Feng Shui'de Çi
Feng Shui denilen geleneksel Çin mekân düzenleme sanatı çi'nin akışı, beş elementin, yin ve yang'ın ve diğer faktörlerin birbirleriyle ilişkisi üzerine kuruludur. Mekânlardaki insan, hayvan, bitki ve eşyaların arasında bir çi akışının olduğu ve bu akışın engellenmesiyle, sağlık, enerji düzeyi, talih gibi alanlarda negatif etkilerin ortaya çıkacağı kabul edilir. Eşyaların rengi, biçimleri ve mekândaki konumları uygulayıcının enerji düzeyini doğrudan etkileyecek şekilde bu akışın yavaşlaması, yönlendirilmesinde kullanılır.
İnsan yaşamının çevreyle bağlantılı olduğunu ve aslında çevreyle birlikte aktığını da ileri süren bir düşünceyi adlandırmak için bu iki kelimeyi seçmek oldukça doğru bir karar olmuş diyebiliriz sanırım.
Bagua Haritaları ve Enerji
Bagua, Çincede sekiz alan anlamına gelen ve Feng Shui düşüncesinde enerjiyi konumlandırmak amacıyla kullanılan haritalara verilen isimdir. Bagua Haritaları aile, kariyer ve sağlık gibi hayatımızı etkileyen ve bizi temsil eden sekiz alandan oluşmaktadır. Bu haritalar renkler ve sembollerle ifade edilir. Bu sekiz alanın ortasında da kişinin kendisi yer alır. Bagua haritaları elementlerle doğrudan bağlantılıdır ve yaşam alanlarımızı dekore ederken Bagua haritalarından yararlanmak ve evimizin farklı noktalarındaki elementleri de bu haritaların yönlendirmesine göre düzenlemek gereklidir. Tabii ki her elementin farklı bir anlamı ve enerjisi vardır.
Elementler Neyi Temsil Ediyor?
Feng Shui öğretisinin kabul ettiği beş element ateş, su, toprak, metal ve odundur. Bu elementlerin her biri farklı sembollerle ve renklerle temsil edilir. Her birinin farklı özellikleri ve enerjileri vardır. Bu elementlerden ateş tutkuyu, aydınlığı ve parlaklığı; su değişkenliği; toprak kararlılığı; metal güzellik ve hassaslığı; odun ise canlılığı temsil etmektedir. Bu niteliklerinden dolayı da her biri farklı alanlarla ilgilidir. Ateş şöhretle, su kariyerle, toprak sağlıkla, odun aileyle ve metal de yardımseverlikle ilgilidir. İşte bu elementlerin temsil ettikleri enerji ve özellikleri, Bagua haritaları da kullanılarak hayatımız içerisinde doğru şekilde konumlandırılır ve doğayla uyumlu olarak akış içerisinde hayatımızı sürdürmemiz yolunda önemli bir yer tutar.

Bagua Bölgeleri Neyi Temsil Ediyor?
Bagua’nın Çincede sekiz alan anlamına geldiğini ve Bagua Haritalarının sekiz farklı alandan oluştuğunu, her bir alanın temsil ettiği farklı bir konu olduğunu söylemiştik. Şimdi gelin bu sekiz alanın ne olduğunu biraz inceyelim.
İlk inceleyeceğimiz alan Zhen, yani aile. Adı üzerinde Zhen aileyi ve yeni başlangıçları temsil eder. Yeşil renk ile sembolize edilir. Bir diğer alanımız ise Dui’dir.
Çincede “çocuklar” anlamına gelen bu kelime elbette ilk olarak çocukları ve beraberinde neşeyi temsil eder. Rengi ise beyazdır.
Üçüncü olarak Qian’dan bahsedelim. Bu “yardımsever insanlar” anlamını taşır. Yardımseverliği, iyiliği temsil eder ve gri renkle gösterilir.
Dördüncü alanımızsa Xun’dur. Bu kelime de zenginlik anlamını taşır. Mor renkle gösterilen Xun; zenginliği, bolluğu ve refahı temsil eder.
Tai Qi, genel olarak sağlıkla alakalıdır ve sarı renkle gösterilir. Bir diğer alanımız olan Gen ise bilgi anlamını taşır. Kendini geliştirme, bilgi ve beceriyi temsil eder. Koyu mavi renkle gösterilir.
Diğer alanımız Kan, kariyer anlamına gelmektedir. Adı üzere kariyeri ve hayattaki yolu temsil etmektedir. Siyah renkle gösterilir. Pembe renkle gösterilen Kun ise ilişkileri, ortaklıkları temsil eder. Örneğin evlilik bu alanda yer alır. Son olarak Li, kırmızı renkle ifade edilir ve şan, şöhret ve itibarı temsil eder.
Bu alanların her biri temsil ettikleri alanlarla ilgili olan elementlerle de içli dışlıdır elbette.

Dengeyi Yakalamak
Feng Shui öğretisinin temelini denge oluşturur demek yanlış olmaz. Bu öğreti, doğadaki her şey arasında bir denge yakalamayı amaçlar. Bunu yaparken sadece iyiyi ya da pozitifi kullanmak amaçlanmaz.
Zıtlıklar arasında da bir denge kurulur.
Hatta evrenin bütünlüğü Yin ve Yang arasındaki dengenin kurulmasıyla simgelenir. Öğretide Yin negatifin, Yang ise pozitifin sembolüdür. Bu ikisi her zaman bir denge içerisinde olmalıdır. Özellikle yaşam alanlarına Feng Shui uygulanırken Yin ve Yang arasındaki denge gözetilir. Yin enerjisinin fazla olması negatifliğin artmasıyla birtakım şanssızlıkları doğuracağı gibi, Yang enerjisinin de fazlalığı ortamda fazla enerji olmasıyla zarar verici etkiler yaratabilir. İşte bu yüzden Yin ve Yang arasında bir dengenin kurulması her zaman için önemlidir.

Uyumu Asla Yitirmemek
Feng Shui ilkeleri doğayla denge içerisinde yaşamayı amaçladığı kadar doğa ile uyum içerisinde olmayı da amaçlar. Bu uyumu yakalamak için öğretinin farklı yolları vardır. Bunlardan bir tanesi renklerdir. Yaşam alanlarımızı düzenlerken birçok detaya dikkat etmek gerekir. Bu detayların elementler ve enerjilerle olan bağlantısını açıklamıştık. Mobilyaların konumu ve içerdikleri elementler kadar renkleri de bu uyuma ayak uydurmalıdır. Her rengin yaydığı enerji farklıdır ve Feng Shui öğretisi bu enerjiler arasında uyum ve dengeyi sağlamaya çok önem vermektedir. Renklerin uyumu bu noktada oldukça öne çıkar. Elbette renklerle beraber Bagua Haritaları ile evimizi düzenlemenin, her eşyanın doğru konumda ve enerjide olmasına özen göstermenin de gerekli olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Ancak bu sayede Feng Shui öğretisinin öngördüğü denge ve uyum yakalanacaktır.

Her Oda İçin Uygun Dekorasyonu Oluşturmak
Feng Shui öğretisinde küçük detayların bile önemi büyük olabilmektedir. Örneğin eşyaların farklı şeyleri temsil edebileceğini ve bu enerjileri dolayısıyla konumlarının, oluştukları elementlerin ve renklerinin belli bir denge ve uyum içerisinde olması gerektiğini söylemiştik. Elbette eşyaların bile ayrı ayrı bu kadar önemi varken her odanın kendine özgü bir tasarımla denge ve uyumu yakalaması gerekecektir.
Gelin şimdi her oda için kısa kısa Feng Shui öğretisinin tavsiyelerini inceleyim.
Oturma odaları evimizin kalbi gibidir. Bu sebeple en çok özen göstermemiz gereken odalardan biri oturma odasıdır. Feng Shui öğretisi oturma odalarında aile ile ve konuklarla vakit geçirmeyi kolaylaştırmak adına yeterince oturma alanının bulunması gerektiğini öne sürer. Oturma odalarında kullanılan oturma alanlarının sırtının mümkün olduğunca kapıya dönük olması engellenir. Tabii oturma odalarının göbeğinde duran sehpaların da ayrı bir özenle seçilmesi gerekmektedir. Oturma odalarını düzenlerken Bagua Haritalarından yararlanmak ve içeride bulunacak eşyaları elementleri, renkleri ve enerjileri göz önünde tutularak düzenlemek oldukça önemlidir. Yine eşyaların konumlandırılması sırasında da birtakım Feng Shui öğretilerinin göz önüne alınması gerektiği unutulmamalıdır.
Mutfak da vaktimizin önemli kısmını geçirdiğimiz ve yemekleri hazırlayıp yediğimiz odamız olarak önemlidir. Feng Shui öğretisine göre eşyaların da üstünkörü olarak mutfağa yerleştirilmemesi gerekir. Örneğin fırınınız, yemeği hazırlarken sırtınızın kapıya dönük olmayacağı şekilde konumlanmalıdır. Temizlik ve düzen de mutfakta oldukça önemlidir. Örneğin buzdolabınızın dağınık olmaması, içerisinin temiz olması mutfağınızda iyi bir Feng Shui’ye sahip olmak adına önemli olacaktır.
Banyolar da evimizde iyi bir Feng Shui’ye sahip olmak istiyorsak dikkat etmemiz gereken yerlerdir. İçerisinde çokça kanal olması ve burada sürekli bir akış olması kötü enerjinin buradan eve yayılmasına sebep oluyor olabilir. Bu sebeple klozetinizin kapağını ve aynı zamanda banyonuzun kapısını mümkün olduğunca kapalı tutmak iyi bir Feng Shui’ye sahip olmak noktasında önemli olacaktır. Ayrıca banyoların evin ortasında, yani merkezinde olması da kötü bir Feng Shui olarak kabul edilmektedir.
- Ses enerjisi
Evde sizi rahatlatan hoşunuza giden pozitif enerji veren müzikler açın.
Dua, meditasyon, esma zikirleri ile çalışmalar yaptığınız da evinizin frekansını en az 15 mhz yükseltecektir.
Müzik ruhun gıdasıdır; keza antik medeniyetlerde su sesi ve müziklerle ruh hastalarının tedavi edildiği de bir gerçek. Osmanlı Dönemi rehabilitasyon örnekleri de bunun en bariz kanıtı.
-
Fonda sakin bir müzik listesi çalarken mutfakta bir şeyler hazırlamak iyi fikir, ne dersin?
-
Tibet müzikleri, meditasyon olumlamaları, yağmur veya şömine sesi gibi pek çok farklı tarzda …
- Odalarda tuz bulundurun.
Daha önce pek çok kez yazdım. Tuz negatif enerjiyi toplayan bir kristal. Siz ufak kâseler içerisinde tuz koyduğunuzda o oda da olan tüm negatif enerjiyi kendine çekiyor ve oraya hapsediyor. Dolayısıyla bir süre sonra bu tuzun dökülerek yenisini koymalısınız. Hatta çook eskiden yani kadim kaynaklara göre yemeklere tuz koymanın sebebi kişideki varsa büyüyü çözmekten için kullanılırmış diye okumuştum…
- Bitkilerle tütsü yapmak.
Mesela adaçayı bitkisi ile evin enerjisini temizlemek mümkün. Adaçayı daha öncede yazmıştım; Latincede salvia yani iyileşmek kelimesinden geliyor. Adaçayını yaktığınızda içeriğinde bulunan yağlar açığa çıkarak sizi sakinleştiriyor. Yaydığı frekans ortaı temizliyor. Dünyada en çok bu amaç için kullanılan bitki adaçayı. (*)
Lavanta, papatya, yasemin, nane, okaliptüs, sedir, paçuli, palo santo, gül gibi esansiyel aromaterapi yağları hem zihnini sakinleştirecek hem de evin enerjisini yükseltecektir.
- Evde bitki bulundurmak.
Bitkilerde biliyorsunuz canlı enerji. Özellikle bazı bitkiler yapısal özellikleri ile evin havasını temizleyip pozitif enerji yayma özelliğine sahip.
Mesela çiçekler içerisinde Paşakılıcı çiçeği benim en tercih ettiğim. Bu çiçek ile kapalı bir kutuda kalsanız size gerekli olan oksijeni veriyormuş!
İkinci olarak eve pozitif enerji veren bir diğer çiçek barış çiçeği.
Sarı Ampuller ve Mum Işığından Faydalanabilirsin
sarı renkli ampuller kullanmalısın. Beyaz ışık sende negatif bir his uyandıracaktır.
Ayrıca yumuşak battaniyeler ve buna benzer yumuşak detaylar sende hoş ve ılık duyguları canlandıracaktır, denemeye değer!
****
Çi'nin nefesle ilişkilendirilmesine benzer şekilde Ruh kelimesi de nefesle ilişkilendirilmiştir.
Ortadoğu dinlerinde Ruh,Hint dinlerinde Prana, Kelt ve Druid mitolojisinde Awen, beşeri düzeyde ifadesini bulan Tanrısal/İlahi "nefes"tir ve hemen hemen dünyadaki her şeyin bir ruhu vardır, tıpkı evrenin her yerinde ve farklı düzeylerde çi'nin bulunuşu gibi.
- Hindu dini ve felsefesi : prana, kundalini
- Polinezya mitolojisi : mana
- Avustralya Aborijin mitolojisi : maban
- Mısır dini ve mitolojisi : Mısırlıların ruh kavramı/hayat gücü Ka
- Fin mitolojisi : sisu
- Yunan mitolojisi/Hristiyanlık : pneuma
- Roma mitolojisi/Hristiyanlık : spiritus
- Yahudilik : ruah
- İslamiyet : ruh
- Türk mitolojisi : can
- Inuit mitolojisi : inua, sila
- Leni Lenape mitolojisi : Gitche Manitou ve manetuwak
- Norse mitolojisi : seid
- Avrupa Simya ve felsefesi : aether, ether, quintessence
Geleneksel Çin tıbbında Çi
Geleneksel Çin tıbbı kuramlarında göre bedende batı dillerinde meridyen olarak çevirilen kanallar boyunca akan, Çi denilen bir hayat enerjisinden söz ederler. Farklı rahatsızlık belirtilerinin Çi'nin bu hareketinin engellenmesi, dengesizleşmesi ve bozulmasının bir sonucu olduğuna inanılır. Geleneksel Çin tıbbı farklı terapi teknikleri uygulayarak çi'nin eğer az ise miktarını yükseltmek, dengesiz ise dengeye oturtmak veya bozulduysa canlandırmakta ve böylelikle hastalıkları tedavi etmektedir. Bu teknikler arasında şifalı otlar, özel diyetler, egzersizler (Çigong, Tai Chi Chuan ve savaş sanatları eğitimleri gibi), yakı, blokajları temizlemek için masaj ve akupunktur yer almaktadır.
Çi'nin organlarda aktif olduğu saat dilimleri
Savaş sanatlarında çi
Çi'nin geliştirilmesi savaş sanatçısına hem güç hem de uyguladığı sanatta doğal bir akış kazanmasını sağlar. Japon savaş sanatlarından Aikido'da Ki (Japoncada Çi'ye verilen ad) özellikle önemlidir.
Çi'nin Dan tien denilen alt karın bölgesindeki özel bir noktada depo edildiği kabul edilir.
Aikidō (Japonca: 合気道) modern bir Japon savaş sanatıdır (Japonca: 現代武道 gendai budō).
Japonya'daki birçok savaş sanatı gibi aikido sadece kendini korumak için değil, aynı zamanda ruhsal gelişim için de bir öğretidir.
Aikido adı üç kanjiden oluşmaktadır:
Bir bütün olarak anlamı "yaşam gücüyle bütünleşme yolu" olarak yorumlanabilir. Aikidonun felsefesi insanın kendi yaşam gücünü geliştirmekten ibarettir. Yaşam gücünü geliştirmek, ama kazanım ile veya yenilgi ile bağlanmamaktır.
Genelde aikido bir saldırı sanatı değil, bir savunma sanatı olarak anılır.Savaşçı savunmayı, saldırıya karşı bir tepki olarak değil, bir strateji olarak kullanır ve bir stratejinin diğerine önceliği yoktur. Önemli olan doğru zamanda doğru stratejiyi kullanabilmektir. Aikido, bu stratejileri ve kullanımlarını öğretir. Aikido farkındalık, zamanlama ve tekniksel bütünlüğü içerir. Çalışan kişiye kazandırdıklarının başında farkındalık ve duruma uyum sağlayıp ona uygun reaksiyon verme gelir.
*************************************
Dalak
Dalak, hemen hemen tüm omurgalılarda bulunan bir organdır. Yapısında büyük bir lenf noduna (lenf düğümü) benzer şekilde, öncelikle bir kan filtresi görevi görür. Dalak kelimesi Eski Türkçe 'sevda, melankoli' ve 'bir organ, dalak' anlamlarına gelen talak kelimesinden türemiştir.
Dalak, kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ve bağışıklık sistemi açısından önemli roller oynar. Bu eski kırmızı kan hücrelerini çıkarır ve hemorajik şok durumunda değerli olabilecek kan rezervini tutar ve aynı zamanda demiri geri dönüştürür. Mononükleer fagosit sisteminin bir parçası olarak, yaşlanan kırmızı kan hücrelerinden (eritrositler) alınan hemoglobini metabolize eder. Hemoglobinin globin kısmı, oluşturucu amino asitlerine indirgenir ve hem kısmı, karaciğerde çıkan bilirübine metabolize edilir.
Ömrünü doldurmuş kırmızı kan hücrelerini ortadan kaldırarak, içlerindeki demiri yeniden kullanıma verir. Görevlerinin birçoğunu, aslında başka organlar da görmektedir.
Eskiden, dalağın melankolinin kaynağı olduğuna inanılırdı. = Melankoli sangvinik, kolerik ve flegmatikle de beraber humoral patoloji teorisinde dört mizaçtan biridir. O devrin insanları tarafından "huzursuz tip"
Diyaframın altında, karın boşluğunda, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde yumuşak bir organdır. Dalak, dolaşım sistemine bağlı bir çıkmaz sokağa benzetilebilir. Kan, dalak içerisindeki geniş kanallar ve damarlar sisteminde yol alırken, dalak hücreleri ile muhatap olur. Dalak, kan fizyolojisi ile yakından alakalıdır. Dalağın vücut savunmasında aldığı rol büyüktür. Dalağı alınan bir insan normal yaşantısına devam edebilir.
Dalağın bilinen işlevleri
- Kırmızı kan hücreleri yapımı
- Anne karnındaki fetusda alyuvarların yapıldığı yer dalaktır. Normalde doğumdan sonra kemik iliği bu görevi dalaktan devralır. Kemik iliğinin çalışmadığı veya başka dokularla (kanser dokusu) istila edildiği durumlarda dalakta yeniden alyuvar yapım görevi başlayabilir.
- Kan temizleyicisi olarak dalak
- Vücudun savunma sisteminin işine paralel olarak dalak da vücudun mikroplara karşı koymasında rol oynayan hücreler yapar. Ayrıca mikroorganizmalara karşı koyacak özel maddelerin, yani antikorların yapımında da dalağın vazifeleri vardır.
- Akyuvar yapımı
- Dalak, akyuvarların bir çeşidi olan lenfositleri yapar. Ayrıca dalak akyuvar yapımını akşamları yapamaz.
- Kırmızı hücrelerin yıkımı
- Yaşlanan alyuvarlar ve şekilleri normalin dışında olanlar, büyük dalak hücreleri tarafından alınır ve parçalanır.
- Kan deposu olarak dalak
- Kediler, köpekler ve diğer memelilerde dalak, kırmızı kan hücrelerini depolar. Büyük enerji gerektiren durumlarda, büyük kanamalarda dalak kasılarak dolaşım sistemine bol miktarda kan verilir. İnsanlarda da dalağın bu görevi yaptığı yıllarca söylenmiş olmasına rağmen bugün bunun gerçek olmadığı bilinmektedir.
- Hastalıklarda dalak
- Büyük bir dalak birçok hastalığın seyrinde görülür. Kan hastalıkları, doğum metabolizma hastalıkları, sıtma gibi bazı enfeksiyon hastalıkları ve daha birçok hastalık dalağı büyütür. Sıtmada dalak büyüklüğü o derece karakteristiktir ki, bir bölgede sıtma yaygınlığını ölçmede dalak büyüklüğü ölçü olarak kullanılabilir.
Dalak çıkarılırsa kişi ölmemektedir, yani dalaksızlık hayatla bağdaşan bir durumdur. Kan hücrelerinin aşırı derecede azaldığı durumlarda, büyüyen dalağın hastayı çok rahatsız ettiği bazı hastalıklarda dalak çıkarılarak hastanın rahatlaması sağlanabilir.
*****************************************************************************************************
Dalak
Dalak (Anglo-Norman dalağından; ult. Antik Yunanca σπλήν, splḗn)[1] veya milt, neredeyse tüm omurgalılarda bulunan bir organdır. Yapı olarak büyük bir lenf düğümüne benzer olan bu cihaz, öncelikle kan filtresi olarak görev yapar.
Dalak, kırmızı kan hücreleri (eritrositler) ve bağışıklık sistemi açısından önemli roller oynar. [2] Eski kırmızı kan hücrelerini çıkarır ve hemorajik şok durumunda değerli olabilecek bir kan rezervi tutar, ayrıca demiri geri dönüştürür. Mononükleer fagosit sisteminin bir parçası olarak, yaşlanan kırmızı kan hücrelerinden alınan hemoglobini metabolize eder. Dalak, mononükleer fagosit sisteminin bir aktivite merkezidir ve büyük bir lenf düğümüne benzer; çünkü bu düğümün olmaması bazı enfeksiyonlara yatkınlık yaratır. [3][4] Hemoglobinin globin kısmı oluşturucu amino asitlerine indirgenirken, heme kısmı bilirubine metabolize edilir ve bu bilirubin karaciğerde alınır. [5][4]
Dalak, adaptif ve doğuştan bağışıklık sağlayan farklı amaçlara sahip kırmızı ve beyaz pos içerir. Beyaz pulp, merkezi arteriollerin etrafında yer alan periarteriolar lenfoid örtülerde (PALS) T lenfositleri ve PALS'e bitişik foliküllerde B lenfositleri barındırır. [6] Bu konumlandırma, B lenfositlerinin kan yoluyla yayılan antijenlerle karşılaşmasını sağlar; bu antijenler B hücrelerinin plazma hücrelerine ayrılmasını aktive eder. Plazma hücreleri daha sonra IgM antikorları ve daha sonra IgG antikorları gibi antikorlar salgılar. [6] B hücrelerinin antijen-spesifik yanıtları, dalağın adaptif bağışıklık sistemindeki rolünü örneklemektedir.
Kırmızı pürs, beyaz pulpa ve kenar bölgesini çevreler; bu bölge venöz sinüsler ve dalak kordonlarından oluşur; bunlar Billroth kordonları olarak adlandırılır. [6] Kırmızı pürsüzden geçen kan, aktif olarak fagositik makrofajlarla karşılaşır; bu makrofajlar eski veya hasarlı kırmızı kan hücrelerini ile diğer antikor kaplı hücreleri ve patojenleri de yok eder. [7] Kırmızı pulp ayrıca monositleri depolar; bu hücreler, doku yaralanma bölgelerine (örneğin miyokard enfarktüsü sonrası kalbe) hareket etmek için harekete geçirilebilir; burada dendritik hücrelere ve makrofajlara ayrılarak doku iyileşmesini destekler. [8][9][10] Kırmızı pulpta ve doku hasar alanlarına yanıt verebilen monositlerin depolanmasında hızlı ve spesifik olmayan fagositik fonksiyonlar, kırmızı pulpun doğuştan bağışıklık üzerindeki rolünü göstermektedir.
İnsanlarda dalak mor renktedir ve karın sol üst dörtgeninde yer alır. [5][11] Dalağın çıkarılması için yapılan cerrahi işlem, dalak ameliyatı olarak adlandırılır.
Yapı
İnsanlarda dalak göğüs diyaframının sol kısmının altında yer alır ve diyaframa bakan pürüzsüz, dışbükey bir yüzeye sahiptir. Dokuzuncu, onuncu ve on birinci kaburgaların altındadır. Dalağın diğer tarafı, bir sırt ile iki bölgeye ayrılır: ön mide kısmı ve arka böbrek kısmı. Mide yüzeyi ileri, yukarı ve orta tarafa doğru yöneliktedir, geniş ve içbükeydir, midenin arka duvarıyla temas halindedir. Bunun altında pankreasın kuyruğu ile temas halindedir. Böbrek yüzeyi medial ve aşağıya yönelmiştir. Biraz düzleştirilmiş ve mide yüzeyinden oldukça dar olup, sol böbreğin ön yüzeyinin üst kısmı ile ilişkilidir ve bazen sol böbrek beziyle ilişkilidir.
Dalağa bağlı dört bağ vardır: gastrosplenik bağ, dalak bağ, kolikosplenik bağ ve frenokolik bağ.
Kan temalı
Dalağın ortasına yakın uzun bir çatlak olan hilum bulunur; bu çatlak gastrosplenik bağın tutunma noktası ve dalak arteri ile dalak damarının yerleşme noktasıdır. Lenfatik damarlar ve sinirler için başka açıklıklar da mevcuttur. Dalak arterine ek olarak, yan yan kan kaynağı bitişik kısa mide arterleri tarafından sağlanır.
Timus gibi, dalak da sadece efferent lenfatik damarlara sahiptir. Dalak lenfatik sistemin bir parçasıdır. Hem kısa mide arterleri hem de dalak arteri ona kan sağlar.
Germinal merkezler, penisilyar radikaller adı verilen arterioller tarafından sağlanır.
Sinir tedariki
Dalak, çölyak gangliyonunun bir dalını vagus sinirine bağlayan dalak plenüs tarafından innerve edilir.
Dalağın işlevini koordine eden altta yatan merkezi sinir sistemi süreçleri, hipotalamus–hipofiz–adrenal eksenine ve özellikle subfornikal organ olmak üzere beyin sapına gömülü görünmektedir.
Gelişim
Dalak bağırsak içindeki gelişimi açısından benzersizdir. Bağırsak organlarının çoğu endodermal olarak türetilirken, dalak mezenkimal dokudan türetilmiştir. Özellikle, dalak dorsal mezenteri içinde ve ondan oluşur. Ancak, hala iç bağırsak organlarıyla aynı kan akışını—çölyak gövdesini—paylaşır.
Dalak büyüsü
Dalak büyümesi splenomegali olarak bilinir. Orak hücre anemi, sarkoidoz, sıtma, bakteriyel endokardit, lösemi, polisitemi vera, pernisiyoz anemi, Gaucher hastalığı, leishmaniasis, Hodgkin hastalığı, Banti sendromu, kalıtsal sferositoz, kistler, bez ateşi ve enfeksîyon mononükleoz ("mono" olarak da bilinir) gibi nedenlerle neden olabilir. Epstein–Barr virüsü veya insan sitomegalovirususu (diğer adıyla insan betaherpesvirüsü 5) enfeksiyonu ve tümörler tarafından neden olur. Dalağın birincil tümörleri arasında hemanjiyomalar ve hemanjiyosarkomlar bulunur. Belirgin dalak omegali, dalağın karın sol tarafının büyük bir bölümünü kaplamasına neden olabilir.
Dalak, vücuttaki en büyük lenfoid doku koleksiyonudur. Genellikle erken doğurmuş bebeklerde, normal, tam dönemli yenidoğanların %30'unda ve bebek ile küçük çocukların %5 ila %10'unda ele silebilir. Üç ila dört yaş üzerindeki herhangi bir çocukta kostal kenarın altında kolayca algılanabilen bir dalak, aksi kanıtlanana kadar anormal sayılmalıdır.
Spleomegali, antijenik uyarılma (örneğin enfeksiyon), kan akışının tıkanması (örneğin, portal ven tıkanıklığı), altta yatan fonksiyonel anormallikler (örneğin, hemolitik anemi) veya infiltrasyon (örneğin, lösemi veya Gaucher hastalığı gibi depo hastalığı) nedeniyle ortaya çıkabilir. Çocuklarda akut dalağın en yaygın nedeni, geçici ve genellikle orta derecede olan viral enfeksiyondur. Akut dalak omegali için temel çalışmalar, hemolitik anemi ve lösemiyi dışlamak için diferensiyel, trombosit sayısı ve retikülosit ile atipik lenfosit sayımlarıyla tam kan sayımını içerir. Epstein–Barr virüsü veya sitomegalovirüsü doğrulamak için viral kapsid antijene (yükselen titer) karşı IgM antikorlarının değerlendirilmesi önerilir. Bu testler negatif çıkarsa diğer enfeksiyonlar hariç tutulmalıdır.
BT taraması, ultrason ve MRI bulgularına dayanarak dalak boyutunu ölçmek için hesap makineleri geliştirilmiştir.
İnfarkt
Ana makale: Dalak enfarktüssü
Dalak enfarktüsü, dalağa kan akışının zayıfladığı bir durumdur ve organda kısmi veya tam enfarktüsle (oksijen eksikliği nedeniyle doku ölümü) yol açar.
Dalak enfarktüsü, dalak arteri veya dallarından biri tıkandığında, örneğin kan pıhtısı nedeniyle meydana gelir. Belirtilersiz olarak ortaya çıkabilse de, tipik semptom karının sol üst kvadrantında şiddetli ağrıdır ve bazen sol omza yayılır. Bazı durumlarda ateş ve titreme gelişir. Akut karın nedenlerinden ayırt edilmelidir.
Hialoserozit
Dalak lifli hiyalin ile kaplanmış olan hialoserozitten etkilenebilir.
Toplum ve kültür
Çeşitli kültürlerde, organ, antik Yunan tıbbı ve buna bağlı mizahçılık doktrininin etkisi nedeniyle melankoliyle ilişkilendirilmiştir; dalak, "kara safra" (dört humordan biri) olarak bilinen nadir bir sıvının rezervuarı olduğuna inanılırdı. Dalak, geleneksel Çin tıbbında da önemli bir rol oynar; burada Dünya elementinin Yin yönünü gösteren önemli bir organ olarak kabul edilir (Yang karşılığı midedir). Buna karşılık, Talmud (traktat Berachoth 61b) dalağı kahkaha organı olarak tanımlarken, orgun humoral görüşüyle bağlantı ima edebilir.
Etimolojik olarak, dalak Antik Yunanca σπλήν (splḗn) kelimesinden gelir; modern İngilizcede kalp kelimesinin deyimli karşılığıdır. Persius, hicivlerinde, dalağı aşırı kahkaha ile ilişkilendirirdi. Yerel kelimesi milt'tir, Eski İngilizce'den gelir: milte, artık esas olarak insan yerine et için yetiştirilen hayvanlar bağlamında kullanılır; Latince'den ödünç bir kelime olan lien, İngilizce'de ilk kez 1600'lerde kabul edilmiş ve artık modası geçmiştir.
İngilizcede William Shakespeare, dalak kelimesini sıkça melankoli, aynı zamanda kapris ve neşe anlamına gelmek için kullanmıştır. Julius Caesar'da, Cassius'un sinirli doğasını dalakla tanımlar:
Seni gözlemlemek zorunda mıyım? Senin sinirli mizahın altında ayağa kalkıp çömelmeli
miyim? Tanrılar adına,
dalağının zehrini sindireceksin,
Seni yararsa da; çünkü bugünden itibaren,
seni neşelim için, evet, kahkahalarım için kullanacağım,
Sen eşek arısı olduğunda.
Dalak, melankolinin öznesi olarak gerçek bir hastalık olarak da kabul edilmiştir. 18. yüzyılın başlarında, doktor Richard Blackmore, bunu İngiltere'de en yaygın iki hastalıktan biri olarak görüyordu (tüberkülasyon ile birlikte). 1701'de Anne Finch (daha sonra Winchilsea Kontessi) Pindaric bir övgü olan The Spleen'i yayımlamıştı; bu kitap, o dönemde İngilizlerin modaya uygun üst sınıf hastalığı olarak ün kazanan bir rahatsızlıkla ilgili birinci elden deneyimlerinden yararlanıyordu. Hem Blackmore hem de George Cheyne bu hastalığı erkeklerde "buharlar" karşılığı olarak ele alırken, daha bilgili terimler olan "hipokondriaz" ve "histeri" tercih ettiler. 18. yüzyılın sonlarında, Almanca Spleen kelimesi, İngilizlere özgü olduğu düşünülen eksantrik ve hipokondriyak eğilimleri ifade etmeye başladı.
Fransızca'da "splénétique" düşünceli bir hüzün veya melankoli halini ifade eder. Bu kullanım, Charles Baudelaire'in (1821–1867) şiirleri ve Le Spleen de Paris derlemesi ile popülerleşmiştir, ancak erken 19. yüzyıl Romantik edebiyatında da mevcuttur.
Kardiyovasküler anomalilerle birlikte asplenî
Kardiyovasküler anomalilerle birlikte aspleni, Ivemark sendromu ve sağ atriyal izomerizm olarak da bilir,heterotaksi sendromuna bir örnektir. Bu nadir doğuştan hastalıklar, kalp, dalak ve akciğerler ile böbrekler gibi çift organlarda oluşan kusurlarla karakterize edilir. Bir diğer adı ise "aspleniya-kardiyovasküler kusur-heterotaksi"dir.
Sağ atriyal izomerizm, keşfi olan İsveçli patolog Biörn Ivemark'ın adını taşır.
Normal yetişkin vücudunun BT taraması (solda) polispleniye (sağda) kıyasla.
Heterotaksinin nedeni bilinmemektedir.
Dorset merkezli Ivemark Sendromu Derneği, hastalara yardım etmeye ve araştırmaları finanse etmeye adanmış kuruluşlardan biridir.
Kardiyovasküler anomalilerle birlikte asplenî - Wikipedia
&
Asplenia
Aspleni, normal dalak fonksiyonunun olmamasıdır ve ciddi enfeksiyon riskleriyle ilişkilidir. Hiposplenizm, dalak işlevinin indirgenmiş ('hipo-'), ancak eksik olmayan bir durumdur.
Fonksiyonel aspleni, dalak dokusu bulunduğunda ancak iyi çalışmadığında (örneğin, orak hücre hastalığı, polispleni) ortaya çıkar – bu hastalar asplenik gibi yönetilir – anatomik aspleniyada ise dalağın kendisi yoktur.
Aspleni, polisakkarit kapsüllü bakterilerden kaynaklanan sepsis riskini artıran bir bağışıklık yetmezlik türüdür[14] ve genellikle birkaç saat içinde ölümcül olan yoğun dalak sonrası enfeksiyona (OPSI) yol açabilir. Özellikle, hastalar Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve meningokok risk altındadır. Risk 350 katına kadar yükselir.
Enfeksiyon riskinin artması, dolaşımdaki opsonlu bakterilerin temizlenememesinden kaynaklanır. Ayrıca, Streptococcus pneumoniae'nin polisakkarit kapsülüne reaktif olanlar gibi T-hücresinden bağımsız antikorların eksikliği de vardır.
Aslenik hastalar için risk, bir yetişkinin trafik kazasında ölmesine eşdeğer olarak ifade edilmiştir (dalağı olmayan kişilerin yüzde 1 ila 5'i her on yılda ciddi bir enfeksiyon geliştirir) (bkz. UK Splenectomy Trust Advice)—bu nedenle makul önlemler almak tavsiye edilir. Dalak işlemeyenlerde trombosit sayısının artması görülebilir.
Aktinofriidler, polifiletik bir amip dizisi olan heliozoa bir takımıdır. Tatlı suda yaygındır ve bazen deniz ve toprak habitatlarında da bulunur. Aktinofriridler tek hücreli ve yaklaşık küresel şekillidir; hücre bedeninden dışa doğru yayılan birçok aksopodyuma sahiptir. Aksopodyumlar, yüzlerce mikrotübül tarafından desteklenen, birbirine kenetlenmiş spiraller halinde yerleştirilen ve iğne benzeri iç yapı veya aksonem oluşturan bir psödopodia türüdür. Vücut zarının altında bulunan küçük granüller, ekstruzomlar ve aksopodyumlar, kollarla temas eden kırçıllar, siliatlar ve küçük metazoaları yakalar. Aktinofriidler büyük ölçüde küresel hücre gövdesine ve birçok iğne benzeri aksopodyuma sahip suculu protozoalardır. Bu yapı sayesinde güneş şekline benziyorlar ve yaygın adları olan heliozoa, yani "güneş hayvanları" için ilham kaynağıdırlar. Kolları olmayan bedenleri, birkaç on mikrometreden biraz daha az millimetreye kadar değişiyor.Organizmalar, hücre gövdesinin ortasında tek ve iyi tanımlanmış bir çekirdek bulunan mononükleatlı olabilir ya da dış vakuolasyonlu sitoplazma tabakasının altında 10 veya daha fazla çekirdekli çok çekirdekli olabilir. Aktinofriidlerin sitoplazmı genellikle granüldür, Amiplere benzer şekilde. Bazı amipler yırtıcıdır ve bakteri ile diğer protistleri tüketerek yaşar. Bazıları zararlayıcıdır ve ölü organik maddeleri yiyer.Amipler genellikle beslerini fagositoz yoluyla tüketir; psödopodları uzatarak canlı avları veya toplanan parçacıkları çevreleyip yuturlar. Amöoid hücrelerin ağızı veya sitostomu yoktur ve fagositozun normal olarak gerçekleştiği sabit bir hücre yeri yoktur. Bazı amipler ayrıca pinositozla beslenir; hücre zarında oluşan veziküller aracılığıyla çözünmüş besinleri emerler.
Hücre biyolojisinde, vezikül, hücrenin içinde veya dışında bulunan ve sıvı veya sitoplazmadan oluşan bir organeldir ve lipid çift tabakası ile çevrilidir.Eğer sadece bir fosfolipid çift katmanı varsa, veziküllere unilamellar lipozom denir; aksi takdirde çok lamellar lipozom olarak adlandırılır. Vezikülü çevreleyen zar da plazma zarına benzer lameller bir fazdır ve hücre içi veziküller, plazma zarıyla birleşerek içeriğini hücre dışına salabilir. Veziküller ayrıca hücre içindeki diğer organellerle de birleşebilir. Hücreden salınan vezikül, ekstrasellüler vezikülü olarak bilinir.Veziküller çeşitli işlevleri yerine getirir. Sitosolden ayrıldığı için, vezikülün içi sitozolik ortamdan farklı hale getirilebilir. Bu nedenle, veziküller hücrenin hücresel maddeleri düzenlemek için kullandığı temel bir araçtır.Veziküller, metabolizma, taşıma, yüzdürme kontrolü ve gıda ile enzimlerin geçici depolanmasında rol alır. Ayrıca kimyasal reaksiyon odaları olarak da görev yapabilirler.
Sitozol, sitoplazmik matriks veya zemin plazması olarak da bilinir,[2] hücrelerin içinde bulunan sıvılardan biridir (hücre içi sıvı (ICF)). Membranlarla bölmelere ayrılır. Örneğin, mitokondriyal matriks mitokondriyi birçok bölmeye ayırır.Ökaryot hücrede sitozol, hücre zarı ile çevrilidir ve sitoplazmanın bir parçasıdır; bu plazma aynı zamanda mitokondriler, plastidler ve diğer organelleri (ancak iç sıvıları ve yapılarını içermeyen) içerir; hücre çekirdeği ayrıdır.
"Sitosol" terimi ilk olarak 1965 yılında H. A. Lardy tarafından tanıtılmış ve başlangıçta hücrelerin parçalanarak ve çözünmeyen bileşenlerin ultrasantrifüjle peletlenmesi sonucu üretilen sıvıyı ifade etmiştir. Böyle çözünür hücre ekstraktı, hücre sitoplazmasının çözünür kısmıyla tamamen aynı değildir ve genellikle sitoplazmik fraksiyon olarak adlandırılır.Sitozol terimi, artık sağlam bir hücredeki sitoplazmanın sıvı fazını ifade etmek için kullanılmaktadır. & 2013 Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü, James Rothman, Randy Schekman ve Thomas Südhof tarafından, özellikle mayalar ve insanlarda hücre veziküllerinin yapısı ve işlevini açıklamadaki rolleri nedeniyle (önceki araştırmalara dayanarak, bazıları akıl hocaları tarafından yapılan) ve her vezikülün parçaları ve nasıl monte edildikleri hakkında bilgiler verildiği için paylaşıldı. Vezikül disfonksiyonunun Alzheimer hastalığı, diyabet, tedavisi zor epilepsi vakaları, bazı kanserler ve immünolojik bozukluklar ile bazı nörovasküler durumlara katkıda bulunduğu düşünülmektedir.
(((((( Fagositoz tarihi, immünolojinin bilimsel olarak kurulmasını temsil eder; çünkü bu süreç, ilk kez keşfedilen ve anlaşılan bağışıklık yanıt mekanizmasıdır. Hücre yeme hakkında en erken kesin açıklama 1849'da İsviçreli bilim insanı Albert von Kölliker tarafından verilmiştir. Zeitschrift für Wissenschaftliche Zoologie dergisindeki raporunda, Kölliker amip benzeri bir alg olan Actinophyrys sol'un (heliozoan) beslenme sürecini anlattı ve protistin küçük bir organizmayı nasıl yutup yuttuğuna dair detaylara yer verdi (bu süreç şimdi endositoz olarak adlandırılır) ve bu organizmaya o dönemde mikroplar için genel bir ad olarak adlandırıldı.
Leukositlerin, yani bağışıklık hücrelerinin bir özelliği olarak fagositozun ilk gösterimi Alman zoolog Ernst Haeckel tarafından yapılmıştır.Haeckel, deniz salyangozu Tethys'in kan hücrelerinin Hint mürekkebi (veya indigo) parçacıklarını yutabildiğini keşfetti. Bu, bağışıklık hücreleri tarafından fagositoz olduğuna dair ilk doğrudan kanıttı. Haeckel deneyini 1862 tarihli Die Radiolarien (Rhizopoda Radiaria): Eine Monographie adlı monografide aktardı.Fagositoz Kanadalı doktor William Osler (1876) tarafından kaydedilmiştir ve daha sonra Élie Metchnikoff (1880, 1883) tarafından incelenip adlandırılmıştır. + Infusoria, siliatlar, kopepodlar, euglenoidler, planktonik kabuklular, protozoatlar, tek hücreli algler ve küçük omurgasızlar dahil olmak üzere çeşitli tatlı su mikroorganizmaları. Bazı yazarlar (örneğin, Bütschli) bu terimi Ciliophora için eşanlamlı olarak kullanmıştır.mikroorganizmalar çoğunlukla Diaphoretickes (örneğin siliatlar, çoğu alg), Amorphea (örneğin kabuklüler ve diğer küçük hayvanlar) ve Discoba (euglenidler) kladlarına atanmıştır.
Doğuştan
- Doğuştan asplenî nadirdir. İki farklı genetik bozukluk türü vardır: heterotaksi sendromu ve izole doğuştan aspleni.
- polispleni
&
Polispleni
Polispleni sendromu, çift taraflı sol taraflı bir hareketlilik veya "sol izomerizm olup, çift taraflı akciğerler, çift taraflı akciğer atriumları ve çoklu dalak ile ilişkili abdominal organların anormal konumuna sahiptir. "Sol izomerizm" terimi, vücudun sağ tarafındaki organların sol taraftaki muadillerinin morfolojik özelliklerini geliştiren tüm varyasyonlarını kapsar.
Polispleni sendromunda dalağın kendisinin formu değişkenlik gösterir; Normal bir dalağın kütlesine eşdeğer olan birden fazla küçük dalak kitlesinden veya birden fazla küçük aksesuar dalak ile ilişkili bölünmemiş ama çok lobular bir dalak olabilir. Tipik bir yetişkin dalak 6 cm ile 13 cm arasında değişir ve 75g ile 125g arasında değişir. Polisplenili hastalarda, dalak kütle genellikle yetişkinlerde çapı 1 cm ila 6 cm arasında değişen nispeten eşit büyüklükte kütlelere bölünür. Ara sıra görülen hastalarda normal görünümlü bir dalak ve 3 veya daha fazla aksesuar dalak görülür. Dalak sayısı büyük ölçüde değişir, 2 ila 16 dalak arasında değişir.Tek biloblu dalak nadir bir varyanttır.
Polispleni hastalarının çocukluğunda, erken tespit edilebilir kalp anormallikleriyle sıkça ilişkilendirildiği için teşhis edilir. Yetişkinlerde polispleni genellikle tıbbi görüntüleme muayenelerinde tesadüfen teşhis edilir ve diğer nedenler aranır.
Polispleni için karmaşık bir terim listesi kullanılır; heterotaksi, situs belirsiz veya sol izomerizm sıklıkla eşanlamlı olarak kullanılır. [3] Erken embriyonik evrelerde anatomik asimetrilerin gelişimindeki sapmalarla ilgili sık sık ilişkili doğuştan anomaliler vardır. Bu durumlar birlikte ele alındığında "polispleni sendromu" olarak adlandırılır. [3]
Polispleni sendromlu hastalarda, dalak arterinin tıkanması nedeniyle ortaya çıkan nadir ama ciddi bir komplikasyon olan dalak enfarktüsü riski artar; bu komplikasyon tıkanmış ve ardından iskemi ile dalak dokusunun nekrozu ile ilişkilendirilmiştir. Polispleni sendromlu olanlar, dalaktaki anormal damarları ve artan aksesuar dalak sayısı nedeniyle dalak enfarktüsü riski daha yüksektir. [10]
Polispleni olan pediatrik hastalarda daha yaygın görülen durumlar ise hiparterial bronşlu iki taraflı iki loblu akciğerler, bağırsak malrotasyonu ile abdominal heterotaksi ve azygos devam ile alt vena kava kesintisidir. [4] Azygos devam ile inferior vena kava kesintisi, polispleni sendromunda çoklu dalaklardan sonra en sık görülen ikinci anomalidir. [3]
Kardiyak malformasyonlar arasında dekstrokardi (kalbin sol taraf yerine sağ tarafta yer aldığı bir durum), visseral organların rastgele yerleştirildiği atriyal situs ambiguus ve sol ve sağ ventriküllerin yer değiştirdiği ventriküler inversiyon bulunur. Diğer kardiyak malformasyonlar arasında azigoz devamla kesintili alt vena kava ve sol arka aortayla ventriküloarterial uyum yer alır.
Düşük kırmızı kan hücresi sayısıyla karakterize edilen anemi, dalak işlev bozukluğu nedeniyle polispleni hastası bireylerde de ortaya çıkabilir. [11]
Büyük damarlarda sık sık değişiklikler de gözlemlenmektedir. Üst vena kava iki taraflı olabilir; yani gelişim sırasında sol üst vena kavanın normal kaybolması yerine hem sağ hem sol üst vena kava bulunur, koroner sinüste sonlanabilir veya daha az sıklıkla sağ yerine doğrudan sol atriyuma bağlanabilir. Koroner sinüsün kendisi yok olabilir; bu bulgu genellikle sol tarafta superior vena kava kalıcılığıyla ilişkilendirilir. Alt vena kava sık sık kesilir; venöz dönüş normalde kalbe devam etmek yerine azygos sistemi üzerinden devam eder. Bazı durumlarda özellikle endokardiyal yastık tipi olan atriyal septal kusurlar da ortaya çıkabilir. [4]
Polisplenide akciğer bulguları, sol izomerizmi yansıtır; her iki akciğer de sol akciğerin morfolojik özelliklerini gösterir—normal üç loblu sağ akciğer ve iki loblu sol akciğer yerine iki loblu ve iki taraflı hiparterial bronşlar bulunur. Gastrointestinal anomaliler de sıkça görülür ve karın organlarının anormal konumlanması, midgut'un rotasyon veya rotasyon olmaması ile ve mide ve karaciğerin anormal konumlanması; örneğin sağ taraflı mide ve orta veya sol taraflı karaciğer gibi anormal konumları içerir. Diğer karın anormallikleri pankreas, onikili ve damar yapılarını içerebilir; kısa pankreas veya venöz anomaliler gibi bulgular bulunabilir.
Diğer sık ilişkili malformasyonlar arasında situs inversus (başta organların pozisyonel ters dönmesi), safra kanallarının eksik veya tıkanmasıyla karakterize edilen safra atrezisi, damar, pankreas, onikili ve akciğer lobu sayı anormallikleri bulunur. Var olmasına rağmen, birden fazla küçük dalak genellikle etkisiz olur; Buna fonksiyonel asplenî denir.
Bir veya birkaç organın yanlış pozisyonlarda geliştiği tüm bu durumlar (organlar yetersiz gelişmiş veya düzgün işlevsel bir gelişime sahip olabilir), genel bir terim olarak tanımlanır. Bu nedenle, polispleni kendisi heterotaksidir ve ilişkili diğer heterotaksi sendromlarına sahiptir.
Ana Türler
Polispleni'nin 4 ana türü vardır. İzole polispleni, başka bir malformasyon bulunmayan birden fazla dalağın varlığını ifade eder. Polispleni sendromu, heterotaksi sendromu olarak da adlandırılan çoklu organ anormalliklerini kapsar. İki taraflı sağ taraflılık, midenin vücudun sağ tarafında olması ve normal 3 loblu sağ akciğer ve 2 loblu sol akciğer yerine her iki akciğerde 3 lob olmasıyla karakterize edilir. Asplenia ile polispleni sendromu nadirdir ve asplen ile polisplenianın birlikte var oluşunu tanımlar.
Polispleni olan bir kardeş üzerinde yapılan bir çalışma, otozomal dominant kalıtım bildirildi ve iki birinci kuzende yapılan başka bir çalışmada ise tam penetrasyon olmayan otozomal dominant kalıtım olduğunu belirtti.
&
Zangfu
Zangfu (basitleştirilmiş Çince: 脏腑; geleneksel Çince: 臟腑; pinyin: zàngfǔ), geleneksel Çin tıbbı (TCM) tarafından belirlenen fonksiyonel ilişkilerdir. Bu kavram öncelikle anatomik biyolojik nedenlerden değil, kozmolojik kalıplar ve etkilerden gelişmiştir.
Her zang bir fu ile eşleştirilir ve her çift Wuxing'den (Beş Element) birine atanar. Zangfu ayrıca on iki standart meridyene bağlıdır – her zang orgu bir yin meridyenine, her fu organı ise bir yang meridyenine bağlıdır. Bunlar beş sistemdir: Kalp, Karaciğer, Dalak, Akciğer, Böbrek.
Zangfu'nun anatomik organlarla eşdeğer olmadığını vurgulamak için, isimleri genellikle büyük harflerle yazılır.
Anatomik organ ilişkisi
Zangfu başlangıçta Suwen'deki fiziksel organları temsil ettiği düşünülüyordu. Çin tarihi boyunca nadir insan diseksiyon dalgaları, geleneksel Çin tıbbındaki kaba anatomik varsayımlara bazı iyileştirmeler sağlamış, ancak temel hata düzeltilmemiştir (kan damarları hâlâ "ince meridyen" olarak yanılmaktadır). Bu bağlamda, batı anatomik bilgisinin akını TCM için bir krize yol açtı. Bu sorun, 1920'lerde Yun Tieqiao'nin Zangxiang (藏象/脏象) teorisini tanıtmasıyla çözüldü; bu teori zangfu'yu anatomik organlardan ayırdı.
Yin/yang ve Beş Element
Her zangfu organının bir yin ve yang yönü vardır, ancak genel olarak zang organları yin, fu organları ise yang olarak kabul edilir.
Zangfu kavramı wuxing felsefesi temelinde geliştirildiğinden, beş temel nitelikten birine (yani Beş Dönem veya Beş Faz) tahsis sistemine dahil edilmiştir. Zangfu, ilgili elementlerinin dağılımı paylaşır (örneğin, renk, ses, koku ve duygu tanıları vb.) ve Beş Element'in yaptığı gibi döngüsel olarak birbirleriyle etkileşime girer: her zang organının dağıttığı bir zang organı vardır, bir tane ise güçlendirir veya tonlaştırır ve sakinleştirir.
Zangfu ile Beş Element arasındaki yazışmalar şöyle şartlandırılmıştır:
- Ateş (火) = Kalp (心) ve İnce Bağırsak (小肠) (ikincil olarak Sanjiao [三焦, ''Üçlü Yakıcı''] ve Perikardiyum [心包])
- Toprak (土) = Dalak (脾) ve Mide (胃)
- Metal (金) = Akciğer (肺) ve Büyük Bağırsak (大肠)
- Su (水) = Böbrek (肾) ve Mesaneden (膀胱)
- Odun (木) = Karaciğer (肝) ve safra kesesi (胆)
Detaylar
Zang organlarının temel işlevleri, qi ve kan (böbrek örneğinde ise jing veya öz) üretip depolamaktır. Boş fu organlarının ana amacı, atık, yiyecek vb. gibi maddeleri (传化, pinyin: chuánhuà) iletmek ve sindirmektir.
Zang orgları
Her zang'ın "açıldığı" karşılık gelen bir "deliği" vardır. Bu, belirli bir zang'ın fonksiyonel varlığının, karşılık gelen deliğin işlevlerini de içerdiği anlamına gelir (örneğin, bulanık görme, esas olarak karaciğer zang'ın işlevsizliği olarak görülür çünkü karaciğer kanalı gözlere "açılır").
ZANG organlarının işlevlerini listelerken, TCM düzenli olarak "yönetici" terimini kullanır (主; zhǔ) – bu, bir şeyin (örneğin kan, qi, su metabolizması vb.) düzenleme sorumluluğunun belirli bir zang'a ait olduğunu gösterir.
Zanglar öncelikle işlevsel varlıklar olsa da, TCM onlar için belirsiz konumlar verir – yani aynı isimli anatomik organın bulunacağı genel alan. Birisi, bu (veya herhangi bir zang konumlandırmasının) TCM sistemi için önemsiz olduğunu savunabilir; Ancak, belirli bir zang Jiao'nun üst, orta mı yoksa alt Jiao'ya mı atfedileceği konusunda bir önem vardır.
Kalp
- "Depolar" (藏, pinyin: cáng) shen ("zihin"), İnce Bağırsak ile eşleştirilir
- xuě (kan) ve onun damarlarını/meridyenlerini yönetir
- Dile açılır
- Yüz teninde yansıması
Perikardiyum
- Shen'i San Jiao ("Triple Burner") ile eşleştirir
- Kanı yönetir
Sadece beş zang organı olup altı fu kanalı olduğundan, kalan meridyen Perikardiyuma atanır. Kavramı Kalple yakından ilişkilidir ve belirtilen ana işlevi, Kalbi dış patojenik faktörlerden ataklardan korumaktır.
Dalak
- "Stores" (统; tǒng) Damarların içindeki kan, yi (意, 'niyet') ve Mide ile eşleşir.
- "Ulaşım ve dönüşüm"ü yönetir (运化; yùnhuà), yani jing wei'nin çıkarılması (Çince: 精微; pinyin: jīng weī; Kelime anlamıyla 'özlük parçaları', genellikle yiyecek özü ile çevrilir, bazen Jing Qi olarak da adlandırılır [精气; jīng qì, özün qi] – ve su – yiyecek ve içecekten ve bunların diğer zang organlarına ardışık dağıtımından kaynaklanıyordu.
- "Üretim ve karşılıklı dönüşüm"ün kaynağı (生化; shēnghuà) Qi ve Xue (kan)
- Dudaklara (ve ağıza) açılır
- Kasları ve uzuvları yönetir
Karaciğer
- "Stores" (藏; cáng) kan, hun (魂, Eterik Ruh) ile eşleştirilmiş Safra Kesesi
- "Tıkanmayı çözme ve deflasyonu" yönetir (疏泄; shūxiè) öncelikle qì'den. Qì'nin serbest akışı ve uyumu ise duyguların, kanın ve suyun serbest akışını sağlar.
- Tendonları yönetir
- Gözlere açılır
- Tırnaklarda yansıması
Akciğer
- Po (魄, Bedensel Ruh) ve Büyük Bağırsak ile eşleştirilir
- Deriyi (gözeneklerin kapanması), saçı ve dış kısmı (bağışıklığın bir parçası) yönetir.
- Buruna açılır
Akciğerin işlevi, qi'yi vücuda dağıtmak ve indirmektir. Qi'yi nefes yoluyla alır, atığı verirve gastrointestinal yolun peristaltik etkisini destekler. Düzgün çalışan bir akciğer organı, cildin ve saçın kaliteli olmasını ve bağışıklık sisteminin güçlü ve hastalıklarla savaşabilecek kapasiteli olmasını sağlar. Akciğerin normal yönü aşağı inmektedir, ancak Lung qi "isyan ettiğinde" yukarı doğru çıkar, öksürük ve hırıltıya neden olur. Akciğer zayıf olduğunda, egzama gibi cilt hastalıkları, ince veya kırılgan saçlar ve soğuk algınlığı ile grip olma eğilimi olabilir. Akciğer, kuruluk ve yas ya da hüzün duygusuyla zayıflar.
Böbrek
- Zhi (志, Will) ve Bladder ile eşleştirilir
- Doğumu, büyümeyi, üremeyi ve gelişimi yönetir
- Kulaklara açılır
Böbrekler Essence mağazasını satıyor. Ayrıca omurilik ve beyni dolduran ve kemikleri kontrol eden ilik üretirler. Böbrekler genellikle "Yaşam Kökü" veya "Cennet Öncesi Qi'nin Kökü" olarak anılır.
Fu orgları
İnce Bağırsak
Triple Burner (San Jiao)
Mide
Safra kesesi
Ana sayfa Safra kesesi
Büyük Bağırsak
Mesane
Olağanüstü Fu orgları
Olağanüstü Fu (Qi Heng Zhi Fu), altı benzersiz organdır; çünkü boş Yang organlarına (Fu) benziyorlar ancak atıkları hareket ettirmek veya dışarı atmak yerine hayati özleri depolayarak katı Yin organları (Zang) olarak işlev görürler.
Beyin (Nao)
Çin tıbbında "Deniz İmiliği Denizi" olarak bilinen beyin, hafızayı, konsantrasyonu, duyuları kontrol eder ve zihni barındırır (Shen).
Marrow (Sui)
Ilik beyni ve omuriliği besler, kemik iliği oluşturur ve Böbrek Öz'e bağlıdır.
Kemikler (Gu)
Kemikler, Marrow tarafından desteklenen ve beslenen fiziksel yapı ve yapı sağlar.
Kan Damarları (Mai)
Bu damarlar, Qi ve kan dolaşımı için bir yol olarak görev yapar.
Safra kesesi (Dan)
Safra kesesi hem sıradan bir Fu organı hem de olağanüstü bir organ olarak işlev görür. Atık yerine saf safra depolar.
Rahim/Rahim (Bao)
Adet ve fetal gelişimi kontrol eder; Böbrek Qi, Bao mai ve Penetrasyon ile Döllenme damarlarından yoğun şekilde etkilenir.
Ayrıca bakınız
&
Huangdi Neijing
Huangdi Neijing (Çince: 黃帝內經), kelime anlamı olarak Sarı İmparatorun İç Kanonu veya Sarı İmparatorun Ezoterik Kutsal Kitabı, iki bin yılı aşkın süredir Çin tıbbı için temel doktrinsel kaynak olarak ele alınan antik bir Çin tıp metni veya metinler grubudur. Eser, her biri mitolojik Sarı İmparator ile onun eşit derecede efsanevi bakanlarından oluşan altı kişilik bakan arasında söyle-cevap formatında seksen bir bölüm veya risalesten oluşan iki metinden oluşuyor.
İlk metin, Suwen (素問), Temel Sorular olarak da bilinir. Çin Tıbbının teorik temelini ve tanı yöntemlerini kapsar. İkinci ve genellikle daha az referans verilen metin olan Lingshu (靈樞; "Spiritual Pivot"), akupunktur terapisini ayrıntılı şekilde tartışıyor. Bu iki metin topluca Neijing veya Huangdi Neijing olarak bilinir. Ancak pratikte, Neijing unvanı genellikle daha etkili Suwen'e atıfta bulunur.
İki başka metin de başlıklarında Huangdi Neijing ön eki taşıyordu: Mingtang (明堂; "Işık Salonu") ve Taisu (太素; "Grand Foundation"), ikisi de sadece kısmen hayatta kalmıştır. Kitap Taoistler arasında popülerdi.
Genel Bakış
Huangdi Neijing'in en erken adı Hanshu'nun bibliyografik bölümünde yer almıştır (漢書) (veya Han Kitabı, 111 yılında tamamlandı), yanında bir Huangdi Waijing (黃帝外經; "Sarı İmparator'un Dış Kanonu") ve bu artık kayıp. Huangfu Mi 皇甫謐 (215–282 CE), Hanshu bibliyografyasında listelenen 18 juan 卷 (veya cilt) Huangdi Neijing'in, kendi zamanında dolaşan iki farklı kitapla örtüştüğünü ilk iddia eden kişiydi: Suwen ve Zhenjing (鍼經; "İğneleme Kanonu"), her biri 9 juan'da. Bilim insanları Zhenjing'in Lingshu'nun önceki unvanlarından biri olduğuna inandıkları için, Han hanedanı Huangdi Neijing'in, bugün bildiğimiz Suwen ve Lingshu olarak bilinen eserlere içerik olarak yakın iki farklı metinden oluştuğu konusunda hemfikirdirler.
"Sarı İmparatorun İç Klasiği"" (黃帝內經; Huangdi Neijing) Çin tıbbındaki en önemli antik metin olmasının yanı sıra Taoist teori ve yaşam tarzının önemli bir kitabıdır. Metin, Sarı İmparator ile bakanlarından veya doktorlarından biri olan genellikle Qíbó arasında bir diyalog şeklinde yapılandırılmıştır (岐伯), ama aynı zamanda Shàoyú (少俞). Bu cihazı kullanmanın olası bir nedeni, (anonim) yazarların atfeleme ve suçlamadan kaçınmalarıydı.
Neijing, hastalığın "şeytani etkilerden" (邪气) kaynaklandığı eski şamanist inançlardan uzaklaşır; bu inançlar, virüs, bakteri veya kanserojen gibi hastalıklara neden olan herhangi bir element olarak yorumlanmalıdır; bu unsurlar diyet, yaşam tarzı, duygular, çevre ve erken yaşlanma gibi dengesizliklerle de kategorize edilebilir. Neijing'e göre, evren yin ve yang (--,—), wuxing (cebirde x, y, z veya a, b, c sembollerinden farklı olmayan semboller olarak yorumlanmalıdır)[4] ve qi gibi çeşitli semboller ve ilkelerle temsil edilebilir.Bu doğal olguların soyutlama sistemleri, insan sağlığının dahil olduğu doğal süreçleri anlamamıza yardımcı olur. İnsan, daha büyük makrokozmosu yansıtan bir mikrokozmostur. Makrokozmosun bir parçası olan yin ve yang ilkeleri, beş element, rüzgar, nem, sıcak ve soğuk gibi çevresel faktörler insan mikrokozmosu için de geçerlidir. Geleneksel tıp, insanın bu dengeyi korumasının bir yoludur.
Wang Bing versiyonu
762 yılında Wang Bing, on iki yıl çalıştıktan sonra Suwen'in revizyonunu tamamladı. Wang Bing, Suwen'in çeşitli versiyonlarını ve parçalarını topladı ve mevcut seksen bir bölüm (risale) formatında yeniden düzenledi. Yetmiş iki ve yetmiş üç numaralı incelemeler kaybolmuş ve sadece başlıkları bilinmektedir. Başlangıçta tüm değişiklikleri kırmızı mürekkeple yapılmıştı, ancak daha sonra kopyacılar bazı eklemelerini ana metne dahil ettiler. Ancak, aşağıda tartışılan 1053 versiyonunda neredeyse tüm notlar geri getirildi ve artık bunlar ana veya açıklamasız Suwen metnini oluşturan büyük karakterlerin yanında küçük karakterlerle yazıldı. Bkz. Unschuld, sayfa 40 ve 44.)
Unschuld'a göre (sayfalar 39 ve 62), Wang Bing'in Suwen versiyonu, Quan Yuanqi'nin (altıncı yüzyıl başlarında) yorum yaptığı Suwen versiyonuna dayanıyordu; dokuz juan (kitap) ve altmış dokuz konuşmadan oluşuyordu. Wang Bing düzeltmeler yaptı, iki "kayıp" konuşma ekledi, beş aşama ve altı qi üzerine yedi kapsamlı konuşma ekledi, 5000'den fazla yorum ekledi ve metni yirmi dört juan (kitap) ve seksen bir risaleye dönüştürdü.
Wang Bing, Suwen versiyonunun önsözünde yaptığı değişiklikleri ayrıntılı olarak sıralıyor. (Bkz. Veith, Ek II ve Unschuld sayfa 41–43.)
Wang Bing'in hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur, ancak birkaç kitap yazmıştır. Chong Guang Bu Zhu Huangdi Huangdi Neijing Suwen'in sonraki editörleri tarafından bırakılan önsözünde (1053 editör komitesi tarafından derlenen versiyon) ve Tang Ren Wu Zhi (Tang [Hanedanı] Kişilikleri Kaydı) adlı bir kayda dayanan bir notta, Tang'ın tai pu ling unvanında bir yetkili olduğu ve seksen yılı aşkın uzun bir yaşamın ardından öldüğü belirtilir.
Yazılma tarihi
1970'lerde Hunan'daki Mawangdui'deki arkeolojik keşiflerden önce, çalışmalar Savaşan Devletler dönemi ile Han hanedanı (MÖ 206–MS 220) arasında tarihlendirilmişti. Ancak kazılarda bu görüşü değiştiren tıbbi metinler bulundu. Jianmin Li, Vivienne Lo ve Donald Harper, Neijing'deki sistematik tıbbi teorinin, MÖ 168'de bir kraliyet mezarına mühürlenen Mawangdui İpek Metinleri'nden önemli ölçüde farklılık gösterdiği konusunda hemfikirdirler. Bu nedenle, Neijing'in Mawangdui metinlerinden sonra derlenmiş olduğunu düşünürler. [kaynak gerekli] Bilim tarihçisi Nathan Sivin, Pennsylvania Üniversitesi, Suwen ve Lingshu'nun muhtemelen MÖ birinci yüzyıla tarihlendiğini, Mawangdui'deki keşiflerden önce çoğu akademisyenin tarihlendireceğinden çok daha geç tarihlendiğini sonucuna varmıştır. Bu tıbbi metinler ayrıca bunun tek bir kitap olmadığını, "birçoğu aynı fikirde olmayan ve bazıları diğerlerine yorum yapan çeşitli yazılardan oluşan bir koleksiyon olduğunu gösteriyor. Ayrıca (1998 itibarıyla) "mevcut hiçbir çeviri güvenilir değildir" görüşündeydi.
Bu nedenle, önceki argümanları sorgulamaktadırlar. Celestial Lancets (1980, Joseph Needham ve Lu Gwei-djen tarafından, akademisyenlerin görüşünün Suwen'in MÖ ikinci yüzyıla ait olduğu yönünde, Suwen'in ilk ilaç doğal tarihinden daha erken olduğuna dair kanıtlar sunduğunu belirtir ve Suwen'in ilk ilaç doğal tarihinden daha eski olduğuna dair kanıtlar sunar. 神農本草經 (Shennong Bencao Jing; "Materia Medica'nın İlahi Çiftçi Klasiği"). MÖ üçüncü ve dördüncü yüzyıl edebiyatıyla o kadar çağrıştırıcı paralellikler vardır ki, Suwen'in MÖ üçüncü yüzyıla daha iyi atfedilip edilmeyeceği konusunda şüphe doğurur; bu da bazı bölümlerin o tarihe ait olabileceğini ima eder. Yin/yang teorileri ve beş unsurun fizyoloji ve patolojide oynadığı baskın rolü, bu tıbbi teorilerin yaklaşık MÖ 320'den daha eski olmadığını göstermektedir.
Alman akademisyen Paul U. Unschuld 20. yüzyıl akademisyenlerinin Neijing Suwen'in dilinin ve fikirlerinin MÖ 400 ile MS 260 arasında yazıldığını varsayımında bulunduğunu ve alınan metnin sadece küçük bir kısmının MÖ II. yüzyıldan önceki kavramları aktardığına dair kanıt sunar. Eser daha sonra büyük editoryal değişikliklere uğradı.
On dördüncü yüzyıl edebiyat eleştirmeni Du Fu, Suwen'in uzun bir süre boyunca birkaç yazar tarafından derlendiği görüşündeydi. İçerikleri daha sonra Han hanedanı döneminde Konfüçyüsçü bilginler tarafından bir araya getirildi.
Yetkili versiyon
Bugün kullanılan "otoriter versiyon" olan Chong Guang Bu Zhu Huangdi Neijing Suwen (重廣補註黃帝內經素問; "Huangdi Neijing Suwen: Yine Genel Düzeltilmiş [ve] Açıklamalı"), on birinci yüzyıl İmparatorluk Editörlüğü'nün (1053 CE'den başlayarak) ürünüdür ve büyük ölçüde Wang Bing'in 762 CE versiyonuna dayanmaktadır. Bu Suwen versiyonu üzerinde çalışan önde gelen bilginler arasında 林億 Lin Yi, 孫奇 Sun Qi, 高保衡 Gao Baoheng ve 孫兆 Sun Zhao vardı.
Ming hanedanı (1368–1644) döneminde basılmış Chong Guang Bu Zhu Huangdi Neijing Suwen resimleri için aşağıdaki dış bağlantılar bölümüne bakınız.
XXX

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O