Ülker (yıldız kümesi)
Ülker veya Süreyya (Pleiades, M45, Peren veya Pervin), Boğa takımyıldızının kuzeybatısında orta yaşlı, sıcak B-tipi yıldızlardan oluşan bir açık yıldız kümesi asterizmidir. Yaklaşık 444 ışık yılı uzaklığıyla Dünya'ya en yakın yıldız kümelerinden biridir.
Kelime kökeni;
Minotor

Arapça'da سهيل kelimesinden gelen Suhail , genellikle güney ufkuna yakın görülen bir dizi yıldızın ortak adıdır.
Argo Navis takımyıldızındaki üç yıldızın geleneksel isimlerinden biridir.
gece göğündeki ikinci en parlak yıldız olan Canopus (α Carinae) yıldızı, Arapçada : سهيل , romanize edilmiş haliyle : suhayl veya Türkçede : Süheyl olarak adlandırılır .
KURAN-I KERİM'DE ŞİRA YILDIZI
Sirius yıldızının Kuran’da geçmesinin önemli bir anlamı vardır. Sirius yıldızı görünür bakımından gökyüzündeki en parlak yıldız olup Canis Major Takımyıldızı'ndadır. Bize 8,6 ışık yılı uzaklıkta olan Sirius, Orion Takımyıldızı'nın yanında çıplak gözle rahatlıkla görülebilir.
Eski uygarlıklardan günümüze kadar bu yıldıza tapan kavimler mevcut. Kuran-ı Kerim'de yer alan ayette, bu yıldızın Rabbi’nin de Allah olduğu belirtilmektedir.
NECM SURESİ
Mekke döneminde inmiştir. 62 âyettir. Sure, adını ilk âyetin başındaki “en-Necm”kelimesinden almıştır.
Necm, yıldız demektir. Surede başlıca, Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta, herkesin yaptığının karşılığını göreceği, Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir.
53. sure olan Necm (Yıldız) suresinin 49. ayeti şu şekildedir:
“ve muhakkak ki Şi'ra yıldızının Rabbi de O'dur.”
Türk mitolojisinde
Ülker Takımyıldızı Türklerin en eski kozmolojik figürlerinden biridir. Anadolu'da mevsim döngüleri bu yıldız grubuna göre belirlenir. "Ülker" ve "ürgel" kelimeleri Türk mitolojisinde gezegenleri ifade eder.[11] Yakut Türkleri, gökyüzündeki delikleri "ürgel" olarak adlandırır ve bu deliklerin dünyaya soğuk getirdiğine inanırlardı. Bir Yakut efsanesinde ise cesur bir yiğit, avladığı kurtların derilerinden otuz çift eldiven dikerek bu "ürgel"leri kapatır ve dünyayı dondurucu soğuktan kurtarır.
İsimler
lker'in görünen yıldızları Yedi Kızkardeşler olarak da bilinir. Doğulu ve batılı pek çok şair, eserlerinde bu yıldız kümesine atıfta bulunmuştur. Bunlar arasında Homeros, Ömer Hayyam, Hafız, Sadi, Milton... sayılabilirler. Mehmet Akif'in Çanakkale Şehitleri şiirinde geçen "yedi kandilli Süreyya" da Ülker olmalıdır. Fakat pek çok insan çıplak gözle kümenin yalnızca altı yıldızını görebilir. Bir varsayıma göre, yıldız ve takımyıldızlara ilk kez isim verenler zamanında, kümedeki yedinci yıldız da görülebilecek kadar parlaktı veya her nasılsa yedinci yıldız da fark edilmiş olmalı.
❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌❌
KUR'AN-I KERİM VE TARIK YILDIZI(Pulsar-Vuruşlu yıldız, Nötron yıldızı)
Târık / 3. Ayet
Yıldızlar gece görünüp gündüz kaybolduğu için onlara da târık denmiştir.
Kur'an-ı Kerim'in 86. Suresi Tarık Suresidir. Bu sure başlangıcında Yüce Allah tarafından çok özel bir yıldız bize tanıtılır ve her insanın bir takım koruyucularının olduğu bildirilir ve insanın neden yaratıldığına bakması istenir.
Tarık suresi Türkçe mealen şöyle buyurmaktadır;
1- Andolsun o göğe ve Târık'a,
2 - Târık nedir, bildin mi?
3 - O, karanlığı delen yıldızdır.
4 - Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.
5 - Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
6 - Atılan bir sudan yaratıldı.
7 - O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
1. ayette Yüce Allah gökyüzüne (Sema'ya) ve Târık’a kasem ederek (kanıt göstererek) bize gökyüzüne ve Tarık’a bakmamızı ve araştırmamızı istemektedir.
Peki Ya Târık nedir?
(ٱلطَّارِقِ) t-târik kelimesi kökü (طرق) vurmak-çarpmak (knock, rap), gürültülü bir şekilde şiddetle vurmak (bang), çekiçle dövmek-vurmak (hammer), çekiç-balyoz ile vurmak (strike with a hammer), demir dövmek (hammer) anlamındadır. Steingass, page 622 (of 1241)'de ve Hans Wehr 4th ed., page 653 (of 1303)
Bu kelime isim kelimesi olup anlamı 'çekiç veya balyoz gibi bir şeyle şiddetle vuran' anlamındadır.
3. ayete baktığımızda Târık’ın bir necm (yıldız) olduğu Yüce Allah tarafından bize bildirilmektedir. Yüce Allah evrendeki yıldızlar için necm kelimesini kullanmaktadır. Buna en iyi örnek Necm suresindeki Şira yıldızıdır (Sirius yıldızı).
1-3 ayetler incelendiğinde Tarık’ın özellikleri ortaya çıkar.
- Târık bir yıldızdır.
- Çekiç/balyoz gibi vuruşlar yapmaktadır.
- Delip geçmektedir.
Her insanın koruyucularının olması ve insanın neden yaratıldığına bakması
Yüce Allah 4. ayette her insanın koruyucularının olduğunu bildirmiş ve 5. ayette insanın neden yaratıldığına bakmasını emretmiştir. İnsan bir takım koruyucular ile donatılmıştır. Bu koruma sistemleri insanın annesinin karnında ufak bir bebekken başlar ve insanın ölümüne kadar devam eder. Tüm insanlarda olan bu bir takım koruyucular ne olabilir? Hücrelerin korunması ve onarılması, toksik maddelerin atılması için enzimler, bağışıklık sistemi (akyuvarlar, T ve B hücreleri) ile virüs-bakteri-parazit gibi patojenlere karşı koruma, insanın sağlam bir nörolojik sisteme sahip olması (refleksler vb.) bu koruyucu sistemlere örnek verilebilir.
Öncelikle Târık yıldızı özelliklerine sahip evrenimizde yıldız var mıdır diye araştıralım.
Târık yıldızı ile birebir örtüşen tek yıldız nötron yıldızlarıdır (Pulsar yıldızları).
Nötron yıldızları ritmik, tokmak gibi vuruşlar yapar, salınımları tüm evreni delip geçebilir.
Nötron yıldızları nedir? Nasıl oluşurlar?
Güneş’imizin kütlesinin 10-29 katı arasında olan dev yıldızların süpernova patlaması ile içine çökmesi sonucu inanılmaz bir yerçekimi kuvveti ile atomların (elektron ve protonlar dâhil) nötronlar haline gelmesi ile oluşmuş yıldızlardır. Nötronlardan oluşurlar. Yarı çapları 10 kilometre olmasına rağmen Güneş boyutunda bir yıldızın kütlesinin 1.4’üne sahiptirler. Bir kibrit kutusu büyüklüğündeki bir nötron yıldızı maddesi 3 milyar ton ağırlığındadır. Kendi etraflarında dönüş yaparlar ve inanılmaz bir manyetik alana sahiptirler. Nötron yıldızlarının manyetik gücü Dünya’nın manyetik gücünün 100 milyon (108) ile 1 quadrilyon (1015) katı büyüklüğündedir.
Bu yıldızlarda o kadar büyük bir yerçekimi vardır ki Dünya’nın yerçekiminin 200 milyar katıdır.
Aşağıda bir nötron yıldızının çizimi görülmektedir. Kutuplarından elektromanyetik salınım yaparlar ki bu salınım tüm uzayı delip geçer. Kendi etraflarında deniz feneri örneği gibi dönüş yaparlar.
Büyük yıldızın içine çökerken momentum oluşturması nedeni ile nötron yıldızları da kendi etrafında çok hızlı dönerler. Saniyede 0.1 dönüşten, saniyede 700 dönüşe kadar hızda dönerler. Bazı Nötron yıldızları çok yoğun elektromanyetik radyasyon yayarlar. Bu yayılımı kutuplarından yaptıkları için bir deniz feneri örneği gibi her dönüşlerinde bu radyasyon salınımı da yıldız ile dönüş yapar.
1934 yılında fizik ve matematik hesaplamalara göre nötron yıldızlarının olması gerektiği öngörülse de ilk kez tespit edilmeleri 1967 yılında olmuştur. Jocelyn Bell Burnell ve Antony Hewish 1967 yılında gökyüzünü incelerken bir noktadan ritmik gelen bir elektromanyetik salınım tespit ettiler. Bu salınımın bir farkı vardı. Bu salınım ritmikti. Vuruşluydu. Tokmak gibi aralıklı vuruşlar yapıyor gibiydi. Hatta ilk başlarda uzaylıların bu salınımı yaptıkları bile düşünüldü. Fakat ilerleyen araştırmalar ve galaksilerin başka yerlerinde bu şekilde vuruşlar tespit edildiğinde bunların nötron yıldızları tarafından oluşturulduğu kesinleşti. Bu nötron yıldızlarına ‘pulsar’ adı verildi.
Târık Yıldızının (Nötron yıldızı-Pulsar yıldızı) delip geçmesi:
Bu konuda 2 yaklaşım yapılabilir. Delip geçme elektromanyetik vuruşların binlerce ışık yılı uzaklıklardan bir lazer ışını gibi dümdüz, dağılmadan tüm uzayı delip geçmesi olarak düşünülebilir. 2. yaklaşım ise 2015 yılında gelmiştir. Temmuz 2015’de bizden 7500 ışık yılı uzaklıkta olan çift yıldız sistemi keşfedildi (PSR B1259-63/LS 2883). Bu yıldız sisteminde bulunan 1. yıldız Güneş'imizin 30 katı büyüklüğündeydi, 2. yıldız ise bir nötron yıldızıydı. Birbirleri etrafında 41 ayda en yakın konuma geliyorlardı. Çok ilginç bir şeklide bu nötron yıldızının çevrelerindeki staller diski inanılmaz bir hızda deldiği gözlemlendi. Aynen Yüce Allah'ın ayette belirttiği gibi. Delici yıldız!!! Bu nötron yıldızının dönme frekansı 20/saniye idi. Delip geçme ile fırlayan maddenin hızı ışık hızının %15’ine ulaşıyordu. Diğer bir deyiş ile 40 milyon mil/saat.
Târık yıldızının (Nötron yıldızlarının) insanın vücudundaki atomlar ile özellikle insanın korunmasında rol alan atomlar ile ne gibi bir ilgisi olabilir?
Big Bang sonrası evrende ilk oluşan atomlar hidrojen (n=1, n=atom numarası) ve helyum (n=2) atomlarıydı. Bu atomlardan daha ağır ve insanın yapısını oluşturan atomlar ise (oksijen (n=8), karbon (n=6), nitrojen (n=7), kalsiyum (n=20), fosfor (n=15), potasyum (n=19), sülfür (n=16), sodyum (n=11), klor (n=17), magnezyum (n=12), flor (n=9) ve demir (n=26)) yıldızların çekirdeklerinde füzyon reaksiyonu ile oluşmuştur. Bu yıldızların süpernova patlaması ile çekirdekte oluşan atomlar tüm uzaya yayılır. Demir atomunun ise ayrı bir özelliği vardır. Yıldız çekirdeğinde demir atomları oluştuğu anda daha ağır atomların oluşmasına izin vermez, füzyon reaksiyonu oluşamaz ve yıldızın kendi içerisine çökmesine neden olur. Yıldız süpernova patlaması ile patlar, demir atomları ve demirden daha hafif atomları uzaya yayar ve geriye nötron yıldızı bırakır. Demirden daha ağır olan atomlar (elementler) süpernova patlamalarında oluşamazlar.
Demirden daha ağır olan atomlar (elementler) nasıl oluştu?
Cevap: Nötron yıldızları
Günümüze kadar bu ağır atomların nasıl oluştukları tam olarak bilinemiyordu. Yapılan fizik ve matematik modellerde demirden ağır atomların süpernovalarda oluşamayacağı biliniyordu ama ispat edilebilmiş bir cevap yoktu. 2017 yılında mucizevi bir olay yaşandı. 130 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galakside 2 nötron yıldızının birbiri etrafında (binary sistem) dönerken çarpışması ilk kez görüntülenebildi. Bu çarpışma yerçekimi dalgaları ve görünür ışık dâhil birçok frekansta salımın yaptı. Bu salınım tayfı incelendiğinde nötron yıldızlarının uzaya bol miktarda demirden ağır elementler saçtığı kesin olarak ispatlandı. Nötron yıldızları demirden ağır olan tüm atomların (elementlerin) oluşumunu sağlıyorlardı.
2 nötron yıldızının çarpışmasına kilonova ismi verildi. 17 Ağustos 2017'de tespit edilen bu çarpışmanın resmini aşağıda görebilirsiniz.
2 Nötron yıldızının (Tarık yıldızı) çarpışması ile hızlı nötron reaksiyonu ile çok kısa bir sürede demirden ağır atomlar oluşur ve tüm uzaya yayılır. İşte bu ağır atomlar aşağıda da okuyacağınız gibi insandaki koruma sistemleri için vazgeçilmez atomlardır.
İnsan vücudunda yaşam için vazgeçilmez olan demirden ağır atomlar nelerdir?
İnsan vücudunda bulunan ve yaşam için gerekli olan demirden ağır atomlar: Çinko (n=30), bakır (n=29), iyot (n=53), selenyum (n=34), molibden (n=42), Kobalt (n=27), nikel (n=28) olarak sayılabilir.
İnsan vücudunda yaşam için vazgeçilmez olan demirden ağır atomlar nereden gelmiştir?
Cevap: Târık yıldızı (Nötron yıldızları)
Târık yıldızının uzaya saçtığı bu ağır atomlar insan vücudunda ne gibi etkiler yapmaktadır?
4. ayette Yüce Allah şu şekilde buyurur: Hiçbir nefis*yoktur ki üzerinde koruyucu*bulunmasın. Yani hiçbir insan yoktur ki üzerinde koruyucu olmasın. İnsanları koruyan birçok biyolojik sistem (hücreleri koruyan enzimler, toksik maddeleri yok eden enzimler, organları koruyan anti-oksidan maddeler) olmakla birlikte bunların en önemlileri immune sistem (bağışıklık sistemidir). Bu ağır atomların sağlıklı savunma sistemi için gerekli oldukları ufak bir araştırma ile görülebilir.
Bakır: Bağışıklık sistemi (akyuvarların oluşumu), yara iyileşmesi, yeni kan damarlarının oluşumu, sağlıklı cilt gelişimi, konnektif doku gelişimi
Çinko: Bağışıklık sistemi, yara iyileşmesi, cilt sağlığı
Selenyum: Bağışıklık sistemi, anti-oksidan
Molibden: Bağışıklık sistemi, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan enzimlerin oluşması
Kobalt: Bağışıklık sistemi, B12 vitaminini metabolizması, sinir hücrelerindeki miyelini korur, tiroid enzimleri oluşumunda rol oynar
İyot: Tiroid hormonu üretiminde ki bu hormon vücuttaki tüm hücrelerin çalışması için gereklidir. Bağışıklık sistemi
Nikel: RNA molekülünün korunması, süt üretimi, demir emilimine etkisi
Sonuç olarak şu net olarak söylenebilir.
Yüce Allah Târık suresi 1-5 ayetlerinde bize Târık yıldızının (Nötron yıldızı) özelliklerini sayarak tarif etmiş ve bu yıldızların ürettiği ağır atomların insan vücudundaki koruyucu sistemlerde rol aldığını buyurmuş ve Kuran’ın Allah katından olduğunu kesin bir şekilde bize bildirmiştir. Bu bilgi ancak 2017 yılında modern bilim ve ileri teknoloji ile anlaşılabilmiştir. Kuran'ı Kerim'de bu bilginin yer alması Kuran'ın ancak ve ancak evrenlerin ve nötron yıldızlarının da yaratıcısı olan Yüce Allah katından geldiğini gösterir.
Aşağıda çok eski bir Kuran mushafında Târık suresi 1-5 ayetler görülmekte. İşte mucize budur. 1400 yıl önce yaşamış ve beşer olan Muhammed peygamber Gökyüzüne bakmamızı isteyecek, orada Tarık isimli bir yıldız vardır onu arayın diyecek, bu yıldız vuruşlar yapar diyecek, hatta delip geçer diyecek ve bu yıldızların insanın hammadesinde rol aldığını işaret edecek! Bu mümkün müdür? Asla! Daha 120 yıl öncesi insanlar yıldızların ne olduklarını bile bilmiyorlardı. Yıldızların neden yapıldıklarını bilmiyorlardı. Muhammed peygamber döneminde Dünya'nın yuvarlak olduğu bile bilinmiyordu bırakın vuruşlar yapan yıldızları. Atom nedir bilmiyorlardı. Kuran'ın vuruşlu ve delip geçer diyerek nötron yıldızlarını işaret etmesi Allah tarafından indirildiğinin en büyük kanıtıdır.
Kaynaklar
https://kuranmucizeler.com/tarik-yildizi-pulsar-vuruslu-yildiz-notron-yildizi-insan-neden-yaratildigina-bir-baksin
Şİ‘RÂ
Sözlükte “saç” anlamındaki şa‘r kökünden türetilir ve “parlak bir yıldız” diye tanımlanır. Arap dilcilerinin şi‘râyı “saçlı” mânasında Arapça asıllı bir kelime kabul etmelerine rağmen şarkiyatçılar, kelimenin Grekçe’deki sirius isminin Arapçalaşmış şekli olabileceği görüşündedir (Horovitz, s. 119; Jeffery, s. 186). Kur’ân-ı Kerîm’de cins ismi olarak necm ve kevkeb kelimeleriyle yıldızlara işaret edilmiş, sadece şi‘râ özel ismiyle anılmıştır (en-Necm 53/49).
Sahih hadis kaynaklarında bu isme rastlanmamaktadır. Gerek sözlüklerde gerekse tefsirlerde şi‘rânın bir adının da mirzem olduğu, Cevzâ’dan (İkizler burcu) sonra doğduğu ve doğuşu sırasında yüksek bir hararet taşıdığı belirtilir. Hurmaların olgunlaşması için fazla sıcaklık beklendiğinden Araplar arasında, “Şi‘râ doğunca onu hurmalık sahibine sor” sözü yaygındır. Bazı Araplar şi‘râ kelimesinden büyük köpek takım yıldızını, bazıları da Cevzâ burcunda yer alan mirzemi anlardı. Aslında şi‘râ bir çift yıldız olup bunlardan güneye düşene şi‘râ-yı Yemâniyye, kuzeye düşene şi‘râ-yı Şâmiyye denirdi. Asıl şi‘râ samanyolunun ve büyük köpek (orions dog, canis major / avcı köpeği) takım yıldızının en parlak yıldızı olan şi‘râ-yı Yemâniyye’dir. Nitekim Batlamyusçu Grek astronomisinde şi‘râ büyük bir köpek resminin ağzında gösterilmiştir.
Şi‘râ-yı Şâmiyye ise küçük köpek (canis minor) takım yıldızı içinde yer alır. Şi‘râ-yı Yemâniyye’ye abûr, şi‘râ-yı Şâmiyye’ye gumeysâ adı da verilmiştir. Câhiliye dönemi inancına göre bunlar Süheyl (Orion) yıldızının kız kardeşleridir. Diğer yıldızların aksine şi‘râ-yı Yemâniyye semayı enine kateder (ubûr) ve bu sebeple ona abûr denir. Diğer bir inanca göre şi‘râ Süheyl’in eşi olup onunla bitişikti. Süheyl şi‘râdan ayrılıp Yemen tarafına doğru aşağıya inmiş, bunun üzerine şi‘râ da samanyolunu geçip Süheyl’in peşinden gitmiş ve bundan dolayı abûr ismini almış, yalnız kalan şi‘râ-yı Şâmiyye ağlamaktan gözleri çapaklandığından ona da gumeysâ (gözleri çapaklı) adı verilmiştir.
Gökyüzünün en parlak yıldızı kabul edilen şi‘râ güneşten yirmi üç kat daha parlak, elli kat daha büyüktür ve dünyadan 8,7 ışık yılı (51 trilyon mil) uzaklıktadır. Bu mesafe dünya ile güneş arasındaki 149 milyon kilometrelik uzaklığın 1 milyon katıdır. Şubat ve mart aylarında şi‘râ dünyanın her yerinden görülebilir. Doğuş zamanı ayınkine yakındır. İkizler burcunda bulunan sacayağı şeklindeki üç yıldızın adı olan “hek‘a” ile Cevzâ’dan sonra doğar. Yaz aylarında görünmediği için eski Yunanlılar, şi‘rânın kendi ısısını güneşinkine ekleyerek yaz sıcaklığının artmasına yol açtığına inanırlardı. Bir Arap şiirinde, “Gizlediği için ateşini şi‘râ-yı abûr / Eylül geçti ve kalktı sıcaklar” denilerek (Kurtubî, XVII, 119-120) bu telakki dile getirilmiştir. Eskiçağ’larda Hint astrologlarının önem atfettikleri yıldızlardan biri de şi‘râ idi. Eski Mısırlılar, Nil’in yıllık akış periyotlarını şi‘rânın Memfis şehrinin doğu ufkundan sabah vakti doğmasına bakarak hesap ederlerdi. Hermes’e göre ayın doğuşu Koç (Hemel) burcunda şi‘rânın doğuşuna yakın olduğu takdirde o yılın ilk beş günü insanlar mutlu ve sağlıklı olur; ancak daha sonra hastalıklar geri döner; o yılda yöneticiler de sıkça iktidardan düşürülür (DMİ, XIII, 311).
Câhiliye Arapları genellikle şi‘râya büyük önem verir, dünya üzerinde etkili olduğuna inanır, bazı kabileler ona tapardı. Araplar içinde ona ilk tapanın Ebû Kebşe el-Huzâî olduğu söylenir (Âlûsî, XXVII, 69-70). Bir rivayete göre müşrikler, Hz. Peygamber’in kendi dinlerini reddedip yeni bir din tebliğ etmesini Ebû Kebşe’nin şi‘râya tapmasına benzetip ona “Ebû Kebşe’nin oğlu” demişlerdir. Şi‘râya hangi kabilelerin taptığıyla ilgili kesin bilgi yoksa da bu konuda Lahm, Kureyş, Huzâa, Kays Aylân, Gassân, Gatafân ve Himyer kabilelerinin adları geçmektedir. Ancak ağırlıklı görüş Huzâa’dan başkasının ona tapmadığı yönündedir (M. Tâhir İbn Âşûr, XXVII, 151). Câhiliye şiirinde şi‘râya yer verilmesi bu yıldıza gösterilen saygının bir ifadesidir (bazı örnekler için bk. Kurtubî, XVII, 119; Horovitz, s. 119). Kur’ân-ı Kerîm’de karanın ve denizin karanlıklarında yön bulma gibi hususlarda yıldızların insanlar için bir işlev gördüğü (el-En‘âm 6/97; en-Nahl 16/16), semanın burçlarla, yıldızlarla donatıldığı (el-Hicr 15/16; es-Sâffât 37/6), yıldızların Allah tarafından yaratılıp O’nun buyruğuna boyun eğen, kudretine şahitlik eden varlıklar olduğu (el-A‘râf 7/54; en-Nahl 16/12) ve zamanı gelince ışıklarının söneceği (el-Mürselât 77/8; et-Tekvîr 81/2) belirtilmektedir. Dikkatleri çeken şi‘râ da bunlardan farklı olmayıp, “Şi‘rânın rabbi de yalnız O’dur” (en-Necm 53/49). Bu âyetin geçtiği Necm sûresinin başında, “Andolsun o yıldıza battığında” buyurularak yıldızın batmasına vurgu yapılmış, En‘âm sûresinde (6/76) Hz. İbrâhim’in, Allah inancı konusunda kavmiyle tartışırken kendisini bir yıldıza tapıyormuş gibi gösterip onun batması üzerine, “Ben böyle batıp gidenleri sevmem” dediği bildirilmiştir. Böylece insanların bazı gök cisimlerine olağan üstü özellikler atfetmeleri veya tapmaları gibi yanlış yollara düşmemeleri, yıldızların da batıp kaybolduğunu görmeleri gerektiği hususu ifade edilmiştir.
BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “şʿar” md.
Kāmus Tercümesi, II, 438.
Mukātil b. Süleyman, Tefsîru Muḳātil b. Süleymân (nşr. Abdullah Mahmûd eş-Şehhâte), Kahire 1988, IV, 166.
Taberî, Câmiʿu’l-beyân, Beyrut 1412/1992, XI, 536-537.
Abdurrahman es-Sûfî, Ṣuverü’l-kevâkibi’s̱-s̱âbite (nşr. Fuat Sezgin), Oxford 1986.
a.mlf., Terceme-i Ṣuverü’l-kevâkib (trc. Nasîrüddîn-i Tûsî), Tahran 1348 hş., s. 165-170.
Kurtubî, el-Câmiʿ, XVII, 119-120.
Âlûsî, Rûḥu’l-meʿânî, XXVII, 69-70.
J. Horovitz, Koranische Untersuchungen, Berlin-Leipzig 1926, s. 119.
A. Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur’ān, Baroda 1938, s. 186.
Cevâd Ali, el-Mufaṣṣal, VI, 58-59.
Hüseyin Demirkan, Yıldızların Esrarı, İstanbul 1978, s. 19.
M. Tâhir İbn Âşûr, et-Taḥrîr ve’t-tenvîr, Tunus 1984, XXVII, 150-152.
Yahyâ Şâmî, ʿİlmü’l-felek: Ṣafaḥât mine’t-türâs̱i’l-ʿilmî el-ʿArabî ve’l-İslâmî, Beyrut 1997, s. 16, 65, 69-70, 292-293.
Bustânî, DM, X, 495.
P. Kunitzsch, “al-S̲h̲iʿrā”, EI2 (İng.), IX, 471-472.
C. Schoy, “Şiʿrâ” (trc. Hûrşîd), DMİ, XIII, 310-311.
İşte o paylaşımlar:
* #SİRİUS günü - Güneş ile Sirius birlikteliği;
Bugün özel bir gün. Çünkü bazı inanışlar göre tüm canlıların kaderinin mühürlendiğin, yazıldığı ya da değiştiriliği bir gün. Bu gerçekten öyle midir tartışır ama bu yıldızın özel olduğu bir gerçek.
🌟
Sirius yıldızı bir çok medeniyette, ezoterik ve ökült bilgiler içinde en önemli yıldızlardan biridir. Kuran-ı Kerim’de adı Necm Suresinde Şi’ra yıldızı olarak geçer.
* Üzerine bir çok mitolojik hikayenin yazılmasının yanı sıra, eski mısır medeniyetinin en çok değer verdiği, özellikle gözlemleyip takip ettikleri yıldızdır. Sirius yıldızının ilk gözlenmesi ortalama 2000 yıl önce eski Roma İmparatorluğu dönemine denk gelir.
* Sirius’un ilk gözlemlendiği dönem aşırı sıcakların olmasından kaynaklı “Köpek Günleri” adlandırılırlar ve bu günümüze kadar gelmiştir. “Köpek terleten sıcakları “ deyimiyle veya Amerikalıların “Dog Day Afternoon” deyimi yine buradan gelmektedir.
* Yine Romalılar bu dönemde buğdayları hasta olmasın, ekinlerin bereketi artsın diye “Köpek” Kurban ederlerdir. Sirius yıldızı aşırı sıcaklar ve yangınlarla ve Mısır Medeniyeti etkisi ile de Sel ve su taşkınlarına işaret etmektedir.
* Genellikle Sirius'un köpek günlerinin sıcaklığını ürettiğine inanılır; ama bu bir hatadır, çünkü yıldız sadece güneşin ısısının en yüksek olduğu bir mevsimi işaretler.
* Yine Çinlilerin köpekleri katlettikleri festival yine bu yıldız ile ilişkilidir. Zira Çinliler bu yıldızdan nefret ederler. Peki öncelikle bu “Köpek” adlandırılması nereden gelmektedir?.
* Gökyüzünde Yengeç burcu Canis Major (Büyük Köpek ) Takım yıldızı ve Canis Minor (Küçük Köpek) takım yıldızlarından oluşur ve semboliğinde ki bu “Köpek” ismi takım yıldızlarının isimlerinden gelmektedir.
* Sirius yıldızı 14 Derece Yengeç burcunda yer almaktadır ve Güneş’in her sene 14 Derece yengeç burcuna gelip en sıcak günleri (Soltis) başlatması ile birlikte aslında yaz tam anlamıyla başlamış olur.
* Sirius sadece Kuran-ı Kerimde adı geçen bir yıldız olmasından dolayı kutsal değil, Eski Mısır medeniyetinin Keops-Kefren-Mikerinos piramitlerini bile bu yıldızı gözlemleyebilecek şekilde inşa edilmesinden dolayı da ayrıca kutsal bir yıldızdır.
* Tabii bunun yanı sıra Mısır’da ki bir çok piramidin içinde bu yıldızın sembolüne rastlanır sıkça. 5 Köşeli yıldız ve yarım daire iç içe. Eski Mısır’da bu yıldızın önemi aslında her sene Güneş/ Sirius’un yan yana gelmesi ile birlikte Nil Nehri’nin taştığını fark etmişlerdir.
* Veya Sirius yıldızının puslu gözlemlendiği senelerde ise veba gibi salgın hastalıklarının ortaya çıktına şahit olmuşlar. Hatta Mısırlılar takvimlerinin Sirius’un doğuşuna göre düzenlemişlerdir.
* Eski Yunanlılar, Sirius’un bu kaybolduğu dönemden sonra tekrar gökyüzünde belirmesinin sıcak ve kurak yazı haber verdiğine inanırlar ve ayrıca bunun canlılar üzerinde bitkileri solduran, erkekleri güçsüzleştiren, kadınları tahrik eden birtakım etkileri olduğunu sanarak kaygılanırlardı.
* Sirius parlaklık bakımından da gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Sirius’un Hint mitolojisinde ki hikayesine baktığımızda ise “Cennetin Kapısı” ve bu kapıya ulaşmaya çalışan farklı yeteneklere sahip 4 kardeş karşımıza çıkar. Bu 4 kardeşten sadece yanında evcil köpeğini taşıyan Cennetin Kapısına ulaşabilmiştir.
* Mısır'da adı Sothis idi ve Jüpiter, Kleopatra'nın babasının öldüğü gün olan MÖ 51'deki güneş tutulması sırasında Sirius ile kavuşum halindeyken; Dendera Zodyak'ında Jüpiter ile birlikte tasvir edildi.
* Eski Mısır takvimi, yaklaşık 30 günlük ay döngülerine ve sabit yıldız Sirius'un sarmal yükselişine dayanıyordu.
* Bu “Köpek Yıldızı” uğursuz bir ilişkiye sahip olsa da, daha eski zamanlarda böyle değildi. Kadim Akad dilinde ona göksel ordunun Lideri ve Prensi anlamına gelen Kasista denir
❌❗️❗️❌❌
Sirius
Sirius ya da Akyıldız, Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bahar ayında kuzey yarı küreden görülebilen gece gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Türkçe’de Akyıldız ismiyle bilinen Sirius (α CMa / α Canis Majoris/ Büyük Köpek Takımyıldızı’nın alpha yıldızı)
Çıplak gözle tek yıldızmış gibi görünen Sirius, aslında tayf türlerine göre yapılan yıldız sınıflandırma sisteminde Sirius-B olarak adlandırılan bir beyaz cüceden oluşan bir çift yıldızdır. Sirius bu parlak görünümünü aydınlatma gücünün yanı sıra Güneş Sistemi'ne yakınlığına borçludur.
Sirius sistemi uzaydakiyakın komşularımızdan biridir. Sirius kütlesibakımından Güneş'in iki katıdır. Aydınlatma gücüGüneş'in 25 katı olmakla birlikte, Canopus veya Rigel gibi diğer parlak yıldızlarınkine oranla düşük kalır.
Sirius sisteminin yaşı 200-300 milyon yıldır.[17] Sistem başlangıçta iki mavimsi yıldızdan oluşuyordu. Bu iki yıldızdan da kütlesi bakımından daha büyük olan Sirius-B zamanla yakıtını tüketerek, dış katmanlarını kaybetmeden önce kırmızı dev haline gelmiş ve yaklaşık 120 milyon yıl önce dış katmanlarını uzaya atarak bugünkü hali olan bir beyaz cüceyi oluşturmuştur.
takımyıldızda ön plana çıkmasından dolayı, geleneklerde köpek-yıldız olarak da adlandırılır.[2] Bu yıldız pek çok mitolojik ve folklorik öykülere Güneş’ten bağımsız bir biçimde konu olabilmiştir. Sirius’un helyak doğuşu antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını işaret ediyordu. Polinezyalılariçin ise yıldız kışın habercisi ve Pasifik Okyanusu'nda navigasyonları için bir referans kaynağıydı.
Sirius'un üçgen, yarım daire ve beş uçlu
yıldız gliflerinden oluşan hiyeroglifi
• eski Mısır’da Sopdet (Grekçe’ye uyarlanmış haliyle Sothis, yıldızın Grekçe’deki adı ise Seirios’dur) olarak bilinirdi. Eski Mısır’da “Orta Krallık” döneminde, Mısırlılar takvimlerini Sirius’un helyak doğuşuna göre düzenlemişlerdi. Bu takvimde esas alınan gün ise, Sirius’un doğuşunun Güneş’in ışığından yeterince uzaklaşmış olmasından sonra, Güneş’in doğuşundan hemen önce açıkça görülür hale geldiği gündü.
Sirius’u (Sothis) ifade eden hiyeroglifin glifleri üçgen, beş uçlu yıldız ve yarım dairedir. Sirius eski Mısır panteonunda İsis ilahesi ile özdeşleştirilirdi ki, İsis, eşi Osiris ve oğlu Horus ile bir üçlem oluştururdu.
çok eski Mısır tapınağı, iç odaları Sirius'u görecek biçimde inşa edilmişti. Örneğin, Keops Piramidi'nin Kraliçe Odası'nın duvarında açılan bir kanal yalnızca Sirius'u görmek üzere yapılmıştı.
Eski Yunanlar, Sirius’un bu kaybolduğu dönemden sonra tekrar gökyüzünde belirmesinin sıcak ve kurak yazı haber verdiğine inanırlar
Eski kayıtlarda, yaz başlangıcındaki hava koşullarının bozulduğu hallerde Sirius’un daha fazla parladığının gözlemlendiği kaydedilmiştir ki, eski Yunan gözlemcilere göre bu, söz konusu yıldızdan olumsuz etkiler yaratan birtakım tesirleryayıldığı anlamını taşıyordu.
örneğin yıldızın sisli, puslu halde veya ışığı zayıf biçimde görünmesi vebayı haber veriyor anlamında yorumlanıyordu. Bu adada bulunan MÖ 3. yüzyıla ait paralarda ışınlar yayan köpek ve yıldıztasvirlerinin bulunması Sirius’un bu adadaki önemini vurgulamaktadır.
• Romalılar Sirius’un helyak doğuşunu 25 Nisan civarındaki bir günde kutlardı.
İskenderiye’li Batlamyus yıldızların haritasınıçıkardığı, Almagest (al-kitabu-l-mijisti) çalışmasının 6. ve 7. Kitabında Sirius’u gökküreninmerkezi boylamınının yerini belirlemek üzere kullanmıştır. Çalışmasında Sirius’u kırmızı renkte boyayarak, onu 6 kızıl yıldızdan biri olarak göstermiştir.
• Eski Polinezyalılar’da parlak yıldızlar, özellikle Pasifik Okyanusu’ndaki adalar ve atoller arasındaki gemicilik bakımından önem taşıyordu. örneğin Sirius’un Dik açıklıki 17°S olarak Fiji Adası’nın enlemine denk düşüyor, böylece her gece tam olarak adanın üzerinden geçiyordu. [13] Onlara göre, Sirius, Canopus ve Procyon ile birlikte, bir “Büyük Kuş” bedenine benzetilen Manu adındaki Takımyıldız’ı oluşturuyordu.
• Sirius’un eski Yunan’da sabah göğünde belirmesi (doğuşu) nasıl tam olarak yaz mevsiminin habercisi oluyorsa, Maoriler için de, tam olarak kışmevsiminin serin başlangıcının habercisi oluyordu. Bu doğuşa hem "mevsim", hem de "yıldız" anlamına gelen Takurua adını vermişlerdi.
Sirius’un, “Cennet’in Kraliçesi” (Ka'ulua) olarak betimlendiği Hawaii’de kış gündönümündeki en yüksek noktasına gelmesi törenle kutlanırdı.
• 1676’da Edmond Halley güney yarıküre yıldızlarını gözlemleyebilmek için, Güney Atlantik’teki Saint Helena Adası’nda bir yıl kalmıştı. Halley, 40 yıldan fazla bir zaman sonra sonra, 1718’de astronomikölçümlerini Batlamyus’un Almagest’indeki verilerle karşılaştırdıktan sonra o zamana dek sabit varsayılan yıldızların özdevimini keşfetti. Arcturus ve Sirius’un her ikisi de anlamlı bir şekilde hareket etmekteydiler. Sirius 1800’lü yıllarda güney yönünde 60 dakika (açı dakikası) ilerlemişti.

1844 yılında Alman astronom Friedrich Bessel Sirius’un özdevim hareketindeki değişikliklerden (sapmalardan) Sirius’un görünmeyen bir yoldaşı (bileşeni) olması gerektiği sonucuna vardı.
• 31 Aralık 1862’de Amerikalı Alvan Graham Clark o dönemin en güçlü teleskoplarından biri olan 47 cm'lik mercekli teleskobuyla ilk kez, Sirius’un günümüzde Sirius-B ya da “köpek yavrusu” adı verilmiş olan zayıf ışıklı yoldaşını gözlemledi ve böylece, Sirius'un gerçekte çift yıldız olduğunu ortaya çıkardı.
• Sirius Sistemi Güneş Sistemi’mize en yakın 8 yıldızdan ikisini içerir ve en yakın beşinci sistemdir.[49] Diğer yakın yıldızlardan Alpha Centauri, Canopus, Rigelya da Betelgeuse gibi, parlak görünmesinin temel nedeni bize yakınlığıdır.[50] Fakat aydınlatma gücünün Güneş’imizin 25 katı olduğunu da unutmamak gerekir. Sirius’un en yakın büyük komşusu 1.61 parsek ya da 5.24 ışık yılı uzaklıkta bulunan Procyon yıldızıdır..


Soldaki hareketli resimde çiftyıldızlarda iki yıldızın birbirleri çevresinde dönüşü gösterilmektedir. Fakat her iki yıldız aynı zamanda belli bir yöne doğru hareket halinde de olduklarından Sirius yörüngesi, kâğıt üzerinde çizildiğinde, hemen hemen tüm adlarındaki iki ortak harf olan “s” ve “i”yi andırırcasına, bir eksen üzerinde dolanan “S”lere benzer.
💫 Sirius (Arapça adıyla الشعــــــــــرى اليمانيـــــــــــــــة Şi'ra-yı Yemani ya da kısaca الشعرى Şi’ra) Güneşhariç tutulursa, Kur'an’da adı geçen tek yıldız olup kendisinden Necm (-Arapça’daki anlamı yıldızdır-) suresinde söz edilir. "Şüphesiz Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi de O’dur." (53/49)
Sirius yıldızından Zend Avesta'da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur.
• Yıldızın adının günümüzde en yaygın kullanımı, Latince’ye Yunanca’dan geçerek Latince’de “Sirius” haline gelmiş biçimidir. [70] Bu ad antik Yunan’da Σείριος (Seirios, "parlaklık, ateş" ya da "aşırı sıcak gün") idi. Fakat sözcüğün kökeni muhtemelen, Yunanca da değildi. Yunanca’daki adının kayıtlı en eski kullanımı Hesiodos’un MÖ 7. yüzyılda yazılmış “İşler ve Günler” yapıtında görülmektedir. [71] Sirius’u belirten ifadelerin ve ona verilen adların sayısı 50’nin üzerindedir. Arapça’daki adı Şi’ra’dır الشعرى (“işaret, rehber, kılavuz”). [72] Sanskritçede yıldız Mrgavyadha ("geyik avcısı") ya da Lubdhaka (“avcı”) olarak bilinir. Mrgavyadha olarak yıldız, Shiva’nın (Şiva) Rudra (rüzgâr, fırtına ve av ilahı) biçimini temsil eder.[73][74] Yıldız İskandinavya’da Lokabrenna (“Loki tarafından yakılmış” ya da “Loki’nin meşalesi”) olarak bilinir. Japonca’da ise günlük dilde Aoboshi (“mavi yıldız”) olarak ifade edilir.
Sirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:
- “Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
- “Sigi” (Dogonlar’da)
- “Sigo” (Bambara’larda)
- “Şira” (Araplar’da)
- “Seirios” (Hellenler'de)
- “Sirius” (Romalılar’da)
- “Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
- “Kak-si-si” (Hititler’de)
- “Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Farsça: Zerdüştlüğü benimsemiş kavimlerde)
- “Sima Kayne” (Bozolar’da)
- “Sirona” (Galyalılar’da)
- "Hu-Şi" (Çinliler’de )
Yıldız, Orta Çağ’ın Avrupa astrolojisinde "Behenian sabit yıldızları"ndan biri olup beril taşlarıyla ve ardıçla ilişkilendiriliyordu. Sirius’un kabalistik sembolü Heinrich Cornelius Agrippa tarafından oluşturulan listede çizilmiştir.
Birçok kültürde Sirius’a kurt ya da köpekle ilgili bir özel anlam yüklenmiştir:
- Çin geleneklerinde Sirius yıldızı, “göksel saray”ın bekçisi “göksel kurt” olarak nitelendirilir. Çin geleneğine nereden geçtiği pek bilinmeyen “Göksel kurt” ifadesi Orta Asya Türkçe’sinde 'gök böri' ya da 'bör-teçene'dir. (Kimi yazarlar Demir-Kazık yıldızı adının Ön-Türkler’de Kutup Yıldızı’nı belirtmediğini, Sirius ile ilgili bir anlam taşıdığını iddia etmişlerdir.)
- Yunan mitolojisinde Sirius köpek-yıldız olarak adlandırılır; Sirius yıldızının yer aldığı takımyıldız da Büyük Köpek Takımyıldızı olarak adlandırılır.
- Pers geleneklerinde Sirius’tan “Köpek Yıldızı” olarak söz edilir.
- Tuaregler'in geleneğinde Sirius köpek-yıldız olarak nitelendirilir.
- Eski Mısır’da Sirius önceleri büyük bir köpekletemsil edilirdi. İskenderiye’de basılan Grek madeni paralarında, yıldızı Sirius olan ilahe İsis, bir köpeğe binmiş durumda görülür. Eski Mısır’da kurt ise Sirius–B’yi temsil ettiği sanılan Osiris ile ilişkilendirilirdi. [78]
- Kuzey Amerika Kızılderili kabilelerinde Sirius ya köpek ya da kurtla ilişkilendirilir.
Büyük Köpek Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı olan Sirius, teklifsiz konuşmada çoğu zaman “köpek yıldız” olarak belirtilir. Zaten Klasik Mitoloji’de de "avcı Orion"un köpeği olarak betimlenir, bu betimleme sanat eserlerine de yansımıştır. Antik Yunan’da aynı zamanda, Sirius’tan yayılan tesirlerin yaz sıcağında (köpek günleri) köpekler üzerinde, onları anormal davranışlara sevk edecek etkiler yaratabileceği düşünülmekteydi. "Köpek günleri" kavramı Romalılar’a da geçmiş ve bunun sonucunda Latince’de “dies caniculares” ve canicula ("küçük köpek") terimleri doğmuş, daha doğrusu bu terimlere özel anlam yüklenmiştir. Çinastronomisinde yıldız "göksel kurt" (Tiānláng) olarak bilinir (Japonca'sı Tenrō, Korece'si Cheonlang). [79] Sirius bu kültürlerin bölgelerinden uzakta sayılabilecek başka bölgelerde de, örneğin Kuzey Amerika kızılderililerinde de köpek ya da kurtla ilişkili görülür. Örneğin Meksika’daki Seri'ler ve Sonoran Çölü’ndeki Tohono O'odham yerlileri Sirius’u “dağın koyunlarını takip eden köpek” olarak belirtiler, Karaayak dilinde ise yıldıza “köpek-yüz” denir. Cherokee (kabile) kızılderilileriSirius’u Antares yıldızıyla eşleştirir ve her ikisini “ruhların yolu”nun sonunun bekçisi olan köpek yıldız olarak kabul ederler. Benzer inanışlara Asya şamanizminde ve eski Mısır mitolojisinde de rastlanır. Nebraska Pawnee’lerinde de Sirius’la ilgili bu tür ilişkilendirmeler görülür. Wolf (Skidi) kabilesine göre Sirius “kurt yıldız”dır. Alaska’lı Inuit’ler ise Sirius’u “Ay Köpeği” olarak adlandırırlar.
Yine, birçok kültürde Sirius yay ve ok ile ilişkilendirilir:
- Asur-Babil tradisyonunda, Sirius’a ve Sirius sistemindeki başka bir yıldıza (Sirius–B) yay ve okadları verilir.
- Çin mitolojisinde, Sirius yayla ifade edilir. Sirius’un Çince’deki adı Hu-Şi, “Yay ve Ok” anlamına gelir.
- Mısır’da, Dandera Tapınağı’nın dairesel burçlarkuşağında Sirius yay ve okla temsil edilir.
- Afrika’da Mali’de yaşayan Dogonlar’ın Sirius–A’yı belirtmek üzere çizdikleri şekil, yay ve okun birleşmiş şeklidir.
- Pers geleneğinde Sirius yay veya ok yıldızı olarak ifade edilir. [81]
Antik Çin’de güney yarıküre bir ok ile bölünen yay şeklinde canlandırılırdı. Oku oluşturan Büyük Köpek Takımyıldızı ve Puppis Takımyıldızı’ydı. Okun ucu kurt-Sirius ile noktalanırdı. Benzer bir ilişkilendirme Dandera’daki Hathor Tapınağı’nda görülür; burada ilahe Satet okuyla Hathor’u (Sirius) resmetmektedir. Pers kültüründe Tir adıyla bilinen Sirius, geç Pers kültüründe ok olarak tasvir edilmiştir.
•Sirius'un antik Yunan'da batıdan doğuşu inisiyasyonlarda küçük misterlerin sonu anlamına gelirdi. Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50'dir.
•Antik çağ ezoterizminde, Çin’de, eski Mısır’da, bazı Afrika kabilelerinde, Mezopotamya’da, Anadolu’da yaşamış Hititler ve Urartular’da, Hopikızılderililerinde, şamanist Türkler’de ve kimi araştırmacılara göre yitik uygarlıklardan Mu ve Atlantis’te her zaman önemini korumuştur. [89]Kimilerine göre bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin Dünya üzerindeki sevk ve idarelerini bu yıldız varlıkları aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. [90]Sirius yıldızının bu rolü hakkında bilgi veren kişilerden biri Lori Tostado’dur. [91] Bir iddiaya göre, yitik Mu kıtasına tek tanrılı dininindirilmesinden beri gezegenimizde Sirius kültürü hakimdir.
❌❌❌❌
Bahsi geçen Takımyıldızımız; Ezoterik öğretilerde genellikle köpek, kurt ve çakal biçiminde simgelenmiştir.
Sirius, Yunan mitolojisinde avcı Orion’un köpeğidir.
Mısır’da ölüleri öteki aleme götüren Anubis’tir.
Türk mitolojisinde göksel sarayın bekçisi Kutsal Kurt Asena’dır.
Roma mitolojisinde Roma şehrinin kurucuları Romelus ve Remus’u emziren ilâhi kurttur.
İslam’da ise Zülkarneyn’in bu yıldıza giderek Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür.
Sirius, farklı dillerde “Sothis”,”Şira”,”Sirona”,Serios”,”Kak-si-di”,”Huşi” gibi adlarla telaffuz edilmiştir. Hatta yazıyı sanki doktora tezi hazırlıyormuşum gibi sıkıcılaştırmamak adına ekstra bir bilgi daha vereyim: Harry Potter adlı roman/film serisinde, baş karakterimizin yakınlarından birinin adı Sirius Black’dir ve bu kişinin özelliği siyah bir köpeğe dönüşebilmektir.
VVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVV
Târık yıldızı ve 19 mucizesi; 6.8.1967 (19x) yılında, 19 saat:19 dakika yükseklikte keşfedilen ilk Târık yıldızı.
Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;
Kuran Âyet No|Sure No|Âyet No|Âyet Arapça okunuş Meal |
5930|86|1|وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ Ve s-semâi ve t-târık. Göğe ant olsun ve Târık'a. |
5931|86|2|وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ Ve mâ edrâke me t-târik. Ve ne bildirdi sana Târık ne? |
5932|86|3|ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ En necmu s-sâkıb. Yıldız; delip geçen. |
Adı Târık olan 86. surenin bu ilk 3 ayetinde Yüce Allah bizlere muhteşem bilgiler vermiştir.
Bu konu ile ilgili detaylı yazıyı aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz;
- Tarık Yıldızı (Pulsar-Vuruşlu yıldız, Nötron yıldızı): İnsan Neden Yaratıldığına bir baksın.
- Tarık yıldızı (Pulsar-Vuruşlu yıldız, Nötron yıldızı): İnsan neden yaratıldığına bir baksın-Yağdırılan bir sıvıdan-Süpernova patlaması.
- Galaktik Navigasyon: Tarık yıldızı (Nötron yıldızı)/Beyaz cüce ('White dwarf') yıldızı.
Özetle;
Yüce Allah; Göğe bakın! Gökte bir yıldız var. O yıldız ki vuruşlar yapar; tokmak gibi, balyoz gibi vuruşlar yapar buyurmuştur. O yıldız ki delip geçer buyurmuştur.
Bu makalede 19 mucizesi ile Târık yıldızı arasındaki bağlantıyı/ilişkiyi inceleyeceğiz inşAllah.
Ayetlerde işaret edilen yıldızın Târık yıldızı olduğu artık çok nettir. Pulsarlar olarak da bilinen bu yıldızlar dev bir süper kızıl devin süpernova patlaması sonrası içine çökmesi sonrası oluşurlar. Sadece nötronlardan oluştukları için nötron yıldızları adını alırlar. Bu yıldızların çapı 10 km civarındadır. Ancak kütleleri Güneş’in kütlesinin 10-25 katı kadardır. 1 kibrit kutusu büyüklüğünde bir nötron yıldızının ağırlığı 3 milyar tondur. Bu yıldızlar kendi etrafında belirli periyotlarda dönerler. Kutuplarından çıkan ışınımları bir lazer ışını gibi tüm evreni deler geçer. Işınımları tespit edildiğinde ritmik vuruşlar yaptıkları açıkça görülür. Bu nedenle ‘pulsar’ ‘atım/atış’ ismini almışlardır. Ayrıca çok yoğun oldukları için her şeyi delip geçerler. Örneğin; 1 bilye büyüklüğündeki nötron yıldızı Dünya’ya düşse Dünya’nın diğer ucundan çıkar. Dünya'yı deler geçer. Hiçbir madde önünde duramaz.
Ayetlerde Yüce Rabbimizin özelliklerini saydığı bu yıldızın keşfi 6.8.1967 yılında Jocelyn Bell ‘Jastlin Bell olarak okunur’ isimli Kuzey İrlandalı bir astrofizikçiye nasip oldu. Cambridge Üniversitesinde araştırmacı olduğu dönemde Tilkicik takım yıldızını radyoteleskopu ile inceliyordu. 6.8.1967 tarihinde inanılmaz bir sinyal aldı. 1.33 saniye aralıklar ile gelen düzenli vuruşlar. Ritmik gelen bu sinyaller sanki bir kalbin atması gibi ritmik şekilde atıyordu. Evrende bu şekilde düzenli bir ritim içeren bir radyo sinyali ilk kez keşfediliyordu. Yaptıkları değerlendirmede ritmik vuruşlar yapan bu şeyin bir nötron yıldızından geldiğini kesin olarak anladılar. Kısacası; Yüce Allah’ın 86. surede işaret ettiği Tarık yıldızından gelen ilk sinyali keşfetmişlerdi.

Şimdi bu konunun 19 mucizesi ile ne ilgisi var diyeceksiniz belki de;
Aşağıdaki resimde Jocelyn Bell’in Târık yıldızından gelen sinyali ilk kez tespit ettiği yeri işaretlediği ölçüm kağıdınıgörüyorsunuz. Orjinal resimdir. Dikkat ederseniz sinyal tam olarak 19:19’da yani 19. saat 19. dakika yükseklikte geliyor ve tespit ediliyor. Notlar Jocelyn Bell tarafından yazılmıştır. CP 'Cambridge Pulsar' demektir.

İlk sinyalin tespit edildiği tarih ölçüm kağıdı üzerine 6 AUG 1967 olarak yazılmış. Yani 6 Ağustos 1967. Yazılmış tarihin formatı aynı olacak şekilde 6.8.1967 tarihi olarak yazılır. Çok ilginçtir ki bu sayının da 19x olduğunu görülür (681967=19x).
Jocelyn Bell ilk keşfedilen Târık yıldızının ritmik olarak 1.33saniyeler ile vuruşlar yaptığını tespit etti. 133 sayısı da 19sayısı ile bağlantılıdır. 133 sayısı 19'un 7 katıdır. 133 sayısı ayrıca Yüce Allah'ın lafzı ile de ilişkilidir. Kuran'da 19 ve 19'un katı ile numaralandırılmış ayetlerde tam olarak 133 Allah kelimesi geçer.
İlginç bir veri;
Târık suresinin 86. sure olarak numaralandırılması keşfin 8. ayın 6. gününde yapıldığına bir işaret olabilir.
Târık yıldızından gelen ilk sinyalin keşfedilmesi ile 19sayısı bağlantısını açıkça görüyoruz. Müddesir suresinde görevlendirilen 19 sayısı Kuran’ın Yüce Allah katından geldiğini kesin olarak ispatlar. Târık yıldızının ilk kez keşfedildiği ölçüm kağıdına Yüce Allah aşına bir bakın; 19 sayısı nasıl da pırlanta gibi parlıyor. Yüce Rabbimiz tarafından yerleştirilmiş. Çünkü her ikisi de büyük ayetlerdendir. Tarık yıldızı da ve 19 mucizesi de.
mailto:kuranmucizeler19@gmail.com
Tarık yıldızı (Pulsar-Vuruşlu yıldız, Nötron yıldızı): İnsan neden yaratıldığına bir baksın-Süpernova patlaması
Târık yıldızı ile ilgili detaylı inceleme için lütfen;
Bu makalede 1. makaleye önemli eklemeler yapılmıştır
Târık suresi 86. suredir. Bu sure başlangıcında Yüce Allah tarafından çok özel bir yıldız bize tanıtılır ve her insanın bir takım koruyucularının olduğu bildirilir ve insanın neden yaratıldığına bakması istenir. İnsanın dökülen bir sıvıdan yaratıldığı bildirilir. Bu sıvının da nereden geldiğiYüce Allah tarafından bize bildirilir. Şimdi Allah’ın izni ile Tarık yıldızı ile insanın yaratılışı arasındaki mucizevi bağlantıyı inceleyeceğiz. Aşağıda ilgili ayetler görülmektedir.
Tarık suresi 1-7 ayetler.
Yüce Allah aşağıdaki ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;
Kuran Âyet No|Sure No|Âyet No|Âyet Arapça okunuş Meal |
5930|86|1|وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ Ve s-semâi ve t-târık.Göğe ant olsun ve Târık'a |
5931|86|2|وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ Ve mâ edrâke me t-târik. Ve ne bildirdi sana Târık ne? |
5932|86|3|ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ En necmus sâkıb. Yıldız; delip geçen. |
5933|86|4|إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ İn kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfız. Yoktur hiçbir nefis/can/insan olmasın üzerinde (nefsin) bir koruyucu. |
5934|86|5|فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ Fel yenzuril insânu mimme hulık. Öyleyse baksın/görsün insan, neyden yaratıldı. |
5935|86|6|خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ Hulika min mâin dâfik. Yaratıldı bir sıvıdan/bir mayiden; patlayıp fışkıran. |
5936|86|7|يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ Yahrucu min beyni s-sulbi ve t-terâib. Çıkar bel kemiği/omurga ve göğüs kemikleri arasından. |
1-5 ayetlerin incelemesi aşağıdaki makalede geniş olarak yapılmıştı. Lütfen okuyunuz.
Tarık yıldızı (Pulsar-Vuruşlu yıldız, Nötron yıldızı): İnsan neden yaratıldığına bir baksın
Bu makalede özellikle 6. ve 7. ayetler üzerinde durulacaktır.
Not: Kelimelerin anlamları en altta sözlükte gösterilmiştir.
6. ayetin incelenmesi;
(دَافِقٍ) dafikin kelimesi kökü (دفق) anlamı dökülen-yağdırılan-fışkıran (pour out-pour forth), şiddetle-coşkuyla dökülen-yağdırılan-patlayan (pour out-pour forth vehemence), bol miktarda yağdırılan-dökülen(pour out-pour forth copiously, abundantly) anlamındadır.
(مَآءِ) mai kelimesinin aslı (موه) kelimesidir. (ه) harfi hafzedilmiş ve (و) harfi (آ)’e dönüşmüştür. Bu kelimenin anlamları; Hans Wehr 4th ed., page 1094 (of 1303): su (water), sıvı madde-akışkan-akıcı (liquid), akışkan sıvı-hareketli sıvı (fluid) anlamlarındadır.
Kelime anlamları ile 6. ayet şu şekilde olur;
| # | Kelime | Anlam | Kök |
| 1 | hulika | yaratıldı | خلق |
| 2 | min | -dan (from) | |
| 3 | mâin | bir sıvı | موه |
| 4 | dâfik | bol miktarda, dökülen-yağdırılan | دفق |
7. ayetin incelenmesi;
(يَخْرُجُ) yehrucu kelimesi kökü (خرج) anlamı ortaya çıkar(come out), dışarı çıkar (go out), meydana gelir (emerge) anlamındadır.
(بَيْنِ) beyni kelimesi kökü (بين) anlamı ayrılma (separate), uzaklaşma (far distant), ayrı parçalar oluncaya kadar ayrılma (be eminent), ayrı parçalar olarak görünen(appear distinctly) anlamındadır.
Şimdi çok önemli 2 kelimeyi inceleyeceğiz.
(ٱلصُّلْبِ) s-sulbi kelimesi kökü (صلب) anlamı çok sıkı olan(firm), sert-biçimi bozulmayan-kaskatı (rigit), çok çetin-sert (stiff), çok sağlam-sert (robust), çok dayanıklı(sturdy), çok güçlü (strong) anlamlarındadır. Sağlam olması anlamında bu kelimenin omurga kemiği(vertebra) anlamı da vardır.
(ٱلتَّرَآئِبِ) tteraibi kelimesi kökü (ترب) anlamı toz (dust), çok tozlu hale gelen (abounded with dust) anlamındadır. Bu kelimenin bir anlamı da iki meme arasındaki kemiktir(sternum kemiği).
Kuran’da bazı ayetlerin müteşabih ayet olduklarını biliyoruz. Bu ayetlerin de müteşabih olduğunu söylemek mümkündür. Bilim geliştikçe, insanoğlunun bilgisi arttıkça ayetin farklı yansımaları ortaya çıkar.
‘s-sulbi’ kelimesinin anlamı “bel kemiği/omurga kemiği” olarak alındığında, ‘t-terâib’ kelimesinin anlamı “göğüs kemikleri” olarak alındığında, ‘beyni’ kelimesi anlamı “arası” olarak alındığında ki bu anlamları vermek mümkündür, ayetin başka bir şeyi işaret ettiği görülür.
Bu makaleyi incelemek için lütfen aşağıdaki linkte tıklayınız.
Ancak Yüce Allah’ın 1-5 ayetlerindeki Târık yıldızına (Nötron yıldızı-Pulsar) vurgu yaptıktan sonra insanın yaratılışını bize delil olarak sunması ve kelimelerin yaygın olarak kullanılan anlamları dikkate alındığında çok büyük bir bilimsel gerçeği işaret ettiği görülür. Bu ayetlerin çok daha büyük anlamları vardır.
Öncelikle kısa bilimsel bilgiler verelim.
Dev bir yıldızın süpernova patlaması ile etrafa toz-partiküller saçması ve yıldızın içine çökerek Târık yıldızını (Nötron yıldızı-Pulsar) oluşturması nasıl bir süreçtir?
Güneş’imizden 10-29 kat daha büyük yıldızların çekirdekleri füzyon reaksiyonu ile atomları-elementlerioluşturur. Örnek olarak 2 hidrojen atomu birleşerek helyum atomuna dönüşür. 26 atom numarası olan demir atomu oluşuncaya kadar demirden hafif tüm atomlar-elementler (Lityum, berilyum, bor, karbon, azot, flor, neon, sodyum, magnezyum, alüminyum, silisyum, fosfor, kükürt, klor, oksijen, nitrojen, flor, potasyum, kalsiyum, vb.) yıldızın farklı tabakalarında füzyon marifeti ile oluşur. Demir atomu oluştuğunda ise işler tamamen değişir. Demir atomu yıldızın ölüm fermanıdır. Yıldızın çekirdeğinde oluşan demir atomu füzyon reaksiyonuna giremez ve yıldızın inanılmaz bir kuvvetle içe çökmesineneden olur. Bu içe çökme ile birlikte çok kısa bir sürede yıldızın dış tabakaları uzaya doğru patlar. Buna tipik bir süpernova patlaması denir. İçe çökme sırasında demir atomlarının elektronları çekirdeğe girer ve protonlar ile birleşir ve sadece nötronlardan oluşan inanılmaz yoğun(Güneş’imizden 10-29 kat daha büyük bir yıldız sadece 10 km çapında bir küre haline geliyor), inanılmaz derecede sıkı (atomlar bile yok), inanılmaz sert ve inanılmaz sağlam bir yıldız oluşturur. Bu nötron yıldızının maddesi o kadar sağlam ve serttir ki bir kibrit kutusu büyüklüğündeki bir nötron yıldızı maddesi 3 milyar ton ağırlığındadır. Bilye büyüklüğündeki bir nötron yıldızı maddesini Dünya’nın yüzeyine bıraksak direkt olarak Dünya’nın karşı tarafından çıkabilirdi. Dünya’da bildiğimiz hiçbir madde (çelik, karbon fiber, demir vb.) nötron yıldızının sağlamlığı ve sıkılığı ile karşılaştırılamaz bile.
Süpernova patlaması ile yıldızın tabakalarında oluşmuş olan yukarıdaki elementler uzaya bol miktarda toz (dust) halinde saçılır. Bu tozların içindeki demirden daha hafif olan elementler kimyasal reaksiyona girer ve birçok organik maddeyi oluştururlar (Karbon temelli birçok organik madde: monomerler ve polimerler: Karbonitratlar vb.). En bol olan elementler hidrojen ve oksijen olduğu için bol miktarda su molekülü (H2O) de oluşur. İşte bu su molekülleri ve birçok organik molekül çorba gibi karışık bir sıvı oluşturur. Bu sıvı içinde insanın yaratılmasında rol oynayan temel moleküller vardır.
Aşağıda bir süpernova patlaması gösterilmiştir. Merkezde küçük bir nötron yıldızı oluşmuştur. Yıldızın dış katmaları toz halinde uzaya yayılmıştır.

Tarık suresi Türkçe mealen şöyle buyurmaktadır;
1- Andolsun o göğe ve Târık'a,
2 - Târık nedir, bildin mi?
3 - O, karanlığı delen yıldızdır.
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Sirius (Şira) Yıldızı Hakkında
Bu yazıyı hazırlayışımda ağırlıkla mitolojilerden ve tarihi bilgilerden yararlandım, çünkü amacım eskiden tanrılaştırılan veya üzerine misyon yüklenen yıldızlardan en önemlisi olan Sirius’u biraz daha etraflıca sizlere aktarmaktı. Elbette astronomik olarak bilinmesi gereken hususları da belirttim lâkin, Astrolojide de olduğu gibi eski mitolojilerde her şeye sembolik anlamlar katıldığından dolayı, yazı yoğunlukla mitoloji, sembolizm ve tarih içermektedir.
İlk zamanlarda insanlar çevrelerindeki her şeye bir anlam verme çabası içine girmişlerdi. Doğa güçlerini, doğal afetleri ve başlarına gelen musibetleri anlayabilmek için her olaya bir kişilik oturtmaya başladılar. Zamanla da bu “kişilik verilmiş” cisim ve felaketlerle “anlaşmak” niyeti içine girdiler.
“Yıldırım çarpıp hayvanlarımı katletti… Bu yıldırımı gönderen güçle anlaşmalıyım, ona bir şeyler sunmalıyım veya niyetini öğrenmeliyim. Bunu engellemeliyim!” düşüncesi içinde önce kurban verme ritüelleri başladı, ardından başka başka ritüeller geldi. Ancak zaten Kurban ritüelini diğer bir yazımda değerlendirmiştim. Bu yüzden burada bu konuya değinmeyeceğim.
Kurban ritüelinin tarihçesi hakkında daha fazla bilgi edinmek için bağlantıya tıklayabilirsiniz. Bkz: Dinler ve Toplumlarda Kurban Ritüeli Tarihi
Burada, kurban verilen Tanrılaştırılmış veya “anlam katılmış” varlıklardan/cisimlerden en önemlileri olan “yıldızlar”a değineceğim. Çünkü birçoğunuzun bildiği üzere ilk tanrılar ya doğal güçleri temsilen yaratılmış (Örn: Fırtına Tanrısı, Ateş Tanrısı vs.) ya da dünyamızın dışındaki ulaşılamayan cisimlere atıf yapılarak oluşturulmuştur(Örn:Güneş Tanrısı, Ay Tanrısı).
Sirius takımyıldızı bu “anlam katılmış” şeyler arasında en önemlilerden biridir. Öyle ki, birçok dinde ve toplumda farklı efsanelerle yer bulmuş, bazense “öte aleme geçiş kapısı” sanılıp, tapılan varlıklar arasında yerini almıştır.
Bir astronomun gözüyle yıldız kümeleri yoğun ışık saçan plazma küreleriyken bazıları için bu, koca evrende tanrının farklı boyutlardaki tezahürüdür. Sadece karanlık geceleri aydınlatmak için orada durmadıkları ise aşikârdır. Hiç şüphesiz yıldızlara ayrı coğrafya ve kültürlerde, birbirinden bağımsızmış gibi görünen ancak özünde aynı olan inanç sistemleri farklı anlamlar yüklemiştir. Bu sembolizmin en yoğun olduğu yıldızlardan biri olan Sirius, “Köpek Yıldızı” ve ”Demir Kazık” gibi adlarla ifade edilir. Bazı kaynaklar Demir Kazık yıldızını Kutup yıldızı olarak ifade etse de mitolojik imgeler açısından bakılırsa işaret edilen yıldız Sirius yıldızıdır.
Bahsi geçen Takımyıldızımız; Ezoterik öğretilerde genellikle köpek, kurt ve çakal biçiminde simgelenmiştir.
Sirius, Yunan mitolojisinde avcı Orion’un köpeğidir.
Mısır’da ölüleri öteki aleme götüren Anubis’tir.
Türk mitolojisinde göksel sarayın bekçisi Kutsal Kurt Asena’dır.
Roma mitolojisinde Roma şehrinin kurucuları Romelus ve Remus’u emziren ilâhi kurttur.
İslam’da ise Zülkarneyn’in bu yıldıza giderek Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür.
Sirius, farklı dillerde “Sothis”,”Şira”,”Sirona”,Serios”,”Kak-si-di”,”Huşi” gibi adlarla telaffuz edilmiştir. Hatta yazıyı sanki doktora tezi hazırlıyormuşum gibi sıkıcılaştırmamak adına ekstra bir bilgi daha vereyim: Harry Potter adlı roman/film serisinde, baş karakterimizin yakınlarından birinin adı Sirius Black’dir ve bu kişinin özelliği siyah bir köpeğe dönüşebilmektir. Yani anlayacağınız; günümüzde en popüler olan romanlardan birinde bile Sirius yıldızımıza atıfta bulunulmaktadır.
Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bu yıldız, gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Güneşten 8.6 ışık yılı uzaklıkta olmasına rağmen parlaklığı güneşin 23 katıdır. Astronomlar Sirius-B için ‘’küçük yıldızlardan biri olmasına karşın yoğunluğu oldukça ağır bir yıldızdır ‘’ derler. İnsan aklının algılamakta zorlanacağı bir nokta ki, bu yıldızdan alınacak minik bir maddenin 1 ton geleceği söylenmektedir. Yerçekimi ve madde yoğunluğuyla birlikte değişim gösteren bu ağırlık oranı, dünyamızla kıyaslayınca çok şaşılasıdır. Yoğunluğu demirden daha sert olan bu maddenin dünyadaki en sert mineral olan elmastan 300 kat daha sert olduğu düşünülmektedir.
İlginç bir biçimde bu yıldıza Türk astral kültüründe de demir gibi sert anlamına gelen “Demirkazık” yıldızı denir. Demirkazık, mitolojik Türk tasavvurunda evrenin direği ve göğün kapısı olarak adlandırılır. Sıcak ve soğuğun bu kapıdan geçtiği düşünülür. Bu yıldızın güneşle birlikte doğduğu Temmuz ve Ağustos ayları, orta ve kuzey enlemlerde kavurucu sıcakların olduğu köpek günleri olarak adlandırılır. Hatta İngilizce’deki “Dog Days” ifadesi buradan gelir. Bu günlerde sıcaklığa bağlı olarak salgın hastalıklarda da artış gözlemlenmiştir.
Büyük Plinius ya da Yaşlı Pliny olarak bilinen ünlü Romalı filozof, “Naturalis Historia” adlı eserde Temmuz ve Ağustos aylarının kuduz köpekler tarafından saldırı riski taşıyan aylar olduğunu ifade etmiştir. Demirkazık’tan sıcaklığın yeryüzüne inmesi gibi de düşünebiliriz bunu. Nitekim Mart aylarında kedilerin azgınlaşması gibi, Bu yıldızın etkilediği bazı dönemlerde de köpeklerde bazı değişimlerin meydana gelmesi çok da şaşılacak bir durum olmamalıdır.
Eski Türk kavimlerine göre bu yıldız tanrının ışıklı ülkeleri olan gök ile yeryüzünü birleştiren kutsal bir kapıydı. Bu yıldız ruhlar âlemi ile ölümlülerin yaşadığı maddi âlemin sınırıydı. “Tanrıyla insanı ayıran çizgiydi” de denilebilir. Tanrı insanlara bu kapıdan iyilikler gönderirdi. Şamanlar uçarak bu kapıdan Tanrı ile iletişime geçerler fakat bu yıldıza ulaşıp yukarısına çıkamazlardı. Tanrı şamanlara bu kapı vasıtasıyla bir elçisini gönderir, şamanların isteklerini bu elçi vasıtasıyla dinlerdi.
Tahmin edebileceğiniz gibi yaşadığımız galaksinin içindeki birçok yıldıza ve gezegene sıfatlar verilmiştir ve bunlar 3–5 taneden ibaret değildir. Yunan Tanrılarının hepsi isimlerini ve karakteristik özelliklerini o dönemde bilinebilen gezegenlerden almaktadır. Buna ithafen ek bir bilgi geçmek gerekirse, Samanyolu’nun Büyük Yarığı da, bizim bu gün “Sırat Köprüsü” olarak bildiğimiz efsanenin doğmasına sebebiyet vermiştir. Yazıyı zengin tutmak ve meraklılarına daha fazla bilgi ulaştırabilmek adına bu konuyu ele aldığım bir videoyu aşağıya ekliyorum:
Konuya dönersek; Türklerin yaradılış efsanelerinde gökten mavi ışık huzmesi içinde inen Gök (mavi) Kurt sembolü yaygındır. Orta Asya’da Göktürklerin Türeyiş efsanelerine göre tüm ailesi yok edilen bir çocuk(ki sembolik anlamda bu, bizim güneş sistemimiz), dişi bir kurdun(köpek yıldızı) yol göstermesiyle kurtulur. Kurt çocuğu emzirir ve çocukla evlenir. Aklınıza Türk Kahramanı Tarkan efsanesini getiriniz. Burada Gök Tanrı, dünyaya kurt biçiminde iner. Ezoterik öğretilere göre de dünyanın oluşması aslında Sirius ile güneş sisteminin evlenmesinin sonucudur. Mavi ışıklı kurdun, soyu yok olmuş bir çocukla evlenmesi benzerliği burada önemli olan noktadır.
Türklerin eski inançlarında kurt kutsal sayılır. Yaradılış efsanelerinin çoğunda ve dünyanın sembol havuzunda dişi kurt önemli bir anlam içerir. Gökyüzü tarafından gönderilen Aşina(Asena) adındaki bir dişi kurdun efsanesi günümüze kadar gelmiştir (yukarıda bahsettik). Kurt resimleri pek çok Türk kavminin bayraklarında yer almış, ordu komutanlarına da Kök-Böri denmiştir. Kök eski Türkçede Gök, Böri ise Kurt demektir. Tarihe bakarsak eğer; Türkler’e ait en eski belge niteliği taşıyan ve MS V1. yy’da oluşturulan Mahan Tigin‘in Bugut yazıtlarında da taşlara kazınmış kurt kabartmaları görürüz.
İlginç bir bilgi daha vermek gerekirse; Atatürk’ün 1927 yılında İngiltere’ye bastırttığı ilk paranın üstünde kurt ambleminin olması bu geleneğin hala devam ettiğinin bir göstergesidir. Ayrıca 1960'lara kadar Cumhuriyetin ders kitaplarının kapaklarındaa bir kurt kafası sembolünün bulunduğunu belirtmekte fayda var.

Ders kitaplarının kapağındaki Kurt sembolüyle alakalı görüntülerimi de bulunca ekleyeceğim. Bilgisayarımda 10.000'den fazla görüntü olduğu için arayıp bulmaya üşendim açıkcası. Şimdilik söyleyebileceğim, Sağ tarafa bakan bir kurt kafası figürü olduğudur. Tıpkı Göktürk bayrağında olduğu gibi.
Yıldızımıza dönersek eğer; bu yıldızın rengi hakkında da farklı görüşler vardır. Genelde kırmızı ve turuncu renklerle anılmasına rağmen; 1.yy’da yaşayan şair Manilius ve 4.yy’da yaşayan Avienus, bu yıldızı “Deniz mavisi” olarak ifade ederler. Japon dilinde de Sirius, “Mavi Yıldız” olarak geçmektedir.
1862 yılında Amerikalı Astronom Alvin G. Clark, Sirius’un bir çift yıldız sistemi olduğunu keşfetmiştir. Diğer eş (Sirius B) 8.44 kadar parlaklığa sahip ve Güneş’in parlaklığının % 0.005’i kadar olan bir beyaz cüce’dir. Sirius B, bir zamanlar Sirius’tan çok daha büyüktü ve hızla gelişerek yakıtını tükettikten sonra dış katmanlarını dışarı fırlatarak bir beyaz cüce haline geldi. Yıldızlar ömürlerinin sonlarına geldikleri zaman ya beyaz cücelere dönüşürler, ya da çok büyük yoğunluktalarsa içlerine çökerek bir karadeliğe dönüşürler. Bu beyaz cüce, Sirius’un etrafında 49 yılda bir tur atarken Sirius’a gaz aktarımında da bulunduğu düşünülmektedir. Bu nedenle de Sirius’tan alınan tayfta sıra dışı çizgilere rastlanıyor.
Beyaz cüceler fazla ışık vermeyen, fakat yoğun atomik yapılarından dolayı devasa bir çekim gücü yaratan yıldızlardır. Bir beyaz cüce, hafif hidrojen ve helyum atomlarını tüketmiş ve çökmüş bir yıldızdır. Kalan maddeler öyle yoğun olarak iç içe geçmiştir ki artık maddesel yapısını bildiğimiz bütün maddelerden farklıdır. Atomlar bu derece sıkıştırıldıklarında sonuç olarak ortaya çıkan kütle aşırı derecede ağır olur. Çok yüksek güce sahip teleskoplar aracılığıyla görülebilen ve ancak 1970’ler gibi yakın bir tarihte fotoğraflanabilmiş bu yıldıza Sirius-B denilmiştir. Sirius, birbirlerinden 20 astronomik birim uzaklığında (yaklaşık Güneş’le Uranüs arasındaki uzaklık) ve birbirleri çevresinde 49 yılda dönen iki beyaz yıldızdan oluşan bir çift yıldızdır. Bu çift yıldızdan çıplak gözle görülebileni günümüzde Sirius-A olarak adlandırılır.
Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok olmak üzere 3 tanedir.
Hayvansal semboller ise kurt, çakal ya da köpektir.
Sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 rakamlarıdır.
Şimdi size Sirius’un bazı kavimlerde ne şekilde adlandırıldığını aktaracak, ardından toplumlardaki yerini incelemeye alacağım. Sirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:
“Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
“Sigi” (Dogonlar’da)
“Sigo” (Bambara’larda)
“Şi’ra” (Araplar’da)
“Seirios” (Yunanlar’da)
“Sirius” (Romalılar’da)
“Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
“Kak-si-si” (Hititler’de)
“Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria”(Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde)
“Sima Kayne” (Bozolar’da)
“Sirona” (Galyalılar’da)
“Hu-Şi” (Çinliler’de )
Mısır’da Sirius
Antik Mısır uygarlığı bu yıldıza çok önem vermiştir. Sirius’u Ra’nın güneşi olarak görmüşlerdir. Bir anlamda Sirius, güneş sisteminin güneşidir. Mısırlılar bu yıldızın dünyanın gelişiminde evrimsel bir role sahip olduğunu düşünmüşlerdir. Bu nedenle Sirius, dünyanın geçmişinde de geleceğinde de oldukça önemli bir yıldızdır.
Mısırlı rahipler, takvimlerini güneşe göre değil bu yıldıza göre düzenleyerek ona “Tanrıça İsis’in yıldızı” demişlerdir. Sirius yıldızının şafak yükselişinde olduğu zaman, yeni yılın ilk günü olarak kabul edilirdi. Sirius bayramı kutlanırken Memfis’te Nil’in taşma alametleri belirir ve yeni suyun ilk dalgası, kuru toprakları susuzluktan kurtarırdı. Bu yüzden Mısırlılar bitkilerin hayat bulmasını ve yılda üç kez ürün alınmasını Sirius’a bağlamışlardır.
İskenderiye’de basılan Grek madeni paralarında da Tanrıça İsis, bir köpeğin üzerinde tasvir edilmiştir. Mısır tapınaklarının geçitleri ve iç odaları ise Sirius yıldızını görecek şekilde yapılmıştır. Denderah’taki Hathor Tapınağı’nda, “İsis yeni yılın ilk gününde tüm ihtişamıyla mabette parlar, tapınağı aydınlatır ve ışıkları ufuktaki babası Ra’nın ışıklarına karışır.’’ ifadesi bulunur…
Mısırlılar, Sirius’un görünmez olduğu dönemden (3–4 Temmuz civarı) 35 gün önce ve 35 gün sonra 70 küsur gün boyunca ölülerini gömmemiş, çünkü bu dönemde diğer âleme açılan kapının kapalı olduğunu düşünmüşlerdir. Sirius’un görülmediği 70 gün boyunca İsis ve Osiris’in dünyayı Duat adı verilen öte âlemden seyrettikleri düşünülürdü. Başka bir görüşe göre de, Sirius yıldızı görülmediği dönemde Tanrıça İsis hamiledir. Yükseldiğinde; yani parlamaya başladığında ise oğlu Horus doğacaktır.
Kadim Mısır uygarlığında köpek/çakal figürü ile İsis-Sirius arasında birtakım ilginç bağlantılar vardır. Köpek başlı Anubis ile İsis’in ilişkisini orta dönem Plâtoncularından Plutarchus şöyle açıklar:
“Nephtys (İsis’in kızkardeşi) Mısırlılar’a göre dünyanın görünmez yüzüdür. Görünebilen yüzü ise İsis’tir. Bunlara dokunan çember ki ona ufuk denir, her ikisinin de ortak noktasıdır. Bu Anubis adını alır köpek ve çakal biçiminde ifade edilir.”
Anubis’in görevi ölüleri korumak ve yüceltmektir. Ölen kişi yargılanırken Anubis onlara yardım eder ve ölülerin kutsal mumyalayıcısı olarak görülür. Anubis, aynı zamanda adil bir yargıçtır. Terazinin bir kefesine ölenin kalbini(yani ruhunun kalitesi) diğer kefesine ise (gerçekliğin simgesi olarak) bir tüy koyar. Anubis’in, insanları eğitilmesinde yardımcı olmak gibi bir görevi de vardır.
Ölümle birlikte bedeni terk eden ruhların gittiği yer Antik Mısır’a göre Sirius’tur. Onlar da tıpkı Türk mitolojisinde olduğu gibi Sirius’ u diğer âleme açılan göğün kapısı olarak görmüşlerdir. Burada da ortak figür Anubis ve Aşina’dır.
Dogonlar’da Sirius
Dogonlar denilen ve 300bin kişiden oluşan bu kabilede ise Sirius’la ilgili anlatımlar daha enteresandır. Dogonlar, Afrika’nın Mali Cumhuriyeti’nde yaşayan, hayvancıkla ve avcılıkla uğraşan, kendi haline yaşayan bir kabiledir. Teknolojik hiçbir imkâna sahip olmayan ve çadırlarda yaşayan bu kabile hakkında yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilgiler ise şok edicidir. Dogonlar, Güneşin hareketlerini, Jüpiter’in uydularının olduğunu, Satürn’ün halkalı bir gezegen olduğunu ve Ay’da da kraterler olduğunu bilmektedirler. Bu kadar bilgiyi nereden öğrendikleri sorulduğunda verdikleri cevap ise “atalarımızdan öğrendik!” dir. Dogonlar, bununla da kalmayıp Sirius’un çift yıldız sistemine sahip olduğunu, spiral galaksimiz dışında başka spiral galaksilerin de var olduğunu söylemişlerdir.
Dogonlar’ın ilkel şartlarda bu kadar bilgiyi bilmelerini bazı araştırmacılar dünya dışı varlıklarla iletişime geçmelerine, bazıları ise Atlantis ve Mu uygarlığından gelen bilgilere bağlamıştır. Dogonlar’ın Nommo adını verdikleri bir tanrıları vardır. Onlara göre tanrı Nommo’nun gemisi aracılığıyla gelen tohumlar sadece içinde yaşadığımız gezegende değil, üst üste konmuş boyutlarda da yeşermiş ve büyümüşlerdir. (Türk mitolojisindeki tanrının ışıklı gökleri gibi.)
Dogonlar, Sirius yıldızına Po-Tolo(küçük yıldız) adını vermişlerdir. Onlara göre: “Âlemdeki her şey Sirius’ta vardır. Sirius yıldızından aktarılan tohumlar dünyayı yaratmıştır. Güneş sistemi Sirius ile evlenmiş güneş doğduktan sonra Sirius yol göstermiştir.”Tıpkı Türk mitinde geçen göksel kurdun çocuğa yol göstermesi gibi.
Aztekler’de Sirius
Aztek mitolojisinde köpek biçiminde temsil edilen tanrı, Xolotl’dur. Sirius–A ve B’yi ifade edercesine ikiz olduğu belirtilen Xolotl, Güneş’i taşıyan, yani hareketini sağlayan, yıldırımı şekillendiren ve ölülerin ruhlarına öteki âlemde refakat eden tanrı olup, ok ve yılanla ilişkilendirilir.
Hintlilerde Sirius
Hint efsanelerinde Sirius’tan şöyle bahsedilir:
“Cennet’in kapısına ulaşmak için yola çıkan dört kardeşten birisi iyi bir savaşçı, diğeri iyi bir aşık, üçüncüsü de iyi bir şairdir. Sonuncu kardeşin ise tek özelliği kendisine sadık bir köpeğinin olmasıdır. Kardeşler yola devam ederken; 4. kardeş, savaşçıyı bir savaşta, şairi bir düğünde, aşığı ise bir prensesin kollarında bırakır. Köpeği ile beraber cennetin kapısına ulaştığında da köpeğini cennete almazlar. Buna karşılık olarak o da Cennet’e girmeyi reddeder. Yolculuğu Cennet’ten izleyenler, tüm kardeşlerini terk ettiği halde neden köpeği terk etmediğini sorduğundaysa, kardeşlerinin kendi yollarına gittiğini, oysa köpeğinin ona sadık kaldığını, bu yüzden onun da aynı şekilde köpeğine sadık kalacağını, terk etmeyeceğini söyler. Bu cevap üzerine köpek, gökyüzünde “Canis Major” takım yıldızı olur. Kalbi ise Sirius’tur ve en parlak yıldız olarak atmaya devam eder.”
Çinliler’de Sirius
Sirius, Çin metinlerinde ve Feng Shui geleneğinde Ursa Major ile, yani Büyükayı takım yıldızı ile birlikte hareket eden tek bir yıldız olarak nitelendirilir. Olumlu ve olumsuz Chi/Chakra enerjisinin Güneş ile birlikte Sirius’tan geldiğinden bahsedilir. Enteresandır ki, 1909’da astronom Ejnar Hertzsprung, Sirius yıldızının büyük ayı yıldız kümesi ile birlikte hareket ettiğinini açıklamıştır.
Antik Yunan’da Sirius
Antik Yunan mitolojisine göre Sirius, Tanrı Orion’un köpeğidir. Orion ise, Poseidon’un oğludur. Orion, zaman köpeği ile gezen büyük bir avcıdır. Yakışıklılığı ve kadınlara düşkünlüğü ile ün salmıştır. Hera’yı kıskandıracak kadar güzel olan karısını kaybettikten sonra, misafir olduğu Oinopion’un kızı Merope’yi baştan çıkarmaya kalkışmıştır. Oinopion da bunun üzerine onu kör etmiştir.
Daha sonra Eos tarafından kaçırılan Orion’u bakire tanrıça Artemis bir akrebe sokturarak öldürtmüştür. Akrep, ödül olarak burçlar arasında yerini almış, Orion’a ise, gökyüzünün karşı yanında bir takım yıldızı haline gelmiş ve köpeği de “Sirius yıldızı” na dönüşmüştür.
Araplar’da Sirius
Kuran’da “Şi’râ” olarak adı geçen bu yıldız, Necm(yıldız) suresinin 49. ayetinde şu şekilde geçer: “Doğrusu Şi’râ yıldızının Rabbi de o’dur.”
Sirius (Arapça شعر Şi’râ ), bilindiği gibi gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Araplar da diğer kavimler gibi eskiden Sirius’a tapar ve ona dua ederlerdi. Onu da diğer kavimlerin edindiği gibi Tanrılarından biri edinmişlerdi.
Harran Sabiileri, Ay tanrısı Sin’e, güneşe ve yıldızlara taparlardı. Hepsinin ortak yıldızları da Şi’râ, yani, “Şi’râ-yı Yemâni” (Sirius, Süreyya) ile “Şirayı Gumeyşa” (Procyon) takımyıldızlarıdır.
Sirius, Araplarının şans ve uğur kaynağı sayıp bahtlarını kendisine bağlı gördükleri yıldızdır. Arapların Şi’râ’yı “Gumeyşa” (Sulu Gözlü Şi’râ, Yağmur) adıyla andıkları “iki”yıldız’dan oluşan bu takımyıldız ile “10 yıldızlık” Büyük Köpek takımyıldızını hesapladığımızda her ikisinin yıldız sayıları “12″ ye ulaşır. Bu da bize bütün dinlerde ve mitolojilerdeki “12″ (12 burç, 12 dönem, 12 ay) sayısının sırrını verir.
Ayrıca “Hilal-Yıldız”sembolü de muhtemelen bu takımyıldızını temsil etmektedir. Büyük köpek takımyıldızındaki on yıldızın da “1 güneş 1 ay” şeklinde “çift” dizilişli olmaları, büyük ihtimalle “Hilal- yıldız” kavramının da kaynağıdır.
Himyer Arapları’nın Yahudiliği kabul etmeden önce güneşe taptıkları, Kurân-ı Kerîm’in Belkıs ve kavmiyle ilgili atfından anlaşılmaktadır. Güney Arapları’nın ayrıca Ay’a taptıkları ve onu temsîlen bir put edindikleri bunun yanında Benî Uzre’den bir kabilenin “Şems-güneş” adlı bir putunun bulunduğu ve Abdüşems(güneşin kulu) adının Araplar’da yaygın olduğu bilinmekteydi. Tıpkı Abdullah gibi.
Dolayısıyla, İslamiyet yayılmaya başladıktan sonra gelen bu surenin amacı büyük ihtimalle, “O taptığınız yıldızı da yaratan Allah’tır, o halde Allah’ın yarattıklarına tapmak yerine direkt Allah’a tapın.” gibi bir mesaj iletmektir.
“Yıldızlar göz kırparken bana şairin evreni içinde gizleyen öznesi, âlemin özü, insan olurum ve Şeyh Galib’in dediği gibi hoşça bakarım zâtıma. Ne fısıldadı Nil’in incisi Sirius size? Uçsuz bucaksız evrende tek olmadığınızı mı yoksa?” — Eren Sarı, Astronomi s.38,
KAYNAKÇA:
[1] Kurân-ı Kerîm, Necm Sûresi, 49, meal: Mustafa İslamoğlu.
http://www.eskisehirbilimdeneymerkezi.com/docs/acc134d37dcf7045331a3982f81d1eb9.pdf
[2] http://rasathane.ankara.edu.tr/files/2013/02/ciplak_gozle_gokyuzu.pdf
[3] http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/aak/wp-content/uploads/ASTRONOMI_I_02.pdf
[4] http://akulduz.blogspot.com.tr/2012/11/sirius.html
[5] http://walkingtothelight.com/page.php?id=885&ad=SİRİUS YILDIZ SİSTEMİ
[6] http://www.uzayveastronomi.com/2009/01/17/17-18-ocak-2009/
[7] Alparslan Salt, “Dogonlarda Sirius Gizemi”, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1984.
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Sirius, gizliilimler
[9] http://srv2.galactic2.net/Planet/sirius-relationship.html
[10] Yaprak Pelin Ertürk, “Sirius Kültürü ve Türk Mitolojisi İlişkisi” (lisans tezi), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, 2011.
[11] Alparslan Salt — Cem Çobanlı, “Dharma Ansiklopedi”, Dharma Yayınları, İstanbul 2001.
[12] http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/newage/newage91.htm
[13] http://ahmedtevfik.blogcu.com/7-bolum/9113035
[14] Colin Ronan, “Dünya Kültürlerinde Bilimin Tarihi ve Gelişmesi” (Bilim Tarihi), çev. E. İhsanoğlu, F. Günergun, TÜBİTAK Yayınları, Ankara 2003, s. 18–19.
[15] Yrd. Doç. Dr. Mükerrem Bedizel Zülfikar Aydın, “Kitâbü’l-Filâha’da Gök Cisimleri — Tarım İlişkisi”, Acta Turcica, Yıl V, Sayı 1, Ocak 2013.
[16] Jay B. Holberg, “Sirius: Brightest Diamond in the Night Sky, Chichester”, UK 2007: Praxis Publishing, s. 4–5.
[17] http://www.filozof.net/English/space-science/135-orion-takim-yildizi.pdf
[18] Beyt-Nahreyn Arap Tarihi, “İslam Öncesi Arap Tanrıları”, Derleyen: Yavuz Binbay, http://beyt-nahreyn.com/?p=318
[19] Diyanet İslam Ansiklopedisi, “yıldız”maddesi, cilt:43, s.534.
[20] http://turktarihivegercekler.blogcu.com/sirius-un-gizemi/13837822
[21] http://kendimlekonusuyorum.blogspot.com.tr/2010/10/sirius.html
[22] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, “Taberi Tefsiri”, Hisar Yayınevi: 8/54.
[23] Elmalılı Hamdi Yazır, “Hak Dini Kuran Dili” c.7., s.324.
[24] Yrd. Doç. Dr. Özer Çetin, “Kültürel Din Psikolojisi Açısından Geçiş Dönemi Rüyaları: Kutadgu Bilig Örneği”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2013, 6/3.
[25] http://apocalisselaica.net/tr/varie/miti-misteri-e-poteri-occulti/la-misteriosa-connessione-tra-sirio-e-la-storia-umana
[26] Yrd. Doç. Dr. Faruk Sancar, “Beyin Yıkama Olgusu Üzerine Kavramsal ve Tarihsel Bir Analiz”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 7 Sayı: 32.
[27] Richard Hinckley Allen, “Star-names and Their Meanings”, New York 1899: G. E. Stechert, s.117.Bahaddin ÖGEL; Türk Mitolojisi1,2
[28] Nil ELDEM; Yıldızların Altında 10.000 Yıl
[29]Alparslan SALT; Dogonlar’da Sirius Gizemi
[30]Robert K. TEMPLE;Sirius Gizemi
xxx
xxxxxxxxx



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O