17 Temmuz 2023 Pazartesi

Candida auris (Zombi Mantari) & Burrill Bernard Crohn=Crohn

         Küresel Isınmanın Tetiklediği Mantar Enfeksiyonu

Uyum sağlamayı başaran canlı değişen koşullarda daha da güçlenerek yaşamaya devam ediyor

  • 1996: Retrospektif taramalar, C. auris'in bilinen en eski suşunun 1996'da Güney Kore'de izole edildiğini göstermektedir.

Candida auris (C. auris), hastaneler ve huzurevleri gibi sağlık kuruluşlarında salgınlara neden olabilen, çoklu ilaca dirençli, ciddi bir mantar türüdür. İlk olarak 2009 yılında Japonya'da bir hastanın kulak kanalından izole edildi ve Latince'de "kulak" anlamına gelen "auris" adı verildi.


                 


Candida auris ‘normalde’ tuzlu ve ıslak topraklarda yaşayan bir maya. Her canlı gibi o da bir grup arkadaşıyla beraber yaşar. Genel olarak birbirlerine benzemekle beraber canlılıklarının gereği olarak değişen şartlara uyum sağlamak konusunda yarışır ve daha güçlü ve uyum kapasitesi daha yüksek olan hayatta kalarak üremeye ve kendi topluluğunu oluşturmaya devam eder. İklim krizinin etkisi ile ısınan dünyada yaşam fizyolojik olarak bu sıcaklık artışına uyum sağlayamayan bazı canlılar için zorlaşırken kendini bu yeni sıcak dünyaya uydurabilen Candida auris’ler dünyanın değişik yerlerinde diğer arkadaşlarını geride bırakıp güçlenerek  zaten hafif tuzlu ve ıslak bir ortam olan insan vücudunun sıcaklığında yaşayabilecek özelliği kazanmaya başlıyor..

Biz insanlar daha çok gıda yetiştirme hayaliyle toprağa mantar öldürücü ilaçlar uyguluyoruz. Bu ortamda hayatta kalabilenler ise bu mantar ilaçlarına direnç geliştirmeyi başarmış Candida auris’ler oluyor.

  • Sıcağa dayanabilen ve mantar ilaçları ile ölmeyen Candida auris’ler artık kendileri için güvenli bir başka yaşam alanı buluyorlar: insan vücudu. 

  •  Candida auris artık dünyanın pek çok yerinde özellikle yoğun bakımlarda yatan ve bağışıklık sistemi zayıf hastalarda ciddi ve tedavi edilmesi çok güç enfeksiyonlara yol açıyor. 

Mantar ve Bakteriye karşı direniş nasıl oluşur?

Bakteriler ve mantarlar, aşırı ve yanlış ilaç kullanımı ve hayvanlarda antibiyotik kullanımı nedeniyle antibiyotiklere ve anti-fungallere karşı dirençlidir. Bakteriler antibiyotiklere ne kadar çok maruz kalırsa, o kadar çok uyar ve dayanıklı olur ki süper böcekler yaratır. 

Candida Mantarı invazif (yayılımcı, saldırgan), yani enfekte bir hastahane sondası yoluyla kan dolaşımına girer.  Ağız ve boğazdaki lokalize Candida enfeksiyonlarının veya vajinal mantar enfeksiyonlarının aksine invazif Candida Mantarı tüm vücutta yayılır,.

Bağışıklık sistemi zayıf hastalarda (örneğin AIDS hastaları, kemoterapi alan hastalar, kemik iliği nakli olmuş hastalar, diyabet hastaları) ve hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda enfeksiyona neden olan Candida auris’in şu an için hastane dışında enfeksiyona neden olduğu bir vakaya rastlanmadı.

Zaten hasta olan ve / veya zayıf bağışıklık sistemine sahip olan hastane ve bakım evinde hastalar enfekte olma riski altındadır. Candida aurileri sevdiklerinize ve başkalarına bulaşmasını önlemek için önemli sağlık güvenliği önlemlerini aldığınızdan emin olun. Düzenli el yıkama özellikle önemlidir. 

Ne ilginçtir ki tek hücreli bir canlının uyum kapasitesi, yüksek beyinsel işlevleriyle dünyaya hükmettiğini zanneden karmaşık bir canlının savunma duvarlarını geçip onun yaşamını tehdit ediyor. Peki insan denilen canlı bilgi ve akıl kılavuzluğunda bir taraftan dünyada açtığı yaraları sarıp diğer taraftan da bu değişen dünyaya uyum sağlamayı başarabilecek mi, esas soru bu… 


Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver


https://dunyahali.com.tr/yazilarimiz/candida-aurisin-topraktan-insana-yolculugu-2502



                                              ###################



The Last of Us’taki Kâbus Gerçek Oluyor: Katil Mantarlar Evrim Geçiriyor

Katil mantarlar iklim değişikliği ve doğal seleksiyonla birlikte gerçeğe yaklaşıyor. Bilim insanları yeni tehdidin hafife alınmaması gerektiğini söylüyor.

                                                


Kordiseps (Cordyceps) mantarı, The Last of Us mantarı olarak da bilinen ve hem oyun olarak hem de HBO’nun aynı isimli dizisiyle popülerleşen zombi mantarı, gerçek dünyada karıncaları “zombileştiren” bir parazit. Bilimkurgu ile gerçekliğin sınırlarını zorlayan bu organizma, insanları enfekte edip kontrol altına alabilir mi?

The Last of Us dizisinde kâbus gibi görünen senaryo, bilimsel araştırmalara göre sanıldığı kadar uzak değil. Uzmanlar evrim geçiren katil mantarların gelecekte ciddi bir tehdit oluşturabileceğini vurguluyor.

HBO’nun popüler dizisi The Last of Us’ta görülen Cordyceps mantarı, gerçekte karıncalar gibi böceklerin beynini ele geçiren bir parazit türü. Ophiocordyceps unilateralis olarak da bilinen mantar, konağının motor fonksiyonlarını ve zihinsel kontrolünü ele geçirerek mantarın üremesi için ideal koşulların bulunduğu yüksek ve güneşli bölgelere yönlendiriyor.

Yale Tıp Fakültesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Scott Roberts, şu an için Cordyceps’in insanlara bulaşma riskinin çok düşük olduğunu belirtiyor. Ancak iklim değişikliği ve artan sıcaklıklar nedeniyle mantar kaynaklı tehditlerin yükselişte olduğuna dikkat çekiyor.

British Columbia Üniversitesi’nden mikrobiyolog Dr. Jim Kronstad, mantarların spor üretmeyi “sevdiğini” ve bu yolla hızla yayılabildiklerini vurguluyor. Cordyceps örneğinde, mantar enfekte ettiği karıncanın kafasından çıkarak sporlarını etrafa yayıyor ve yeni konaklar arıyor.

Katil Mantarların Evrimi Yeni Tehditler Oluşturuyor

İklim değişikliğinin etkisiyle bazı mantar türleri insan vücut sıcaklığına uyum sağlayarak daha tehlikeli hale geliyor. Özellikle Candida auris adlı mantar türü uzmanları endişelendiren önemli bir örnek. 2009’da keşfedilen mantar, diğer türlerin aksine insandan insana bulaşabiliyor ve mevcut antifungal ilaçlara karşı dirençli.

Dünya Sağlık Örgütü’nün “kritik öncelikli patojenler” listesinde yer alan Cryptococcus neoformans gibi katil mantarlar da önemli tehditler arasında. Doğal ortamda özellikle kuş dışkılarında bulunan bu mantar, tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen menenjit türlerine yol açabiliyor.

Yeni Nesil Tehditlere Acil Önlemler Alınmalı

Uzmanlar özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişilerde görülen mantar enfeksiyonlarının artış gösterdiğini belirtiyor. Vadi hummasına neden olan Coccidioides ve önceki yıl ilk kez insanlarda tespit edilen Rhodosporidiobolus fluvialis gibi yeni tehditler de ortaya çıkıyor.

! Antibiyotik kullanımının yaygınlaşması ve yaşlanan nüfus da mantar enfeksiyonları riskini artıran faktörler arasında. Organ nakli ve kemoterapi gibi bağışıklık sistemini zayıflatan tedaviler de bu riski yükseltiyor.

Uzmanlar şu an için The Last of Us benzeri bir mantar kaynaklı kıyametin gerçekçi olmadığını ancak özellikle Candida auris gibi yeni nesil patojenlere karşı sağlık sistemlerinin yeterince hazırlıklı olmadığını belirtiyor. İlaç şirketlerinin antifungal tedavilere yeterince yatırım yapmaması da endişe verici bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.

https://kayiprihtim.com/haber/katil-mantarlar-evrim-geciriyor/


###

Naim Güleç “Kordiseps çayını düzenli içiyorum”diyerek tehlikesiz olduğunu vurguluyor. Kordiseps mantarı, Çin tıbbında da binlerce yıldır şifa kaynağı olarak kullanılıyor. Mesane tümörlerinin büyümesini engellediği iddia edilen bu mantar, aynı zamanda enerji artırıcı etkisiyle Çinli atletlerin “gizli silahı” olmuş. 1993 oyunlarında beş dünya koşu rekorunu kıran Çinli Olimpiyat atletleri Wang Junxia, Qu Junxia ve Zhang Linli’den şüphelenilmişti. Yetkililer bu durumu araştırdı ancak atletler tüm doping testlerinden geçti. Onların sırrı dediklerine göre kordiseps özütüydü. Tüm bunlara ek olarak 2010’da yapılan bir araştırma, mantarın antikanser aktivite göstererek kanser hücrelerinin yayılmasını durdurabileceğini öne sürüyor.Ancak bu etkiler henüz kesinleşmiş değil.

https://www.youtube.com/watch?v=oGwgK0K71T4 




                   *****************************************************************************



"Crohn" terimi, adını bu hastalığı ilk kez ayrıntılı olarak tanımlayan Amerikalı gastroenterolog Dr. Burrill Bernard Crohn'dan (1884-1983) almaktadır. 

Burrill Bernard Crohn

Burrill Bernard Crohn (1884 – 1983) was an American gastroenterologist.

Crohn hastalığı adını 1932 yılında onu ilk olarak tanımlayan Dr. Burril Crohn’dan alıyor. 

Burrill B. Crohn, 1932 yılında meslektaşları Leon Ginzburg ve Gordon Oppenheimer ile birlikte, o zamanlar bilinmeyen, sindirim sistemini etkileyen kronik bir iltihaplı bağırsak hastalığını (IBD) konu alan ufuk açıcı bir makale yayımladı. "Bölgesel ileit: patolojik ve klinik bir antite" başlıklı bu çalışma, durumun ayrı bir hastalık olarak tanınmasını sağladı ve zamanla tıp dünyasında "Crohn hastalığı" olarak anılmaya başlandı. 

"Bölgesel ileit" ifadesi, genellikle ince bağırsağın son kısmını (ileum) tutan bir iltihap türü olan terminal ileit için kullanılabilir. Ancak, bu durumun en yaygın nedenlerinden biri olan Crohn hastalığı, iltihabın sadece ileumu değil, tüm sindirim sistemini etkileyebilen, patolojik ve klinik olarak karmaşık bir hastalıktır. Crohn hastalığı, tüm bağırsak duvarını tutan kronik bir iltihaptır ve ishal, karın ağrısı, kilo kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir. 
  • Klinik Antite: Hastalığın kendine özgü klinik belirtileri vardır. Bunlar arasında sağ alt kadran karın ağrısı (sıklıkla yemek sonrası), kronik ishal, kilo kaybı, anemi ve bazen obstrüktif semptomlar (tıkanıklık) yer alır. 
  • Beslenme bozuklukları: İnce bağırsağın son kısmının işlevini bozmasından dolayı, vitaminler (özellikle B12), mineraller, safra tuzları ve elektrolitlerin emilimi bozulabilir. Bu durum, anemi gibi beslenme yetersizliklerine yol açabilir. 
Crohn hastalığı tipik olarak, ince bağırsağın son kısmı veya kalın bağırsağı tutsa da, ağızdan anüse kadar, genellikle parçalı tarzda, tüm sindirim sistemini etkileyebiliyor.

Crohn hastalığı, kronik (süreğen) ve gastrointestinal kanalın herhangi bir yerinde oluşabilen iltihabi bir hastalıktır. Genellikle rektumu, kolonu ve ince barsağın alt kısımlarını (ileumun son bölümü) etkiler. Çok ender olarak mide, yemek borusu veya ağız da etkilenebilir.

Crohn hastalığı olan kişilerin yaklaşık üçte birinde sadece kalın barsak (bağırsak), diğer üçte birinde sadece ince barsak (bağırsak) etkilenir. Kalan üçte birinde ise hem kalın hem de ince barsak (bağırsak) etkilenmektedir. Inflamasyon (iltihap), bağırsağın tüm katmanlarına kadar yayılabilir. Bunun yanında, bazı bölümleri ‘atlayabilir', böylece hastalıklı bölümler arasında barsağın (bağırsağın) normal bölümleri yer alabilir.

Crohn hastalığı hemen her yaşta görülmekle beraber, çoğunlukla 15-30 yaşları arasında başlar. Görülme sıklığı gelişmiş batılı ülkelerde doğu ülkelerine kıyasla belirgin olarak daha yüksektir.


Crohn Hastalığı Nedir?

Crohn hastalığı ilk olarak 1932’de New York şehirinde çalışan Dr. Burrill Crohn ve arkadaşları tarafından tarif edilmiştir. Crohn hastaları tüm hayatları boyunca mukoza olarak bilinen gastrointestinal yolun en iç tabakasını etkileyen bir inflamasyona sahiptir. En sık tutulan yer ince bağırsağın kalın barsak ile birleştiği yerdir. Ancak Crohn hastalığı mide barsak sisteminin ağızdan anüse kadar her hangi bir yerinde görülebilir. Bu hastalığa kimin yakalanacağını ya a hastalığın ne zaman ortaya çıkacağını tahmin etmenin bir yolu yoktur.

Bu kronik ve hayat boyun devam ede bir durumdur ve her an ortaya çıkabilir, sebepsiz yere kaybolabilir ve belirli bir sebep olmadan nüks edebilir. Ülseratif kolit’in aksine Crohn hastalığı için mutlak tedavi yoktur. Ancak Crohn hastalığının medikal ve cerrahi yönetimi hastalara uzun süreli klinik iyileşme sağlar.

inflamatuar barsak hastalığı olan hastalar (Crohn yada Ülseratif Kolit) kolon ve rektal kanser gelişimi açısında artmış risk altındadır. Uzun süreli kolonik Crohn hastalığı olan hastalar kolon ve rektal kanser gelişimi açısından 20 kat fazla riske sahiptir. Bu konudaki kılavuzlar bu hastaları ilk belirtinin başlamasından 8 ila 10 yıl içerisinde ilk takip kolonskopilerinin yapılmasını ve kolon ile rektumdan çoklu biopsiler alınarak tarama kolonoskopisi ile takiplerini önermektedir.


Crohn hastalığına, 1932 yılında hastalığı yazan ve onu bölgesel ileum iltihabı (Latince adı ileum olan ince barsakta (bağırsakta) bölgesel inflamasyon) olarak adlandıran Amerikalı doktor Burrill Bernard Crohn'un adı verilmiştir. Daha sonra hastalığın adı, doktorun hastalığı anlamadaki çalışmalarına atfen Crohn hastalığı olarak değiştirilmiştir. 

Enfermedad de Crohn
Das 

Ballaststoffenverzichtet werden. Stattdessen ist eine leichte Schonkost mit Gemüsesuppen empfehlenswert.

Eine Schüssel mit Brokkoli-Suppe


Bei schweren Durchfällen muss zudem auf eine ausreichende 
Flüssigkeitszufuhr geachtet werden. Dafür kommen vor allem stilles Wasser und ungesüßter Tee infrage. Warme Kräutertees, z.B. aus Kamille oder Fenchel, können auch bei Schmerzen und Krämpfen äußerst wohltuend wirken. 

Für besonders schwere Krankheitsformen können auch Formula-Nahrungen verordnet werden, die als flüssiger Mahlzeitenersatz leicht verträglich sind und wichtige Nährstoffe enthalten.

Ernährung in der Ruhephase

Das Ziel der Ernährung in der beschwerdefreien Phase ist es, erneuten Schüben vorzubeugen und das Immunsystem im Darm gegen neue Entzündungen zu stärken. Hier sollte eine leichte Vollkost mit entzündungshemmenden Lebensmitteln gewählt werden. Achte hierbei darauf, dich nach einer Akutphase erst wieder langsam an andere Lebensmittel heranzutasten.


Besonders geeignet sind:

  • Ballaststoffe (z.B. HaferflockenFlohsamenschalen, Vollkornprodukte, Gemüse, Obst, Kartoffeln): regen die Darmtätigkeit an und fördern den Abtransport von Schadstoffen aus dem Darm.
  • Obst und Gemüse: enthalten entzündungshemmende sekundäre Pflanzenstoffe und wertvolle Vitamine.
  • Eiweiß (z.B. in Fisch, Hülsenfrüchten oder Eiweiß-Shakes): bildet den Baustoff für Verdauungsenzyme, hilft beschädigten Darmzellen bei der Neubildung und unterstützt das Immunsystem.
  • Omega-3-Fettsäuren (z.B. in Fisch oder über Nahrungsergänzung)wirken entzündungshemmend. 
  • Gewürze und Kräuter (z.B. Kurkuma und Ingwer): haben entzündungshemmende Eigenschaften und wirken antioxidativ.
  • Probiotika (z.B. Joghurt, Kombucha, Kefir, Milchsäurebakterien): sind reich an natürlichen Bakterienstämmen, die deine Darmflora bereichern.

Zerdeçal uzun

Zerdeçal ( Curcuma longa ), Kanon'da çeşitli inflamatuar hastalıkların ve ağrının tedavisi için önerilmektedir. Zerdeçalın onkolojik bozukluklar, kardiyovasküler hastalık, romatolojik hastalıklar, kronik ön üveit, gastrointestinal inflamatuar hastalıklar (Crohn hastalığı, ülseratif proktit ve kolit, irritabl bağırsak hastalığı, pankreatit, gastrik inflamasyon ve ülser ve kolesistit), lupus nefriti, iskemik beyin yaralanmaları ve edinilmiş immün yetmezlik sendromu (Gupta ve ark., 2013  ; Tamaddonfard, 2013  ; Arshami ve ark., 2013  ; Ghosh ve ark., 2014  ) dahil olmak üzere çeşitli proinflamatuar hastalıkları olan hastalarda ümit verici etkileri bildirilmiştir.


                                            ***********************************


TUDCA (Tauroursodeoksikolik asit) cok önemli bir safra asidinin isminin kisaltilmis halidir.
Bu vakalarla ilgili sikca görülen karaciger problemleridir.Bu tedavisi icin önerdigim yöntem TUDCA deniyor. ''TUDCA'', sadece karaciger yaglanmasina degil ayni zamanda siroza da iyi gelen bir safra tuzu türüdür.Aslinda safra kanallarindan safra akisini artirir.Simdi östrohen sorununuz varsa, baskin östrojen sorununuz varsa, ''DiM'' adli, yüksek konsantrasyonlu bir anti-östrojen turpu karisimi ürünlerini tavsiye ederim.

Karaciger rahatsizliklari icin alabileceginiz kesinlikle en iyi bitki devedikeni adli bitkidir.Karaciger rahatsizliklarindan bahsettigimizde üc seyden,yagli sirozdan, hasarli yara dokusundan ve hepatit adi verilen iltihapli bir karacigerden bahsetmis oluyoruz.Cildinizin aynasi karaciger'dir.

https://www.youtube.com/watch?v=SNTI57Zmm9c


Safra tuzu, karaciğer tarafından üretilen ve safra kesesinde depolanan, sindirimde yağların emilimini sağlayan bir kimyasaldırYağ damlacıklarını emülsifiye ederek sindirim sistemine yardımcı olur ve bu nedenle hem doğal hem de laboratuvar ortamında kullanılan bir bileşiktir. Safra tuzu, glisin ve taurin gibi amino asitlerle birleşerek safra asitlerinin tuzlarını oluşturur.  


Siyah turp, en çok bilinen ve şifalı kabul edilen türdür. Karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı olur, safra üretimini artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Aynı zamanda boğaz ağrısına ve öksürüğe karşı halk arasında doğal tedavi yöntemi olarak da kullanılır.
Genel olarak sağlıklı bir bireyin günde 100-150 gram turp tüketmesi önerilir. Bu miktar, sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olur, bağırsak sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Siyah turp, diğer yaygın turpgillerden (brokoli veya beyaz turp gibi) dört kata kadar daha fazla glukosinolat içerebilir. Bu yüksek konsantrasyon, karaciğer detoksifikasyon süreçlerini destekleme, antioksidan etkiler sağlama ve bazı hastalıklara karşı koruma gibi sağlık yararlarıyla ilişkilendirilmiştir.


https://www.youtube.com/watch?v=2iTOitidZqo   



Karaciger rahatsizliklari icin alabileceginiz kesinlikle en iyi bitki devedikeni adli bitkidir.Karaciger rahatsizliklarindan bahsettigimizde üc seyden,yagli sirozdan, hasarli yara dokusundan ve hepatit adi verilen iltihapli bir karacigerden bahsetmis oluyoruz. 

KARACIGERI YENiLEYEN VE ARINDIRAN KÜR:
1 kahve fincani sizma zeytin yagi,
2 dis ezilmis sarimsak,
5 adet saplari ile beraber kücük yaprakli maydanoz,
2 corba kasigi taze sikilmis limon suyu.
Hepsini bilendirdan gecirip (maydanoz yapraklari yok Olena kadar) 15 gün boyunca ac karinan (kahvaltidan 1 Saar önce) taze yapip  tüketilmeli. Her yil bir defa mutlaka bu kürü deneyin.-Prof.Dr.Ibrahim saracoglu 



1 Bardak dondurulmus Yaban Mersini,
2 Avuc dolusu doldurulmus Lahana
Malzemelerin üzerine kadar su doldurun
45 Saniye Blendirdan gecirin.

Keci Sütünden Kefir,
Yaban Mersini
Yarim bardak Su
30 Saniye Blendirdan gecirin.

2 Yemek Kasigi Ev Yapimi Elma Sirkesi
1 Taze Limonu Tamamini Blendirdan gecirin.
0,25 litre Su ekleyin.


İyi gelen besinleri not aldım: 1.Turpgil ailesi, tere, pancar, lahana, lahana turşusu (C vitamini yüksektir.), kara lahana, brokoli... 2.Yumurta, 3.Filizler, brokoli filizler (salataya konulabilir.) 4.Pancar (pancar yapraklarını salataya da ekleyebilirsiniz.) 5.Sarımsak 6.Somon balığı, sardalya ... 7.Limon (karaciğerdeki yağı azaltır.) 8.Deve dikeni bitkisi

Roka Yapragi, Kirmizi Pancar,Yaban Mersini, Yumurta Sarisi,Sigir Karacigeri, Sardalya, Somon, Brokoli, Tursu, Kimci, Kefir,Ev Yogurdu,Ev Elma Sirkesi=Dr.Eric Berg

Detoksifikasyon, vücudun zararlı toksinlerden arındırılması sürecidir ve bu, doğal yollarla (karaciğer, böbrekler gibi organların işleviyle) veya özel diyetler, takviyeler ve tıbbi tedavilerle desteklenerek gerçekleştirilir.

Bagirsak ile Karaciger arasinda bir iliski vardir.Bagirsakta birseyler oluyorsa, bu karacigeri de etkiler.

#

Safra karaciger'de birikir.

Safra sıvısının bileşenleri şunlardan oluşur.  su, kolesterol, lesitin (bir fosfolipit), safra asitleri, safra pigmentleri (bilirubin ve biliverdin) elektrolitler ve safra tuzlarından oluşur (sodyum glikokolat, sodyum taurokolat).

Safra tuzları yağların sindirimine yardımcı olur. Ayrıca vücudun A, D, E, K1 ve K2 vitaminleri gibi yağda çözünen vitaminlerinin emilmesine yardımcı olurlar. Karaciğerden atılmak istenen zararlı maddelerin dışkı ile atılmasını sağlarlar.

Vücuttaki işlevleri nelerdir?

Yemek yedikten sonra sindirim sisteminizde bulunan yağların sindirmesi için, hormonlarımız safra kesesine safra salgılaması için bir sinyal gönderir.

Safra, duodenum adı verilen ince bağırsağın mideye yakın ilk kısmına doğrudan salınır. Sindirim sürecinin çoğunun gerçekleştiği yer burasıdır. Safra, yiyeceklerde bulunan yağların parçalanmasına ve sindirilmesine yardımcı olur.

Safranın safra tuzlarının yardımcı olduğu bir diğer birincil işlevi vücuttaki toksinlerin (zehirli atık) uzaklaştırılmasıdır. Toksinler safra içine salgılanır ve dışkıyla dışarı atılır. Safra tuzlarının eksikliği vücutta toksinlerin birikmesine neden olabilir.

Safra tuzu eksikliği hormon oluşumunda da sorunlara neden olabilir, çünkü tüm hormonlar yağların parçalanmış kısımlarından yapılır.

Safra tuzu eksikliğiniz olduğunda, yağların emilmesi ve parçalanmasını başlatmak için yeterli işlevsel safra tuzu yoktur, ve böylece bunlar bağırsaklarda birikebilir ve başka sorunlara neden olabilir. Safra tuzu takviyeleri, yağların ve yağda çözünen vitaminlerin emilimine ve sindirilmesine yardımcı olabilmeleri için yemekle birlikte alınmalıdır. Hastalara daha düşük bir dozla başlanılması, yemek yedikten sonra nasıl hissettiklerinin izlenmesi ve genellikle suda daha fazla çözünür safra asidi olan daha fazla kolik asit içeren takviyeler tercih edilmelidir. 

Çoğu safra tuzu takviyesi genellikle öküz veya sığır safrasından yapılır. Ayrıca sağlıklı safra oluşumunun geri kazanılmasına yardımcı olabilecek taurin içeren safra tuzu takviyelerinin alınması da önerilir. Kolinin oluşturduğu bir amino asit olan ve başka bir amino asit olan glisin ile birlikte çalışan betain’i de tavsiye ederim. Betaine aminoasidi safra tuzları ile birlikte yağların sindirilmesi sürecine yardımcı olur. Aynı zamanda karaciğer detoksifikasyonunu teşvik eder ve toksinleri ve kimyasalları uzaklaştırır, böylece karaciğerde birikip zarar vermeleri engellenir. 

Konjuge olmak: bağlanmak, birleşmektir

Bilirubin: Yükseldiğinde ciltte ve göz altında sararma yapan, temel olarak karaciğerde alyuvarlar yıkımı sonrası açığa çıkan artık madde.

Primer safra asitleri kolesterolden sentezlenen safra asitleridir. Primer safra asitlerinin _taurin_ ve _glisin_ ile konjugasyonu sonucu safra tuzları oluşur.

Sekonder (ikincil) safra asitleri ise bağırsaktaki bakterilerce üretilir.

İrritabl Bağırsak Hastalığı: (Hassas Bağırsak Sendromu) mide ve bağırsak sisteminde meydana gelen işlev bozukluğudur.

Chronn hastalığı: sindirim sistemini herhangi bir bölgede yerleşim gösterebilen Chronn hastalığı, genel olarak ince bağırsak ve kalın bağırsak görülen iltihabi bir hastalıktır.

  • Beslenme bozuklukları: İnce bağırsağın son kısmının işlevini bozmasından dolayı, vitaminler (özellikle B12), mineraller, safra tuzları ve elektrolitlerin emilimi bozulabilir. Bu durum, anemi gibi beslenme yetersizliklerine yol açabilir. 

Ecz. E. Talip Önal 



Kalp ve beyin sağlığı için 7-10 adede kadar ceviz tüketimini de önermektedir. Miktar, bireyin genel beslenme düzenine, yaşına ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir.
X

Kolin hangi hastalıklara iyi gelir? Genellikle vitamin ve mineral olarak karıştırılan kolin, ne vitamin ne de mineraldir. Karaciğer sağlığını destekleyen, kas kontrolü sağlayan, kardiyovasküler hastalık riskini azaltan, hafıza, metabolizma ve ruh hali gibi birçok işlevi düzenleyen kolin besinlerden doğal takviye olarak elde edilir.

Ben küçük bir çocukken bademciklerim çok sık şişer ameliyatlık durumda olurdum Annem limon ve tuz karışımını bana içirirdi her seferinde o günden bu yana 52 yaşındayım hiç Bademcik problemi yaşamadım limon ve tuzun mucizesi

Ben yollardır sirkeli su içiyordum artık içine biraz tuz ve limonda ekliyorum şeker seviyem de birden bir iyileşme oldu son zamanlarda

Elma sirkesi, limon, tuz ve bal limon içiyorum sabah aç karnına


XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O