13 Eylül 2024 Cuma

Kureys „ Hübel“ Mezopotamya da Baal & Diller Tarihi


Lat: Taifte bulunan, üzerine ev bina edilmiş oyulmuş bir kaya idi. 

Uzza: Cahiller ise insanlarla konuşanın ağaç olduğunu zannediyorlardı. O Mekke’nin putuydu.

Menat: Mekke ile Medine arasında Kudayd dağı yakınlarında büyük bir sahra da idi, orada Huza’, Evs ve Hazreç kabileleri ona ibadet ediyorlardı.


Bu üç put Arapların en büyük putlarıydı.

Kaldî : Latince "occultus" (gizem) isminden, "okült ile (ve/veya okültizm ile) uğraşan" anlamına gelir (Latince occulere (gizlemek, üstünü örtmek) fiilinden). Kitab-ı Mukaddes'te, "Keldani" ismi yıldızbilimciveya kâhin anlamlarında geçer.

en ünlü kral Nebukadnezar Iidi (MÖ 1124-1103). Elamı yenerek Babil topraklarından çıkardı. Elam başkenti Susa'yı yağmaladı ve Kassitler tarafından Babil'den alınan Marduk heykelini geri getirdi. 

Marduk Heykeli ya da bilinen diğer adıyla Bêl HeykeliBabil antik kentinin koruyucu tanrısı Marduk'un geleneksel olarak şehrin ana tapınağı kabul edilen Esagila'da yer alan bir heykeldi. 

Marduk heykeli ile Babil rahipleri tarafından Abzu olarak adlandırılan küçük bir göl de vardı. Bu Abzu, suların tanrısı olan ve tüm tatlı suların kaynağı olan Abzu'da yaşayan Marduk'un babası Enki'nin bir temsiliydi.    
Çatalhöyük’teki evler o kadar sıkışıktı ki insanlar evlerine çatıdan giriyorlardı, hatta atalarından bazılarını evin zemininin altına gömüyorlardı. (İllüstrasyon: Kathryn Killackey – The Çatalhöyük Research Project)    
     
Marduk'un heykelinin yer aldığı Esagila Tapınağı da dahil olmak üzere Babil'deki peribolosun yeniden inşası.          
Eridu : Bu yapılar kerpiçten yapılmış ve birbirinin üzerine inşa edilmişti.
Yukarı doğru gelişen tapınaklar ve dışa doğru gelişen yerleşim yerleri, büyük bir şehrin inşa edilmesini sağlamıştı. 
Sümer mitolojisine göre; Eridu, şehri kurduğu düşünülen Enki (sonradan Akadlar tarafından Ea olarak da bilinen)'nin yurduydu. 
MÖ 5400 yılında kurulan Eridu Güney Mezopotamya'nın en eski şehridir.


Marduk Heykeli, Babil'in ana tapınağı Esagila'da yer alıyordu. Babil'de aslında yedi Marduk heykeli mevcuttu ve bunlardan dördü Esagila ve çevresindeki tapınak kompleksinde, biri Marduk'a adanan ziggurat olan Etemenanki'de, ikisi ise diğer tanrılara adanan tapınaklardaydı. 

Marduk'un bu ana heykeline "Asullḫi" adı verilmiş ve heykel, mēsu adı verilen bir ağaç türünden yapılmıştı. Oyulmuş ahşap heykel, altın ve gümüş gibi değerli metallerle kaplıydı. Buna ek olarak heykele, en azından kısmen altından yapılmış dinî tören giysileri de giydirilmişti. Heykel, Esagila'daki Marduk'un E-umuša adı verilen ibadet odasında konumlanıyordu.

"Marduk" veya "Bêl" olarak adlandırılıyordu.[6] "Asullḫi" adı yüzyıllar önce ayrı bir büyü ilahı ile ilişkilendirilmiş fakat daha sonra Marduk ile birleştirilmişti.

"Asarre" adı verilen bir başka Marduk heykeli, Babillilerin marḫušu dediği ve muhtemelen klorit veya steatit türündeki bir taştan yapılmıştı. "Asarre", Esagila'nın orta avlusunun kuzey tarafında, Tanrı Ninurta'ya adanmış bir şapelde tutuluyordu.



İngotlar, metallerin (bakır, alüminyum, altın gibi) saflaştırıldıktan sonra eritilip standart dikdörtgen veya prizma şeklindeki kalıplara dökülmesiyle elde edilen, taşınması ve işlenmesi kolay ham metal bloklarıdır; bu bloklar endüstride çeşitli ürünlere dönüştürülmek için temel hammadde olarak kullanılır. 


Med Süvarileri
 Sümerler, "Bereketli Hilal" olarak adlandırılan Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini atmıştır. Ayrıca yazı ve astronomi de tarihte ilk kez Mezopotamya'da, Sümerlerde ortaya çıkmıştır.
Gerek yazı, diltıpastronomimatematik; gerekse de dinfalbüyümitolojigibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. "Yaratılış" ve "Tufan"a, "Emeş ve Enten"e ilk kez Sümerlerde rastlanır. Yılbaşı ağacı süsleme, evlilik yüzüğünazar boncuğu da ilk olarak Sümerlerde görülmüştür. 

Sümerlerin ülkesi, çivi yazısındaki yazıtlarda;
 "Soylu Lordların Ülkesi" anlamına gelen "k-en-gi(-r)" ifadesi de yer almaktadır.

Sümerlerin kökeni bilinmemektedir, ancak Sümer halkı kendilerini "Siyah Başlı Olanlar" veya "Siyah Başlı İnsanlar"Örneğin Sümer kralı Şulgi kendisini "dört mahallenin kralı, kara kafalı insanların lideri" olarak tanımlamıştır. 
Akadlar da Sümerlere "kara kafalı insanlar" ya da Sami Akad dilinde ṣalmat-qaqqadi diyorlardı.

Sümer kral listesinde adı herhangi bir efsanevi kaynaktan bilinen en eski hanedan kralı Kiş'in ilk hanedanının 13. kralı olan Etana'dır. Arkeolojik kanıtlarla doğrulanan en eski kral, Gılgamış Destanı'nda da adı geçen Kiş'in Enmebaragesi'dir (Erken Hanedanlık I) - bu da Gılgamış'ın kendisinin Uruk'un tarihi bir kralı olabileceği önerisine yol açmıştır. 

Uruk dönemindeki Sümer şehirleri muhtemelen teokratikti ve büyük olasılıkla bir rahip-kral (ensi) tarafından yönetiliyor, ona hem erkek hem de kadınlardan oluşan bir ihtiyarlar heyeti yardımcı oluyordu.

Uruk döneminde Sümer şehirlerinin dağlık bölgelerden yakalanan köle işgücünden faydalanmaya başladığı oldukça kesindir ve en eski metinlerde işçi olarak yakalanan kölelere dair bol miktarda kanıt bulunmaktadır. Bu Uruk uygarlığına ait eserler ve hatta koloniler, Türkiye'deki Toros Dağları'ndan batıda Akdeniz'e ve batı İran'a kadar uzanan geniş bir alanda bulunmuştur.

Samuel Noah Kramer, "Tarih Sümer'de Başlar" kitabında; İran'dan gelen göçebeler ve Samilerin karışımı olan bir köy kültürü ile Sümer tarihinin başladığını yazıyor. 


♻️


Hübel:

Hubal veya Hubel (Arapça: ‏هبل‎), Arabistan'da Mekke'de Kureyş kabilesinin hüküm sürdüğü sıralarda tapınılan, Arap putlarının en büyüğü ve Kabe'nin baş tanrısıdır.

Kırmızı bir taş türünden yapılmış heykeli Kabe'nin içinde bulunuyordu. Hubel'in bir Ay tanrısı olduğuna inanılır ve Asur-babil Ay tanrılarından Sin ile ilişkilendirilir.   

Muhammed ve arkadaşları tarafından Allah'ın tek ilah olduğu ve sadece ona tapınılması gerektiği söylenerek Hubal ve 360 puttan oluşan diğer tanrılar imha edildi.  

⚠️~ İbrâhim putları paramparça etti, belki ona başvururlar diye büyük putu bıraktı.~ Embiyâ,58 ‼️

• putların en büyüğü olan Hübel kırmızı akikten yapılma bir insan şeklinde tasvir edilmiş, sağ kolu kırık olarak Kureyş’e intikal eden bu puta daha sonra altın bir kol takılmıştır (Cevâd Ali, VI, 250-251).   

Hübel Mekke’nin fethi esnasında diğer putlarla birlikte kırılarak ortadan kaldırılmıştır.

   


Hubal'ın kökeni:


Mezopotamya ve civarında yaygın olarak tapınılan bir ilah olan Baal ilahı olduğu anlaşılır. Baal sözcüğü başına Sami dildeki belgili tanım olan ha(eril) eki getirilerek kullanılarak Ha Baal şeklindedir. Hubal aynı ilahın Arap Yarımadası'ndaki söyleniş biçimidir. 

Hubal: Hu-bal -> Ha Baal -> Baal

Hilal şeklindeki Ay tapınması Babil'deki hilal, yıldız ve güneş tapınmasından doğmuştur. Hilal'in Babil ve Sümer'deki adları Sin ve İnanna'dır. Baal eski Babil'in baş ilahı Marduk'un diğer bir adıdır.

 Hilal (Sin), Yıldız (İştar) ve Güneş (Şamaş) üçlüğü aslında tek bir ilahta, Marduk'ta birleşirler. 

Hilal Baal'la, yıldız İştar'la ve güneş Şamaş' (Tammuz)la ayrı birer ilah olarak gösterilir. 

Marduk adı içeriğinde isyan anlamı bulunan bir sözcük olup, Babil kentini kuran Nemrut'un adından gelir ve Nemrut'un tanrılaştırılmış adıdır.

Baal adı yine Marduk'tan gelerek aynı ilahın egemen efendisıfatını taşıyan bir adıdır. İçinde isyan etme anlamı bulunan Marduk asıl olarak ilk isyancı olarak Şeytan'ı simgeler. 

Şeytan için kullanılan bir ifade "Hilel Ben Şahar (Helel Ben Shachar)", "Seher'in oğlu Hilal, Parlak Yıldız" anlamına gelir. Helel sözcüğünün içinde aynı zamanda "parlak yıldız" anlamı da bulunur. 

  • Hilel Ben Şahar! (Helel Ben Shachar): Ey Seher'in oğlu Hilal, Parlak Yıldız!: O Lucifer, son of the morning!

Bazı araştırmacılar Hubel'i Hitit dilinde Kabala ve Kabal olarak telaffuz edilen Kibele'ye bağlamışlardır.  

⚠️ ~ (İlyas) "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?"              •Sâffât,124-126. ‼️ 

Bu nedenle satanizm Baal ve İştar'ı simgeleyen Hilal ve Beşgenyıldız'ı (pentagram) Şeytan'ın kutsal simgeleri olarak kullanmaktadır.   

Raşidun Halifeliği'nin paralarından. (656). Sasani hükümdarı II. Hüsrev'i taklit eden büst, Ay-yıldız, Besmele ve Zerdüşt ateşi. İslami simgelerin putperest simgelerle yüzyıllar süren birlikte var olma, evrim ve yerini alma sürecine işaret ediyor.

Günümüzde aynı simgeler ve ilah adları satanizmin dışında da sayısız yerde kullanılmaya devam etmektedir. Bunların arasında heavy metal, black metal gibi müzik türleri de bulunur.


Allah Teâlâ, müşriklerin putlarının acizlik ve değersizliklerini ortaya koymak için sineği misal verip (Hacc 22/73), putlara ibâdet etmeyi de örümcek ağına tutunmaya benzetince (Ankebût 29/41) yahudiler güldüler ve: “Sineğin ve örümceğin ne değeri var ki, Kur’an onları misal getiriyor. Böyle Allah kelâmı olmaz!” dediler. Bu hâdise üzerine bu âyetler nâzil oldu. (Vâhidi, s. 26-27) Diğer taraftan Araplar, sivrisinekten daha zayıf bir şey tasavvur edemezlerdi. Kur’ân-ı Kerîm, sivrisinek ve örümcek misalleri ile putların bunlardan daha aciz olduğuna işaret etmiştir.


🗿🗿🗿


Allah (Ay tanrısı) 

Allah'ın (İslam'da Tanrı'nın adı) tarihsel olarak İslam öncesi Arabistan'da ay tanrısı olarak tapınılan bir tanrı olduğu varsayımı, 20. yüzyılın başlarında ortaya atıldı. İslam öncesi Araplar Kâbe'de 360 tane puta (tanrıya) tapıyordu; bunlardan en güçlüsü ve yükseğe koydukları tanrı, bu görüşe göre Allah'a eş değer olan ay tanrısı Hubal idi. 

Kazan Kremlini'ndeki Kul Şerif Camii'nin minarelerindeki hilaller, Rusya.

Bu düşünce ilk olarak 1901'de kazı bilimci Hugo Winckler tarafından İslam öncesi Allah'ı, bir ay tanrısı olarak adlandırdığı Hubal olarak bilinen başka bir İslam öncesi Arap tanrısıyla özdeşleştirdiğinde ortaya atıldı. Daha yeni bilim adamları, kısmen kurgu olduğu için ama aynı zamanda Hubal'ın Nabatî kökeninin Güney Arap inançlarının bağlamını geçersiz kılacağına inandıkları için bu görüşü geri çevirdiler.  


Bilimsel görüşler: 

Hubal'ın bir ay tanrısı olduğu iddiası, yirminci yüzyılın başlarından kalma Alman bilgin Hugo Winckler'den gelmektedir. David LeemingMircea Eliade gibi O'nu bir savaşçı ve yağmur tanrısı olarak tanımlar.


Luna (tanrıça): 

Ayın Roma Kraliçesi

Antik Roma din ve mitinde LunaAy'ın ilahi düzenlemesidir (Latin luna ; İngilizce "ay"). Bir tanrı olarak tasavvur edilen Güneş'in tanrısı Sol'undişi tamamlayıcısı olarak sunulur. Luna bazen Roma üçlü tanrıçasının (diva triformisProserpinave Hecate ile birlikte bir yönü olarak temsil edilir.

Roma sanatında, Luna nitelikleri hilal ay artı iki boyunlu savaş arabasıdır (biga

MÖ 17'de sahnelenen Carmen Saeculare'de Horace, onu "yıldızların iki boynuzlu kraliçesi" (siderum regina bicornis) olarak çağırır.


Hristiyan yanlıları: 

Robert Morey'nin Ortadoğu Arkeolojisinde Ay-tanrısı Allah adlı kitabı, Al-Uzzâ'nın köken olarak bir ay tanrısı olduğunu iddia ettiği Hubal ile aynı olduğunu iddia ediyor. 

Bu öğreti, "Allah'ın Oğlu Olmadı" ve "Küçük Gelin" adlı yavru risalelerinde tekrarlanır.

1996 yılında Janet Parshall radyo yayınlarında, Müslümanların bir ay tanrısına taptıklarını iddia etti. 

Pat Robertson 2003'te, "Mücadele, Allah olarak bilinen Mekke'nin Ay Tanrısı Hubal'ın mı yoksa Kutsal Kitap'ın Yahudi-Hristiyan Yehova Tanrısının mı yüce olduğudur," demişti.   

Morey'in kullandığı "delil"in, Hazor'daki bir kazı alanından çıkarılan ve "Allah" ile hiçbir bağlantısı olmayan heykele ait olduğunu kanıtladı.

Allah'ın bir putperest tanrısı olduğunu savlayanlar, özellikle de ay tanrısı, savlarını çoğu zaman, birçok caminin tepelerini süsleyen ve İslam'ın bir simgesi olarak yaygın olarak kullanılan hilal simgesine dayandırırlar. Aslında, İslam'ın gelişinden önce Orta Doğu'da birçok "tanrı" ve puta tapıldığı doğrudur, ancak ay tanrısının adı Allah değil, Sîn idi ve İslam'ın doğum yeri olan Arabistan'da pek popüler değildi. Mekke'deki en belirgin put Hubal adlı bir tanrıydı ve onun bir ay tanrısı olduğuyla ilgili hiçbir kanıt yok. Bazen Filistin'deki Hazor'da bir ay tanrısı tapınağı olduğu iddia edilir. Bu, hilal benzeri bir kolye takan tapınan bir kişinin oradaki temsiline dayanmaktadır. Bununla birlikte, kolyenin bir ay tanrısını simgelediği ettiği açık değildir ve her halükarda burası bir Arap dini yeri değil, MÖ 1250 civarında Yeşu tarafından yıkılan eski bir Kenan bölgesidir. ... Eski Araplar yüzlerce puta tapıyorsa, kuşkusuz ay tanrısı Sîn de buna dahildi, çünkü İbraniler bile güneşe, aya ve yıldızlara tapmaya eğilimliydiler ancak Araplar arasında herhangi bir biçimde aya tapınmanın öne çıktığına veya hilalin bir ay tanrısının simgesi olarak kullanıldığına ve kesinlikle Allah'ın ay tanrısının adı olmadığına dair kesin bir kanıt yoktur. 


BARNABAS INCILI:

Ibrahim; Allah'i aramaya basladiginda 7 yasindaydi. Ibrahim;Ey baba tanrilar neye benzerler?Babasi; hegün bir tanri yapiyor ve ekmek almak icin baskalarina satiyorum; sen ise hala tanrilarin neye benzedigini bilmiyorsun! O sirada put yapmaktaydi. Bu dedi ; palmiye odunundan, su zeytin agacindan, su kücük olan ise fildisinden.Bak, ne kadar da güzel! Canliymis gibi görünmüyor mu?  Mutlaka (görünür) sadece nefesi eksik. Ibrahim cevap verdi:Yani tanrilarin nefesi yok mu, baba? Öyle de nasil nefes veriyorlar? Ve kendileri cansizken, nasil can veriyorlar? Belli baba bunlar tanri degil. 


"Siz ba’le (taştan bir heykele) tapıp-yalvarıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) bırakıyor musunuz?" -Saffat,125

 ''ibrahim söyle dedi: Allah'i birakip da size hicbir faydasi ve zarari dokunmayan bu putlara mi tapiyorsunuz? '' - Embiya,66



İslami gelenek;


8. yüzyıl Arap tarihçisi Hişam İbn Al-Kalbi'nin Putlar Kitabı'nda Hubal, altın eli olan bir insan figürü olarak tanımlanır (heykelden kopan orijinal elin yerine altın el takılmış). Hubel'in kehanet için kullanılan yedi oku vardı.

Bedir Savaşı'ndaİbn Hişam, mağlup edilen İslam karşıtı ordunun lideri Ebu Süfyan ibn Harb'ınbir sonraki savaşlarında zafer kazanmak için Hubal'ı destek için çağırdığını kaydeder. 

Ebû Süfyân, “Şanın yücedir Hübel!” diyerek ona hitap etmiş, bunun üzerine Resûlullah Hz. Ömer’den, “Allah en büyük, en yücedir” diyerek cevap vermesini istemiştir. (İbnü’l-Kelbî, s. 36).    

⚠️~  (Ey müşrikler! İlâh diye taptığınız) Lât, Uzzâ ve diğer üçüncü (put) olan Menât’ı (n herhangi bir şey yarattığını) gördünüz mü? ~ Necm,19-20 ‼️


“Lât” kelimesi etimolojik olarak “ilah” kelimesinin bozulmuş hali ve mutlak otoriteyi ifade ediyor; El/Elot/Elat/Lat/Elohim/Allot//İlah…
Eski çağlarda Aramice/İbranice’ye kadar uzanan Arapça’nın kök dillerinde kişiyi “içeriden yöneten şey”, “mutlak itaat /otorite” kaynağı anlamında yukarıdaki kelimeler kullanılmaktaydı.
Demek ki Lât “isminin” bugünkü karşılığı “otorite” dediğimiz şeydir.
***
“Uzza” kelimesi bunu tamamlıyor. Kur’an’da kullanılan “Aziz” isminin daha değişik söylenişi. “Güç” “kuvvet” anlamına geliyor: Aziz/Mu’ız/Muaz/Izzet/Muazzez…
Demek ki Uzza isminin bugünkü karşılığı da “güç, kuvvet” dediğimiz şeydir.
***
Üçüncüleri olan diğer “Menat” ise yine çok tanıdık: Menna/Mamon/Money/Many/Menat/Manat…
O bildiğiniz “para” demek yani.
Çarlık Rusyası’nın para birimi: “Manat”
Bugünkü Azarbaycan’ın, Türkmenistan’ın hala para birimi; “Manat”
***
Lât: Otorite…
Uzza: Güç…
Menat: Para…
*** 
Otorite: Devlet, saltanat, taht, lider, ecdad, egemenlik, sınır, ulus…
Güç: Silah, petrol, toprak, nüfus, nüfuz…
Para: Sermaye, banka, altın, gümüş, dolar, euro…
Yeryüzünde kan döküp fesat çıkarmak bunlar için olmuyor mu?
Yaşadığımız çağa dikkat ediniz…
Otorite sevdasından emperyalizm doğmuş.
Güç tapıncından faşizm doğmuş.
Para hırsından kapitalizm doğmuş.
İnsanlığın ezelî ve ebedî sorunu bu üçü; Lât (otorite), Uzza (güç/kuvvet) ve Menat (para) başka bir şey değil.
***
Ne diyor Kur’an bu üçüne karşı?:
Allah’tan başka otorite yoktur (La ilahe illallah)
Güç ve kuvvet yalnızca Allah’a aittir (La havle ve la guvvete illa billah)
Ve üçüncüsü: Mülk Allah’ındır (Lehu’l-Mülk).
Şimdi anlaşıldı mı bunların “ismi” neden veriliyor Kur’an’da.   
  
Böylece, “Gavur (gevur), Frenk, kefere gibi kelimeleri, Anadolu Müslüman'ı 'düşman'la aynı mânâda kullanır. ~ 

♻️

Aşağıda resmi gösterilen Ḳaryat el-Fāvyazıtının çevirisi yer almaktadır. Eski Arap isimleri ile birlikte Vedd’e ilah olarak tapıldığı açıkça görülmektedir.

Terc. M. Marx, C. Robin, bkz. Roads of Arabia, 186)

nuh donemi tanrilari ilahlari vedd karyat el Fav Yaziti

5 ilahtan başka ilahlarda vardı. İsmi zikredilen ilahlar şunlardır; Vedd (وَدًّا), Suva (سُوَاعًا), Yeğus (يَغُوثَ), Ye'uk (يَعُوقَ) ve Nesr (نَسْرً).

Tarihi kaynaklar incelendiğinde M.S. 2. yüzyıldaki eski Arap tarihi kalıntılarda Nûh’un toplumunun ilahlarından bir tanesini olan Vedd’e tanrı olarak tapıldığı görülmüştür.

 Bu da bize bu ilahların isimlerini bilen kişiler olan Nûh’un gemisinde kurtulan kişilerin soylarından gelen kimselerden bazı kimselerin tekrar eski ilahlarına tapmaya başladığını düşündürür.

 Yüzyıllar geçse de bu ilahlara eski Araplar tapmışlar.

Aşağıda resmi gösterilen Ḳaryat el-Fāvyazıtının çevirisi yer almaktadır. Eski Arap isimleri ile birlikte Vedd’e ilah olarak tapıldığı açıkça görülmektedir.             

M.S. 2. veya 3. Yüzyıla tarihlendirilen bu yazıtların 5. satırında sözde Vedd tanrısınınismi geçmektedir.

Kur’an’da Nûh kavminin ileri gelenleriyle onların takipçilerinin halka şöyle söyledikleri belirtilmektedir: “Sakın ilâhlarınızı bırakmayın! Hele Ved’den, Süvâ‘dan, Yegūs’tan, Yeûk’tan ve Nesr’den asla vazgeçmeyin!” (Nûh 71/23). Medineliler âyetteki kelimeyi vüdd, Kûfe ve Basralı kıraat âlimleri ise vedd şeklinde okumuştur (, “vdd” md.; Taberî, XXIII, 305). Bir görüşe göre Ved Nûh kavminin, Vüd ise Kureyşliler’in tapındığı putun adıdır (Fahreddin er-Râzî, VI, 366). Âyette belirtildiği üzere Ved, Hz. Nûh zamanında kendilerine tapınılan ilk beş puttan biri ve en önemlisidir.  

Mezopotamya medeniyetlerinde (Bâbil bölgesi) öne çıkan bu putların Araplar’a Nûh kavminden geçtiği kabul edilmektedir. Hindistan’da da benzer isimlerde putların varlığına dikkat çekilmekle birlikte (Keşmîrî, IV, 251; Elmalılı, VIII, 5378) Hint inancında Veda bir put ismi değildir. Nûh kavminin putu olan Ved diğer putların en büyüğü idi ve sonraki devirlerde de bu puta Dûmetülcendel’deki (Kûfe) Benî Kelb ve Kureyş kabileleri tapmıştır (, “vdd” md.; Taberi, XXIII, 304; Fahreddin er-Râzî, VI, 365).

Vedd’e tapınma Abdüved oğullarının muhafızlığında İslâm’ın ortaya çıkışına kadar devam etmiştir.

 Hz. Peygamber, Tebük Gazvesi sırasında Hâlid b. Velîd’i bu putu yıkmakla görevlendirmiştir. Abdüved oğullarıyla savaşan Hâlid b. Velîd onları mağlûp etmiş ve putu parçalayarak ortadan kaldırmıştır (Kitâbü’l-Eṣnâm, s. 51-55; ayrıca bk. Taberî, XXIII, 303; Fahreddin er-Râzî, VI, 365; İbn Kesîr, VIII, 261-262). 


                                                             &

MÖ 2000 civarında Sümer'in çöküşünden ve Mısır'ın dünyanın en güçlü ulusu olarak yükselişinden sonra, birçok İbrani klanı Kenan'a taşındı; burada zaten geniş aile ve ticaret bağları vardı, çünkü İbranilerin büyük bir kısmı Amoritler (Kenanlılar) idi. Şüphesiz, İbrahim'in Ur'dan günümüz İsrail'ine göçünün gerçekleştiği tarihsel bağlam buydu.

Bazıları, 300 yıldan fazla önce Mısır'dan sürgün edilen Hiksoların torunlarıydı; diğerleri ise bir yüzyıl önce Musa'yla gelen grubun torunlarıydı.

İncil metni, Hakimler Kitabı'nda her zaman bulunan bu gerilimi dolaylı olarak doğrular: orada bölünmüş ve komşu düşmanlar tarafından sürekli taciz edilen bir İsrail'den bahsedilir. O dönemde, İncil'deki en ünlü grubu Filistliler, Yunan kökenli göçmenler olan sözde Deniz Halklarının istilası da yaşandı. 

Samerye krallığı, M.Ö. 722'ye kadar varlığını sürdürdü; o yıl Asurlular tarafından yerle bir edildi; Yahuda'nın ise MÖ 587'ye kadar kaldı, ardından Babilliler tarafından fethedildi.

İncil metni bu konuda çok fazla ayrıntı vermese de, arkeologlar MÖ sekizinci yüzyılın ortalarında iki krallığın nüfusunun birleştiğini göstermiştir. O dönemde Asur istilası yaklaşıyordu ve kuzeyden birçok İsrailli güney krallığına sığındı. Kanıtlar, MÖ 750'de Yahuda krallığının nüfusunun üç katına (hatta belki dört kat) arttığını gösteriyor.

Böylece, Babilliler Yahuda krallığını fethettiğinde, İsrail kimliği pratikte pekişmişti. Persler – MÖ 539'dan beri bölgenin efendileri ve lordları – o andan itibaren Yahuda olarak adlandırılan eski güney İsrail krallığının yeniden inşasına izin verdiler.

Bu nedenle, sakinlerine "Yahudi" denmeye başlandı.

Ve burada netleştirmek gerekir: "Yahudi" "Yahuda kabilesinden" anlamına gelmez. O kabile üyesi için kullanılan İbranice terim BEN YEHUDAH (benei Yehuda, çoğul) ve "Yahudi" kelimesi YEHUDI'dir.

 İncil kitapları artık "İsrailliler"den değil, "Yahudilerden" bahseder (özellikle bunlar Ezra, Nehemya ve Ester'dir).

Senenmut Mısır yerlisi bir aileden değil, Mısırlıların aşağıladığı Hiksoslardandır. 

____Hiksoslar, MÖ 17. yüzyılda Asya'dan gelerek Antik Mısır'ın Nil Deltası'nı işgal eden ve yaklaşık 100 yıl boyunca hüküm süren, "Yabancı Krallar" anlamına gelen kökenleri belirsiz bir halktırAtlı savaş arabaları, yeni kılıçlar gibi askeri teknolojileri Mısır'a getirerek ülkenin ikinci orta dönemi olan İkinci Orta Dönemi başlatan bu toplum, Avaris'i başkent yapmış ve Mısır'ın XV. ve XVI. Hanedanlarını kurmuştur. ____

İbraniler bir "halk" ya da etnik köken değildi. Hem Semitler hem Kenanlılar vardı ve muhtemelen Mitanya (Hurri) ve Hitit kökenli İbraniler de vardı. Ortak noktaları yaşam tarzlarıydı: göçebeler ya da yarı göçebeler, kentsel ve medeni yaşama açıkça karşı, yetenekli atlılar ve genellikle yağmalamaya adanmış, ama aynı zamanda ticaret ve hayvancılığa da adanmışlardı.Onlara ilk referanslar Sümerlerden gelir ve akademisyenler onların "gabiru" olarak adlandırılmış olabileceğine inanır. Kesin olan şu ki, Akkadlılar onlara HABIRU, Mısırlılar ise APIRU demiştir.  

MÖ 2000 civarında Sümer'in çöküşünden ve Mısır'ın dünyanın en güçlü ulusu olarak yükselişinden sonra, birçok İbrani klanı Kenan'a taşındı; burada zaten geniş aile ve ticaret bağları vardı, çünkü İbranilerin büyük bir kısmı Amoritler (Kenanlılar) idi. Şüphesiz, İbrahim'in Ur'dan günümüz İsrail'ine göçünün gerçekleştiği tarihsel bağlam buydu.

Samerye krallığı, M.Ö. 722'ye kadar varlığını sürdürdü; o yıl Asurlular tarafından yerle bir edildi; Yahuda'nın ise MÖ 587'ye kadar kaldı, ardından Babilliler tarafından fethedildi.

İncil metni bu konuda çok fazla ayrıntı vermese de, arkeologlar MÖ sekizinci yüzyılın ortalarında iki krallığın nüfusunun birleştiğini göstermiştir. O dönemde Asur istilası yaklaşıyordu ve kuzeyden birçok İsrailli güney krallığına sığındı. Kanıtlar, MÖ 750'de Yahuda krallığının nüfusunun üç katına (hatta belki dört kat) arttığını gösteriyor.

Böylece, Babilliler Yahuda krallığını fethettiğinde, İsrail kimliği pratikte pekişmişti. Persler – MÖ 539'dan beri bölgenin efendileri ve lordları – o andan itibaren Yahuda olarak adlandırılan eski güney İsrail krallığının yeniden inşasına izin verdiler.

Bu nedenle, sakinlerine "Yahudi" denmeye başlandı.

Ve burada netleştirmek gerekir: "Yahudi" "Yahuda kabilesinden" anlamına gelmez. O kabile üyesi için kullanılan İbranice terim BEN YEHUDAH (benei Yehuda, çoğul) ve "Yahudi" kelimesi YEHUDI'dir.

İncil kitapları artık "İsrailliler"den değil, "Yahudilerden" bahseder (özellikle bunlar Ezra, Nehemya ve Ester'dir).




                                                               &


Fenike Dini , diğer birçok eski kültürde olduğu gibi, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı. Baal , Astarte ve Melqart gibi tanrılar adlarına tapınaklar inşa ettirdiler, onlara düzenli olarak adaklar ve kurbanlar yapıldı, krallık onların baş rahipleri olarak yapıldı ve hatta gemiler onların temsillerini taşıdı.

Seleflerinden ve komşularından etkilenen, fenikeliler, ticaret yaptıkları ve koloniler kurdukları her yerde inançlarını Akdeniz’e yayacak ve dinleri , en büyük kolonileri olan Kartaca tarafından gelişmeye ve yaşatılmaya devam edecekti.

Fenikeliler daha önce bahsedilen ateş ve şimşek tanrısı Reşef’e de taparlardı; saban icat etmekle anılan buğday tanrısı Dagon; ve yılanlar ve şifa ile ilişkilendirilen Shadrapa. Tanrı Chusor’un demir ve metal işçiliğini icat ettiği düşünülüyordu ve birkaç tanrı, sırasıyla Adalet ve Doğruluğu temsil eden Sydyk ve Misor gibi ideallerin kişileştirilmesiydi.

Kenanlıların ciddi denizcilik başarıları vardı. Fenikeliler görkemli gemileriyle Akdeniz boyunca seyahat edip İngiltere kadar kuzeye ulaşan; Mısır ve Senegal gibi yerlere de açılan muazzam denizcilerdi.
Fenikelilerin kendilerine özgü ticari ağları milattan önce 5.yy’da Akdeniz’de boy gösterir haldeydi. Fenike ticaret hattının bünyesinde büyüklü küçüklü ve her amaca hizmet eden gemiler vardı.
İnsan gücüyle yüzen yelkenli gemilerinden, milattan önce 3000 yılında Babil’den beraberlerinde sedir ağacı götürdükleri Mısır’a vardıklarını doğrulayan kayıtlarda bahsedilmiştir. Bu yelkenlileri 146’da Roma’lılar Kartaca’yı yendiğinde de kullanmıştı. Uzun mesafelere rağmen kereste, baharatlar, kehribar, değerli taşlar, bakır ve kölelerin sistematik bir şekilde bir ülkeden diğerine aktarılması gerekiyordu.

Milattan önce 1200lü yıllarda bile kumaş boyası olarak kullanılan ve kullanımı Yunanlar ve Romalılar tarafından devam ettirilen Fenike moru denilen renkti. Hepsinden önemlisi ise Lübnan sediriydi ve değerli ve kar getiren bir malzeme olarak görülürdü. Bu malların karşılığında Fenikeli tüccarlar altın, gümüş, tunç, kurşun, bakır ve ticareti fazlaca yapılan köleler ithal ederdi.

&

Fenikelilerin En Kilit Başarısı: Alfabe ve Yazı Sistemi

Hiç şüphesiz ki Fenikelilerin en sıra dışı başarısı geliştirdikleri yazı sistemidir. Bu yazı sisteminde kullanılan harfler Yunanlar tarafından çeşitlendirilerek Latin alfabesinin geliştirilmesine sebep olmuştur. Ve bu alfabe Fenike alfabesinin yerine geçmiştir.

Bu alfabenin kökü, milattan önce 15.yy ve öncesinde Fenikelilerin çivi yazısında kullandıkları Proto-Kenan alfabesine dayanmaktadır. Bilinen en eski Fenike yazıtları Babil’dedir ve tarihleri milattan önce 1000 yılına dayanmaktadır. Yunan, Etrüsk, Latin, Arap, İbrani, Hint ve Güney Asya dillerinin alfabelerinde Fenike alfabesin karşımıza çıkar.

Dış Güçlerin Hakimiyeti Altında Fenike Şehirleri

Tarihlerinin çoğunda Fenikeliler Mısır, Asur, Babil, Fars, Makedonya ve Roma uygarlıklarının hakimiyeti veya etkisi altında kalmıştır.

538 yılında II. Kiros ve Farslılar Fenike’yi fethetti. Ve gittikçe gelişen 4 vasal devlete böldü: Sidon, Tyre, Arvad ve Babil.  Zamanla Fenike medeniyeti çökmeye başladı. 332’de Büyük İskender Tyre ve diğer Fenike şehirlerini ele geçirdi. Büyük İskender’den sonra Fenikeliler Batlamyus’un önderliğindeki Mısır’ın hakimiyeti altına girdi. Sonrasında ise Selevkos İmparatorluğu bölgeyi hakimiyeti altına aldı. MÖ 64’te ise Fenike şehirleri Roma kontrolüne girmişti.



Antik Uygarlıkların Esrarengiz Çöküş Nedenleri

Editör: Aksel Deniz Günal


 





&

                                                 

RUNELER SİZE FISILDADIĞINDA ASLA ESKİ SİZ OLMAYACAKSINIZ

Tanrıların en bilge ve en yücesi Odin, insanları zaferler kazansın, güçlü kılın, düşmanlarına karşı üstünlük kazansın ve bilgiyle donansın diye, 9 gün 9 gece boyunca kendisini Yggdrasil adı verilen Hayat Ağacı’na astı. Tek gözünü bu bilgelik ve Rune’ların sırrına, kudretine ermek için feda etti. 9 gün, 9 gece boyunca göğsü bir mızrakla deşildi, ölümcül yaralandı. Bedeni acı içinde rüzgarlarla savruldu.

Tam ölmek üzereyken bu fedakarlığı karşılık bulmaya başladı, kendinden başka varlıkları tanıdı Odin. Ne olduklarına ve nasıl bir güce sahip olduklarının farkına vardığı anda ip koptu, çığlıklarla aşağı düştü Odin.

Dünyanın sırrı artık elindeydi. Tabiatın esintisi avuçlarının arasındaydı. Odin’in ünvanlarından biri artık Büyücü olmuştu. Şiirsel Edda’nın Havamal Şiirinde Odin’in Runelerle öğrenmiş olduğu 18 büyüye yer verilmiştir. Odin, tüm bu yeteneklerle her türlü yardıma, şifaya, savaşta başarıya hatta tabiatı yönetmeye kadir olmuştu.

“Rune,” eski Germen dilinde “RUNA” kelimesi, “sır” anlamına gelmektedir. Gerçekten de Runeler her zaman derin sırlar saklar; tek bir sır değil, belki de yüzlerce sır. Bir kısmına vakıf olabilsek de, tam anlamıyla belki hiçbir zaman derinliğine varamayacağız.

Tarihi çok net olmamakla birlikte, bilinen bir şey var ki, Runeler hep var olmuştur. İskandinav halkları, Runelere o kadar çok benimsemiş ve büyülü anlamlar katmışlardır ki, parşömen ve deri yerine taş, tahta ve özellikle kurt başta olmak üzere hayvan kemiklerine çizmişlerdir. Harfleri iletişim ve ticarette kullanmak yerine kahraman mezarlarını işaretlemek ve geleceği tahmin etmek için Runeleri kullanmışlardır.

Rune alfabesi, 2. Dünya Savaşı sırasında Norveç tarafından şifre olarak kullanılmıştır; hatta Tesla’nın da Runelerden faydalandığı bilinmektedir. Runik alfabe, kuzey Avrupa halkları tarafından 1. yüzyıldan ortaçağ başlarına kadar kullanılmıştır. Alfabedeki ilk altı harfin kullanımıyla oluşturulan “FUTHARK” adı, İskandinav mitolojisinde göksel yaşam kavramını ifade eder. 24 harften oluşma sebebi, İskandinav ülkelerinde yaşayanların belirlediği 24 takım yıldızına denk düşecek şekilde 24 harflidir.

Rune alfabesi, geçmişte günlük hayatta kullanılan bir alfabeden çok, daha çok magi ve kehanette kullanılan bir yazı ezoterik sistem olması sebebiyle, ortaçağda kilisenin baskısıyla unutturulmaya çalışılmış ancak tamamen yok olmamış; günümüzde sırları ve ehil kişilerce kullanımında hala yaşayan bir ruh olarak karşımıza çıkmıştır.

Rune alfabesindeki her bir harf, kendi içinde ayrı bir anlamı ve varlığı sembolize etmektedir. Her bir harfin enerjisi, titreşimi ve kullanım alanı farklıdır. Bu sebepten ötürüdür ki, Runeler bilinçsizce tek başına ya da birlikte kullanılamaz; çünkü geri dönülmez bir sonucu beraberinde getirebilir. Derin ve içselleştirilmiş bir bilgi, inisiyasyon ve uzmanlık şarttır.

Bu sebepten dolayı, yine bilinçsizce dövme yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü tabiatta kullanılan tüm elementler ve bitkiler gibi, Runelerin de yan etkileri bulunmaktadır. Birçok okült çalışmada olduğu gibi, Runelerin kullanımında kadınlar veya dişil enerji, erkeklere göre daha güçlü kabul edilir. Çünkü kutsal rahim bilgeliği ve yaratım gücü, bu çalışmaları daha kuvvetli hale getirir. Bu sebeple değil midir ki kadınların şifacılık gücü keşfedilerek Ortaçağ’da birçok kadın, sebepsiz yere “Cadı Avları” adıyla infaz edilmiştir. O dönemlerdeki pagan inanç ve uygulamalarının temelinde de Runik sistem yer almaktadı.


Elder Futhark harfleri ve anlamları bulunuyor. Üç temel futhark vardır: gelişimi MS 1. yüzyılda başlayan ve 400 yılından önce tamamlanan, tam biçimli ilk runik alfabe olan 24 karakterlik Elder Futhark, Viking Çağı’nın (yaklaşık MS 750) başlarında Elder Futhark’tan ayrılmaya başlayan ve sonunda İskandinavya’daki eski alfabenin yerini alan 16 karakterlik Younger Futhark ve kademeli olarak değişen, İngiltere’deki Elder Futhark’a eklenen 33 karakterlik Anglo-Saxon Futhark.

Runik alfabenin en eski biçimi olan Elder Futhark harfleri, MS 200-800 yılları arasında İskandinavya’da ve Kuzey Avrupa’nın diğer bölgelerinde yazı yazmak için kullanılan 24 sembolden oluşuyor. “Futhark” kelimesi, “Fehu”, “Uruz”, “Thurisaz”, ​​”Ansuz”, “Raidho” ve “Kenaz” olarak adlandırılan ilk altı harften türetiliyor.
Kiril Alfabesi


Runik Alfabesi

Her rune üç özellik içerir:
– sembolün kendisi ve şeklin neyi temsil ettiği
– isim ve kelimenin anlamı, harf değeri ve sesi ile birlikte
– rune tarafından somutlaştırılan enerji ve ruh.

FEHU

Önce FEHU göründü, tabiat canlandı. Biz canlandık, baharı deneyimledik, doğduk. Ateşin gücüydü o.

Runik sırası:1

Renk: Kırmızı

Element: Ateş ve Toprak

Mitolojideki bağlantısı: Freya

Astrolojik Uyumu: Koç

Bitki: Isırgan Otu

Ağaç: Kara Mürver Ağacı

Taş:  Yosun renkli akik

Anlamı: Para, Bolluk, Gelir Artışı, Yeni Başlangıçlar, Keşfedilmemiş Servet.

Kullanımı: Özellikle şifa ve fiziksel güç elde etme amacıyla kullanılmış olup aynı zamanda çalışmaların şans, bereket ve para getirdiği gözlenmiştir. Astrolojik uygun zamanlar doğrultusunda akarsulardan alınan taşlar ve doğadan toplanan ağaç dalları kullanılarak çalışma yapılır.

  URUZ

Sonra URUZ geldi. Toprağı, Kök Salmayı, değeri, güveni öğrendik. Zorluklar karşısında dik durabilmemizi sağlayan Toprağın gücüydü O..

Runik Sırası: 2

Renk: Koyu Yeşil

Element: Toprak

Astrolojik Uyumu: Boğa

Mitolojideki bağlantısı: Thor, Urdl

Bitki: İzlanda yosunu

Ağaç: Huş Ağacı

Taş: Lal taşı

Anlamı: İstikrar, Güven, Fiziksel ve Mental sağlık ve güç, Eril ve Dişil Enerji

Kullanımı: Yine uygun zamanlamalar çerçevesinde, Yılda 3 kereden fazla olmamak üzere yine sembolün sayısal değeri kad, Tabiattan toplanan Nehir yatağındaki taşlara ve deri parçalarına çizilir.

THURISAZ

Ardından Thurisaz geldi..Kendi gücümüzü özümüzü görene kadar köklerimizle bizi yüzleştirdi. O kökleri yerinden söküp arınmamızı sağlayan güçtür O..

Runik Sırası: 3

Renk: Kırmızı

Element: Ateş

Mitolojik bağlantı: Thor,Loki

Astroloji: Mars

Bitki: Pırasa çiçeği

Ağaç: Karadiken Çalısı

Taş: Safir

Anlamı: Soy Karması, köklerden gelen yüklerden kurtulmak  Arınmak, Dolu Runu olup , Kötülüklerin kontrol altına alınması ve dönüşümle alakalıdır.

Kullanımı: Soy karmasından arınmak amacıyla kullanılması sebebiyle, 3 kuşak anne soyu üzerinden astrolojik ve sayısal hesaplamalarla çalışılır

 ANSUZ

ANSUZ, o zamana kadar aklımıza bile gelmeyen şeyleri düşünmemizi sağladı. Rüzgarın gücüydü O..

Runik Sırası: 4

Renk: Koyu Mavi,

Mitolojik Bağlantılar: Odin, Loki, Eostre

Astroloji: Merkür

Bitki: Sinek Mantarı

Ağaç: Dişbudak Ağacı

Taş: Zümrüt

Anlamı: Odin’in Rune’dür. İletişim, Yaratıcılık, Kehanet ve Önsezi gücü verir

RAIDO

Ve hareketin, uyumun gücü RAIDO geldi. Kendi kendimizle, çevremizle, toprakla , suyla, havayla , ateşle uyumlanmamızı sağladı..

Runic Sırası:5

Element: Hava

Cinsiyet: Erkek

Mitoloji: Ing. Nerthus

Astroloji:Yay

Taş: Krizopras Taşı

Bitki: Pelin otu

Ağaç: Meşe

Anlamı: Fiziksel ve Ruhsal anlamda Seyahat. Yer değiştirme, olaylara daha

farklı bir açıdan görmek, doğru olanı fark etmek ve o yöne doğru ilerlemek

KENAZ

KENAZ gelip de bize ayna tuttuğunda içimizde bir idrak ateşi yanmış oldu. Biz idrakla aydınlandık. Ruhumuz tutuştu, kalbimiz tutuştu, özümüze döndük..

Runik Sırası :6

Element: Ateş

Cinsiyet: Dişi

Astroloji: Venüs

Taş: Kantaşı

Bitki: Çuhaçiçeği

Ağaç: İğneli Çam

Anlamı : Yeniden oluşum, dönüşüm. Ateş, Yanmak, Aydınlanmak, Farkındalık anlamındadır. Aynı zamanda ateşi de temsil ettiği için dikkat edilmesi gerekir. Fiziksel olarak ateşli hastalıkları da kişiye deneyimletebilir.

GEBO

Derken Gebo belirdi. Verilen her şey karşılığını alır dedi Gebo…Bize armağanlar getirdi. Artık birbirimize çok daha yakındık..

Runik Sırası: 7

Rengi: Koyu Mavi

Cinsiyet: Dişil ve Eril

Element: Hava

Mitoloji: Odin, Gefn

Astroloji: Balık

Bitki: Hercai Menekşe

Ağaç: Karağaç

Taş: Opal Taşı

Anlamı: Şanslı 7 batıl inancının çıkış noktasıdır. Armağan, hediye, Aşk, Romantizm anlamına gelir. Ama aşkta dikkatli de olunmalıdır. İlişkide denge çok önemlidir 

Kullanımı: Aşkı çekmek ve aşkta uyum için kullanılır. Özellikle Hıdırellez zamanı tercih edilir ve uygulamada Güller kullanılır.

WUNJO           

WUNJO aramıza katıldı, Neşe getirdi. Yaşam sevinci içimize dolup taştı.

Runik Sırası: 8

Renk: Açık Mavi

Element: Su (Buz)

Cinsiyeti: Erkek

Mitoloji: Odin, Frigg

Astroloji: Aslan Burcu

Taş: Elmas

Ağaç: Tek yapraklı Dişbudak

Bitki: Mavi Keten

Anlamı: Keyif, Eğlence, Uyum, Kutsal yeni başlangıçlarla ilgilidir. Sorunları çözüp uyum içinde yaşam en önemli amaçtır.

HAGALAZ

Birden gök gürledi ve yıkımın, ölüler diyarının gücü HAGALAZ yanımıza geldi. O bizim en derinimize inebilmemizin için dönüştürdü.

Runik Sırası: 9

Element: Su (Buz)

Cinsiyeti: Dişi

Mitoloji: Urd, Heimdall

Astroloji: Kova

Taş: Damarlı Akik- Oniks Taşı

Bitki: Şeytan otu

Ağaç: Dişbudak

Anlamı: Dolu Runudür. Krizlerle alakalı olup kişiyi krizlerle dönüştürür.

         

NAUDIZ

Değişimin gücü Naudiz, düşüncelerimizin sabit duvarlarını kırarak korkularımızla yüzleştirdi..

Runik Sırası: 10

Renk: Siyah

Element: Ateş

Cinsiyeti: Dişi

Mitoloji: Skuld

Astroloji: Oğlak Burcu

Taş: Lacivert Taşı

Ağaç: Üvez Ağacı

Bitki: Senega Otu

Anlamı: Ertelemeler, sınırlar, karışıklıklar, krizler ve bunların üstesinden gelebilme gücü.

Sabrın sınanması.

ISA

Dünya ansızın değişti..Isa birden hiçlikten doğdu ve biz o güne kadar bilmediğimiz dayanıklılığımızı keşfettik..

Runik Sırası: 11

Renk: Kırmızı

Element: Su (Buz)

Cinsiyeti: Dişi

Mitoloji: Verdandi

Astroloji: Ay

DeğerliTaş: Kedi gözü taşı

Ağaç: Kızılağaç

Bitki: Banotu

Anlamı: Ortada bir engel varmış gibi görünse de bu engel psikolojiktir. Hareket etmek

için uygun bir zaman değildir. Bekle ve gör der Isa

JERA

Değişimin rüzgârı bizi Jera’ya getirdi. Kum saati tekrar terse döndü ve biz yaşamda bir adım daha ilerledik. Kozadan çıkan kelebek misali Karanlıktan aydınlığa çıktık.

Runik Sırası: 12

Renk: Açık Mavi

Element: Toprak

Mitoloji: Frey, Freyja

Astroloji: Güneş

DeğerliTaş: Kırmızı akik, Carnelian taşı

Ağaç: Meşe 

Bitki: Biberiye

Anlamı: Artık çabalarının karşılığını alma zamanın geldi. Barış ve huzur zamanı. Bereketli bir dönem

EIHWAZ

Öte alem ve bu alem üzerindeki bağı Eihwaz ile anladık. Yukarıda her ne varsa aşağıda da o olmaktaydı..

Runik Sırası: 13

Renk:Magenta (Morumsu kırmızı ,pembe)

Element: Toprak, Hava, Ateş ve Su

Cinsiyeti: Erkek

Mitoloji: Ullr

Astroloji: Akrep burcu

DeğerliTaş: Sarı yakut

Ağaç: Porsuk Ağacı

Bitki: Leylak

Anlamı: Gizli düşmanlıklara dikkat edilmesi gerekir. Zor bir süreçten geçilmektedir. Ama zorlukları aşacak güce de sahipsin. Sabır ve Bilgelilik önemli

PERTHO

PERTHO ile karşılaştığımızda artık biz değişmiş ruhlardık. Yeniden doğmuştuk.

Runik Sırası:14

Renk: Siyah

Element: Su

Cinsiyeti: Dişi

Mitoloji: Frigg

Astroloji: Satürn

DeğerliTaş: Akuamarin taşı

Ağaç: Titrek Kavak

Bitki: Kurtboğan otu

Anlamı: Kase, Rahimle ilişkilidir. Gizli saklı olan, Okult konular, Kehanet yetenekleri, Dişil enerji, bereket ve bebeğin rahimdeki gelişimi gibi evrimsel bir gelişim    

ALGIZ

Pertho ile dönüştükten sonra yeni bir dönem başlamıştı ve biz Algızın koruma zırhının arkasında kendimizi koruduk.

Runik Sırası :15

Renk: Altın Sarısı

Element: Hava

Cinsiyeti: Erkek

Mitoloji: Heimdall

Astroloji: Yengeç

DeğerliTaş: Ametist

Ağaç:  Üvez  ağacı

Bitki: Alacalı miskantus

Anlamı: Ruhsal bir koruma kalkanı söz konusudur. Ruhaniyet, Tanrılarla iletişim ve ilahi bir gelişim söz konusudur. Algız içgüdülerini takip et der

SOWILO

SOWILO bulutların arasından süzülerek karanlığımızı aydınlattı ışığı ve sıcaklığıyla. Gün doğmuştu.

Runık Sayısı: 16

Renk: Beyaz

Element: Hava

Cinsiyet: Erkek 

Mitoloji: Baldur

Astroloji: Güneş

DeğerliTaş: Yakut

Ağaç:   Ardıç

Bitki: Ökseotu

Anlamı: Başarı, Mutluluk, sağlık. Artık büyük bir atılım yapmanın zamanı geldi. Güneş doğdu

TIWAZ

Odinin Mızrağı uçarak geldi. Gücünü içimizde hissettik. Kendi yolumuzu keşfetme yolumuzda köklerimizi tamamen kazımak için gelmişti

Runik sırası: 17

Renk: Kırmızı

Element: Hava

Cinsiyet: Erkek

Mitolojik: Tiw

Astroloji: Terazi burcu

DeğerliTaş: Mercan

Ağaç:  Meşe

Bitki: İtboğan

Anlamı: Güç, Cesaret, yasal konular ve rekabette başarı. Zafer anlamındadır.

BERKANO

Berkano Huş ağaçlarının anası, Tanrıça aramıza katıldı ve yolumuza ilerlerken başaracağımız konusunda bize cesaret verdi.

Runic Sırası: 18

Renk: Koyu Yeşil

Element: Toprak

Mitoloji: Nerthus, Holda

Astroloji: Başak burcu

DeğerliTaş: Ay taşı

Ağaç:  Huş Ağacı

Bitki: Aslan pençesi

Anlamı: Doğum, doğurganlık, bereket, büyüme genişleme , özgürlük. Yeni başlangıçlar.

EHWAZ

EHWAZ, bilgeliğin gücü. Artık zaman, birlik olma zamanıydı. Birlikte uyumla hareket etme zamanı..

Runic Sırası: 19

Renk: Beyaz

Element:  Toprak

Cinsiyet: Dişi ve Erkek

Mitoloji: Frey, Freyja

Astroloji: İkizler Burcu

DeğerliTaş: İzlanda sparı, İzlanda kristali

Ağaç: Dişbudak

Bitki: Kanarya otu

Anlamı: Yolculuk, at, her türlü ulaşım aracını temsil eder. Daha iyiye ulaşma yolunda ilerlemeyi ifade eder. Uyum, takım çalışması. Mutlu güven dolu evlılık ve ortaklıkları temsil eder

MANNAZ

Mannaz belirdiği zaman içimizdeki zıtlıkları bulduk, anladık ve kabul etmeyi başardık…

Runic sırası: 20

Renk: Derin kırmızı (Koyu Kan rengi)

Element: Hava

Cinsiyet: Erkek ve Dişi

Mitoloji: Heimdall, Odin, Frigg

Astroloji: Jupiter

DeğerliTaş: Garnet Taşı

Ağaç: Çobanpüskülü

Bitki: kızıl kök(kök boya)

Anlamı: Sosyal çevremiz, iletişimlerimiz , ortaklıklarımız ve işbirliklerimizdir. Biz nasıl davranırsak onlar da bize öyle davranır.

LAGUZ

Bunca zaman yaşadıklarımızın tecrübesiyle hüzün ve sevinç gözyaşları döktük. Gözyaşlarımız ruhumuzu arındırdı. Laguz, suyun arındırma gücüydü..

Runic Sırası: 21

Renk: Koyu Yeşil

Element:  Su

Cinsiyet: Dişi

Mitoloji: Njord, Nerthus

Astroloji: Ay

DeğerliTaş: İnci

Ağaç: Sepetçi Söğüdü

Bitki: Pırasa

Anlamı: Suyun şifası, Su, Deniz,  Yaşam Enerjisi, Psişik güçler, Metafizik konular.

Rüyalar, gizemler. Yeraltı dünyası.

INGWAZ

Orman, Lagüzle arındıktan sonra uzun bir süre huzurla yaşadık. Bu Olgunluk ve Huzur zamanıydı. Bu INGWAZ’dı.

Runic sırası: 22

Renk: Sarı

Element: Toprak ve Su

Cinsiyet: Erkek

Mitoloji: Ing, Frey

Astroloji: Yengeç ve yeniay

Değerli Taş: Kehribar

Ağaç: Elma ağacı

Bitki: Yara otu, Prunella vulgaris

Anlamı: Dinlenme zamanı. Gerginlikler arkada kaldı. İstediğini yapmakta özgürsün

DAGAZ

Şafakta önümüzdeki yolun farkına vardık. Bazen kaybolmuş hissettiğimizde Gri kurtlar rehberimiz oldu. Karanlık artık aydınlığa dönüşmüştü…

Runic Sırası:  23

Renk: Açık Mavi

Element: Ateş ve hava

Cinsiyet: Erkek

Mitoloji: Heimdall

Astroloji: Dolunay

DeğerliTaş: Sarı Yakut

Ağaç: Ladin

Bitki: Ada çayı

Anlamı: Farkındalık, uyanış. Gece ne kadar karanlıksa, sabahına Şafakta her şey yine görünür olacak. Umutlar yeniden yükselecek. Gece güne dönüşecek

OTHALA

Tüm bu hayat yolculuğunda, sonunda Othala’ya ulaştık. Tüm hücrelerimiz köklerimizle buluşmuş oldu.

Runic Sırası: 24

Renk: Sarı

Element: Hava

Cinsiyet: Erkek

Mitoloji: Odin

Astroloji: Dolunay

DeğerliTaş: SpinelTaşı

Ağaç: Alıç Ağacı

Bitki: Kızıl Yonca

Anlamı: Miras, toprak, aile kökleri anlamına gelmektedir. Geçmişteki kazanımlar, Maddi Manevi geri dönecektir. Bir hak ediş söz konusudur.

İskandinav Mitolojisi’nde Rune büyü bilgilerinin Odin‘den geldiğini düşünülüyor. Odin’in dünya ağacı Yggdrasil‘de dokuz gün dokuz gece asılı kaldıktan sonra Rune harflerinin gizemini aldığı ve kendini feda ettikten sonra da Rune bilgeliğinin ortaya çıktığı söyleniyor. Daha sonra bu bilgileri vitkiler ve büyücüler ile paylaşılıyor ve yayılıyor. İskandinav mitleri ise Rune harflerini içeren sayısız hikaye içeriyor.

Yüzüklerin Efendisi serisinin yazarı JRR Tolkien‘in karmaşık dil sistemini oluştururken runik alfabeden ilham aldığı da söyleniyor.


&




                                    

İbn Vahşiyye, bu dört kadim alfabeyi ele aldıktan sonra başka bir kadim alfabenin de olduğunu yazıyor. Bu alfabenin 37 harfini Arapça karşılığıyla yazan İbn Vahşiyye, kürtlerin bu alfabenin kendilerine ait olduğunu ve buna delil olarak da Binu Şad ve Masi Sorati  (Penuşad ve Masa…’nın) bütün kitaplarını ve ilimlerini bu alfabe ile yazdıklarını delil getirmelerini aktarmıştır. İbn Vahşiyye, Bağdat’ta ve Navus’ta bu alfabeyle yazılmış yaklaşık 30 kitap gördüğünü belirtiyor. Ayrıca bunlardan 2 tanesinin Şam’da kendisinin yanında olduğunu belirten İbn Vahşiyye, birinin üzüm ve hurma ekimi diğerinin ise sular, suların özellikleri ve onların sahipsiz topraklarda nasıl çıkarılacağı ile ilgili olduğunu söylüyor. İbn Vahşiyye, o iki kitabı Kürtlerin dilinden Arapların diline tercüme ettim ki tüm insanlar faydalansın, diyerek sözü edilen kitabını sonlandırmış.

                                 
&

&

&

Eski İskandinav Runik yazıtlarındaki karakterlere benzediği ve Orhun yazıtlarında kullanıldığı için geçmiş Avrupa literatüründe Türk-Run yazısı olarak da adlandırılmıştır.

&

Fenikeliler, Sümerlerin çivi yazısını geliştirerek 26 harflik bir alfabe oluşturarak dünyada bir ilke imza atmışlardır.


Sami dili ailesi M.Ö 5. yy.a denk düşen, Arapça, İbrani ve Aramice alfabelerin ve dillerinin kullanıldığı Afro-Asyatik dil ailesidir. Orta Doğu’daki antik ve günümüz dillerin çoğunu kapsar. Aram alfabesi, M.Ö 2-3. yy.da Fenike alfabesinin farklı bir uzantısı olarak yayılmıştır. Arami alfabesinden bir çok alfabe türetilmiştir. Bunlardan biri Pehlevi alfabesi olup İranlılar tarafından kullanılmış ve Farsça dili oluşturulmuştur. İbrani alfabesi de M.Ö 9-10. yy.da Paleo İbranicesine dönüşmüştür. Arap alfabesinin ise Nebati alfabe-yazı sisteminden türediği kabul edilmektedir.

Arapça alfabesi günümüzde Latin alfabesinden sonra en çok kullanılan alfabedir. Etiyopya- Afrika halkları tarafından kullanılan ve Sami dillerinden olan Amharca ise Ge’ez alfabesinden oluşmuştur.

Sonuç olarak günümüzde konuşulduğu bilinen 7000 dil vardır ve çoğunluğu antik alfabelerden yararlanılarak üretilmiştir.




XXXX



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O