4 Ocak 2024 Perşembe

Prof.Dr.Gülay Kenangil=Parkinson'a Karsi Vicia faba (Bakla)

 

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülay Kenangil, taze baklanın içeriğinde bulunan levodopa maddesinin Parkinson hastalığında motor semptomları azaltabileceğini belirtti. Ancak, doktor onayının alınması gerektiğini vurguladı.

Taze bakla (Vicia faba), özellikle ilkbahar aylarında tezgahlarda bulunan, lif, protein, vitamin ve mineral açısından zengin, oldukça faydalı bir baklagildir

Faydaları

  • Besin Değeri: Demir, folat, magnezyum gibi vücut için gerekli mineralleri barındırır.
  • Sindirim ve Kalp Sağlığı: İçeriğindeki lif sayesinde sindirim sistemi ve kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri vardır.

Prof. Dr. Kenangil, baklanın Parkinson hastaları için faydalı bir besin olduğunu, ancak ilaçların yerine geçmeyeceğini ve tüketiminin doktor tavsiyesiyle olmasını belirtti. Baklanın doğal bir dopamin kaynağı olması nedeniyle hastalığın oluşumunu engelleyici etkisi olduğu ve beyne faydalı olduğu için doktor kontrolünde kullanılması önerilir. 

Parkinson Hastalığına Karşı Bakla Tüketimi Öneriliyor


Prof. Dr. Kenangil, "Bakla ve Parkinson arasında yapılmış bilimsel çalışmalar da mevcut. Bu çalışmalar bize bakla tüketiminin hastaların motor semptomlarını azalttığını göstermiştir" dedi.

Parkinson hastalığı beyinde dopamin üreten hücrelerin hasar görmesiyle ortaya çıkıyor ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi hastalığı olarak insan yaşamını önemli ölçüde etkiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Gülay Kenangil, bu hastalığın özellikle titreme, kas sertliği, hareketlerde yavaşlama ve denge kaybı gibi motor semptomlarla seyrettiğini ifade etti. Bahar aylarında sıklıkla tüketilen taze baklanın içerisindeki doğal levodopa maddesi bulundurduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kenangil, bakla tüketiminin motor semptomlar üzerinde etkili olduğunu söyledi. 

Taze bakla, parkinson hastalığında eksik olan dopamin maddesinin öncüsü olan levodopa dediğimiz bir aminoasit var" dedi. Prof. Dr. Kenangil, baklanın rastgele veya yüksek miktarda tüketilmesinin çeşitli yan etkileri olabileceğine dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu yüzden levodopayı keşfedip ilaç yerine ya da ilaçlarla birlikte çok fazla bakla yendiği zaman hastada istemsiz hareketler ortaya çıkabiliyor. 



https://www.haberler.com/saglik/parkinson-hastaligina-karsi-bakla-tuketimi-oneriliyor-18644094-haberi/



#####


                                                                                               Ortaçağ'dan bakla çizimi.

Tıp

Vicia faba kötü kolesterol düzeyini düşürür. İçerdiği insülinle kan şekerini düzene sokar. İçerdiği yüksek orandaki lifle kabızlık çekenlere iyi gelir. Hemoroit ve diğer kalınbağırsak sorunlarında da sağlığa yararlı etkiler sağlar. Tohumlarından yapılan lapa yaralı deri hastalıklarında kullanılmıştır. Hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Böbreklere oldukça yararlıdır: Böbrek ağrılarını hafifletir, böbrek kumlarının ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Göğüs hastalıkları ve öksürüğe iyi gelir. Tanelerinde bol miktarda azot ve nişasta bulunmaktadır. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.

Vicia faba yanmış gövdeleri potasyum bakımından zengindir ve sabun yapımında kullanılmıştır. 

Dioscorides

Gaza neden olur, şişkinlik yapar, kâbus gördürür ancak öksürüğe iyi gelir ve kilo aldırıcıdır. Ekşi şarap ve suyla kaynatılıp kabuğu ile yenirse dizanteri, ishal ve kusmaya iyi gelir. İlk kaynatıldığı su dökülürse gaz yapma etkisi azalır. Yeşil iken mideye kötüdür ve gaz yapma etkisi de çok fazladır. Bakla unu tek başına ya da arpa unu ile uygulanırsa darbe kaynaklı iltihapları yatıştırır, yara izlerini tek renkli yapar, şiş ve iltihaplı memelere iyi gelir, ayrıca sütü kurutur. Bal ve çemenotu unu ile uygulanırsa apse ve tümörleri dağıtır. Gül, günlük ve yumurta akı ile göz kusurlarını giderir. Şarapla yoğrulursa yara ve göze gelen darbeleri onarır. Şarapla kaynatılırsa testis iltihabına iyi gelir. Kabuklar uygulanırsa saçların zayıflamasına ve incelmesine neden olur. Arpa unu, şap (alum) ve eski zeytinyağı ile kaynatılarak yün boyamada kullanılmıştır. Sülük kaynaklı kanamaları durdurmak için başvurulmuştur. DI 2-105.

İbn Varrâk, gaza ve vücutta ağrılara sebep olmakla birlikte tuzsuz baklanın boğaz ağrısını giderdiğini; Râzî, baş dönmesine, kâbusa, öksürüğe, bademcik iltihabına ve gaza neden olduğunu, kaynatıldığında boğazı yumuşattığını, böbrek ve mesanede taş oluşmasını engellediğini kaydetmiştir.

İslam tıbbı

Meyvesinin çiğ olarak tüketmenin hastalıklardan koruduğu ifade edilen bitki Anadolu’da, nezle, ödem, penis şişi, testis şişi, meme şişi, cüzzam, göz rahatsızlıkları, göğüs hastalıkları, gut, kulak rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, zatülcenp, çıban, bağırsak hastalıkları, ishal, memede süt donması ve ereksiyon şikâyetlerinin tedavisinde kullanılmış, kilo aldırıcı, iltihap giderici, öksürük giderici, süt arttırıcı, tüy dökücü, kanama durdurucu, boğaz yumuşatıcı, ses açıcı, taş düşürücü ve cinsel haz arttırıcı olarak faydalanılmış, yumurta sarısı ile birlikte bele bağlandığında bel ağrısını geçirdiği ifade edilmiştir. 

Antik Roma

Baklagiller arasında en özel yer baklaya aittir ve hatta bakladan ekmek yapma girişimlerinde de bulunulmuştur. Bakla yemeği lomentum adı ile bilinmektedir.

Naturalis Historia

Bakla unu bütün olarak kavrularak sıcakken sirke içine atılırsa bağırsak sancılarına şifadır. Ezilerek sarımsakla haşlanıp şiddetli öksürükler için yemeklerin yanında alınır. Aç karnına çiğnenerek çıbanları olgunlaştırmak ya da dağıtmak için lapa yapılır. Şarapta kaynatılarak testis şişi ve cinsel organ hastalıklarında kullanılmıştır. Sirkede haşlanmış bakla unu tümörleri olgunlaştırır ve dağıtır, ezik ve yanıkları iyileştirir. Varro, baklanın sese iyi geldiğini, sap ve kabuklarının külünün domuzyağı ile siyatik ve sinir ağrılarını iyileştirdiğini yazmıştır. Kabuklar da üçte biri kalana kadar kaynatılırsa bağırsak gevşekliğini durdurur. PL 18-30.

© Doğan, Hüseyin (2023). Anadolu Türk Uygarlığında Bitkiler (XIII-XV. yy.). Yayımlanmamış Doktora tezi, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, s.186-189.

                                                  İsveç'te yeşil fasulye vegan salatası                                               



XXXXXXXXXXXXXXXX



 

Parkinson’la ilgili umut veren gelişme. Türk doktor müjdeyi açıkladı

Parkinson’la ilgili umut veren gelişme. Türk doktor müjdeyi açıkladı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Medikal Cihaz Tasarım ve Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (METAM) araştırma görevlisi Dr. Tuğba Topal, Amerikalı bilim insanlarının da arasında bulunduğu heyetle birlikte, Parkinson hastalığına çözüm aradığı bildirildi.

Dokudan canlı organoid (minyatür organ) üretimi yaparak Parkinson hastasından alınan hücre örneğini kök hücreye dönüştürüp, beyinde dopamin hormonu salgılayan nöron hücresi üretmeyi başaran heyet, Parkinson gibi ‘nörodejeneratif’ (sinir hücrelerinin zamanla fonksiyonlarını kaybedip ölmesi)’ hastalıklara kalıcı çözüm bulmayı ve geliştirdikleri bu teknikle deneylerde kobay hayvan kullanımını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Dr. Topal, “Amacımız, hayvan deneylerini ortadan kaldırıp tamamen insan hücresi ve 3 boyutlu şekilde çalışmaları devam ettirip, ilaç testlerinde de deneyebilmek” sözlerini kullandı.


dokudan-minyatur-organ-uretimi-ile-parkinsona-kalici-cozum-ariyorlar-4875-dhaphoto14.jpg

dokudan-minyatur-organ-uretimi-ile-parkinsona-kalici-cozum-ariyorlar-4875-dhaphoto15.jpg

Amerika’nın Michigan Üniversitesi’nde, KTÜ METAM’da görevli Dr. Tuğba Topal’ın da aralarında bulunduğu 11 kişilik heyet, 65 yaş sonrası insanlarda daha fazla görülen, el titremesi, hareketlerde yavaşlama, konuşma ve davranış bozukluğu gibi sorunlara neden olan Parkinson hastalığının tedavisine kalıcı çözüm için çalışma yürütüyor. Parkinson hastasından alınan deri hücresini, kök hücreye dönüştüren nörolog, kimya mühendisleri ve biyomühendisler, beyinde eksikliğiyle Parkinson’a neden olan nöron hücrelerini laboratuvar ortamında üretti. Elde edilen nöronları, insan sağlığına zararsız ve vücutta eriyen, iskele görevi gören polimer plakalara tutunduran bilim insanları, nöronları çoğaltıp büyüterek dopamin hormonu salgılatmayı başardı. Parkinson hastalığının kalıcı tedavisinde gelecekte umut olacak çalışma, makaleye dönüştürülerek bilim dünyasıyla paylaşıldı. Çalışmalarının, ‘kişiselleştirilmiş tıp’ alanında önemli bir adım olduğunu belirten bilim insanları, bu çalışmalarıyla Parkinson hastalığını tedavi etmeyi ve üretilen ‘organoid’ler sayesinde deneylerde kobay hayvan kullanımını ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

‘DIŞARIDAN NÖRON HÜCRESİ VERİLİNCE VÜCUT REDDEDİYOR’

Dr. Topal, Michigan Üniversitesi’nde çalıştığı dönemde Parkinson hastalarının tedavisinde umut ışığı olabilmek için orta beyin üretmeye çalıştıklarını söyledi. Parkinson hastalığının oluşumu ve yaptıkları çalışma hakkında bilgi veren Dr. Tuğba Topal, “Nöronlar kendilerini yenilemediği ve dopamin üretemediği için bu eksiklikten dolayı Parkinson hastalığı ortaya çıkar. Dışarıdan alınan bir hücreyi hastaya verdiğinizde hastanın vücudu bunu kabul etmiyor. Örneğin, kalp nakli yapıldığında hemen kabul etmiyor veya bunu 12 senede bir değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bunun yerine biz, hastadan alınan hücreyi kök hücreye dönüştürüyoruz. Deriden aldığımız hücreyi önce kök hücreye dönüştürüp sonra istediğimiz hücreye dönüştürebiliyoruz. Bunu nöron, kalp, deri hücresi veya istediğimiz her hücreyi hastaya özel olarak yeniden yapabiliyoruz. Parkinson hastasında da dışarıda dopamin üreten başka bir hastanın nöronunu verince vücudu bunu reddedecek. Eğer bunu hastadan alıp yine hastaya geri verirsek genetik kodu bunu tanıyacak ve vücudu kabul edecek” dedi.

dokudan-minyatur-organ-uretimi-ile-parkinsona-kalici-cozum-ariyorlar-4875-dhaphoto7.jpg

‘VÜCUDA GİRDİĞİ ZAMAN ERİYEBİLEN, ZARAR VERMEYEN, UYUMLU BİR POLİMERDİR’

Nöron hücresi üretimi ve çoğaltma aşamalarını anlatan Dr. Topal, “Hastadan küçük bir deri hücresini aldık, laboratuvarda kök hücreye dönüştürdük. Yazıcıda 3 boyutlu olarak çıkardığımız ‘scaffold’ dediğimiz iskeleye benzer yapıdaki polimerlerin, polimerin üzerine koyup büyütmeye başladık. Büyüdükten sonra da bunu dopamin üretecek nöronlara dönüştürmeye başladık. Çalışmada ‘PLGA’ türü polimer kullandık, bunlar Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylıdır. Vücuda girdiği zaman eriyebilen, vücuda zarar vermeyen biyolojik olarak uyumlu bir polimerdir. Hastaya tek tek nöron hücresi vermektense bağ halinde hepsi üretilmiş olarak büyük bir ortamda vermekti. ‘PLGA’ da zamanla vücut ısısında eriyip hastaya zarar vermeyeceği için bu polimeri tercih ettik” diye konuştu.

'PARKİNSON HASTALIĞINA BU GİBİ ARAŞTIRMALARLA ÇÖZÜM BULACAĞIZ'

Dr. Topal, çalışmalarıyla hem Parkinson hastalığının tedavisi hem deneylerde kobay hayvanı kullanılmasını ortadan kaldırmayı, hem de ‘kişiselleştirilmiş tıp’ alanını geliştirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Umuyorum ki Parkinson hastalığına bu gibi araştırmalarla birlikte çözüm bulacağız. Sadece Parkinson değil, Alzheimer, kalp yetmezliği gibi hastalıklar da var ve bu tür araştırmalar sıcak konular. Yapmaya çalıştığımız bu küçük organcıklar, hayvan deneylerinin de yerine geçebilecek. Buradaki amacımız insan hücresini kullanıp benzetmeye çalışmak ve hayvan deneylerini ortadan kaldırıp tamamen insan hücresi ve 3 boyutlu şekilde devam ettirip ilaç testlerinde de deneyebilmek. Yine tamamen insan hücreleriyle devam edip tedaviyi kişiye özel yapmak istiyoruz. Örneğin, bir kişinin kolon kanseri modelini 3 boyutlu ortamda taklit edebilirsek, ilaç testlerini hastaya özel olarak test edip, kişiselleştirilmiş tıp alanında devam etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/parkinsonla-ilgili-umut-veren-gelisme-turk-doktor-mujdeyi-acikladi-694687h.htm 



























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O