ÇİN HALK TIBBININ KÖKENİ
The Origin of Chinese Folk Medicine
John Wm. SCHIFFELER Çev. Kübra YILDIZ ALTIN
eski eserlerden, minchien i-hsüeh (民间医学) veya “halk tıbbı” nın biçimlendirici gelişimi ile ilgili günümüz bilgisinin çoğunu elde etmiş bulunmaktayız.
Çin halk tıbbının kökeni bitki biliminde, dini-büyüsel inançlarda, ilkel tıbbi tekniklerde, Neolitik göçebe çobanların (pastoralists) inançla iyileşmelerinde, doğa ile günlük karşılaşmalarında, beka tedbirlerinin içgüdüsel olarak farkında olan avcı-toplayıcılarda bulunur ve bunların çoğu Çin genelinde birçok kültürde hala gözlemlenebilir. Yalayarak enfeksiyonun veya bir yaranın temizlenmesi (örneğin, hastalığı durdurmak için tükürükte bulunan enzim ve lisozim); iyileşmesine yardımcı olmak için yaralı kol veya bacağın sınırlı kullanımı; sağlığı korumak için belli bitkilerin düzenli tüketimi; rahatlama veya hafifleme için serin bir yerde veya güneşte yatma veya hasta, yaralı yavru ve yetişkinlerin özel ilgisi (veya yıkımı)-bu tekniklerin tümü karmaşık tıbbi gelenek içinde ilk beka tedbirlerinin bazıları olarak kabul edilebilir ve bu tıbbi gelenek sadece birey, aile ve kabilenin sağlığını korumaya yönelik olmayıp, aynı zamanda insan ve doğa arasında uyumlu bir ilişki sürdürmek için de aranılmıştır. Çin geleneğine göre insan vücudu, doğa ile doğayı düzenleyen ve oluşturan prensiplerle uyum içinde olan fonksiyonların bir bölümüdür. Bu nedenle, (geleneksel tıp) en ideal sağlığı elde etmede doğa ile uyumlu ilişki sürdürmede özellikle gereklidir.
Bu ilişkinin önemli yönlerinden biri insan müdahalesinin bir manifestosu olmasıdır. Onun hedefi, çevre veya evrendeki yerini ve amacını hesaba katmak, anlam sağlayabilmek ve doğa işleyişinin bir açıklamasının yanı sıra kendi varlığını düzenleme vasıtasıyla uyumun cisimleşmesini sağlamaktır. Prof. K. C. Wong ve L. T. Wu’a göre, bunu başarmak için, “aynı şekilde aynı şeylerden etkilenenleri farz eden insanoğlu, kendi duygu ve tutkularını tüm cansız nesnelere bağlamıştı...
Neolitik zamanın bin yılından fazla bir süre halk tıbbı uygulamaları, diğer takviyeler ile birlikte bu düşüncelerle uyumlu olarak gelişmişti. Görünüşe bakılırsa, gelişmenin biçimlendirici dönemi boyunca, doğadan gelen bazı yardımlar ile birkaç kişi balık tutmak ve avlanmak, hayvanlara bakmak, toprak sürmek veya düşmanla savaşmak zorunda olmadan rahat ve saygın bir yaşam sürdürebileceklerinin farkına varmıştı. Bunların tümü hayatta kalma açısından önemli iş gücü sarfiyatını gerektirmişti. Bu kişiler iklim, hayvanların davranışı, ürün koşulları, insan hastalıkları vb. ile ilgili olarak gözlemledikleri şeyleri yorumlayarak bunu gerçekleştirebilmişti. Kabile veya kabilelerin yaptırımları ile bunu gerçekleştiren chen-jen (貞人) veya “yorumcular” 2 belli bir kaçından bazısının yeteneği, daha sonra tıbbi sanatlarla ilgilenenlerin oluşumunu etkileyen bu aynı süreçle birlikte, Çin toplumunda sosyal tabakalaşmanın ilk gelişimine kısmen katkıda bulunmuşlardı. Dahası, onların Neolitik kabile üyesi arkadaşlarının etki altında oldukları varsayılabilir. Bu “yorumcular”, sadece tanı koyan ve kehanetlerde bulunan tek kişilerdi. Çünkü kabile veya kabileler içindeki belli yeteneklere sahip diğer kişiler sadece yara, kesik ve günlük yaşama ilişkin kırık kemiklerin tedavisini yapabilmişlerdi. Ancak, hastalık veya felaketler nadiren geldiğinde, sadece “yorumcular”, bu koşullar altında memnun edici bir şekilde görev yapabilmişti. Kuei (鬼) veya “bedensiz ruh(lar)” hasta birini ele geçirmişti; hasta bir kişinin hun (魂) veya “diğer dünyaya ait ruhu”, onun p’o (魄) veya bedensiz “bu dünyaya ait ruhu” ile bedende kalmıştı; biz “bedensiz ruh(ları)” nasıl kovabiliriz ve hasta birinin iyileşmesini garanti ederek “diğer dünyaya ait ruhu”, “bu dünyaya ait ruh” ile birleşmesine nasıl izin verebiliriz? “Yorumcular” doğru yolu bulmaya çalışmıştı, bu yol kendi kabile kültürleri içindeki iyileştirici sosyal pozisyonlarından dolayı onlar için genellikle daha erişilebilirdi.
Çin ideografik binomun “chen-jen” (貞人) özellikleri bu noktada ilginçtir.
Daha kesin olarak “kahin(ler)” şeklinde aktarılması gereken bu kelimeyi kabaca “yorumcu(lar)” olarak çevirdim. İki tamamlayıcı parçadan oluşan ilk ideogram “chen” (貞): Dr. L. Wieger’e göre “bu damga (貝), biri boyuna diğeri enine olan iki çatlağı temsil eder. (Yanmadan kaynaklı) ısı, çatlakları arttırdığı için kaplumbağa kabuğundaki çatlaklara bakarak kehanette bulunmak” anlamına gelir; Dr. Wieger, ikinci kısım hakkında bilgi vermeye devam eder, bu (卜) damga “falcının maaşını”; kabuğu yakan (卜) adama verilen bir miktar deniz salyangozu [Cyprea moneta] ise şu işareti (貝) temsil eder.3 İkinci ideogram “jen” (人), “bacaklarıyla gösterilen bir adam; ayakta duran bir kişidir”.4
yorumcular” veya “kahinler” ile birlikte ilk inanç ve teknikleri yayan ve çoğaltanların dahil edildiğini kabul edebiliriz.
Üçüncü bin yılın sonuna kadar daha küçük bazı kabile kültürleri yavaş yavaş daha fazla kaynaşmaya başlamıştı; katmanlaşmış kültürel birimler, (örneğin, ön-Tunguz kültürleri ilk olarak Kuzey Çin’e yerleşmişti, orada Çin’in ilk efsanevi hanedanı olan Hsia kültürüne dönüşen Yang-shao kültürü ortaya çıkmıştı;
Lung-shan kültürü ve Shang kültürü, yazının gelmesiyle birlikte Çin’in ilk tarihi hanedanı olmuştu). Bu daha geniş kültürel birimler, onların daha küçük selefleri gibi, Ural-Altay ve Çin-Tibet kültürel bölgeleri ile bağlı sayısız halk tıbbı geleneği kaynaşmıştı.
Shang-Yin hanedanlığı süresince (yaklaşık M.Ö. 1500-1027 yıllarında) “yorumculardan” genellikle wu (巫) veya “cadılar” olarak bahsedilmişti6.
Wu, tinsel ortam, yarı-tıbbi uygulama ve dini-büyüsel törenler konusunda uzmanlaşan şamanlar anlamına geliyordu (örneğin, muska, tılsım, nazarlık ve aşk iksirleri hazırlama; yağmur yağdırma ile ilişkili sihirli sözlerin okunuşu, doğurganlık gibi; kehanette bulunma gibi). Ruhlarla iletişim kurma, havayı etkileme, hayvan, bitki ve insanları büyüleme yeteneği şamanlara atfedildiği için wu, iyi veya kötü olarak görülmüştü (Bu, bizim bugünkü - bir dereceye kadar - kara büyü / ak büyü ikilemi ile mukayese edilebilir). Fakat şamanların, özellikle kadınların, genellikle kötü etkiyi temsil ettiği düşünülmüştü. Çünkü Şamanizm çok az anlaşılmıştı ve çoğu zaman yanlış anlamalara, sırasıyla, batıl inançların sebep olduğu korkuya yol açmıştı.
Wu, çok tanrılık veya polydemonistic7 doğa-tapımını içeren Neolitik animizmin aktarıcısı idi; bazen ayinleri tek bir, yüce ruhu içermişti, fakat bu sık bir uygulama değildi. Onların birincil işlevi, doğa ile karşılıklı ilişkilerinde kabilenin veya daha büyük sosyal birimin genel refahını sürdürme idi. Bu, çeşitli uygulama ve törenler aracılığıyla başarılmıştı, onların bazıları, dans ve şarkı formunda ritüel gösterim içermişti. Tipik bir örnek p’uwu (暴巫) veya bir kurban formu olarak kız ya da erkek vücudunu güneşe maruz bırakan açık havada, farklılaşmamış bir kuraklık-yağmur ruhu gibi maskeleme için wu kişisinin şart olduğu “şaman gösterimi” ayiniydi.
Wunun iki çeşidi vardı, kadın olan hakiki wu ve erkek olan hsi (巫見). Birlikte ve bireysel olarak “büyücü-hekim” şeklinde isimlendirilerek işlev görmüştü.9 “Büyücüler” olarak kötü ruhları kontrol edip yenmeye çalışmışlardı (örneğin, hakiki wu, metafizik Yin ilkesinin simgesi olarak kabul edilmişti (Bakınız s. 25), bu yüzden, onlar Yang ilkesi ile ilişkili olan ve ritüelistik törenler vasıtasıyla, Yin’in bir eşi, yeryüzünü verimlileştirmek için, tohumu sembolize eden yağmuru ikna edebilirlerdi.
Shang-Yin toplumu içinde, fang-shih (方士) veya Prof. Needham’a göre, “büyülü tariflere sahip baylar” olarak anılan başka bir benzer “büyücü-hekim” kitlesi vardı. Genel söylemde fang-shih veya “büyücüler” iki gruba bölünmüştü:
(1) doğal olarak onların çağrılarına gelenler vardı, yani, içlerinden ilham almışlardı ve akranları tarafından “farklı” olarak düşünülmüştü. Onlar, muhtemelen bazı biyofiziksel veya epilepsi yahut akıl hastalığı gibi sosyo-antropolojik bozukluktan dolayı krize veya transa girebilirlerdi. Ayrıca, icralarını gerçekleştirmek için herhangi bir beceriye ihtiyaçları yoktu; ve
(2) uygulamalarını gerçekleştirmek için zihinsel davranış geliştirenler vardı. Bu oluşum genellikle çıraklık, kalıtım veya kabile tarafından muhtemelen seçilme yoluyla kazanılmıştı. Onlar istenen sonuçları elde etmek için genellikle çeşitli yetenek ve kostümlere ihtiyaç duymuşlardı.10
Shang-Yin hanedanlığı süresince, wu ve fang-shih arasında büyük etkileşim vardı ve bir bakıma, her ikisi de chen-jen veya “yorumculardan” evrimleşmişti.
Bu etkileşim, kısmen yeni ve farklı teoriler ile birlikte halk tıbbı tekniklerinin yayılımından kaynaklanmıştı. Bu çeşitli “büyücü-hekimler” ya kendileri arasında ortaya çıkmış ya da diğer kültürlerden kendi toplumlarındaki yayılıma yardım etmişlerdi. Fakat, birkaç yüzyıl boyunca, bu etkileşim, halk tıbbı hekimlerinin ayırt edilebilir grupları, iki melezin kuruluşu ile sonuçlanmıştı. Burada “büyücü-hekim” olarak devam edenler vardı; onlar sayısızdı ve genel olarak okuryazar olmayan, cahil halk arasında çalışırlardı. Ve “papaz-doktor” olanlar vardı ve daha az sayıda idi. Onlar soyluluk ile kendilerini ilişkilendirme, uygulamalara yardım ederek kendi çıkarlarını gözetme, Shang-Yin ayinlerini ayrıntılı bir şekilde anlatma ve diğer şeyler arasında halk tıbbı ile ilgili tüm meseleleri denetleme eğilimindeydiler.
Papaz-doktorların fang-shihden türediği varsayımı öne sürülebilir, çünkü ikincisi “büyülü tariflere sahip baylar” idi ve bu yüzden, papaz-doktorlar gibi belirlenen Alana daha geniş hareket sağlanmıştı. Fazla bir basitleştirme olsa da böylesi bir çıkarım tamamen yanlış değildir. Evet, birkaç fang-shih, büyük bir olasılıkla papaz-doktorlar olmuştu, fakat bir kişi Shang-Yin toplumundaki gerçek sınıf bilinçliliğinden dolayı ikincisinin, ilkinin artığı olduğunu söyleyemez. Halk tıbbının bu biçimlendirici dönemi boyunca, büyücü-doktorlar ve papaz-doktorlar kendi kendilerine tıbbi uzmanlığın bir dikotomisini kuramamışlardı. Bu onların temel felsefi ilkelerindeki farklılıklardan dolayı, özellikle tarihin daha sonraki ortaçağ dönemleri boyunca, genellikle onun Batılı eşinden çok daha fazla Doğu tıbbının gelişimini betimleme eğiliminde olduğu bir gerçek, yine de bir etkileşim dönemiydi. Fakat, nihayetinde, papaz-doktorlar ve büyücü-hekimler, birbirlerine daha fazla muhalif olmuşlardı. Örneğin, “şamanlık, resmi hiyerarşiden yavaş yavaş çıkarılmış ve insanlar arasındaki tanrısal sanatlarını uygulamaya zorlanmıştı ...”11
her iki grup, yetkili güç formu ile karşılaştırılabilen önemli derecede psikolojik etkiye sahipti. Ayrıca, okuryazarlık eşit derecede önemli bir rol oynamıştı, genel anlamda, şöyle ki papaz-doktorlar okuryazardı, fakat büyücü-doktorlar değildi. Bu durum aynı soylularda olduğu, fakat halkta (yani, usta- çiftçi-köle dizgisindeki gibi) olmadığı gibiydi.
Shang-Yin hanedanlığı, kabileciliğin feodalizm içinde şekil değiştirdiği geçiş dönemiydi. “Gökyüzü kültüne doğru ilk adımlar alınmıştı ki verimlilik kültü ağır bastı. Devlet yönetimi kurulmaya başlamıştı, ancak papazlık ... önemli bir rol oynamaya devam etmişti.”12 Shan- Yin’in ekonomisi, bitkilerin tıbbi özelliklerine ilişkin süregelen birikmiş tecrübeye katkıda bulunan ziraat etkinliklerine dayalıydı. Belirtilerin sınıflamasına ve yaygın bulaşıcı hastalıkların bulaşmasına daha fazla izin veren nüfusta belirgin bir yoğunluk vardı.
Shang-Yin tıbbı, başlıca, travmatik karın yaralanmaları, kulak, burun, göz, ağız ve diş hastalıkları ve kemik kırıkları ile ilgilenmişti. Çıban ve apseleri açmak için taş iğneler kullanılmış, boşaltma işlemi prensibi öğrenilmişti.”13 Etiyolojik ve iyileştirici verilerden görülebildiği kadarıyla, tıbbi yazmalar temel olarak dini-büyüsel ve felsefi tabiatlı idi: hastalık sebepleri “Tanrı kaynaklı; ikinci derecede Tanrı’nın takdiri; şeytan kurtçuklarından; [ve] iklim değişikliklerinden, yani rüzgar, kar, ayın safhaları gibi” durumlara dayandırılmıştı.14 Hastalık tedavileri, kozmolojik, animistik ve tıbbi yöntemlerle uyumlu olarak yürütülmüştü. Bunların bazısı nazarlık, muska, tılsım kullanımı; bitki bilimine dayalı çareler; akupunktur, moksibusyon, masaj, lavman ve kademeli egzersizi içermekteydi.
Dini-büyüsel inançlar ve wunun ritüelleşmiş gelenekleri, gelecek bin yılda nispeten bozulmamış olarak kalmıştı. Bu kurum, takip eden Chou hanedanlığının (yaklaşık M.Ö. 1021-256) ikinci yarısının sonuna kadar yeni bir biçime dönüşmemişti; ki bu yeni form, yirminci yüzyıla kadar Çin toplumunda kökleşmiş olarak kaldı. Bu hanedanlık süresince ortaya çıkan değişikliklerin birçoğu, çeşitli felsefe okullarının belli etkilerine katkı sağlayabilmişti. Çin, bu dönem boyunca (yaklaşık M. Ö. 600-200), felsefesinin altın çağını yaşamıştı. Böylesi üçlü etki, Tao (道), Wu-hsing (五行), Yang (阳) ve Yin (阴) kavramlarından oluşmaktaydı ve özellikle Çin halk tıbbının yönünü çizmede önemliydi.
Wu-hsing veya “Beş Element”, “sabit başarı içinde, dönemin belli aralıklarını, çoğunlukla sezonları yöneten veya kontrol eden metafizik kuvvet ve şekiller haricinde fiziksel maddeler” değildir.16 Bu elementlerin: ağaç, ateş, toprak, tabiat ve su, bir kişinin biyolojisi açısından karaciğer, kalp, dalak, akciğer ve böbreklere karşılık geldiğine inanılmıştır.
Tıbbi ve felsefi düşüncede meydana gelen etki ve bu kavramlar arasındaki karşılıklı ilişkinin ilk örneği (M.Ö. 540) Ch’un-ch’iu veya “Spring and Autumn (Annals) [İlkbahar ve Sonbahar (Yıllık)]” içinde bulunmaktadır, bir Chou hanedanlık klasiğidir ve orada Dr. Ho, kötü durumdaki Çin düküne tavsiyede bulunur, “altı büyük etki [Lu-ch’i]18 vardır, bunlar beş zevkten ortaya çıkar ve türer, beş renk içinden çıkar ve beş noktada doğrulanır; fakat onlar aşırı olduğunda altı hastalık üretir. Bu 6 [sic] etki yin, yang, rüzgar, yağmur, aydınlık ve karanlık [ile] isimlendirilir. Kendi ayrılıkları içinde, onlar dört mevsim oluşturur; kendi sıralarında, onlar beş (temel) kavram oluşturur ...” 19
Dr. Hume’e göre, “Çin tıbbının kalıcı değerleri,” başka bir yerdedir. Büyü ve batıl inanç unsurlarınca veya kozmik ve animistik teorilerce değerlendirilmez. Çin tıbbı, insan ve diğer hayvanların yanı sıra, daima sebze ve madenler alemi ile ilişkisindeki insanoğlu düşüncesi, felsefi sistem ve bir yansıtıcı idi.
Tao-chia veya “Taoistler”, onların birçoğu wu (bu büyücü-doktordur),
animizmin yayıcıları ve diğer ilkel kültürel karakterlerdi. Taoistler temelde Doğa içindeki şeylerin değişimlerini vurgulayan kanunları bir kişinin anlama gelişiminin yanı sıra yaralanmadan kaçınma ve hayatın korunması ile meşgul olmuşlardı;
Ju-chia (儒家) veya “Konfüsyüsçüler” ise temelde insanoğlunun etik ve ahlaki davranışları ile ilgilenmişlerdi. Konfüçyonizm felsefi düşüncenin daha sonraki bir gelişimini yansıtmıştır.
Gelişiminin ilk aşaması, aynı zamanda Çin toplumunda sonradan ju-i veya “Konfüçyüsçü doktorlara” evrimleşen wu (yani, papaz- doktorlar) ile ilişkilendirilmişti.
Bu noktada Çin ideogramından biri olan “i” (毉) veya “doktorun” etimolojik karakteristiği ilginçtir. Bu ideogram üç bileşenden oluşmaktadır: üst sol köşe, okların (矢) konulması bir okluktur (匚), böylece biz (医) işaretini elde ederiz; üst sağ köşe, düzensiz hareket (几) yapan bir eldir (又), böylece, atış (殳) yapmak için kılıftan ok çıkartan bir kimse elde ederiz (医); ve altta wunun (巫) işi (工) sembolleştirilir, yani, dini-büyüsel sözler; böylece, biz iki dansçı wu (巫) elde ederiz. Sık sık oto-hipnotik translara sebep olan dans aracılığıyla wunun, ruhlarla konuşmak için kendilerine imkan sağlayan tanrı ve şeytanların mekanına seyahat edebildiği ve arzu edilen sonuçlar ile geri döndüğü varsayılmıştı.21 Kökensel olarak “i” ideogramı bu işaretle (毉) yazılmıştır. Fakat, sonradan, Çin tarihi boyunca, üçüncü bileşen parça (巫) şekli bu (酉) işarete dönüştü, bu kökensel olarak antik bir vazoyu temsil etmekteydi, şarap yapma ve tutma için kullanılan bir çeşit amfor (iki kulplu tüp); günümüzde ise bu şarap sembolüdür.
Konfüçyüsçü doktorların görevleri, ataları “papaz-doktorlar” gibi, sağlıkla ilgili tüm sorunları denetlemek ve tıbbi amaçlar için ilaç toplamaktı. Tedavinin farklı şekillerini yansıtan bu görevler, seyrek olarak çakışmayan dört temel kategoriye bölünmüştü.
I. Konfüçyüsçü Doktorlar arasında Tıbbi Uzmanlaşma:
a. Doktorlar öncelikle enfeksiyon ve psikolojik hastalıkların tedavisi ile ilgilenmişlerdi. İlki insandan insana veya hayvandan insana, ya doğrudan, via fomites ya da taşıyıcılarla geçen virüs, humma, bakteri, mantar, kurt ve protozoonları kapsar. İkincisi, genellikle üzerindeki enfeksiyon hastalıklarının sebep olduğu eklem iltihabı, akıl hastalığı, diyabet, hemofiliyi kapsar.
b. Cerrahlar ilk olarak sakatlıkların tedavisi ile ilgilenmişlerdi. (Örneğin, avlanma sırasında oluşan, kaza kaynaklı veya savaşta alınan sakatlık ve yaralar)
c. Bitki Uzmanları Konfüçyüsçü felsefeye uygun olarak yanlış beslenmeden kaynaklı hastalıkları önlemekle meşgul olmuşlardı.
d. Veteriner Hekimler başlıca cerrah meslektaşları gibi aynı tedaviler ile ilgilenmişlerdi, fakat insanlarınkinin yerine hayvan hastalıklarını (özellikle atlar) tedavi etmişlerdi.
Konfüçyüsçü doktorların tıbbi gelişimlerini engelleyen etmenlerden biri, onların “ata ibadeti” ile ilgili felsefi prensipleriydi; yani ritüel davranışın gözlenmesi yoluyla kendi atalarına kişisel sadakat ve bağlılık.
Taoistler arasında, diğer taraftan, “büyücü-doktorların” tıbbi gelenekleri ve Çin Halk tıbbı teknikleri devam etmişti. Fakat bu durum, Konfüçyüsçü ve Taoist doktorların başka birine danışmadığı veya hasta bir kişinin bir ya da diğer doktorun tıbbi dikkatine bağlı olduğunu söylemek anlamına gelmez. Düşüncenin farklı “okulları” içinde görev ve tedavilerin örtüşmesi onlar arasında da vardı. Fakat, Taoizmdeki asıl amaç, gözlem ve deney aracılığıyla maddi ölümsüzlüğün başarılmasıydı, halbuki, Konfüçyüsçüler, maddi ölümsüzlüğü kapsayan, düşünce kaynaklı tüm insan dışı olayları dışlamışlardı. Taoistlere göre, bir kimsenin hsien (仙) veya “ölümsüz” olması için onun önemli bir eğitim alması gerekliydi. Bu eğitim bağlantılı teknikler haricinde birkaç değişikliği kapsamıştı, bunların birçoğunun Neolitik “yorumcuların” temel tıbbi teknikleri içinde kökleri vardı. Bu teknikler solunum, heliotherapeutic, jimnastik, cinsellik, simya, ilaç ve diyet uygulamalarını içermekteydi.24
Taocu wu veya “büyücü-doktorlar” farklı -fakat, genellikle kapsayıcı- görevleri yansıtan iki gruba bölünmüştü. Ruhlarla sözde iletişim aracılığıyla geleceği kutsama sanatında uzmanlaşan, k’an-yü (堪舆) veya “ruh çağırıcılar” olarak sınıflandırılabilen wu ve fang-shih vardı; yaşamdaki arayışlarının kendi sine qua non25, maddi ölümsüzlüğü elde etmeye çalışması bakımından, hsien-men (羡门) veya “istekliler”26 vardı.
II. Taoist Doktorlar arasında Tıbbi Uzmanlık:
a. Ruh çağıran falcılar, Konfüçyüsçü çağdaşları gibi, tapınak rahipleri, çabalarını yarı- bilimsel araştırmalar üzerine odaklamışlardı, tümü Chou hanedanlığı süresince bulunan kehanet ile ilgiliydi.27
1. Pu (卜) veya “scapulimancy”, yani, bir memelinin yanmış kürek kemiği ve kaplumbağa kabuklarını gözlemleyerek kehanette bulunma;
2. Shih (筮) veya “kura çekimi” yani, Sibirya kandil çiçeği (Archillea sibirica) veya civanperçemi olarak bilinen bir bitkinin saplarını rastlantısal olarak dağıtarak ya da seçerek kehanette bulunma;
3. Pu-kua (卜卦) veya I-ching (易经) veya “Book of Changes (Değişiklikler Kitabı)” içinde bulunan sembolleri kullanarak kehanette bulunma;
4. Hsing-ming (星命) veya “astroloji,” yani, yıldızların konum ve görünüşleri aracılığıyla tahmini yüzey olaylarına ve insan olayları üzerindeki etkilerine dayalı tahmin;
5. Hsüan-che (选择), veya “kronometrik”, yani, bir şey yapmak için uygun zamanı belirleme tahmini;
6. T’ui-ming (推命), veya alternatif olarak lu-ming (禄命) veya “kader hesabı”, yani, chih (支) veya “kollar” olarak adlandırılan on iki saatlik ideogramların kullanımını kapsayan tahmin, “on iki maddi kol” olarak da bilinir; kan (干) veya “gövdeler” olarak adlandırılan on ideogram, “on ilahi gövde” olarak adlandırılır. İşaretler, bu ondalıktan çıkan kombinasyonlar ile on iki döngüsel ideograma dayalı olarak hesaplanmıştı;
7. Feng-shui (风水) veya “toprak falı”, yani “belli bölgelerin diğerlerinden daha elverişli olan öncülüne dayalı tahmin. Toprak falı şunu öğretir: insanoğlunun doğal ve/veya kültürel manzarayı değiştirerek doğanın fal armonisindeki aksaklıklara (fakat o, doğanın fal uyumsuzluğunu düzeltmeye izin verir) sebebiyet vermemesi gerekir. Ayrıca, bir kişinin refaha ulaşmasında, ev veya mezarlık için uğurlu bir yerin seçimi fal prensiplerine göre yapılmalıdır. Bu yüzden, fala bakma yarı-dini ve bilimsel-olmayan bir sistemdir. Bu sistem çeşitli durumların seçiminde insanoğlunu etkileyerek insan ekolojisini düzenler;”28
8. Hsiang-shu (相術) veya “fizyonomi”, yani, kadın veya erkeğin dış görünüşüne bağlı olarak bir kişinin karakteri veya huyunu tespit etmeye çalışan tahmin;
9. Shou-hsiang-shu (手相術) veya “el falı” yani, bir kişinin karakter veya eğilimlerini okuma; kişilerin avuç içleri, parmakları, hatları, ağız ve bunun üzerinde bulunan işaretlerden, genel özelliklerden kadın veya erkeğin olası geleceğini tanımlama pratiğine dayalı tahmin; ve
10. Chan-meng (占梦) veya “tabir” yani, bir kişinin rüyalarını yorumlayarak tahminde bulunma.
b. “İstekliler”, Konfüçyüsçü doktorlar gibi, Chou tıbbına katkılarının ve halk tıbbının izinde kendi tıbbi geleneklerini takip etmişlerdi. Fakat, miraslarını rasyonel tıp sistemine yerleştiren Konfüçyüsçü doktorların tersine, “istekliler”, maddi ölümsüzlük arayışlarını takip ederken, altta listelenen Çin halk tıbbının temel tıbbi teknikleri ile ilgili önde gelen araştırmalar üzerine girişimlerini yoğunlaştırmışlardı. “Bu uygulamalar, daima fiziksel engellerden kurtuluş için tutku ile ilişkilendirilmişti, böylece vücut ve ruhun kusurları görülmeyebilir ve kişilerin Tao’ya katılması sağlanabilirdi.”29 Dahası, “istekliler” sırasıyla, teorik derslerin felsefenin “Doğa bilimciler okulu” veya Yin-yang chialar tarafından nüfuz edilen Tsou Yen (M.Ö. 4. yüzyıl) öğretiminden büyük oranda etkilenmişlerdi. “İsteklilerin” tıbbi teknikleri:
1. Hu-hsi fa (呼吸法) veya “solunum prensibi”;
2. Fu jih mang chih fa (服日芒之法) veya yeşil sayfa üzerine kırmızıyla yazılı (kutu içindeki güneş) özel bir ideogramı elde tutarken güneş ışığına vücudun maruz kalmasına bağlı olarak (modern terim Jih-kuang liao-fa (日光疗法) veya “heliotherapy30) “güneş ışınlarını aşındırma yöntemi;”
3. Tao yin (导引) veya “vücudu büzme ve genişletme”, (modern terim T’i-ts’ao fa (体操法) veya “jimnastik ilkesi”) bu aynı zamanda mo (摩) veya masajı içermekteydi
4. Özellikle huan-ching (还精) veya “chingi döndürmeye sebep,” aracılığıyla shen (神) veya “ilahi element” ve ching (精) veya “sperm niteliğinin” mümkün olduğu kadar çok
korunmasına yardım eden Yin-yang yang seng chih ta (阳阴养生之道) veya “Yin ve Yang aracılığıyla hayatı besleme yöntemi” (modern terim Hsing-chiao liao-fa (性交疗法) veya “çiftleşme terapisi” anlamındadır);31
5. Lien-tan-shu (炼丹術) veya “simya”;
6. Yao-liao-fa (药疗法) veya “ilaç tedavisi; ve
7. Yin-shih liao-fa (饮食疗法) veya “diyetoterapi”.
Konfüçyüsçü doktorlar ve Taocu pratisyenler arasında giderek artan ayrım ve sırasıyla, Konfüçyüsçü doktorlar ve Taocu doktorlar arasında yavaş yavaş doğan ayrım; ve sırasıyla, nihayetinde Chung-i (中医) veya “ (‘geleneksel’) Çin tıbbı” olarak bilinmeye başlayan şey arasında, Çin halk tıbbına nazaran, ideolojik çelişkilerden daha ayrıma sebep olmuştu; bu, Chou hanedanlığı süresince ortaya çıkan politik-sosyal değişmelere büyük ölçüde katkıda bulunabilir. Çünkü bu, feodalizmin hanedanlık dönemiydi ki “yönetici sınıf, kendi papazlarına bağlı olan Shang (Yin) krallarının papazlığından tamamen farklıydı, (ancak) Chou, büyü öğretisi hakkında küçük bilgi almıştı ve papazlar olmaksızın Tanrı kültünü icra etmişti. Hepsinden en önemlisi, bu üst sınıf, kendi soylu mahkemelerini yaratan feodal lordlar olarak büyük bir alan üzerine seyrek bir şekilde yayılmıştı... Bu soylu mahkemeler ilk edebiyatçıların gelişimini sağlamıştı... kısmen, çünkü onlar yazabilmişti ...”32 Onların birkaçı, kendilerinden türeyen birkaç aile gibi, daha önceki meslektaşlarının “papaz- doktorlar” geleneğinde Konfüçyüsçü doktorlar olmak için tıbba girmişlerdi. Diğer taraftan, Taocu pratisyenler bu soylu mahkemeler ile yakından ilişkili gibi değildi, çünkü birkaçı cahildi ve onların dini-büyüsel inanç ve teknikleri kendi uzman muhalifleri, yani edebi arka plana sahip Konfüçyüsçü doktorlar tarafından eleştirilmişti.
Bu değişiklikler, belirgin seküler/din dışı tıbbi gelenek ve uzmanlığın yerleşmesine sebep olmuştu. Halk tıbbının aksine geleneksel Çin tıbbı, o tarihte geçerli uygulanabilir mitlerin insan benzeri tanrılara ilişkin dini-büyüsel inançlarının kökeninden kendisini ayırmaya çalışmıştı. Yine de, böylesi bir ayrım tamamen ortadan kalkmadı, çünkü tedavilerin birçoğu, mükemmelleştirilmiş bir tarihi geçmiş ve bağlantılı felsefi teorilerle benzer şekilde tanımlanmıştı.
Onların mesleki ataları olarak Konfüçyüsçü doktorlar tarafından kabul edilen Fu-hsi (M.Ö. 2853-2738), Shen-nung (M.Ö. 2738-2698) ve Huang-ti (M.Ö. 2698-2598) olmak üzere üç efsanevi figür vardı. Ayrıca, bu üç efsanevi figür, 20. yüzyılın başlangıcına kadar devam eden ve Chou hanedanlığı süresince Konfüçyüsçü doktorlar tarafından uygulanan hastalık tedavisi için üç temel yaklaşımı sembolize etmişti.
Bu üç efsanevi figürün hastalıkların tedavisi konusunda üç temel yaklaşımı nasıl sembolize ettiği bakımından onların tam bir tanımlaması Doktor Hume tarafından yapılmıştır. Hume, “Fu Hsi, kozmik bir felsefe yaklaşımını temsil eder. Bu felsefe, evrenin bir, fakat aynı zamanda birbirine ters düşen kuvvetlerden, ikilikten ibaret olduğuna inanır. Tıbbın metafizik yanıyla yakın bir şekilde bağlantılı ve ayrıca nabız anlayışını insanoğluna ilk defa getiren olarak saygı duyulurken; Fu Hsi, hayat iksirini araması, muska ve tılsımlı, büyü ve batıl inanç prototipi olarak kabul edilmelidir.
Shen Nung, ilaç tedavisi yaklaşımını temsil eder. Shen Nung, çağlar boyunca Çin’in zihinsel ekipmanlarının karakteristik bir yönüne sahip olan deneysel bilgi içindeki inanç sembolüdür. Dahası, o ilaçların tesirli olduğuna dair düşüncenin hemen hemen evrensel kabulünü simgeler, çünkü olanlar sadece ölçülebilir farmakolojik etkiler üretmez, aynı zamanda, bazı gizemli biçimlerde, organları etkilenen hastalara karşılık gelir ve zararlı ruhları uzaklaştırmak için bir parça büyü gücüne sahiptir.
Huang Ti, teşhisin ses yöntemleriyle yapıldığı yaklaşımı temsil eder. Masaj, moksa, şırınga ve sınıflandırılmış egzersizlerin aracı olarak fiziksel terapi gelişiminin yanı sıra nabız çalışmaları ve diğer fiziksel işaretler üzerinde gelişen güvenin sembolüdür. İstirahat ve güneş ışığı aracılığıyla kaplıca ve dağ sanatoryumunu ziyaret etmenin yanı sıra, madeni ve organik ilaçların kullanımını tavsiye etmişti.33
Çin tarihinin antik dönemi boyunca yazılan iki en ünlü ve en erken tıbbi tez Pen-ts’ao
(本草) veya “Bitkisel” ve Huang-ti nei-ching (黄帝内经) veya “Yellow Emperor’s Inner Classic” (Sarı İmparator’un Ruhsal Yapıtı) adlı eserlerdir.
Bu tezlerin ikisinin de yazarı bilinmemektedir, burada zaman periyodu üzerinde, bu iki çalışma içine düzenli aralıklarla dahil edilen sayısız giriş vardır; yine de, Konfüçyüsçü gelenek ve değerler ile aynı doğrultuda, daha önceki tez, efsanevi Shen-nung’a ve daha sonraki efsanevi Huang-ti’ye dayandırılır. Bu çalışmalar Konfüçyüsçü doktorların güçlü edebi zeminini ve insanoğlunun etik ve ahlaki davranışı ile kendilerini ilişkilendirme eğilimini yansıtır. Bu eğilim önceki otoriteye saygı duyma, zirai toplumun skolastiğe yönelimi ve koruyucu bir güçlendirmede özellikle zararlıydı, (örneğin, yukarıdaki Fu-hsi, Shen-nung ve Huang-ti adlı üç efsanevi figür Konfüçyüsçü yaratılardı ve bunlar, Çin toplumu içinde kendilerine daha büyük bir itibar kazandırarak, Konfüçyüsçü tıbba ve saygı uyandıran menşeinin felsefi soy kökenine girmeyi başarmışlardı). Sırasıyla, geleneksel Çin tıbbı, bunların ve sonraki tıbbi eserlerin edebi niteliklerini değerlendiremeyen cahil halktan uzakta başlamıştı. Bu kişiler, böylesi bilginin elde edilebildiği Konfüçyüsçü toplum içindeki bilgili-aristokrat ve soylu sınıftan sosyal olarak uzaklaştırılmıştı. Ayrıca, büyük Çin kalabalığının onları almasını engelleyen geleneksel Çin tıbbı ile ilgili tedaviler ve ilaçlar elde etmeyi içeren oldukça masraf vardı.
Köylü, zanaatkar, seyyar satıcı, asker gibiler için, Çin halk tıbbı söz konusuydu ve onun çoğunluğu ilaççılar (medicasters) tarafından uygulanmıştı. Prof. Croizier’in ifade ettiği gibi “çok sayıda düşük-dereceli doktorlar, eczacılar, ‘cerrahlar’, tıbbi seyyar satıcılar ve sahte doktorlar vardı ve onlar genellikle bulundukları yerde düşük itibar görmüşlerdi.
M.Ö. 3. Yüzyılda Çin hanedanlığının sonuna kadar, genel anlamda, tıbbı kuramlaştıran ve pratikleştiren üç ayrı insan grubu vardı:
(1) Konfüçyüsçü doktorlar, onlar “geleneksel” Çin tıbbı olarak bilinmeye başlamış olan “resmi” pozisyon olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmişlerdi.
(2) Taocu pratisyenler, onlar Çin halk tıbbının geliştirici ve ileticileridirler, ve
(3) genel seyyar satıcı ve ilaççılar, onlar cahil halkın hastalıkları ve sefaletiyle desteklenmek ve “tıbbi” uygulama ile kıt kanaat geçinmek için hem Konfüçyüsçü, hem de Taocuların tıbbi teori ve pratiklerinin bazı parçalarını almışlardı.
Taocuların felsefi pozisyonu Konfüçyonistler için tartışmalıydı. Bu durumdan dolayı, Çin halk tıbbı ya çevre, ya da otoritedekiler tarafından, onu ret konusu yapan tıbbi teori ve pratiklerin resmi dairesinin dışında olma eğilimindeydi. Ayrıca, Taocu dairelere Konfüçyonist birisinden daha kolay girebilen ilaççılar ile ilişkisinden dolayı nihayetinde seviyesi düşmeye başlamıştı.
İnançla iyileşmelerin çoğundan türetilen dini-büyüsel inançlardan bağımsız olmaksızın, Çin halk tıbbı, insanoğlunun akıl ve tecrübesi temelinde geliştiği için “doğal tıp” varlığı olarak kabul edilebilir.
Aslında, Çin halk tıbbı, kendi çevreleri ile rasyonelleşen ilişkilere ve ondan sonuçlanan peş peşe dönüşümlerin sonraki Çinli nesil araçlarına, Neolitik kabile üyeleri ve kendi düzenleyicilerine gücü yeten deneysel bilgi ve doğaüstü varsayımın birleşimidir.
İlk Neolitik kültürler ortaya çıkıp, daha büyük ve daha karmaşık sosyal birimler gelişirken, aynı şekilde Çin halk tıbbı da dönüşmeye başlamıştı. Fakat, bir kişi, bu ilk dönem iyileşme sanatı ile ilgili kuram ve uygulamaların kendi yön ve faaliyet alanında orijinal ve doğal olarak basit olduğunu, Çin toplumu olarak genişleme ve değişmeye başladığını ve sırasıyla, Çin halk tıbbının, “doğal tıbbın” karmaşık sisteminde, tüm toplumu kapsayan Darvinci gibi bir ilerlemede geliştiğini söylemez.
Shang-Yin hanedanlığı tarafından takip edilen ve Chou hanedanlığı ile sonlanan Neolitik dönem, Çin halk tıbbı tarihindeki bu gelişmenin biçimlendirici aşamasını temsil eder.
34 Ralph C. Croizier, Traditional Medicine in Modern China (Modern Çin’de Geleneksel Tıp) (Cambridge, 1968)
&
Doğu Tıbbında Enerji Meridyenleri
09 Şubat 2016 — anette777
“Kozmik din hissinin bilimsel araştırma için en asil ve güçlü teşvik olduğunda ısrarlıyım.” Albert Einstein
Fiziksel beden, duygusal ve ruhsal bedenle bir bütündür. Bilim geliştikçe, bizim sadece fiziksel bedenden ibaret olmadığımız, ayrıca enerji bedenimizin de olduğu bilgisi ile karşılaşıyoruz. Newton fiziğinden, Kuantum fiziğine geçişle, katı olarak algıladığımız her şeyin, buna bedenimiz de dahil aslında bir çeşit enerji olduğu anlıyoruz. Canlı ve cansızın enerji anlamında tek bir bütün olması; fizikte, tıpta, ruhsallıkta, başka algılayış kapılarını açıyor. Özellikle Doğu Tıbbı’nın, yüzyıllardır kullandığı enerji meridyenleri bilgileri yeni yeni ispatlanıyor.
Hastalıklar; genetik, beslenme, çevresel etkiler ve enerji dengesizliği ile oluşabilir. Biz hastalıkları düşünce ve enerji düzeyinde inceleyeceğiz.
Çin kültüründe “Ch’i” ve Japoncada “Ki” olarak bilinen yaşam enerjisi, vücudumuzda, gözle görmediğimiz, sinir sistemi gibi bir uçtan bir uca dağılan ‘meridyenler’ aracılığıyla dolaşır. Enerji hatlarında enerji bloke olduğunda, söz konusu organa giden enerji devresi kapanmış olur ve biriken olumsuz enerjiler zamanla yoğunlaşarak bir takım rahatsızlıklar oluşur.
Tıptaki ilerleyiş
1911 de bir tıp doktoru Dr. William Kilner, insan enerji alanı üzerinde çalışmalar yapmıştır ve hatalıkların aurada yamalar ve düzensizlikler halinde görüldüğünü ispatlamıştır.
1900 lü yıllarlın ortalarında Dr. George De La Warr ve Dr. Ruth Drown, yaşayan hücrelerden yayılan radyasyonu ortaya çıkarmak için cihazlar geliştirmişlerdir.
Yine 20.yüzyılda psikiyatrist Dr. Wilhelm Reich, İnsan vücudunda evrensel enerjinin akışındaki bozuklukların psikolojik ve fiziksel rahatsızlılar oluşturduğunu öne sürerek, enerji akışını engelleyen blokları kaldırmaya yönelik fiziksel teknikler kullanmıştır.
“Vücuttaki her organ, esiri alanda kendisine denk gelen enerjetik ritme sahiptir. Çeşitli organ küreleri arasında, sanki bir aktarım işlevi varmış gibi değişik ritimler karşılıklı etkileşmektedir.” Dr. Dora Kunz
Ve bilim adamları bu enerji alanlarını ölçmek için araçlar geliştiriyorlar. Örneğin EKG kalbin elektriksel akımını, EEG beyinden genel elektrik akımını ölçüyor. Ayrıca Kirlian Fotoğrafçılığı tekniği ile canlıların enerji alanları (aura) renkli ışınımlar olarak görüntülenebiliyor. Ve geliştirilmiş sistemle auradaki yırtıklar, renk değişimi ve düzensizlikler yardımıyla bedenin hangi organında bir sorun olduğu tespit edilebiliyor.
Bu konuda yakın zamanlarda Nöropsikiyatrist Dr. Şefika Karagülle fiziksel hasalıkların enerji bedeni arasındaki ilişkiyi incelemiştir.
Günümüz doktorlarından Ender Saraç, Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabında hastalıkların spiritüel mekanizmalarından bahsediyor. Dr. Ender Saraç, kitabında bu durumu şöyle örneklemiş: Sürekli baskı altında kalıp kendisini ifade edemeyen bireyin zamanla boğazında tiroit ve guatr oluşabilir. Sürekli dişilik yönünden baskılanan ve bu bakımdan aşağılanan kadınlarda yumurtalık kistleriyle jinekolojik sorunlar çıkabilir. Geçmişinden kopamayan, geçmişte takılı kalan bireylerde kabızlık sorunu olabilir. Artık yaşamında daha fazla sorumluluk alamayacağını hisseden, sorumluluklar altında ezilen bireyin bel fıtığı olabilir. Öfke ve korku duyguları karaciğer rahatsızlıkları oluşturabilir.
Dr Ender Saraç, hastaların sadece kimyasal ilaçlar kullanması haricinde, hastalığın oluşumunda etkili spiritüel sebeplerin de araştırılmasının daha kökten bir iyileşme gerçekleştireceğini ifade ediyor.
Çin Tıbbındaki 3000 yıldan daha fazla bir geçmişe sahip olan enerji meridyenleri bilgisine göre, bir enerji meridyenindeki blokaj ilgili organda rahatsızlık oluşumuna neden oluyor.
Duyguların enerji bedene etkileri
Coşku kalp ile bağlantılı bir duygudur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenilmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.
Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.
Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.
Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.
Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.
Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.
Meridyenler ve ilgili organları
AKCİĞER MERİDYENİ: Havadaki Ch’i enerjisini alıp, vücuda dağıtmasından sorumludur.
Akciğer meridyenindeki dengesizlik; astım, öksürük, göğüste tıkanıklık gibi solunum yolları rahatsızlıkları olarak tezahür eder.
KALIN BAĞIRSAK MERİDYENİ: Bedene giren besin maddelerinin işlendikten sonra atılmasını arındırılmasını sağlar. Bu meridyendeki tıkanıklık mide ağrısı, kabızlık, ishal, gaz, parmak uçlarında soğukluk olarak tezahür edebilir. Kalın bağırsak meridyenindeki tıkanıklık kişiyi psikolojik olarak rahatsız eder ve sık soluk alıp verme motivasyon kaybı gibi durumlar yaşanabilir.
İNCE BAĞIRSAK MERİDYENİ: Dışarıdan bedene giren besin maddelerini alır ve bunları kullanılabilir duruma getirir. Kalp meridyeninin enerjiyi karnın alt bölgesine tutmasına yardım eder. Öfke, şok, keder gibi duygular da karnın alt kısmında toplanır. Bu durumda sırtın alt bölgesinde ağrı baş gösterir ve kadınların ayakları üşür. Bu meridyen yumurtalıkların çalışmasıyla ve ay halinin düzenli olmasıyla ilişkilidir.
MİDE MERİDYENİ: Mide hazımdan sorumludur. Bu meridyendeki tıkanıklık, yorgunluk zayıflık tiroid problemleri, göğüste kist, fıtık, kabızlık, apandisit, pankreas dalak safra kesesi sorunları yumurtalık sorunlarına yol açabilir. Bacak ağrıları varis boyun ve omuzun sertleşmesi, bacakların ağır gelmesi, diz altının üşümesi, çok esnemek ve çabuk yorulma olarak tezahür edebilir.
DALAK-PANKREAS MERİDYENİ: Dalak kanın oluşumu ve düzgün akışından sorumludur. Kullanılmış kırmızı kan hücrelerini yok edip zararlı bakterileri nötralize eden yapılar oluşturur. Bu organdaki dengesizlik, zayıf adaleler, renksiz ve kuru dudaklar, göğüste kist, kol altı lenflerinde şişmesi, mide ağrısı, rahimde kist, aybaşı sorunları, fıtık, bacak ve diz ağrıları gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Dalak meridyeni vücuttaki sıvının dengesinde rol oynadığı için, ödem yani fazla sıvının vücutta birikmesi bu meridyenin tıkanıklığından kaynaklanabilir. Psikolojik olarak kişi çok düşünür ve endişeye kapılabilir ve açlık hissedebilir.
KALP MERİDYENİ: Kalp ve ince bağırsak meridyenleri eş meridyenlerdir. Kalp kanı ve damarları idare eder, kan dolaşımını düzenler. Kalp meridyenindeki dengesizlikler sinirsel gerilim olarak ortaya çıkar. Bu meridyendeki tıkanıklık; kolun iç tarafından ağrı, uyuşma, el küçük parmağında ağrı veya tutukluk, uykusuzluk unutkanlık mantıksız hareketler gibi sorunlara yol açabilir.
MESANE MERİDYENİ: Mesane meridyeni böbrekleri uyarmada ve düzenlemede sorumludur. Mesane meridyenindeki dengesizlikler baş gösterdiğinde büyük sinirsel gerginlik yaşanır ve kişi aşırı tepkiler verebilir. Sırtın altındaki kaslar genellikle sertleşir. Bu meridyendeki tıkanıklık baş ağrısı, omurilikte tutukluk, ense ve bel ağrıları, varis, bacaklarda kramp ve adalelerde kasılma gibi durumlar yaşanabilir.
BÖBREK MERİDYENİ: Böbrekler Ch’i enerjisinin depolandığı yerdir. Bu enerji vücuda hayati faaliyet ve canlılığı sunar. Böbreklerin iyi çalışmaması toksinlerin birikmesine kan dolaşımının iyi yapılmamasına sebep olur. Bu meridyendeki tıkanıklık yüksek tansiyon, akciğerlerde tıkanıklık, mesane sorunları, kasıklarda egzama ve mantar, cinsel sorunlar, kısırlık, varis, şiş ayak bilekleri durumlarına yol açabilir.
KARACİĞER MERİDYENİ: Bu organ Ch’i enerjisini ve kanı her yöne yollar. Bu meridyen sinir sistemini kontrol ettiğinden, enerji meridyenindeki dengesizlik; depresyon kızgınlık gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Hayata gösterilen ilgi ya da ilgisizlik bu meridyenle ilişkilidir. Karaciğer meridyenindeki dengesizlikler sonucunda güç kaybı, aşırı yorgunluk huysuzluk, aşırı duygusallık, baş gösterebilir. Gözler parlaklığını kaybeder. Prostat, testis sorunlarına yol açabilir.
SAFRA KESESİ MERİDYENİ: Bu meridyendeki tıkanıklık şakaklarda ağrı, boyunda ağrı ve tutukluk, omuz ve kasıklarda ağrılar, diz sorunları, kalçadaki artrit ağrısı gibi sorunlar oluşabilir.
HORMON MERİDYENİ: Çinlilere göre bütün organlar bu meridyen tarafından korunduğu gibi, vücut sıcaklığı dengesi bu meridyenin görevlerinden biridir. Bu meridyendeki tıkanıklık, gözün arka kısmında ağrı, kulaklarda sorunlar, omuz ağrısı, kollarda tutukluk ve ağrı gibi rahatsızlıklara yol açabilir.
KAN DOLAŞIMI/ PERİKARD MERİDYENİ: Bu meridyenin görevi, kalbi fazla yorulmaktan korumaktır. Stresin etkileri kalbe gitmeden önce bu zarda kendini belli eder. Bu meridyendeki zayıflık, kol altlarında acı ve şişkinlik, dirseklerde egzama, siğil ve beyaz lekelere neden olabilir.
Bir meridyendeki enerji dengesi bozulduğunda, başka meridyenlerden enerji çekilimi olduğu için, bu diğer meridyenlerin dengesine de etkiler. Kişisel düzeyde fiziksel sağlığımız için, reiki, yoga, meditasyon, dua, zikir çalışmaları yapabiliriz. Kozmik bilim açısından namaz da enerji bedenimiz için gerekli enerji takviyesi yapma amaçlıdır.
Batı Tıbbı, enerji meridyenleri kapsamındaki bilgileri ‘akupunktur’ ve ‘refleksoloji’ tedavilerinde kullanmaktadır.
Kaynaklar:
Ruhsal Gelişim ve Kader, Ender Saraç
Işığın Elleri, Meta Yayınları
Bioenergy & Vitamins Dergisi
XXXXXXXXXXXXX

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O