1900’de Ege Denizi’nde sünger avcıları denizden ilginç bir cihaz çıkardı. 2 bin yıllık bu cihaz; Merkür, Venüs, Mars, Satürn ve Jüpiter’in gece konumlarını gösteriyor, Ay ve Güneş tutulmalarını başarılı bir şekilde öngörebiliyor, Güneş ve Ay takvimini hesaplayabiliyordu. İnsanlık tarihinin ilk bilgisayarıydı bu. Bilim tarihi hakkındaki görüşleri sarsacak nitelikteydi
30 santimetre yüksekliğinde ahşap bir kutu içine yerleştirilen mekanizma, nasıl kullanıldığını anlatan bir eski yazıların olduğu bir kullanma kılavuzu ve kadranlara bağlı 30’dan fazla bronz dişli çark içeriyor. Okunabilen yazıların bir kısmında ise, “Kolu çevirin ve Yunan tanrılarının cennetine giriş yapın” yazıyor.
1900 yılında Ege Denizi’nde bir grup sünger avcısı fırtınaya yakalandı ve Küçük Çuha Adası’na sığındı. Ertesi gün bu grup, ada etrafında dalmaya karar verdi ve tesadüfen 2 bin yıllık bir gemi enkazına rastladı. Daha sonra yapılan analizler, geminin M.Ö. 70 ile M.Ö. 60 yılları arası bir tarihte, Anadolu’dan Roma’ya seyahat ederken battığını gösterdi. Dalgıçlar, gemiden arta kalan eşyaları çıkarırken üç adet düz ve paslanmış tunç plaka da çıkardı. İlk başta sıradan gözüken bu plakalara dikkatli bakıldığı zaman analog saatlerin içindekine benzer dişliler görmek mümkündü. Dişliler o kadar mükemmel gözüküyordu ki meşhur fizikçi Feynman 1970’lerin sonunda Atina Müzesi’nde bu dişlileri ziyaret ettiği zaman, orada onu etkileyen tek parça olduğunu söyledi. Hatta o kadar etkilenmişti ki, dişlileri “Farklı, garip ve neredeyse imkansız” olarak niteledi. Ona göre bu parçalar modern bir mekanik saat düzeneğinden alınmış gibiydi. Söz konusu plakaların oluşturduğu düzenek ‘Antikythera düzeneği’ olarak anılır oldu.
Düzeneği batık geminin atıkları üzerinde çalışırken 1902 yılında arkeolog Valerios Stais fark etti. Şimdiye kadar düzeneğin 82 adet parçası bulundu, bunlardan dördü dişlilerden oluşuyordu. En büyük dişli 140 mm çapındaydı ve 223 dişten meydana geliyordu. Çoğu parçada okunması zor yazılar mevcuttu. Düzenek bozulmadan önce ayakkabı kutusu büyüklüğündeydi.
EN ESKİ ANALOG BİLGİSAYAR
Diğer bulgular ilk bakışta bu paslı dişlilerden oluşan kutudan daha değerli görüldüğü için 1951 yılına kadar ‘Antikythera düzeneği’ kimse tarafından incelenmedi. 20 yıllık bir çalışmadan sonra ‘Antikythera düzeneği’ ile ilgili ilk yayınlar tarihçi ve fizikçi Derek de Solla Price tarafından yapıldı. Price ve Yunanlı nükleer fizikçi Charalambos Karakalos, X ışınları ve gama ışınları ile 82 parçanın resmini çekti ve düzeneğin çalışması hakkında bir sürü bilgiyi ortaya çıkardı. Bu ve daha sonra yapılan çalışmalar gösterdi ki cihaz bilinen en eski analog bilgisayardı. ‘Antikythera düzeneği’nin yapabildikleri çok şaşırtıcıydı. 2 bin yıllık bu cihaz; Merkür, Venüs, Mars, Satürn ve Jüpiter’in (o dönem bilinen tüm gezegenlerin) gece konumlarını gösteriyor, Güneş ve Ay’ın 12 Zodyak burcuna göre hareketini veriyordu. Cihazın yapabildikleri bununla da sınırlı değildi. Cihaz, Ay ve Güneş tutulmalarını başarılı bir şekilde öngörebiliyor, Güneş ve Ay takvimini hesaplayabiliyor, dönen misket büyüklüğünde bir top sayesinde Ay’ın evrelerini büyük bir hassasiyetle gösterebiliyordu. Cihaz ayrıca olimpiyat oyunları gibi o dönemdeki önemli etkinliklerin tarihlerini de veriyordu. Cihazın bunları yapabildiği salt bir varsayımdan ibaret değil. Hem yapılan modeller bunu doğruluyor, hem de düzenek üstünde 3D X-ışını ile yapılan analizler sonucunda bir kullanım kılavuzu keşfedildi. Kullanım kılavuzu cihaz üstüne yazılmıştı ve silindiği için gözle görülmüyordu. Kılavuz, cihazın bunları yapabildiğini doğruluyordu.
BU CİHAZI KİM YAPTI?
1976’da ünlü Fransız okyanus uzmanı Jacques Cousteau, Antikythera enkazını incelemişti. Kendisi geminin, yağmalanan hazineleri eve getiren bir Roma gemisi olduğu düşünüyordu. Enkazın daha ayrıntılı analizi, bu lüks kargoyu eve taşıyanın aslında bir Yunan ticaret gemisi olduğunu gösterdi.
‘Antikythera düzeneği’, bilim insanlarını ciddi şekilde şaşırttı. Bu tarz hesaplar yapan cihazlar 15. yüzyıla kadar, yani bu cihazın üretim tarihinden 1500 yıl sonrasına kadar üretilmedi diye biliyorduk. Hatta bazılarına göre bu kadar hesabı böyle hassas yapan bir cihaz ancak 18. yüzyılda inşa edilebilecekti; zira cihaz, Ay’ın düzensiz hareketlerini de hesaplıyordu. ‘Antikythera düzeneği’, bilim ve teknoloji tarihi anlayışımızı tamamen değiştirir nitelikte. Yunanlılar nasıl oldu da böyle bir teknoloji elde etti? Bu cihazı kim yaptı? Bu gelişmiş teknoloji nasıl kayboldu? Cihaz ne amaçla yapıldı? Neden bu cihazın bir başka benzeri ortaya çıkmadı? Bir grup ise bu düzeneğin zamanda yolculuğa delil teşkil ettiği düşüncesinde. Ancak bu teorilerin doğru olma ihtimali hiç yok. Teknoloji, dönemini yansıtmıyor gibi görünse de, cihaz dünya merkezli bir modeli esas alıyor ve hesaplar o dönem bilinen modellerle yapılıyor.
Hatta Uranüs gibi gelecekte bulunacak gezegenler cihazda yer almıyor. Yani cihaz, o dönem kozmolojisine inanan biri tarafından yapılmış. Cihazın kimin tarafından ve ne amaçla yapıldığını bilmesek de bu tarz cihazlardan bahseden Antik yazılar mevcut.
Ich M.Ö. 1. yüzyılda yaşayan ünlü düşünür Cicero, M.Ö. 200’lü yıllarda yaşayan büyük Yunanlı matematikçi Arşimet’in Güneş, Ay ve beş gezegenin hareketlerini öngören bir cihaz tasarladığından bahsetmektedir. Cihaz, Roma generali Marcus Claudius Marcellus tarafından Roma’ya getirilmişti. Bu cihazın tarifleri onun ‘Antikythera düzeneği’nden farklı olduğunu gösteriyor.
Gene Cicero, Rodoslu Hipparchus’un öğrencisi Posidonius’un benzer bir düzenek yaptığını da yazıyor. Hipparchus’un üstün astronomi bilgisinden hareketle ‘Antikythera düzeneği’nin, Posidonius’un cihazı olduğunu söyleyenler var.
Bu iddianın doğruluğunu şu aşamada doğrulamak mümkün değil. 2000 yıllık bilgisayar ‘Antikythera düzeneği’ gizemini koruyadursun, buradan önemli bir ders çıkarmak mümkün. Antik uluslar, bazı alanlarda, aslında bizim zannettiğimizden çok daha bilgili ve yetenekli olabilirler. Tarih hep düz bir çizgide ilerlemez.
🚢🚢🚢
Antik Dünyanın Sırları – Antikythera Mekanizması
Yunanistan açıklarında, Ege Denizi Antikythera (Küçük Çuha) Adası yakınlarında bir gemi enkazına rastlanmıştı. Gemi, milattan önce 60’lı yıllardan; Antik Yunanistan zamanından kalmaydı. Ancak enkazı araştıran dalgıçlar o tarihlerden çok öncelere ait gibi görünen bir nesne bulmuşlardı. “Bu;2000 yaşında bir aletten ziyade, daha çok 20. yüzyıldan kalma bir şeye benziyordu.” (Dr. Kiki Sanford)
“Antik dünyada hiç böyle bir şeye rastlamamıştık.” (Dr. Sascha Auerbach)
Bu karmaşık cihazın üstüne bazı gizemli kodlar oyulmuş durumdaydı.
“Gerçekten inanılmaz bir cihazdı; bronz dişlilere ve yaylara sahipti, üstünde semboller vardı. Peki ne işe yarıyordu?” (Dr. Peter Campbell)
Matematikçiler, bilim insanları ve arkeologlar, 100 yıl boyunca bu cihazın ne işe yaradığını bulmaya çalışmışlardı.
“Araştırmacılar, zaman zaman bu cihazı çözdüklerini sanmışlardı, ama her geçen gün yeni sorular ve şaşırtıcı bulgular ortaya çıkmaktaydı”(Dr. Karen Bellinger)
Yüksek çözünürlüklü dijital görüntüleme, daha önce ulaşılamayacağı düşünülen iç işleyişi ve ayrıntıları ortaya çıkarmıştı. Ne kadar karmaşık olduğunu görmek, insanda hayranlık uyandırmaktaydı. İlk düşüncemizden katbekat daha karmaşıktı. Uzmanlar sonunda bu eski bilimsel cihazın sırrını çözebilmeyi başaracaklar mıydı?
Sünger avcıları 1900 yılında, 2000 yıllık bir batık keşfetmişlerdi. Kısa süre içinde denizde bulunan en büyük antik enkaz olarak tanımlanmıştı.
“Buldukları şey aslında Antik Dünyanın Titanic’i konumundaydı” (Dr. Karen Bellinger)
“Gemi ağzına kadar kargo ile doluydu ve milattan önce 60 civarında batmıştı. Binlerce yıldır suların altında kalan bronz ve mermer Yunan heykellerinden, mücevherlerden, cam eşyalardan ve çeşitli mobilyalardan oluşan gerçek bir hazineye ulaşmışlardı.” (Dr. Peter Campbell)
Ancak, gemideki hazinelerin arasındaki çok özel bir nesne, görenleri şaşkınlığa uğratmıştı.
“Karmaşık bronzdan yapılma mekanizmaya benzer bir şey vardı. Aslında biraz da saate benziyordu. Özenle tasarlanmış bir mühendislik harikasıydı.” (Dr. Andrew Kinkella)
Bugün, Antikitera Düzeneğinin aslı, Yunanistan’ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Yanında da, uzmanlar tarafından yapılmış çalışır bir kopyası bulunuyor. Düzeneğin bir başka kopyasıysa, ABD’de, Montana’daki Amerikan Bilgisayar Müzesi’nde sergileniyor.
Indiana Jones ve Kader Kadranı Filmindeki Arşimet Kadranı
🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺
Ay Dünya'nın Dünya Güneş'in Güneş Samanyolu'nun Merkezi etrafında döner..
Meal Kur'an-ı Kerim - Diyanet
Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir. [Yasin: 39]
Yasin Suresi 39. ayet tefsiri
Ay, dünyamızın uydusu olup hayatımızın devamının ayrılmaz bir parçasıdır. Güneşle dünya arasında döner, güneşten aldığı ışığı geceleyin dünyaya yansıtır. Dünya etrafındaki yörüngesinde dönerken uğradığı menziller vardır. Her menzilde değişik bir şekil ve hal alır. Günden güne peyderpey büyür, on dördünde dolunay halini alır, kemâle erişir; sonra tekrar peyderpey küçüle küçüle nihâyet âyette beyân buyrulduğu gibi eski hurma salkımının ağaçta kalan yıllanmış sapı gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir. اَلْعُرْجُونُ( ‘urcûn ) hurma salkımının sapına denir. اَلْقَد۪يمُ( kadîm ) de eski demektir. Hurmanın sapı eskidikçe incelir, eğrilir ve sararır. İşte bir aylık seyahat sonunda ay, tıpkı eski hurma sapı gibi ince, eğri, sarımtrak bir görünüm verir. Bu benzetme hilalin ilk ve son şeklini göstermekle kalmaz, aynı zamanda ayın, yörüngesinde geçerken dünya çevresinde bir ayda dolandığı yolun biçimini de göstermiş olur. Günümüz ilmî tespitlerine göre, ayın geçtiği güzergâh tam dâirevî olmayıp bir tarafı konkav bir eğrilik arz eder.
( 'urcûn ) hurma salkımının sapına denir. اَلْقَد۪يمُ ( kadîm ) de eski demektir. Hurmanın sapı eskidikçe incelir, eğrilir ve sararır. İşte bir aylık seyahat sonunda ay, tıpkı eski hurma sapı gibi ince, eğri, sarımtrak bir görünüm verir.~Elmali Hamdi Yazar
Kurumuş hurma dalı şekli ve ayın yörünge şekli
Şekil 1: Ortada güneş etrafındaki düz kesikli çizgi Dünya’nın yörüngesidir ve spiral kesikli çizgi ise Ay’ın yörüngesidir.
Hz. Ömer’i bir takvim başlangıcı tespit etmeye sevketti. Hz. Peygamberin hicreti, vefatından 11 yıl sonra istişareler sonucu Müslümanlar için takvim başlangıcı olarak kabul edildi. Hicri takvimin ilk ayı muharrem, başlangıcı da 23 Temmuz 622 olarak belirlendi.Hicri takvimde yılın ayları, ayın hareketine göre bazen 29, bazen de 30 gün olur. Yıl, 354 gün, 8 saat, 48 dakikadır. Miladi ve hicri yıl arasında yıllık olarak 10-11 günlük bir fark vardır.
Bilim insanları, kara deliklerin birleşmesi gibi olaylarda kullanılan kütleçekimsel dalgaları saptamak için bir istatistiksel yöntem geliştirdi.
Bu hassas yöntem ve mevcut halkaların konumlarına dayanarak, Antikitera mekanizmasının büyük olasılıkla 354-355 delik içerdiği sonucuna vardılar. Bu bulgular üzerine araştırmacılar, mekanizmanın o dönemde Yunanlıların kullandığı 354 günlük Ay takvimini takip ettiğini belirtiyor.
Ay’ın güneş etrafındaki spiral yörüngesinin bildiğimiz ilk çizimi ise 1902 yılında basılan “Manual of astronomy” adlı kitapta geçer (Yazarı: Charles Young). Aşağıda bu kitaptaki ilgili sayfanın görüntüsü verilmiştir.
Peki Babilliler, Hipparchus veya Ptolemy Ay’ın neyini inceledi. Bu insanlar ay tutulmasının zamanlarını anlayabilmek için Ay ve Güneşin Dünya etrafında döndüklerini varsaydıkları hareketlerini incelediler. Ay ve Güneş’in Dünya etrafındaki dönerken konumlarını ve hızını hesapladılar. www.bilimveyaratilis.com
1900 yılında, Elias Stadiatos adlı bir Yunan süngerci, Yunanistan'da Antikitera adlı küçük bir adanın yakınlarında, eski çağlardan kalma bir batık keşfetti. Bu yaklaşık MÖ 87 yılında batmış bir yük gemisiydi. Denizin dibinde, batığın çevresine saçılmış heykeller, süngerciyi çok etkilemişti. Geminin taşıdığı yükler arasında, mücevherler, çömlekler, mobilyalar, bronz eşyalar ve amforalar dolusu şarap vardı.
MÖ 1. yüzyılda yaşayan insanlar için lüks tüketim malları taşıyan bir gemiydi bu. Batıktan çıkarılanlar arasındaki en değerli bulgu, içinde tuzlu suyun etkisiyle bozunmuş, ezilerek iç içe geçmiş çarklar bulunan tahta bir kutucuktu. Yaklaşık bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki bu kutunun içinde, bir tür mekanik düzenek bulunuyordu. Batığın bulunduğu yıllarda, ahşap buluntuları korumaya yarayan yöntemler henüz olmadığından, kutu çıkarıldıktan kısa bir süre sonra bozularak yok oldu.
Düzeneğin işlevi:
Bugün "Antikitera Düzeneği" olarak adlandırılan bu aygıtın ne işe yaradığı hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Kesin olarak bilinen, onun, MÖ 1. yüzyıl teknolojisinin ipuçlarını veren eşsiz bir bulgu olduğu. Antikitera düzeneği, bilinen en eski çarklı düzenektir. Keşfedildiği günden bu yana bilim ve teknoloji tarihçileri için gizemini koruyor. Düzenekle ilgili en çok kabul edilen görüş, kimi gök cisimlerinin gökyüzündeki konumlarını modellemeye yarayan bir tür "analog bilgisayar" olduğu. (Analog bilgisayar, birbirinin ardı sıra değişen nicelikleri ölçerek işlem yapan aygıtlara verilen isim. Örneğin, sayısal hesap makineleri geliştirilmeden önce hesap yapmada kullanılan "facit" adlı mekanik hesap makineleri gibi.) Düzeneğin en çarpıcı yönü, birbirine bağlı çarklardan oluşan bu sistemin, bu kadar eski bir zamanda geliştirilmiş olması. Çünkü, daha önceleri bu sistemin ilk kez 16. yüzyılda geliştirildiği sanılıyordu.
Bilim çevrelerince yapılan araştırmalar:
1959 yılında, Yale Üniversitesi'nden Derek J. De Solla Price adlı bir bilim tarihçisi, bu düzeneği anlatan bir bilimsel makale kaleme aldı. Bu makalede, düzeneğin işleyişiyle ilgili çizimlere de yer verdi. O sıralarda, Yunan arkeologlar, gama ışınlarıyardımıyla düzeneği incelemeye başlamışlardı. Solla Price, aygıtın, Eski Yunan gök bilimci Rodoslu Geminus tarafından yapılmış olduğunu öne sürdü. Bu tezi, dönemin öteki uzmanlarınca kabul edilmedi. Çünkü, o dönemin uzmanlarına göre, Eski Yunanlar böyle bir düzeneği yapmak için gerekli kuramsal bilgilere sahip olsalar dahi düzeneği tasarlayacak ve çarkları yapacak teknolojiye sahip değillerdi.
1990'lı yıllarda, Avustralyalı bilgisayar bilimcisi Allan George Bromley, Sidney'deki bir saatçiyle birlikte Antikitera Düzeneğinin bir kopyasını yapmaya çalıştı. Ancak, bunda tam olarak başarılı olamadı. Çünkü düzeneğin bazı bölümlerinin ne işe yaradığını bulamadılar. Daha sonra, John Gleave adlı bir İngiliz gök bilimci, aygıtın parçalarını yeniden yaparak bunları çalışır bir düzenek ortaya çıkacak biçimde bir araya getirdi. Ortaya çıkan aygıtın ön yüzünde, Güneş'in ve Ay'ın gökyüzünde yıl boyunca değişen konumları gösteriliyordu. Arka yüzündeyse, Eski Yunanların yıl ve ay kavramlarına göre yıllar ve aylar gösteriliyordu.
2002 yılında, Londra'daki Bilim Müzesi'nde çalışan Michael Wright adlı bir uzman, Allan G. Bromley'den de yardım alarak Antikitera üzerinde çalışmaya başladı. İki uzman, "linear tomografi" adlı özel ve gelişmiş bir görüntüleme yöntemiyle düzeneği yeniden incelediler. Düzeneği oluşturan çarkların çok ayrıntılı görüntüleri elde edildi. Wright, bu bilgiler ışığında düzeneğin çalışır bir kopyasını yaptı. Bu yeni düzenek, yalnızca Ay'ın ve Güneş'in hareketlerini değil, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn'ün hareketlerini de gösteriyordu. Eski Yunanlar'ın bildiği tüm gökcisimleri bunlardı.
Arşimet, tahminen MÖ. 287 yılında Sicilya adasının Syracuse şehrinde.
Uzmanlara göre Antikitera Düzeneği, yalnızca gökcisimlerinin konumunu göstermekle kalmıyor, çeşitli olayların yıl dönümlerini hesaplamada da kullanılıyordu. Ancak, öncekiler gibi bu yeni düzeneğin de aslına ne kadar uygun olduğu belki de hiçbir zaman bilinemeyecek. Yine de, düzeneğin bu son hâli, kimi eski yazarların Eski Yunan dünyasına ilişkin anlattıklarıyla da tutarlılık gösteriyor. Örneğin, MÖ 1. yüzyılda Cicero, Poseidoneus adlı arkadaşının yaptığı bir aygıttan söz ediyordu. Bu aygıt, Güneş'in, Ay'ın ve beş gezegenin gökyüzündeki konumlarını gösteriyordu.
Ön panelin 2007 yılında yeniden üretilmiş bir modeli.
Günümüzde sergilendiği yer:
Antikitera Düzeneği, Eski Yunanlar'ın karmaşık mekanik düzenekler yapmaya yarayan teknolojiye sahip olduklarını gösteriyor. Kimi uzmanlara göre bu teknoloji, daha sonra Arap dünyasına geçmiş, oradan da Avrupa'ya taşınmıştı. Bugün, Antikitera Düzeneğinin aslı, Yunanistan'ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. Yanında da, uzmanlar tarafından yapılmış çalışır bir kopyası bulunuyor. Düzeneğin bir başka kopyasıysa, ABD'de, Montana'daki Amerikan Bilgisayar Müzesi'nde sergileniyor.
Kaynakça:
^"The Antikythera Mechanism Research Project 21 Şubat 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.", The Antikythera Mechanism Research Project. Retrieved 2007-07-01 Quote: "The Antikythera Mechanism is now understood to be dedicated to astronomical phenomena and operates as a complex mechanical "computer" which tracks the cycles of the Solar System."
^Post[ölü/kırık bağlantı] Quote: Imagine tossing a top-notch laptop into the sea, leaving scientists from a foreign culture to scratch their heads over its corroded remains centuries later. A Roman shipmaster inadvertently did something just like it 2,000 years ago off southern Greece, experts said late Thursday.
Düzenek günümüzde üç parça halinde bulunmakta. Bu, Yunanistan’ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 2.100 yıllık Antikythera Mekanizmasının en büyük parçası. (Görsel: Ulusal Arkeoloji Müzesi, Atina, Yunanistan)
Keşif hikayesi de Kaderin Kadranı filmindekini andırmaktadır. Cihaz 1900 yılında Yunanistan’ın Antikythera adası açıklarında tesadüfen erişilen bir gemi batığında bulunmuştu. Başlangıçta tüm ilgi bulunan heykeller ve diğer şeylere odaklandığından bu gizemli nesne çok ilgi görmese de mekanizma zaman içinde ilgili çekmeyi başaracaktı.
Günümüzde bu mekanizmanın yaklaşık 2.200 yıl önce inşa edildiğini biliyoruz. Araştırmacılar, makinenin bir zamanlar hem ön hem de arka tarafında takvim kadranları ve yazılar bulunan dikey dikdörtgen bir kasanın içinde bulunduğu tahmin ediyor. Makinenin bir tarafındaki manuel krank, kadranları hareket ettiren dişlileri döndürüyordu. Böylece onu kullanan herkes belirli bir günde güneşin ve ayın kesin konumunu belirleyebilirdi.
Mekanizmanın bilinen tüm paçaları kullanılarak yapılan bir dijital modeli. 82 parçaya bölünmüş bu cihazın sadece üçte biri hayatta kalmış durumda. Bu nedenle onu yeniden inşa etmek sadece bir arkeoloji meselesi değil, aynı zamanda mühendislik, astronomi ve matematik meselesi olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar modern teknikleri kullanarak cihazın çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için çalışıyorlar.
Dişli çarklardan en büyüğü güneşin hareketini temsil ediyordu. Çarkın bir dönüşü bir güneş yılına karşılık geliyordu. Birinci çarka bağlı diğer çark ise Ay’ın hareketini gösteriyordu. Mekanizma aynı zamanda ay ve güneş tutulmalarının ne zaman olacağını da gösteriyordu.
Antikythera mekanizmasını Arşimet mi yaptı?
Kader Kadranı filmi Arşimet’in bu mekanizmanın mucidi olduğunu iddia ediyor. Aslında mekanizmayı kimin yapmış olabileceği gerçekte de bir tartışma konusu. Bir çok kişiye göre böyle karmaşık bir mekanizmayı yapan kişi Arşimet olmalıdır. Arşimet M.Ö. 300 civarında Sicilya’daki Sirakuza’da yaşamıştı. Antikythera mekanizmasının batık bir Roma gemisinden bulunduğu düşünülünce kurgu uyuşuyor.
1976’da ünlü Fransız okyanus uzmanı Jacques Cousteau, Antikythera enkazını incelemişti. Kendisi geminin, yağmalanan hazineleri eve getiren bir Roma gemisi olduğu düşünüyordu. Enkazın daha ayrıntılı analizi, bu lüks kargoyu eve taşıyanın aslında bir Yunan ticaret gemisi olduğunu gösterdi. Ancak her iki durumda da başaramamıştı.
Ancak kimi uzmanlar da konuya şüpheci yaklaşıyor. Aslında şüpheci olmak için de makul bir sebepleri var. Yapılan tarihlendirme çalışmaları sonucunda bu cihazı taşıyan geminin MÖ 70 ile 60 yılları arasında battığını biliyoruz. Cihazın kendisi de MÖ 200 ila 60 yılları arasına tarihleniyor. Bu durumda, Arşimet bu mekanizmayı yapmak için birkaç yüzyıl erken yaşamış gibi gözüküyor.
Ancak bir şey daha var. Antikythera’nın bir Arşimet icadı olmadığını düşündüren şeylerden birisi de Romalı Cicero tarafından yazılan notlar. Cicero, M.Ö. birinci yüzyılda bir yazar ve politikacıydı. Antikythera’ya oldukça benzeyen cihazların açıklamalarını kaleme almış ancak makinelerin nasıl çalıştığına dair herhangi bir bilgi vermemişti.
Arşimet, tahminen MÖ. 287 yılında Sicilya adasının Syracuse şehrinde doğdu.
Cicero yazılarından birinde göklerin hareketlerini göstermek için dönen kürelerden bahseder. Ancak bu cihazın da MÖ 1. yüzyılda Rodos’ta yaşayan Posidonius adlı filozof ile ilişkili olduğu ekler. Teori, cihazın Rodos’taki bir atölyede, belki de Posidonius’un atölyesinde, belki de kuzey Yunanistan’da yaşayan zengin bir alıcının siparişi olarak yapıldığı ve gemi battığında Rodos’tan kuzey Yunanistan’a gönderildiği yönünde.
Cicero yazılarında ayrıca başka bir cihaz hakkında da bilgi verir ve bunun efsanevi Arşimet tarafından yapıldığını söyler. Belki de bahsedilen aynı makinedir. Fikir babasının Arşimet olması ve daha sonraları böyle bir cihazın geliştirilmesi de olasıdır. Kesin doğruları elbette bilmemize imkan yok.
Filmde neden kader kadranı olarak Antikythera mekanizması kullanıldı?
Günümüzde bu cihaz hakkında çok fazla şey öğrendik. Ancak hala cevap veremediğimiz bazı sorular var. Dalgıçlar yaklaşık 2012’den bu yana Antikythera gemi enkazına geri dönüyor. Bulmayı çok isteyecekleri şeylerden biri bu mekanizmanın daha fazla parçası ya da buna benzer daha fazla cihazdır. Bu sayede ön kadranın tam olarak nasıl çalıştığı ve neyi gösterdiği konusunda net cevaplara sahip olacağız. Cihaz hakkındaki gizem devam ettiği için de bir macera filminde kullanılması aslında çok da şaşırtıcı gelmiyor.
Bu mekanizmanın bize kanıtladığı şey antik dünyada insanların neler yapabileceği konusunda henüz çok az şey bildiğimizdir. Sonucunda çok az şey hayatta kalmıştır, kalsalar da henüz daha bulunmamıştır. Bu veya benzer mekanizmalar var mı? Varsa daha fazlasını yapabilir mi? Kim bilir?
Freeth, T., Higgon, D., Dacanalis, A. et al. A Model of the Cosmos in the ancient Greek Antikythera Mechanism. Sci Rep11, 5821 (2021). https://doi.org/10.1038/s41598-021-84310-w
🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺🗺
Babil dünya haritası, MÖ 6. yüzyıl.
* Babil Dünya Haritası (veya Imago Mundi), MÖ 6. yüzyıla (Yeni Babil veya erken Ahameniş dönemi) tarihlenen, bilinen dünyanın etiketlenmiş bir tasvirini içeren, Akkadca yazılmış bir Babil kil tabletidir ve kısa ve kısmen kayıp bir açıklamaya sahiptir. Harita, kuzeyden (yukarı) güneye (aşağı) akan Fırat Nehri etrafında merkezlenmiştir. Babil şehri, haritanın kuzey yarısında, Fırat üzerinde gösterilmektedir. Fırat'ın ağzı "bataklık" ve "çıkış" olarak etiketlenmiştir.
* Hem Strabon hem de Agathemerus (daha sonraki Yunan coğrafyacıları), coğrafyacı Eratosthenes'e göre Anaximandros'un dünyanın haritasını yayınlayan ilk kişi olduğunu iddia ediyor. Harita muhtemelen Yunan tarihçi Miletoslu Hekataios'a daha doğru bir versiyon çizmesi için ilham verdi. Strabon her ikisini de Homeros'tan sonraki ilk coğrafyacılar olarak görüyordu. Haritalar antik çağlarda da üretildi, özellikle Mısır, Lidya, Orta Doğu ve Babil'de.
Indiana Jones ve Kader Kadranı Filmindeki Arşimet Kadranı Gerçekte Nedir?
Sibel Çağlar03/12/2023
2023 yılı Haziran ayında vizyona giren Indiana Jones and the Dial of Destiny (Indiana Jones ve Kader Kadranı) filminde emekliliğe hazırlanan Harrison Ford’u yani Indiana Jones’u son bir maceranın içinde görüyoruz. Kendisi bu filmde Kader Kadranı adı verilen ve tarihin gidişatını değiştirebilecek antik bir nesnenin peşinde düşüyor. Kader kadranı dense de filmde nesneden Arşimet Kadranı olarak da bahsediliyor.
Indiana Jones ve Kader Kadranı bir kez daha tüm dünyanın dikkatini Arşimet ve Antikythera mekanizmasına çekti.
Her ne kadar film çok olumlu eleştiriler almasa da ( spoiler vermeyeceğiz) izleyenlerin aklına bir soru takılmış olması olasıdır. Filmde kader kadranı diye bahsedilen cihazın zamanda yolculuğa imkan tanıdığını görüyoruz. Bir de cihazdan bahsedilirken Arşimet adı geçiyor.
Sonucunda Arşimet‘in (Archimedes), antik dünyanın bir dehası ve tarihin şahit olduğu en büyük matematikçilerden, mühendislerden birisi olduğunu biliyoruz. Ayrıca kendisinin adı günümüzde antik dünyanın çeşitli “süper silahlarını” icat etmesi ile anılmaktadır. Kendisinin MÖ 213’te Romalıların başlattığı kuşatmaya karşı memleketi Syracuse’un savunmasında önemli bir rol oynadığını ve bu esnada şehrin ele geçirilmesini geciktirecek etkili savaş makineleri yaptığını da biliyoruz.
Bu gravür, Arşimet’i saldırısını gerçekleştirmek için büyük, parabolik bir ayna kullandığını gösteriyor.
Ayrıca kendisinin Yunanistan’ı işgal etmeye çalışan Roma gemilerini çok sayıda ayna (veya tek bir devasa ayna) aracılığıyla güneş ışığını odaklayarak bir “ölüm ışını” yarattığı da söylenir.
(Mythbusters, bir geminin sadece aynalar kullanılarak yakılıp yakılamayacağını anlamak için üç bölüm ayırdı. Her üç bölümde de efsane mantıksız ilan edilecekti.)
Sonucunda tüm bunları yapan bir dehanın Kader Kadranı adı verilen mekanizmayı yapması mümkün mü?
Kader Kadranı diğer adıyla Antikythera mekanizması nedir?
Indiana Jones ve destansı serinin son filminin önerdiğinin aksine, Antikythera mekanizması sizi zamanda geriye götürmez. Ancak bu mekanizma gerçektir. Antikythera mekanizması sadece gerçek değil, aynı zamanda “akıllara durgunluk veren” bir mekanizmadır. Astronomik hesaplamalar yapma yeteneği nedeniyle bazen dünyanın en eski bilgisayarı olarak da adlandırılan, ayakkabı kutusu büyüklüğünde bir cihazdır.
Düzenek günümüzde üç parça halinde bulunmakta. Bu, Yunanistan’ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 2.100 yıllık Antikythera Mekanizmasının en büyük parçası. (Görsel: Ulusal Arkeoloji Müzesi, Atina, Yunanistan)
Keşif hikayesi de Kaderin Kadranı filmindekini andırmaktadır. Cihaz 1900 yılında Yunanistan’ın Antikythera adası açıklarında tesadüfen erişilen bir gemi batığında bulunmuştu. Başlangıçta tüm ilgi bulunan heykeller ve diğer şeylere odaklandığından bu gizemli nesne çok ilgi görmese de mekanizma zaman içinde ilgili çekmeyi başaracaktı.
Günümüzde bu mekanizmanın yaklaşık 2.200 yıl önce inşa edildiğini biliyoruz. Araştırmacılar, makinenin bir zamanlar hem ön hem de arka tarafında takvim kadranları ve yazılar bulunan dikey dikdörtgen bir kasanın içinde bulunduğu tahmin ediyor. Makinenin bir tarafındaki manuel krank, kadranları hareket ettiren dişlileri döndürüyordu. Böylece onu kullanan herkes belirli bir günde güneşin ve ayın kesin konumunu belirleyebilirdi.
Mekanizmanın bilinen tüm paçaları kullanılarak yapılan bir dijital modeli. 82 parçaya bölünmüş bu cihazın sadece üçte biri hayatta kalmış durumda. Bu nedenle onu yeniden inşa etmek sadece bir arkeoloji meselesi değil, aynı zamanda mühendislik, astronomi ve matematik meselesi olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar modern teknikleri kullanarak cihazın çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için çalışıyorlar.
Dişli çarklardan en büyüğü güneşin hareketini temsil ediyordu. Çarkın bir dönüşü bir güneş yılına karşılık geliyordu. Birinci çarka bağlı diğer çark ise Ay’ın hareketini gösteriyordu. Mekanizma aynı zamanda ay ve güneş tutulmalarının ne zaman olacağını da gösteriyordu.
Antikythera mekanizmasını Arşimet mi yaptı?
Kader Kadranı filmi Arşimet’in bu mekanizmanın mucidi olduğunu iddia ediyor. Aslında mekanizmayı kimin yapmış olabileceği gerçekte de bir tartışma konusu. Bir çok kişiye göre böyle karmaşık bir mekanizmayı yapan kişi Arşimet olmalıdır. Arşimet M.Ö. 300 civarında Sicilya’daki Sirakuza’da yaşamıştı. Antikythera mekanizmasının batık bir Roma gemisinden bulunduğu düşünülünce kurgu uyuşuyor.
1976’da ünlü Fransız okyanus uzmanı Jacques Cousteau, Antikythera enkazını incelemişti. Kendisi geminin, yağmalanan hazineleri eve getiren bir Roma gemisi olduğu düşünüyordu. Enkazın daha ayrıntılı analizi, bu lüks kargoyu eve taşıyanın aslında bir Yunan ticaret gemisi olduğunu gösterdi. Ancak her iki durumda da başaramamıştı.
Ancak kimi uzmanlar da konuya şüpheci yaklaşıyor. Aslında şüpheci olmak için de makul bir sebepleri var. Yapılan tarihlendirme çalışmaları sonucunda bu cihazı taşıyan geminin MÖ 70 ile 60 yılları arasında battığını biliyoruz. Cihazın kendisi de MÖ 200 ila 60 yılları arasına tarihleniyor. Bu durumda, Arşimet bu mekanizmayı yapmak için birkaç yüzyıl erken yaşamış gibi gözüküyor.
Ancak bir şey daha var. Antikythera’nın bir Arşimet icadı olmadığını düşündüren şeylerden birisi de Romalı Cicero tarafından yazılan notlar. Cicero, M.Ö. birinci yüzyılda bir yazar ve politikacıydı. Antikythera’ya oldukça benzeyen cihazların açıklamalarını kaleme almış ancak makinelerin nasıl çalıştığına dair herhangi bir bilgi vermemişti.
Arşimet, tahminen MÖ. 287 yılında Sicilya adasının Syracuse şehrinde doğdu.
Cicero yazılarından birinde göklerin hareketlerini göstermek için dönen kürelerden bahseder. Ancak bu cihazın da MÖ 1. yüzyılda Rodos’ta yaşayan Posidonius adlı filozof ile ilişkili olduğu ekler. Teori, cihazın Rodos’taki bir atölyede, belki de Posidonius’un atölyesinde, belki de kuzey Yunanistan’da yaşayan zengin bir alıcının siparişi olarak yapıldığı ve gemi battığında Rodos’tan kuzey Yunanistan’a gönderildiği yönünde.
Cicero yazılarında ayrıca başka bir cihaz hakkında da bilgi verir ve bunun efsanevi Arşimet tarafından yapıldığını söyler. Belki de bahsedilen aynı makinedir. Fikir babasının Arşimet olması ve daha sonraları böyle bir cihazın geliştirilmesi de olasıdır. Kesin doğruları elbette bilmemize imkan yok.
Filmde neden kader kadranı olarak Antikythera mekanizması kullanıldı?
Günümüzde bu cihaz hakkında çok fazla şey öğrendik. Ancak hala cevap veremediğimiz bazı sorular var. Dalgıçlar yaklaşık 2012’den bu yana Antikythera gemi enkazına geri dönüyor. Bulmayı çok isteyecekleri şeylerden biri bu mekanizmanın daha fazla parçası ya da buna benzer daha fazla cihazdır. Bu sayede ön kadranın tam olarak nasıl çalıştığı ve neyi gösterdiği konusunda net cevaplara sahip olacağız. Cihaz hakkındaki gizem devam ettiği için de bir macera filminde kullanılması aslında çok da şaşırtıcı gelmiyor.
Bu mekanizmanın bize kanıtladığı şey antik dünyada insanların neler yapabileceği konusunda henüz çok az şey bildiğimizdir. Sonucunda çok az şey hayatta kalmıştır, kalsalar da henüz daha bulunmamıştır. Bu veya benzer mekanizmalar var mı? Varsa daha fazlasını yapabilir mi? Kim bilir?
Freeth, T., Higgon, D., Dacanalis, A. et al. A Model of the Cosmos in the ancient Greek Antikythera Mechanism. Sci Rep11, 5821 (2021). https://doi.org/10.1038/s41598-021-84310-w
♻️
Batlamyus tarafından kullanıldığı ve Philoponos'un(en) altıncı yüzyılın ilk yarısında bu aletten bahsettiği batılı kaynaklarda bildirilmektedir.
9. yüzyılda Harran'daki büyük üniversitede Abbasi halifelerinin ilim ve kültür verdikleri önem neticesinde usturlap hakkında çeşitli eserlerin yazıldığı bilinmektedir.
Bu konuda yazılan en eski kitap, 829-830 senesinde Bağdat'ta ve 833 senesinde Şam'da çalışan Ali bin İsa'ya aittir.
Cihazin Ön taraftaki grafikli büyük kadran, Zodyak’ta Güneş’in ve Ay’ın konumları hakkında bilgi veriyordu. Halkalar ve ibreler, çıplak gözle görülebilen 5 gezegenin; yani Merkür’ün, Mars’ın, Venüs’ün, Jüpiter’in ve Satürn’ün gökyüzündeki konumunu gösteriyor
Ptolemik (Batlamyus) Sisteminin kara kalem çizimi. Kopernik'in De revolutionibus orbium coelestium adlı eserindeki gün merkezlilik modeli. Günmerkezli Güneş Sistemi betimlemesi.
Aristarkus: Ay ve Güneş'in Büyüklükleri ve Uzaklıklarıkitabından.
Iraklık açısı bu fotoğrafta açıkça görülüyor. Bir sokak lambasının hemen üzerinde görünen güneş, yerde su birikintisinden yansıdığında sokak lambasının ardında kalıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O