  İyiliğin bilinçli eylemlerle edinilen özellikler ve alışkanlıklardan kaynaklandığını vurgular; buna yapay (; Wei).  Bu nedenle, ahlak insan yasası olarak görülür, ancak insan doğasının bir parçası olarak görülmez.  Ivanhoe'ya (1994) göre, insan doğasının kötü olduğu iddiası, insanların ahlak anlayışına sahip olmadığı ve bu nedenle bunu öğrenme yoluyla edinmeleri gerektiği anlamına gelir; aksi takdirde insan arzusundan kaçınılmaz olarak yıkıcı ve yabancılaştırıcı rekabet ortaya çıkar.

Ampirik

 İnsan doğası üzerine birçok uzman, orijinal (yani doğuştan olan günah eğilimi) tezahürlerini ampirik gerçekler olarak tanımlamıştır.

  • Biyolog Richard Dawkins, The Selfish Gene adlı eserinde, başarılı hayatta kalan gende "baskın bir özellik" olarak "acımasız bencillik" olduğunu belirtir. Ayrıca, "bu gen bencilliği genellikle bireysel davranışlarda bencilliğe yol açar." 
  • Çocuk psikoloğu Burton L. White, doğuştan itibaren çocuklarda "bencil" bir özellik buluyor; bu özellik "açıkça bencil" davranışlarda kendini gösteriyor. 
  • Sosyolog William Graham Sumner, "her yerde karşılaşılan her yerde "sahtekarlık, yolsuzluk, cehalet, bencillik ve insan doğasının diğer tüm kötülükleri" olduğunu bir gerçek olarak görüyor.  "İnsan doğasının kötü kötülüklerini ve tutkularını" "iğnelik, şehvet, kindarlık, hırs ve kibir" olarak sıralar. Sumner, böyle insan doğasının evrensel olduğunu düşünüyor: tüm insanlarda, her yerde ve toplumun her konumunda. 
  • Psikiyatrist Thomas Anthony Harris, elindeki verilere dayanarak, "günah, kötülük, kötülük ya da 'insan doğası', türümüzdeki kusur ne diyorsak, her insanda açıkça görülür" diye gözlemler. Harris bu durumu "doğuştan gelen kötülük" veya "asil günah" olarak adlandırır. 

Böyle içsel bir kötülük önermesinin genetik ayrıcalığını sorgulayan ampirik tartışmalar, araştırmacılar Elliott Sober ve David Sloan Wilson tarafından sunulmaktadır. Unto Others: The Evolution and Psychology of Unselfish Behavior adlı kitaplarında, insan doğası için orijinal günah ayrıcalığına karşı doğuştan gelen genetik "fedakarlık"ı destekleyen çok seviyeli grup seçimi teorisi öneriyorlar. 


88888



Sarı Nehir Haritası
(Hetu
)

Sarı Nehir Haritası, Şeması veya Diyagramı, Çince adı Hetu olarak da bilinir, Cangjie ve diğer kültür kahramanlarının yazının icadı ile ilgili mitlerde yer alan eski bir Çin diyagramıdır. Genellikle Yellow River'ın Luo koluna atıfta bulunan Luoshu Meydanı ile eşleştirilir ve Çin jeomansisi, numeroloji, felsefe ve erken doğa bilimi gibi çeşitli bağlamlarda Luoshu ile birlikte kullanılır.

Astrolojik geçmiş

Sarı Nehir Haritası kavramı, antik Çin kozmolojisiyle ilişkilendirilen bağlamsal bir aparattır. Çeşitli mitler veya efsaneler, haritalama fikriyle bağlantılıdır; yer, gökyüzü ve/veya soyut diyagramlar arasındaki karşılıkları içerir. Düz/kare bir dünyayı çok temel 3x3 (9 kare) ızgaraya bölme fikri, Tian Wen'in "Göksel Soruları" adlı eserinde tarihsel olarak literatürde kanıtlanmış ve yuvarlak bir gökyüzü/gökyüzü için önerilen karşılık gelen bir haritalama çözümü ile birlikte vardır (Hawkes, 136–137 [Tian wen notları]). Chu Ci'den alınan bu metin MÖ 221 öncesine aittir. Bu temel ızgara, Yu'nun Çin'in Büyük Tufanı'nı kontrol etme planıyla ilişkilidir. 

Fu

Fu Xi ya da Fuxi, en azından Zhou hanedanından beri insanlığın yaratılışı ve uygarlığın icadı anlatımlarında kardeşi Nüwa ile birlikte yer alan yarı yılan tanrısı ve protoplasttı. Hakkında anlatılan hikayeler arasında, örümcek ağları ve diğer doğal olaylardan ilham alarak[3] Nehir Haritası'nı yarattığı ve ardından bu haritayı sonraki I Ching'i oluşturan trigramları tasarlamak için kullandığı bir hikaye vardır.

Büyük Tufan

Sarı Nehir taşkınları, antik, ortaçağ ve erken modern Çin tarihinde sürekli bir olaydı; bazen tüm eyaletleri kapladı ve hatta Shandong Yarımadası'nın kuzey ve güney tarafları arasında kayarak gerçekleşti. Büyük Sel, Çin kültürünün temel bir efsanesiydi ve fırtınalar ve kıtlıklar arasında en az iki nesil sürdüğü söylenen büyük bir selle ilgiliydi. Çin efsanesi geleneksel olarak bunu İmparator Yao'nun MÖ üçüncü binyılına aittir. Nehir Haritası, genellikle Yü the Great'in MÖ 2200–2100 yılları arasında sel sularını başarılı şekilde kontrol etmesinde önemli bir rol oynar.  

Houtu

Houtu (后土), kaynağa bağlı olarak erkek, kadın veya cinsiyetsiz bir tanrılıktır, ancak Kutsal Ana Dünya tanrısının görüntüsü artık yaygındır. Houtu, Çin halk dininde tapınır ve doğum günü Çin ay takviminin üçüncü ayının 18. gününe gelir. Houtu'ya yapılan fedakarlık ve duaların, Sarı Nehir'de hava durumu, üreme ve aile, zenginlik ve tekne güvenliği gibi sorunlar için etkili olduğuna inanılır. Bir anlatıma göre, Yü the Great Sarı Nehri kanalize etmeye ve böylece sel basmasını önlemeye çalışırken, önce nehri batıya, dağlara doğru ve denizden uzaklaştırmaya çalışarak başlamıştır. Bunu gözlemleyen Houtu'nun Nehir Haritası'nı oluşturup incelediği söylenir; ardından Yu'ya nehrin doğuya açılmasını söylemek için ilahi elçi kuşlar göndermiştir. Yu'nun yeni taraması başarılı oldu, sel suları doğu denizi aktı ve Yu'nun batıya doğru eski tarama projesi "Yanlış Açılan Nehir" olarak adlandırıldı. Bu hikayede, Houtu ve Nehir Haritası, sel sorununa başarılı mühendislik çözümünde anahtar rol oynadı.

Tarihsel

Nehir Haritası, Belgeler Kitabı'nın Gu Ming bölümünde, "yeni metin" bölümlerinden birinde belirtilmiştir. Nehir Haritası'nın Zhou hanedanı döneminde sergilendiği söylenir. Ancak bu, aynı zamanda 8 trigramın (bagua) tasviri olarak da yorumlanmıştır. Bu olayın, yaklaşık MÖ 1020–996 veya MÖ 1005–978 yılları arasında hüküm süren Zhou Kangwang döneminde gerçekleştiği kaydedilmiştir.

Notlar:
Yok oluş ise: 成數, bu "tamamlanma" olarak da çevrilebilir.
Nesil şekli: 生數, bu "doğum" olarak da çevrilebilir.
Çince'de 10, diğer rakamlar gibi, (farklı) tek bir karakter olan 十 ile temsil edilir.

Astrolojik geçmiş

Sarı Nehir Haritası kavramı, antik Çin kozmolojisiyle ilişkilendirilen bağlamsal bir aparattır. Çeşitli mitler veya efsaneler, haritalama fikriyle bağlantılıdır; yer, gökyüzü ve/veya soyut diyagramlar arasındaki karşılıkları içerir. Düz/kare bir dünyayı çok temel 3x3 (9 kare) ızgaraya bölme fikri, Tian Wen'in "Göksel Soruları" adlı eserinde tarihsel olarak literatürde kanıtlanmış ve yuvarlak bir gökyüzü/gökyüzü için önerilen karşılık gelen bir haritalama çözümü ile birlikte vardır (Hawkes, 136–137 [Tian wen notları]). Chu Ci'den alınan bu metin MÖ 221 öncesine aittir. Bu temel ızgara, Yu'nun Çin'in Büyük Tufanı'nı kontrol etme planıyla ilişkilidir.

Tarihçe

Üçüncü dereceden sihirli kare, Çinli matematikçiler tarafından MÖ 190 kadar erken bir tarihte biliniyordu ve ortak çağın ilk yüzyılında açıkça verilmiştir. Dördüncü dereceden sihirli karenin ilk tarihlenebilir örneği Hindistan'da 587 yılında gerçekleşti. 3'ten 9'a kadar sıraya ait sihirli karelerin örnekleri, yaklaşık 983 tarihli Bağdat'tan bir ansiklopedi, Saflık Kardeşleri Ansiklopedisi'nde (Rasa'il İhwan el-Safa) yer almaktadır. 12. yüzyılın sonuna gelindiğinde, sihirli karelerin genel yapım yöntemleri iyi yerleşmişti. Bu dönemde, bu karelerin bazıları, Şems El-ma'arif'de olduğu gibi, sihirli harflerle birlikte giderek daha fazla okült amaçlarla kullanılmaya başlandı. Hindistan'da, dördüncü dereceden tüm pandiagonal büyü kareleri 1356'da Narayana tarafından sayıldı. Sihirli kareler, Rönesans döneminde Arapça kaynakların okült nesneler olarak çevrilmesiyle Avrupa'ya tanıtıldı ve genel teori, Çin, Hindistan ve Orta Doğu'daki önceki gelişmelerden bağımsız olarak yeniden keşfedildi.

Yön belirleme, bir ana yönün veya pusula noktasının navigasyon ve yol bulma süreçlerinde nasıl belirlenebileceğini ifade eder. bunlar Güneş yoluna (yardımsız veya saat veya güneş saati kullanarak), yıldızlara ve uydu seyrüseferine dayanır.

Dört ana yön, bir pusulanın aşağıdaki derecelerine karşılık gelir:

  • Kuzey (N): 0° = 360°
  • Doğu (Doğu): 90°
  • Güney (Gün): 180°
  • Batı (K): 270°





xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O