Lat: Taifte bulunan, üzerine ev bina edilmiş oyulmuş bir kaya idi.
Uzza: Cahiller ise insanlarla konuşanın ağaç olduğunu zannediyorlardı. O Mekke’nin putuydu.
Menat: Mekke ile Medine arasında Kudayd dağı yakınlarında büyük bir sahra da idi, orada Huza’, Evs ve Hazreç kabileleri ona ibadet ediyorlardı.
Susa III (MÖ 3100-2700) 'Proto-Elam' dönemi olarak da bilinir. Bu dönemde Baneş dönemi çanak çömleği baskındır. Bu dönem aynı zamanda Proto-Elam tabletlerinin kayıtlarda ilk kez göründüğü zamandır. Susa daha sonra, Elam uygarlığının merkezi haline gelmiştir.
Elam'a (Çivi yazısı; 𒉏) yapılan muğlak atıflar da bu dönemde Sümer kayıtlarında görülür. Susa, yazılı tarihe Sümer'in Erken Hanedan Dönemi'nde girer. Bu dönemde Sümer Kralı Enmebaragesi'nin "Elam ülkesine boyun eğdirdiği" söylenen MÖ 2700 yılında Kiş ve Susa arasında bir savaş da kaydedilmiştir.
İbrani Kutsal Kitabı'nın Ketuvim bölümünde özellikle Ester Kitabı'nda, Susa'dan Şuşan adıyla bahsedilir. Ezra (Ezra 4:9), Nehemya (Nehemya 1:1) ve Daniel (Daniel 8:2) kitaplarında da birer kez geçer. Bu metinlere göre Nehemya MÖ 6. yüzyıldaki Babil Sürgünü sırasında Susa'da yaşamıştır. Ester ise orada kraliçe olmuş, Kral Ahaşveroş'la evlenmiş ve Yahudileri soykırımdan kurtarmıştır. Şuş-Danyal olarak bilinen bölgede Danyal'a ait olduğu düşünülen bir mezar bulunmaktadır. Bununla birlikte, mevcut yapının büyük bir kısmı aslında on dokuzuncu yüzyılın sonlarına, yaklaşık 1871'e tarihlenen çok daha geç bir yapıdır.
Susa ayrıca Jubilees Kitabı'nda (8:21 ve 9:2) Sam ve büyük oğlu Elam'ın mirası içindeki yerlerden biri olarak anılır. 8:1'de "Susan", Elam'ın oğlu (ya da bazı çevirilerde kızı) olarak adlandırılır.

Alp orojenezi ile oluşan dağlar aynı zamanlarda oluşan Himalaya Dağlarını da içerecek şekilde Alp-Himalaya Orojenezi şeklinde de ifade edilir. Sistemin içinde şu dağlar yer alır: Atlas Dağları, Rif Dağları, Betik Dağları, Cantabria Dağları, Pireneler, Alpler, Apenin Dağları, Dinar Alpleri, Pindos Dağları, Karpatlar, Koca Balkan Dağları, Toros Dağları, Doğu Anadolu Dağları, Kafkas Dağları, Elburz Dağları, Zagros Dağları, Hindukuş Dağları, Pamir Dağları, Karakurum Dağları, Himalaya Dağları.Alp orojenezinin oluştuğu alan Tetis Okyanusunun bulunduğu alandır. + Toros Dağları ya da kısaca Toroslar, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Teke Yarımadası'ndan Suriye'ye, hatta iç kesimlere de uzayarak Irak sınırına varan, içinde birçok sıradağı da barındıran bir dağ zinciridir.Toroslar Kuzey Anadolu Dağları gibi III. jeolojik zamanda Alpin Orojenezi ile oluşmuştur. II. jeolojik zaman boyunca Tetis Okyanusu'nun tabanında bulunan arazi tortul maddelerle dolmuştur
Binboğa Dağları
Binboğa Dağları Akdeniz Bölgesi içinde Orta Toroslarda yer alan ve 4. Zaman'da oluşmuş dağlardır. Binboğa Dağları Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri arasında kalır.Anadolu Diyagonali üzerindeki dağlarda hem İran-Turan hem de Akdeniz bitki bölgesi türleri görülür. 967 bitki türü belirlenmiştir. Bitki türlerinin %38', İran-Turan, %11'i Akdeniz, %1,5'i Avrupa-Sibirya bitki bölgesine aittir. 2000 m yükseklikten sonra endemizim oranı yüksektir. Dağ üzerinde az miktarda meşe ve ardıç orman kalıntıları vardır. Binboğa Dağları üzerinde yarı göçebe hayvancılıkla bağlantılı yaylacılık faaliyetleri yapılmaktadır.Yaylaya çıkanların süt işlemede kullanmasından dolayı bitki örtüsü tahrip olmuştur. Yayla alanlarını bitki örtüsü dağ çayırları ve Antropojen bozkırdır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ve Kuzey Mezopotamya'nın coğrafi olarak kuzey sınırını oluşturur. Dicle Nehri kaynağını bu kısımdan alır.
Güneydoğu Toroslar'ın batı sınırı, Ceyhan Nehri vadisinden, Ahır Dağı ve Engizek Dağı ile başlar. Bey Dağları, Hazarbaba Dağı, Maden Dağı, Mastar Dağı, Akdağ, Akçakara dağları, Muşgüneyi Dağları, İhtiyarşahap Dağları ile Hakkâri yöresine ulaşır.
Hakkâri civarında Türkiye'nin yüksek dağları bulunur. Şırnak-Şemdinli arasında 3000–4000 m yüksekliklere ulaşan, geçit vermez sarp ve keskin zirveli dağlar bulunur: Karadağ, Sat Dağı, Buzul (Cilo) Dağları, Karadağ (Hakkâri kuzeyinde), Sümbül Dağı, Samur Dağı, Altın Dağı, Serdolusu Dağı, Tanintanin Dağları. Bu dağlar birbirine paralel dizilmiştir. Toroslar üzerindeki polyelerin çoğunluğu Orta ve Batı Toroslar üzerinde, Isparta Açısı üzerinde bulunur.
Umman Denizi, Hint Okyanusu'nun bir bölümüne verilen addır. Doğusunda Hindistan, kuzeyinde Pakistan ve batısında da Umman Körfezi, Arap Yarımadası ve Aden Körfezi, yer alır. Umman Körfezi üzerinden Basra Körfezi'ne, Aden Körfezi üzerinden de Kızıldeniz'e bağlanır. Orta Doğu, Afrika, Hint Yarımadası arasında bağlantı sağlayan Umman Denizi eski çağlardan itibaren ticaret yollarının önemli bir parçası olmuştur. Süveyş Kanalı dolayısıyla Avrupa ile Hindistan arasındaki deniz yolunun önemli bir parçasıdır.
Hürmüz Boğazı (Arapça: مضيق هرمز - Madîk Hürmüz, Farsça: تنگه هرمز - Tange-ye Hormoz), Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan boğazdır. Boğaz, Avesta'da adı geçen iyilik tanrısı Hürmüz'ün adını almıştır. Boğazın kuzey kıyısında İran, güney kıyısında ise Umman toprakları bulunur. Boğazın kuzey kıyısında İran, güney kıyısında ise Umman toprakları bulunur. Genişliği 33 ila 95 kilometre kadardır. Qeshm, Hürmüz ve Hengam adalarını içerir ve özellikle Basra Körfezi'ndeki çeşitli limanlardan toplanan petrol, tankerler aracılığıyla bu su yolunu kullanarak dünyaya taşındığı için büyük stratejik ve ekonomik öneme sahiptir.
Hürmüz Boğazı bir "dar nokta" olarak kabul edilir. Çünkü sular, boğazın genişliği boyunca petrol tankerleri için yeterince derin değildir. Derinliği Musandam Yarımadası'nın yakınında en fazladır ve kuzeye İran kıyılarına doğru ilerledikçe incelir. 2026 İran Savaşı dahilinde Boğaz, İran tarafından fiilen kapatıldı; Devrim Muhafızları geçmeye çalışacak her gemiye saldırılacağını bildirdi.
Hübel:
Hubal veya Hubel (Arapça: هبل), Arabistan'da Mekke'de Kureyş kabilesinin hüküm sürdüğü sıralarda tapınılan, Arap putlarının en büyüğü ve Kabe'nin baş tanrısıdır.
Kırmızı bir taş türünden yapılmış heykeli Kabe'nin içinde bulunuyordu. Hubel'in bir Ay tanrısı olduğuna inanılır ve Asur-babil Ay tanrılarından Sin ile ilişkilendirilir.
Muhammed ve arkadaşları tarafından Allah'ın tek ilah olduğu ve sadece ona tapınılması gerektiği söylenerek Hubal ve 360 puttan oluşan diğer tanrılar imha edildi.
⚠️~ İbrâhim putları paramparça etti, belki ona başvururlar diye büyük putu bıraktı.~ Embiyâ,58 ‼️
• putların en büyüğü olan Hübel kırmızı akikten yapılma bir insan şeklinde tasvir edilmiş, sağ kolu kırık olarak Kureyş’e intikal eden bu puta daha sonra altın bir kol takılmıştır (Cevâd Ali, VI, 250-251).
Hübel Mekke’nin fethi esnasında diğer putlarla birlikte kırılarak ortadan kaldırılmıştır.Hubal'ın kökeni:
Hilal şeklindeki Ay tapınması Babil'deki hilal, yıldız ve güneş tapınmasından doğmuştur. Hilal'in Babil ve Sümer'deki adları Sin ve İnanna'dır. Baal eski Babil'in baş ilahı Marduk'un diğer bir adıdır.
Hilal (Sin), Yıldız (İştar) ve Güneş (Şamaş) üçlüğü aslında tek bir ilahta, Marduk'ta birleşirler.
Hilal Baal'la, yıldız İştar'la ve güneş Şamaş' (Tammuz)la ayrı birer ilah olarak gösterilir.
Marduk adı içeriğinde isyan anlamı bulunan bir sözcük olup, Babil kentini kuran Nemrut'un adından gelir ve Nemrut'un tanrılaştırılmış adıdır.
Baal adı yine Marduk'tan gelerek aynı ilahın egemen efendi sıfatını taşıyan bir adıdır. İçinde isyan etme anlamı bulunan Marduk asıl olarak ilk isyancı olarak Şeytan'ı simgeler.
Şeytan için kullanılan bir ifade "Hilel Ben Şahar (Helel Ben Shachar)", "Seher'in oğlu Hilal, Parlak Yıldız" anlamına gelir. Helel sözcüğünün içinde aynı zamanda "parlak yıldız" anlamı da bulunur.
- Hilel Ben Şahar! (Helel Ben Shachar): Ey Seher'in oğlu Hilal, Parlak Yıldız!: O Lucifer, son of the morning!
Bazı araştırmacılar Hubel'i Hitit dilinde Kabala ve Kabal olarak telaffuz edilen Kibele'ye bağlamışlardır.
⚠️ ~ (İlyas) "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" •Sâffât,124-126. ‼️
Bu nedenle satanizm Baal ve İştar'ı simgeleyen Hilal ve Beşgenyıldız'ı (pentagram) Şeytan'ın kutsal simgeleri olarak kullanmaktadır.

Günümüzde aynı simgeler ve ilah adları satanizmin dışında da sayısız yerde kullanılmaya devam etmektedir. Bunların arasında heavy metal, black metal gibi müzik türleri de bulunur.
- Tanrı Kaskuh (Hitit mitolojisi )
- Tanrı Men (Frig mitolojisi)
♻️
Aşağıda resmi gösterilen Ḳaryat el-Fāvyazıtının çevirisi yer almaktadır. Eski Arap isimleri ile birlikte Vedd’e ilah olarak tapıldığı açıkça görülmektedir.
Terc. M. Marx, C. Robin, bkz. Arabistan Yolları, 186)

5 ilahtan başka ilahlarda vardı. İsmi zikredilen ilahlar şunlardır; Vedd (وَدًّا), Suva (سُوَاعًا), Yeğus (يَغُوثَ), Ye'uk (يَعُوقَ) ve Nesr (نَسْرً).
Tarihi kaynaklar incelendiğinde M.S. 2. yüzyıldaki eski Arap tarihi kalıntılarda Nûh’un toplumunun ilahlarından bir tanesini olan Vedd’e tanrı olarak tapıldığı görülmüştür.
Bu da bize bu ilahların isimlerini bilen kişiler olan Nûh’un gemisinde kurtulan kişilerin soylarından gelen kimselerden bazı kimselerin tekrar eski ilahlarına tapmaya başladığını düşündürür.
Yüzyıllar geçse de bu ilahlara eski Araplar tapmışlar.
Aşağıda resmi gösterilen Ḳaryat el-Fāvyazıtının çevirisi yer almaktadır. Eski Arap isimleri ile birlikte Vedd’e ilah olarak tapıldığı açıkça görülmektedir.
M.S. 2. veya 3. Yüzyıla tarihlendirilen bu yazıtların 5. satırında sözde Vedd tanrısınınismi geçmektedir.
Kur’an’da Nûh kavminin ileri gelenleriyle onların takipçilerinin halka şöyle söyledikleri belirtilmektedir: “Sakın ilâhlarınızı bırakmayın! Hele Ved’den, Süvâ‘dan, Yegūs’tan, Yeûk’tan ve Nesr’den asla vazgeçmeyin!” (Nûh 71/23). Medineliler âyetteki kelimeyi vüdd, Kûfe ve Basralı kıraat âlimleri ise vedd şeklinde okumuştur (Tâcü’l-ʿarûs, “vdd” md.; Taberî, XXIII, 305). Bir görüşe göre Ved Nûh kavminin, Vüd ise Kureyşliler’in tapındığı putun adıdır (Fahreddin er-Râzî, VI, 366). Âyette belirtildiği üzere Ved, Hz. Nûh zamanında kendilerine tapınılan ilk beş puttan biri ve en önemlisidir.
Mezopotamya medeniyetlerinde (Bâbil bölgesi) öne çıkan bu putların Araplar’a Nûh kavminden geçtiği kabul edilmektedir. Hindistan’da da benzer isimlerde putların varlığına dikkat çekilmekle birlikte (Keşmîrî, IV, 251; Elmalılı, VIII, 5378) Hint inancında Veda bir put ismi değildir. Nûh kavminin putu olan Ved diğer putların en büyüğü idi ve sonraki devirlerde de bu puta Dûmetülcendel’deki (Kûfe) Benî Kelb ve Kureyş kabileleri tapmıştır (Tâcü’l-ʿarûs, “vdd” md.; Taberi, XXIII, 304; Fahreddin er-Râzî, VI, 365).
Vedd’e tapınma Abdüved oğullarının muhafızlığında İslâm’ın ortaya çıkışına kadar devam etmiştir.
Hz. Peygamber, Tebük Gazvesi sırasında Hâlid b. Velîd’i bu putu yıkmakla görevlendirmiştir. Abdüved oğullarıyla savaşan Hâlid b. Velîd onları mağlûp etmiş ve putu parçalayarak ortadan kaldırmıştır (Kitâbü’l-Eṣnâm, s. 51-55; ayrıca bk. Taberî, XXIII, 303; Fahreddin er-Râzî, VI, 365; İbn Kesîr, VIII, 261-262).
&
MÖ 2000 civarında Sümer'in çöküşünden ve Mısır'ın dünyanın en güçlü ulusu olarak yükselişinden sonra, birçok İbrani klanı Kenan'a taşındı; burada zaten geniş aile ve ticaret bağları vardı, çünkü İbranilerin büyük bir kısmı Amoritler (Kenanlılar) idi. Şüphesiz, İbrahim'in Ur'dan günümüz İsrail'ine göçünün gerçekleştiği tarihsel bağlam buydu.
Bazıları, 300 yıldan fazla önce Mısır'dan sürgün edilen Hiksoların torunlarıydı; diğerleri ise bir yüzyıl önce Musa'yla gelen grubun torunlarıydı.
İncil metni, Hakimler Kitabı'nda her zaman bulunan bu gerilimi dolaylı olarak doğrular: orada bölünmüş ve komşu düşmanlar tarafından sürekli taciz edilen bir İsrail'den bahsedilir. O dönemde, İncil'deki en ünlü grubu Filistliler, Yunan kökenli göçmenler olan sözde Deniz Halklarının istilası da yaşandı.
Samerye krallığı, M.Ö. 722'ye kadar varlığını sürdürdü; o yıl Asurlular tarafından yerle bir edildi; Yahuda'nın ise MÖ 587'ye kadar kaldı, ardından Babilliler tarafından fethedildi.
İncil metni bu konuda çok fazla ayrıntı vermese de, arkeologlar MÖ sekizinci yüzyılın ortalarında iki krallığın nüfusunun birleştiğini göstermiştir. O dönemde Asur istilası yaklaşıyordu ve kuzeyden birçok İsrailli güney krallığına sığındı. Kanıtlar, MÖ 750'de Yahuda krallığının nüfusunun üç katına (hatta belki dört kat) arttığını gösteriyor.
Böylece, Babilliler Yahuda krallığını fethettiğinde, İsrail kimliği pratikte pekişmişti. Persler – MÖ 539'dan beri bölgenin efendileri ve lordları – o andan itibaren Yahuda olarak adlandırılan eski güney İsrail krallığının yeniden inşasına izin verdiler.
Bu nedenle, sakinlerine "Yahudi" denmeye başlandı.
Ve burada netleştirmek gerekir: "Yahudi" "Yahuda kabilesinden" anlamına gelmez. O kabile üyesi için kullanılan İbranice terim BEN YEHUDAH (benei Yehuda, çoğul) ve "Yahudi" kelimesi YEHUDI'dir.
İncil kitapları artık "İsrailliler"den değil, "Yahudilerden" bahseder (özellikle bunlar Ezra, Nehemya ve Ester'dir).
Senenmut Mısır yerlisi bir aileden değil, Mısırlıların aşağıladığı Hiksoslardandır.
____Hiksoslar, MÖ 17. yüzyılda Asya'dan gelerek Antik Mısır'ın Nil Deltası'nı işgal eden ve yaklaşık 100 yıl boyunca hüküm süren, "Yabancı Krallar" anlamına gelen kökenleri belirsiz bir halktır. Atlı savaş arabaları, yeni kılıçlar gibi askeri teknolojileri Mısır'a getirerek ülkenin ikinci orta dönemi olan İkinci Orta Dönemi başlatan bu toplum, Avaris'i başkent yapmış ve Mısır'ın XV. ve XVI. Hanedanlarını kurmuştur. ____
İbraniler bir "halk" ya da etnik köken değildi. Hem Semitler hem Kenanlılar vardı ve muhtemelen Mitanya (Hurri) ve Hitit kökenli İbraniler de vardı. Ortak noktaları yaşam tarzlarıydı: göçebeler ya da yarı göçebeler, kentsel ve medeni yaşama açıkça karşı, yetenekli atlılar ve genellikle yağmalamaya adanmış, ama aynı zamanda ticaret ve hayvancılığa da adanmışlardı.Onlara ilk referanslar Sümerlerden gelir ve akademisyenler onların "gabiru" olarak adlandırılmış olabileceğine inanır. Kesin olan şu ki, Akkadlılar onlara HABIRU, Mısırlılar ise APIRU demiştir.
MÖ 2000 civarında Sümer'in çöküşünden ve Mısır'ın dünyanın en güçlü ulusu olarak yükselişinden sonra, birçok İbrani klanı Kenan'a taşındı; burada zaten geniş aile ve ticaret bağları vardı, çünkü İbranilerin büyük bir kısmı Amoritler (Kenanlılar) idi. Şüphesiz, İbrahim'in Ur'dan günümüz İsrail'ine göçünün gerçekleştiği tarihsel bağlam buydu.
Samerye krallığı, M.Ö. 722'ye kadar varlığını sürdürdü; o yıl Asurlular tarafından yerle bir edildi; Yahuda'nın ise MÖ 587'ye kadar kaldı, ardından Babilliler tarafından fethedildi.
İncil metni bu konuda çok fazla ayrıntı vermese de, arkeologlar MÖ sekizinci yüzyılın ortalarında iki krallığın nüfusunun birleştiğini göstermiştir. O dönemde Asur istilası yaklaşıyordu ve kuzeyden birçok İsrailli güney krallığına sığındı. Kanıtlar, MÖ 750'de Yahuda krallığının nüfusunun üç katına (hatta belki dört kat) arttığını gösteriyor.
Böylece, Babilliler Yahuda krallığını fethettiğinde, İsrail kimliği pratikte pekişmişti. Persler – MÖ 539'dan beri bölgenin efendileri ve lordları – o andan itibaren Yahuda olarak adlandırılan eski güney İsrail krallığının yeniden inşasına izin verdiler.
Bu nedenle, sakinlerine "Yahudi" denmeye başlandı.
Ve burada netleştirmek gerekir: "Yahudi" "Yahuda kabilesinden" anlamına gelmez. O kabile üyesi için kullanılan İbranice terim BEN YEHUDAH (benei Yehuda, çoğul) ve "Yahudi" kelimesi YEHUDI'dir.
İncil kitapları artık "İsrailliler"den değil, "Yahudilerden" bahseder (özellikle bunlar Ezra, Nehemya ve Ester'dir).
&
Fenike Dini , diğer birçok eski kültürde olduğu gibi, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı. Baal , Astarte ve Melqart gibi tanrılar adlarına tapınaklar inşa ettirdiler, onlara düzenli olarak adaklar ve kurbanlar yapıldı, krallık onların baş rahipleri olarak yapıldı ve hatta gemiler onların temsillerini taşıdı.
Fenikelilerin En Kilit Başarısı: Alfabe ve Yazı Sistemi
Hiç şüphesiz ki Fenikelilerin en sıra dışı başarısı geliştirdikleri yazı sistemidir. Bu yazı sisteminde kullanılan harfler Yunanlar tarafından çeşitlendirilerek Latin alfabesinin geliştirilmesine sebep olmuştur. Ve bu alfabe Fenike alfabesinin yerine geçmiştir.
Bu alfabenin kökü, milattan önce 15.yy ve öncesinde Fenikelilerin çivi yazısında kullandıkları Proto-Kenan alfabesine dayanmaktadır. Bilinen en eski Fenike yazıtları Babil’dedir ve tarihleri milattan önce 1000 yılına dayanmaktadır. Yunan, Etrüsk, Latin, Arap, İbrani, Hint ve Güney Asya dillerinin alfabelerinde Fenike alfabesin karşımıza çıkar.
Dış Güçlerin Hakimiyeti Altında Fenike Şehirleri
Tarihlerinin çoğunda Fenikeliler Mısır, Asur, Babil, Fars, Makedonya ve Roma uygarlıklarının hakimiyeti veya etkisi altında kalmıştır.
538 yılında II. Kiros ve Farslılar Fenike’yi fethetti. Ve gittikçe gelişen 4 vasal devlete böldü: Sidon, Tyre, Arvad ve Babil. Zamanla Fenike medeniyeti çökmeye başladı. 332’de Büyük İskender Tyre ve diğer Fenike şehirlerini ele geçirdi. Büyük İskender’den sonra Fenikeliler Batlamyus’un önderliğindeki Mısır’ın hakimiyeti altına girdi. Sonrasında ise Selevkos İmparatorluğu bölgeyi hakimiyeti altına aldı. MÖ 64’te ise Fenike şehirleri Roma kontrolüne girmişti.
Antik Uygarlıkların Esrarengiz Çöküş Nedenleri
Editör: Aksel Deniz Günal
RUNELER SİZE FISILDADIĞINDA ASLA ESKİ SİZ OLMAYACAKSINIZ
Tam ölmek üzereyken bu fedakarlığı karşılık bulmaya başladı, kendinden başka varlıkları tanıdı Odin. Ne olduklarına ve nasıl bir güce sahip olduklarının farkına vardığı anda ip koptu, çığlıklarla aşağı düştü Odin.
Dünyanın sırrı artık elindeydi. Tabiatın esintisi avuçlarının arasındaydı. Odin’in ünvanlarından biri artık Büyücü olmuştu. Şiirsel Edda’nın Havamal Şiirinde Odin’in Runelerle öğrenmiş olduğu 18 büyüye yer verilmiştir. Odin, tüm bu yeteneklerle her türlü yardıma, şifaya, savaşta başarıya hatta tabiatı yönetmeye kadir olmuştu.
“Rune,” eski Germen dilinde “RUNA” kelimesi, “sır” anlamına gelmektedir. Gerçekten de Runeler her zaman derin sırlar saklar; tek bir sır değil, belki de yüzlerce sır. Bir kısmına vakıf olabilsek de, tam anlamıyla belki hiçbir zaman derinliğine varamayacağız.
Tarihi çok net olmamakla birlikte, bilinen bir şey var ki, Runeler hep var olmuştur. İskandinav halkları, Runelere o kadar çok benimsemiş ve büyülü anlamlar katmışlardır ki, parşömen ve deri yerine taş, tahta ve özellikle kurt başta olmak üzere hayvan kemiklerine çizmişlerdir. Harfleri iletişim ve ticarette kullanmak yerine kahraman mezarlarını işaretlemek ve geleceği tahmin etmek için Runeleri kullanmışlardır.
Rune alfabesi, 2. Dünya Savaşı sırasında Norveç tarafından şifre olarak kullanılmıştır; hatta Tesla’nın da Runelerden faydalandığı bilinmektedir. Runik alfabe, kuzey Avrupa halkları tarafından 1. yüzyıldan ortaçağ başlarına kadar kullanılmıştır. Alfabedeki ilk altı harfin kullanımıyla oluşturulan “FUTHARK” adı, İskandinav mitolojisinde göksel yaşam kavramını ifade eder. 24 harften oluşma sebebi, İskandinav ülkelerinde yaşayanların belirlediği 24 takım yıldızına denk düşecek şekilde 24 harflidir.
Rune alfabesi, geçmişte günlük hayatta kullanılan bir alfabeden çok, daha çok magi ve kehanette kullanılan bir yazı ezoterik sistem olması sebebiyle, ortaçağda kilisenin baskısıyla unutturulmaya çalışılmış ancak tamamen yok olmamış; günümüzde sırları ve ehil kişilerce kullanımında hala yaşayan bir ruh olarak karşımıza çıkmıştır.
Rune alfabesindeki her bir harf, kendi içinde ayrı bir anlamı ve varlığı sembolize etmektedir. Her bir harfin enerjisi, titreşimi ve kullanım alanı farklıdır. Bu sebepten ötürüdür ki, Runeler bilinçsizce tek başına ya da birlikte kullanılamaz; çünkü geri dönülmez bir sonucu beraberinde getirebilir. Derin ve içselleştirilmiş bir bilgi, inisiyasyon ve uzmanlık şarttır.
Bu sebepten dolayı, yine bilinçsizce dövme yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü tabiatta kullanılan tüm elementler ve bitkiler gibi, Runelerin de yan etkileri bulunmaktadır. Birçok okült çalışmada olduğu gibi, Runelerin kullanımında kadınlar veya dişil enerji, erkeklere göre daha güçlü kabul edilir. Çünkü kutsal rahim bilgeliği ve yaratım gücü, bu çalışmaları daha kuvvetli hale getirir. Bu sebeple değil midir ki kadınların şifacılık gücü keşfedilerek Ortaçağ’da birçok kadın, sebepsiz yere “Cadı Avları” adıyla infaz edilmiştir. O dönemlerdeki pagan inanç ve uygulamalarının temelinde de Runik sistem yer almaktadı.
– sembolün kendisi ve şeklin neyi temsil ettiği
– isim ve kelimenin anlamı, harf değeri ve sesi ile birlikte
– rune tarafından somutlaştırılan enerji ve ruh.

FEHU
Önce FEHU göründü, tabiat canlandı. Biz canlandık, baharı deneyimledik, doğduk. Ateşin gücüydü o.
Runik sırası:1
Renk: Kırmızı
Element: Ateş ve Toprak
Mitolojideki bağlantısı: Freya
Astrolojik Uyumu: Koç
Bitki: Isırgan Otu
Ağaç: Kara Mürver Ağacı
Taş: Yosun renkli akik
Anlamı: Para, Bolluk, Gelir Artışı, Yeni Başlangıçlar, Keşfedilmemiş Servet.
Kullanımı: Özellikle şifa ve fiziksel güç elde etme amacıyla kullanılmış olup aynı zamanda çalışmaların şans, bereket ve para getirdiği gözlenmiştir. Astrolojik uygun zamanlar doğrultusunda akarsulardan alınan taşlar ve doğadan toplanan ağaç dalları kullanılarak çalışma yapılır.

URUZ
Sonra URUZ geldi. Toprağı, Kök Salmayı, değeri, güveni öğrendik. Zorluklar karşısında dik durabilmemizi sağlayan Toprağın gücüydü O..
Runik Sırası: 2
Renk: Koyu Yeşil
Element: Toprak
Astrolojik Uyumu: Boğa
Mitolojideki bağlantısı: Thor, Urdl
Bitki: İzlanda yosunu
Ağaç: Huş Ağacı
Taş: Lal taşı
Anlamı: İstikrar, Güven, Fiziksel ve Mental sağlık ve güç, Eril ve Dişil Enerji
Kullanımı: Yine uygun zamanlamalar çerçevesinde, Yılda 3 kereden fazla olmamak üzere yine sembolün sayısal değeri kad, Tabiattan toplanan Nehir yatağındaki taşlara ve deri parçalarına çizilir.
THURISAZ
Ardından Thurisaz geldi..Kendi gücümüzü özümüzü görene kadar köklerimizle bizi yüzleştirdi. O kökleri yerinden söküp arınmamızı sağlayan güçtür O..
Runik Sırası: 3
Renk: Kırmızı
Element: Ateş
Mitolojik bağlantı: Thor,Loki
Astroloji: Mars
Bitki: Pırasa çiçeği
Ağaç: Karadiken Çalısı
Taş: Safir
Anlamı: Soy Karması, köklerden gelen yüklerden kurtulmak Arınmak, Dolu Runu olup , Kötülüklerin kontrol altına alınması ve dönüşümle alakalıdır.
Kullanımı: Soy karmasından arınmak amacıyla kullanılması sebebiyle, 3 kuşak anne soyu üzerinden astrolojik ve sayısal hesaplamalarla çalışılır
ANSUZ
ANSUZ, o zamana kadar aklımıza bile gelmeyen şeyleri düşünmemizi sağladı. Rüzgarın gücüydü O..
Runik Sırası: 4
Renk: Koyu Mavi,
Mitolojik Bağlantılar: Odin, Loki, Eostre
Astroloji: Merkür
Bitki: Sinek Mantarı
Ağaç: Dişbudak Ağacı
Taş: Zümrüt
Anlamı: Odin’in Rune’dür. İletişim, Yaratıcılık, Kehanet ve Önsezi gücü verir
RAIDO
Ve hareketin, uyumun gücü RAIDO geldi. Kendi kendimizle, çevremizle, toprakla , suyla, havayla , ateşle uyumlanmamızı sağladı..
Runic Sırası:5
Element: Hava
Cinsiyet: Erkek
Mitoloji: Ing. Nerthus
Astroloji:Yay
Taş: Krizopras Taşı
Bitki: Pelin otu
Ağaç: Meşe
Anlamı: Fiziksel ve Ruhsal anlamda Seyahat. Yer değiştirme, olaylara daha
farklı bir açıdan görmek, doğru olanı fark etmek ve o yöne doğru ilerlemek
KENAZ
KENAZ gelip de bize ayna tuttuğunda içimizde bir idrak ateşi yanmış oldu. Biz idrakla aydınlandık. Ruhumuz tutuştu, kalbimiz tutuştu, özümüze döndük..
Runik Sırası :6
Element: Ateş
Cinsiyet: Dişi
Astroloji: Venüs
Taş: Kantaşı
Bitki: Çuhaçiçeği
Ağaç: İğneli Çam
Anlamı : Yeniden oluşum, dönüşüm. Ateş, Yanmak, Aydınlanmak, Farkındalık anlamındadır. Aynı zamanda ateşi de temsil ettiği için dikkat edilmesi gerekir. Fiziksel olarak ateşli hastalıkları da kişiye deneyimletebilir.
GEBO
Derken Gebo belirdi. Verilen her şey karşılığını alır dedi Gebo…Bize armağanlar getirdi. Artık birbirimize çok daha yakındık..
Runik Sırası: 7
Rengi: Koyu Mavi
Cinsiyet: Dişil ve Eril
Element: Hava
Mitoloji: Odin, Gefn
Astroloji: Balık
Bitki: Hercai Menekşe
Ağaç: Karağaç
Taş: Opal Taşı
Anlamı: Şanslı 7 batıl inancının çıkış noktasıdır. Armağan, hediye, Aşk, Romantizm anlamına gelir. Ama aşkta dikkatli de olunmalıdır. İlişkide denge çok önemlidir
Kullanımı: Aşkı çekmek ve aşkta uyum için kullanılır. Özellikle Hıdırellez zamanı tercih edilir ve uygulamada Güller kullanılır.
WUNJO
WUNJO aramıza katıldı, Neşe getirdi. Yaşam sevinci içimize dolup taştı.
Runik Sırası: 8
Renk: Açık Mavi
Element: Su (Buz)
Cinsiyeti: Erkek
Mitoloji: Odin, Frigg
Astroloji: Aslan Burcu
Taş: Elmas
Ağaç: Tek yapraklı Dişbudak
Bitki: Mavi Keten
Anlamı: Keyif, Eğlence, Uyum, Kutsal yeni başlangıçlarla ilgilidir. Sorunları çözüp uyum içinde yaşam en önemli amaçtır.
HAGALAZ
Birden gök gürledi ve yıkımın, ölüler diyarının gücü HAGALAZ yanımıza geldi. O bizim en derinimize inebilmemizin için dönüştürdü.
Runik Sırası: 9
Element: Su (Buz)
Cinsiyeti: Dişi
Mitoloji: Urd, Heimdall
Astroloji: Kova
Taş: Damarlı Akik- Oniks Taşı
Bitki: Şeytan otu
Ağaç: Dişbudak
Anlamı: Dolu Runudür. Krizlerle alakalı olup kişiyi krizlerle dönüştürür.
NAUDIZ
Değişimin gücü Naudiz, düşüncelerimizin sabit duvarlarını kırarak korkularımızla yüzleştirdi..
Runik Sırası: 10
Renk: Siyah
Element: Ateş
Cinsiyeti: Dişi
Mitoloji: Skuld
Astroloji: Oğlak Burcu
Taş: Lacivert Taşı
Ağaç: Üvez Ağacı
Bitki: Senega Otu
Anlamı: Ertelemeler, sınırlar, karışıklıklar, krizler ve bunların üstesinden gelebilme gücü.
Sabrın sınanması.
ISA
Dünya ansızın değişti..Isa birden hiçlikten doğdu ve biz o güne kadar bilmediğimiz dayanıklılığımızı keşfettik..
Runik Sırası: 11
Renk: Kırmızı
Element: Su (Buz)
Cinsiyeti: Dişi
Mitoloji: Verdandi
Astroloji: Ay
DeğerliTaş: Kedi gözü taşı
Ağaç: Kızılağaç
Bitki: Banotu
Anlamı: Ortada bir engel varmış gibi görünse de bu engel psikolojiktir. Hareket etmek
için uygun bir zaman değildir. Bekle ve gör der Isa
JERA
Değişimin rüzgârı bizi Jera’ya getirdi. Kum saati tekrar terse döndü ve biz yaşamda bir adım daha ilerledik. Kozadan çıkan kelebek misali Karanlıktan aydınlığa çıktık.
Runik Sırası: 12
Renk: Açık Mavi
Element: Toprak
Mitoloji: Frey, Freyja
Astroloji: Güneş
DeğerliTaş: Kırmızı akik, Carnelian taşı
Ağaç: Meşe
Bitki: Biberiye
Anlamı: Artık çabalarının karşılığını alma zamanın geldi. Barış ve huzur zamanı. Bereketli bir dönem
EIHWAZ
Öte alem ve bu alem üzerindeki bağı Eihwaz ile anladık. Yukarıda her ne varsa aşağıda da o olmaktaydı..
Runik Sırası: 13
Renk:Magenta (Morumsu kırmızı ,pembe)
Element: Toprak, Hava, Ateş ve Su
Cinsiyeti: Erkek
Mitoloji: Ullr
Astroloji: Akrep burcu
DeğerliTaş: Sarı yakut
Ağaç: Porsuk Ağacı
Bitki: Leylak
Anlamı: Gizli düşmanlıklara dikkat edilmesi gerekir. Zor bir süreçten geçilmektedir. Ama zorlukları aşacak güce de sahipsin. Sabır ve Bilgelilik önemli
PERTHO
PERTHO ile karşılaştığımızda artık biz değişmiş ruhlardık. Yeniden doğmuştuk.
Runik Sırası:14
Renk: Siyah
Element: Su
Cinsiyeti: Dişi
Mitoloji: Frigg
Astroloji: Satürn
DeğerliTaş: Akuamarin taşı
Ağaç: Titrek Kavak
Bitki: Kurtboğan otu
Anlamı: Kase, Rahimle ilişkilidir. Gizli saklı olan, Okult konular, Kehanet yetenekleri, Dişil enerji, bereket ve bebeğin rahimdeki gelişimi gibi evrimsel bir gelişim
ALGIZ
Pertho ile dönüştükten sonra yeni bir dönem başlamıştı ve biz Algızın koruma zırhının arkasında kendimizi koruduk.
Runik Sırası :15
Renk: Altın Sarısı
Element: Hava
Cinsiyeti: Erkek
Mitoloji: Heimdall
Astroloji: Yengeç
DeğerliTaş: Ametist
Ağaç: Üvez ağacı
Bitki: Alacalı miskantus
Anlamı: Ruhsal bir koruma kalkanı söz konusudur. Ruhaniyet, Tanrılarla iletişim ve ilahi bir gelişim söz konusudur. Algız içgüdülerini takip et der
SOWILO
SOWILO bulutların arasından süzülerek karanlığımızı aydınlattı ışığı ve sıcaklığıyla. Gün doğmuştu.
Runık Sayısı: 16
Renk: Beyaz
Element: Hava
Cinsiyet: Erkek
Mitoloji: Baldur
Astroloji: Güneş
DeğerliTaş: Yakut
Ağaç: Ardıç
Bitki: Ökseotu
Anlamı: Başarı, Mutluluk, sağlık. Artık büyük bir atılım yapmanın zamanı geldi. Güneş doğdu
TIWAZ
Odinin Mızrağı uçarak geldi. Gücünü içimizde hissettik. Kendi yolumuzu keşfetme yolumuzda köklerimizi tamamen kazımak için gelmişti
Runik sırası: 17
Renk: Kırmızı
Element: Hava
Cinsiyet: Erkek
Mitolojik: Tiw
Astroloji: Terazi burcu
DeğerliTaş: Mercan
Ağaç: Meşe
Bitki: İtboğan
Anlamı: Güç, Cesaret, yasal konular ve rekabette başarı. Zafer anlamındadır.

BERKANO
Berkano Huş ağaçlarının anası, Tanrıça aramıza katıldı ve yolumuza ilerlerken başaracağımız konusunda bize cesaret verdi.
Runic Sırası: 18
Renk: Koyu Yeşil
Element: Toprak
Mitoloji: Nerthus, Holda
Astroloji: Başak burcu
DeğerliTaş: Ay taşı
Ağaç: Huş Ağacı
Bitki: Aslan pençesi
Anlamı: Doğum, doğurganlık, bereket, büyüme genişleme , özgürlük. Yeni başlangıçlar.

EHWAZ
EHWAZ, bilgeliğin gücü. Artık zaman, birlik olma zamanıydı. Birlikte uyumla hareket etme zamanı..
Runic Sırası: 19
Renk: Beyaz
Element: Toprak
Cinsiyet: Dişi ve Erkek
Mitoloji: Frey, Freyja
Astroloji: İkizler Burcu
DeğerliTaş: İzlanda sparı, İzlanda kristali
Ağaç: Dişbudak
Bitki: Kanarya otu
Anlamı: Yolculuk, at, her türlü ulaşım aracını temsil eder. Daha iyiye ulaşma yolunda ilerlemeyi ifade eder. Uyum, takım çalışması. Mutlu güven dolu evlılık ve ortaklıkları temsil eder

MANNAZ
Mannaz belirdiği zaman içimizdeki zıtlıkları bulduk, anladık ve kabul etmeyi başardık…
Runic sırası: 20
Renk: Derin kırmızı (Koyu Kan rengi)
Element: Hava
Cinsiyet: Erkek ve Dişi
Mitoloji: Heimdall, Odin, Frigg
Astroloji: Jupiter
DeğerliTaş: Garnet Taşı
Ağaç: Çobanpüskülü
Bitki: kızıl kök(kök boya)
Anlamı: Sosyal çevremiz, iletişimlerimiz , ortaklıklarımız ve işbirliklerimizdir. Biz nasıl davranırsak onlar da bize öyle davranır.

LAGUZ
Bunca zaman yaşadıklarımızın tecrübesiyle hüzün ve sevinç gözyaşları döktük. Gözyaşlarımız ruhumuzu arındırdı. Laguz, suyun arındırma gücüydü..
Runic Sırası: 21
Renk: Koyu Yeşil
Element: Su
Cinsiyet: Dişi
Mitoloji: Njord, Nerthus
Astroloji: Ay
DeğerliTaş: İnci
Ağaç: Sepetçi Söğüdü
Bitki: Pırasa
Anlamı: Suyun şifası, Su, Deniz, Yaşam Enerjisi, Psişik güçler, Metafizik konular.
Rüyalar, gizemler. Yeraltı dünyası.

INGWAZ
Orman, Lagüzle arındıktan sonra uzun bir süre huzurla yaşadık. Bu Olgunluk ve Huzur zamanıydı. Bu INGWAZ’dı.
Runic sırası: 22
Renk: Sarı
Element: Toprak ve Su
Cinsiyet: Erkek
Mitoloji: Ing, Frey
Astroloji: Yengeç ve yeniay
Değerli Taş: Kehribar
Ağaç: Elma ağacı
Bitki: Yara otu, Prunella vulgaris
Anlamı: Dinlenme zamanı. Gerginlikler arkada kaldı. İstediğini yapmakta özgürsün

DAGAZ
Şafakta önümüzdeki yolun farkına vardık. Bazen kaybolmuş hissettiğimizde Gri kurtlar rehberimiz oldu. Karanlık artık aydınlığa dönüşmüştü…
Runic Sırası: 23
Renk: Açık Mavi
Element: Ateş ve hava
Cinsiyet: Erkek
Mitoloji: Heimdall
Astroloji: Dolunay
DeğerliTaş: Sarı Yakut
Ağaç: Ladin
Bitki: Ada çayı
Anlamı: Farkındalık, uyanış. Gece ne kadar karanlıksa, sabahına Şafakta her şey yine görünür olacak. Umutlar yeniden yükselecek. Gece güne dönüşecek

OTHALA
Tüm bu hayat yolculuğunda, sonunda Othala’ya ulaştık. Tüm hücrelerimiz köklerimizle buluşmuş oldu.
Runic Sırası: 24
Renk: Sarı
Element: Hava
Cinsiyet: Erkek
Mitoloji: Odin
Astroloji: Dolunay
DeğerliTaş: SpinelTaşı
Ağaç: Alıç Ağacı
Bitki: Kızıl Yonca
Anlamı: Miras, toprak, aile kökleri anlamına gelmektedir. Geçmişteki kazanımlar, Maddi Manevi geri dönecektir. Bir hak ediş söz konusudur.
İskandinav Mitolojisi’nde Rune büyü bilgilerinin Odin‘den geldiğini düşünülüyor. Odin’in dünya ağacı Yggdrasil‘de dokuz gün dokuz gece asılı kaldıktan sonra Rune harflerinin gizemini aldığı ve kendini feda ettikten sonra da Rune bilgeliğinin ortaya çıktığı söyleniyor. Daha sonra bu bilgileri vitkiler ve büyücüler ile paylaşılıyor ve yayılıyor. İskandinav mitleri ise Rune harflerini içeren sayısız hikaye içeriyor.
Yüzüklerin Efendisi serisinin yazarı JRR Tolkien‘in karmaşık dil sistemini oluştururken runik alfabeden ilham aldığı da söyleniyor.
&
İbn Vahşiyye, bu dört kadim alfabeyi ele aldıktan sonra başka bir kadim alfabenin de olduğunu yazıyor. Bu alfabenin 37 harfini Arapça karşılığıyla yazan İbn Vahşiyye, kürtlerin bu alfabenin kendilerine ait olduğunu ve buna delil olarak da Binu Şad ve Masi Sorati (Penuşad ve Masa…’nın) bütün kitaplarını ve ilimlerini bu alfabe ile yazdıklarını delil getirmelerini aktarmıştır. İbn Vahşiyye, Bağdat’ta ve Navus’ta bu alfabeyle yazılmış yaklaşık 30 kitap gördüğünü belirtiyor. Ayrıca bunlardan 2 tanesinin Şam’da kendisinin yanında olduğunu belirten İbn Vahşiyye, birinin üzüm ve hurma ekimi diğerinin ise sular, suların özellikleri ve onların sahipsiz topraklarda nasıl çıkarılacağı ile ilgili olduğunu söylüyor. İbn Vahşiyye, o iki kitabı Kürtlerin dilinden Arapların diline tercüme ettim ki tüm insanlar faydalansın, diyerek sözü edilen kitabını sonlandırmış.
Sami dili ailesi M.Ö 5. yy.a denk düşen, Arapça, İbrani ve Aramice alfabelerin ve dillerinin kullanıldığı Afro-Asyatik dil ailesidir. Orta Doğu’daki antik ve günümüz dillerin çoğunu kapsar. Aram alfabesi, M.Ö 2-3. yy.da Fenike alfabesinin farklı bir uzantısı olarak yayılmıştır. Arami alfabesinden bir çok alfabe türetilmiştir. Bunlardan biri Pehlevi alfabesi olup İranlılar tarafından kullanılmış ve Farsça dili oluşturulmuştur. İbrani alfabesi de M.Ö 9-10. yy.da Paleo İbranicesine dönüşmüştür. Arap alfabesinin ise Nebati alfabe-yazı sisteminden türediği kabul edilmektedir.
Arapça alfabesi günümüzde Latin alfabesinden sonra en çok kullanılan alfabedir. Etiyopya- Afrika halkları tarafından kullanılan ve Sami dillerinden olan Amharca ise Ge’ez alfabesinden oluşmuştur.
Sonuç olarak günümüzde konuşulduğu bilinen 7000 dil vardır ve çoğunluğu antik alfabelerden yararlanılarak üretilmiştir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O