17 Şubat 2024 Cumartesi

Roger Bacon’ ın Eleştirel Felsefesi & Voynich El Yazması

Roger Bacon, eğitimci olmak istediğini bilerek büyüdü. Aristoteles’in eserleri konusunda uzman olduğu, İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden diploma aldı. 1240'larda Paris Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. Görseli

Roger Bacon, günümüzde hem bilimsel hem de felsefi çevrelerde ileri görüşlü bir dahi olarak kabul edilse de ölümünden sonra İngiltere'de bir büyücü olarak adlandırılıyordu.

Roger Bacon, eğitimci olmak istediğini bilerek büyüdü. Aristoteles’in eserleri konusunda uzman olduğu, İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden diploma aldı. 1240'larda Paris Üniversitesi'nde ders vermeye başladı. Görseli

Roger Bacon, eğitimci olmak istediğini bilerek büyüdü. Aristoteles’in eserleri konusunda uzman olduğu, İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nden diploma aldı. 1240'larda Paris Üniversitesi'nde ders vermeye başladı.

Roger Bacon, simya ve onun doğa ve tıpla ilişkisi üzerine de çalıştı. Ayrıca hermetizmi(Yahudi ve Hıristiyan mistisizminin unsurlarını eski Mısır inançlarıyla birleştiren bir dizi felsefi inanç) inceledi. Bacon yaşamı boyunca hem Müslüman alimler hem de Avrupalı aydınlar arasında popülerdi.

Roger Bacon, simya ve onun doğa ve tıpla ilişkisi üzerine de çalıştı. Ayrıca hermetizmi(Yahudi ve Hıristiyan mistisizminin unsurlarını eski Mısır inançlarıyla birleştiren bir dizi felsefi inanç) inceledi. Bacon yaşamı boyunca hem Müslüman alimler hem de Avrupalı aydınlar arasında popülerdi. GörseliRoger Bacon, simya ve onun doğa ve tıpla ilişkisi üzerine de çalıştı. Ayrıca hermetizmi(Yahudi ve Hıristiyan mistisizminin unsurlarını eski Mısır inançlarıyla birleştiren bir dizi felsefi inanç) inceledi. Bacon yaşamı boyunca hem Müslüman alimler hem de Avrupalı aydınlar arasında popülerdi. Görseli


1257 civarında Roger Bacon, Katolik Fransisken Tarikatı'nda keşiş oldu. Başlangıçta bundan etkilendi çünkü hayran olduğu bazı akademisyenler de üyeydi. Fransiskenler felsefi, teolojik ve bilimsel konularda daha derin öğretiyi teşvik ediyordu.

Düzene dahil olması, keşişlerin açık onay olmadan herhangi bir eser yayınlamasını yasaklayan bir kurala uymak anlamına da geliyordu. Bu, bilimsel arayışlardan zorla kopmak demekti. Ancak Bacon, 1260'ların ortalarında, Oxford'a dönmek istediğine karar verdi.

Katolik Kilisesi'ndeki üst düzey kişilere ulaşması gerekiyordu ve izin almak için Papa IV. Clement ile iletişeme geçti. Amacı üniversite düzeyinde Hıristiyan eğitiminde reform yapmaktı. Hıristiyanların bilim ve simya hakkında bilgi edinmeleri gerektiğinde ısrar etti.

Bacon Papa'ya amacını anlatmak için yedi bölümden oluşan Opus Majus'u yazdı. Kitabın kaybolma ihtimaline karşı iki kopyasını daha yazdı. Kitabı parşömen kağıda yazması bir yıl sürdü.

Bacon Papa'ya amacını anlatmak için yedi bölümden oluşan Opus Majus'u yazdı. Kitabın kaybolma ihtimaline karşı iki kopyasını daha yazdı. Kitabı parşömen kağıda yazması bir yıl sürdü. Görseli

Bacon bu yazıları 1267 civarında Papa IV. Clement'e gönderdi. Ancak Clement 1268'de hayatını kaybetti.

Dokuz yıl sonra, Paris Üniversitesi belirli felsefelerin öğretilmesini yasakladı. Kayıtlar Bacon'un bu kuralı ihlal ettiği için hapsedildiğini gösteriyor.

Roger Bacon'ın ölümünden sonra, fikirlerinden korkanlar, geride bıraktığı el yazmalarını kilit altına aldı. Bacon'ın ölümünden birkaç yüz yıl sonra, insanlar onu büyücü olarak görüyordu. Görseli

Roger Bacon'ın ölümünden sonra, fikirlerinden korkanlar, geride bıraktığı el yazmalarını kilit altına aldı. Bacon'ın ölümünden birkaç yüz yıl sonra, insanlar onu büyücü olarak görüyordu. Görseli

16. yüzyıl filozofları, adını ve itibarını temizlemeye çalıştılar ve onu bilimsel bir öncü olarak selamladılar. 19. yüzyıla gelindiğinde, İngiliz bilim insanı William Whewell şunları söyledi: 'Roger Bacon'ın eserleri, içerdikleri bilgi açısından çağının çok ötesinde olmakla kalmıyor, aynı zamanda döneminin  bakış açısından o kadar farklı ki... O zamanlar böyle bir karakterin nasıl var olduğunu anlamak zor.'


https://www.google.com/amp/s/amp.onedio.com/haber/olumunden-sonra-buyucu-olarak-adlandirilan-bilim-insani-roger-bacon-un-etkileyici-hayat-hikayesi-1135514


Fransisken keşiş, ilahiyatçı, filozof ve İngiliz bilgin Roger Bacon (1214-1294), Louis Figuier'in “La Ciencia y sus Hombres” adlı eserinde “Opus majus” (1267-1268) kitabını Papa'ya gönderdi. Barselona 1881


XIII. yüzyılda Batı’daki en önemli düşünürlerden biri olan Roger Bacon, dogmatik düşüncenin en katı olduğu ortamda Batı dünyası için önemli gelişmelerin yaşanmasına öncülük etmiştir. 

Roger Bacon

Roger Bacon’ın doğum tarihi konusunda farklı görüşler vardır. 1214 veya 1220 civarında doğduğu düşünülmektedir. Ayrıca çoğu bilim insanı Bacon’ın 1292 civarında öldüğü konusunda hemfikir olsa da 1278’den 1292’ye kadar olan yıllara ilişkin kanıt eksikliği vardır. Yaygın olarak kabul gören görüş, Theodore Crowley tarafından ortaya konan ve daha yakın zamanda David C. Lindberg tarafından geliştirilen görüştür. Crowley ve Lindberg, Bacon’ın 1220’de doğduğu görüşünü desteklemektedirler. Bu, Bacon’ın yaklaşık 1234’ten 1241’e kadar Oxford’da bir öğrenci olabileceği anlamına gelir. Roger Bacon için Oxford’un büyük bir önemi olmasına rağmen araştırmacı özelliğinden dolayı Paris Üniversitesi’ne gitmiştir. Burada doktorasını tamamlamış ve ardından hocalık yapmıştır.

Bacon İslam dünyasına büyük bir hayranlık duymaktaydı. Hatta bu nedenle Arapçanın da öğrenilmesi gerektiğini söylemiştir. Zaten sürekli kendini geliştirmeyi ve farklı dilleri öğrenmeyi seven bir bilgindi. Ek olarak deneysel bilimlerle uğraşmaktan da zevk alırdı. Yaptığı çalışmalar sebebiyle “Mükemmel Öğretmen”, “Mükemmel Doktor” gibi lakaplar almıştır. XIX. yüzyılda bilim üzerine yapılan popüler yazılarda, Roger Bacon Orta Çağ’da bilimin yokluğunun tek istisnası olarak tasvir edilmiştir.

https://bilimdili.com/felsefe/ibn-rusd-ve-roger-bacon/ 

Roger Bacon (Rogerus Baco)’ın Eleştirel Felsefesi

Düzene dahil olması, keşişlerin açık onay olmadan herhangi bir eser yayınlamasını yasaklayan bir kurala uymak anlamına da geliyordu. Bu, bilimsel arayışlardan zorla kopmak demekti. Ancak Bacon, 1260'ların ortalarında, Oxford'a dönmek istediğine karar verdi. Görseli

Opus Majus isimli eserinin hemen başlarında gerek eski düşünürlerin, gerekse kendi çağındaki düşünürlerin yanlışlarının başlıca dört nedene dayandığını iddia etmektedir: 1) Değeri olmayan otoriteye teslimiyet, 2) Geleneğin etkisi, 3) Yaygın ön yargılar 4) Bilginin gösterişli teşhiri ile bilgisizliğin gizlenmesi (Maurer, 1982: 128).

ortaya koyduğu eleştiri, esas itibariyle, eski tip ilahiyat eğitiminin doğurduğu sakıncalara dikkat çekmek amacını taşır. Aslında Rogerus Baco, daha sonraları Thomas Aquinas’ı n da yapmış olduğu gibi, Arap bilim insanları ve Hıristiyan inancına uymadığı gerekçesiyle suçlanan Aristotelesçi öğreti ile, akılsallaştırılmış olan Aristotelesçi öğreti arasındaki köprüyü kurmaya çalışmaktaydı (Hackett, 1983: 618)

ortaya koyduğu eleştiri, esas itibariyle, eski tip ilahiyat eğitiminin doğurduğu sakıncalara dikkat çekmek amacını taşır. Aslında Rogerus Baco, daha sonraları Thomas Aquinas’ı n da yapmış olduğu gibi, Arap bilim insanları ve Hıristiyan inancına uymadığı gerekçesiyle suçlanan Aristotelesçi öğreti ile, akılsallaştırılmış olan Aristotelesçi öğreti arasındaki köprüyü kurmaya çalışmaktaydı (Hackett, 1983: 618).

Paris’teki geç dönemlerinde Baco, özellikle Fransisken ve Dominiken tarikatları na yeni girmiş ve kısa zamanda parlak başarılar elde etmiş genç ilahiyatçılara karşı ciddi eleştiriler getirmekteydi. 

Oysa Rogerus Baco’ya göre, felsefi konularda yazı yazabilmek için mutlaka bilimlerden haberdar olmak gerekmekteydi (Maurer, 1982: 128).

Bilim insanları her şeyden önce düşüncelerini türettikleri kaynağın sağlam bir kaynak olup olmadığını araştırmalıdır. Bu araştırmayı yaparken de geleneğin biriktirdiklerine değil; fakat aklın kurallarına uyum gösterilmelidir. 

Aklın kurallarından anlamamız gerekeni de ancak bilgelik, bilgece düşünce ile bulabiliriz; yoksa toplumun kemikleşmiş ön yargıları ile değil. Rogerus Baco’ya göre “insanların çoğunluğu bir şeyin doğru olduğuna inanıyorsa, bu, olasılıkla yanlıştır; zira topluluklar (yığınlar) bilgeliğe giden yoldaki en kötü rehberlerdir” (Maurer, 1982: 129).

Rogerus Baco’ya göre dünya üzerinde bilinmesi gereken en temel bilim, diğer tüm bilimler için hem kapı, hem de kilit görevi gören matematiktir. Matematik, tarihin başlangıcında, yüksek erdeme sahip olan insanlar tarafından keşfedilmiştir. Matematiği bilmeyen insanların dili de düzgün şekilde bilmelerine imkan yoktur. Matematik hakkında herhangi bir bilgisi olmayanların ne öteki bilimlerle (dil de bir bilimdir) ne de dünyayı oluşturan ilişkilerle düzgün bir iletişimi olabilir.

Bunların hepsinin ötesinde, Rogerus Baco’ya göre, matematiği bilmeyenler bizzat kendi cehaletlerinin de farkına varamayacaklar, bu durumun üstesinden gelmek için herhangi bir girişimde bulunmayacaklardır.

aklı öteki bilimlerin öğrenilmesi ve dünyanın kavranması için hazırlamakta ve varolan şeylerin tümünün birden belli bir bilgisine yükseltmektedir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı


******************************


Câbir bin hayyân , abbâsi halifesi harun reşid ' in sarayında yaşadı. vezir yahya bin halid el-bermeki 'den himaye gördü. asrının fen alimiydi bütün islam alimleri gibi fen ilmini islami ilimlerle beraber okudu. tıp , astronomi , fizik , kimya ve zamanın diğer ilimlerinde yetişti.

câbir bin hayyân , câfer-i sâdık hz. derslerini devam etti ve hizmetinde bulundu. temel din ilimlerini öğrendi. ilim araştırmalarında hususi metotlar geliştirdi. o zaman meşhur olan simya (büyücülerin olması mümkün olmayan şeyleri yapıyorlar gibi göstermeleri) ilminin bir fen ilmi olmadığını ispat edip , ondan ayrı olarak tecrübeye , analize ve matematiğe dayalı kimya ilmini kurdu. böylelikle bugünkü modern kimyanın temellerini atmış oldu.("kimya" arapça 'dır).

Kristalleşme , damıtma , kalsinasyon , sublimasyon gibi kimyevi teknikleri kimya ilmine kazandırdı. sülfürik ve nitrik asitler gibi birçok asitler ile sodyum karbonat ve potasyumu buldu. zehir ve zehirli maddelerin yapılarını inceledi. bu konuda kitâb-üs-sümum adlı eseri yazdı. bitkilerden elde edilen bir boya ile derilerin nasıl boyanacağını ve nasıl dabağlanacağını ortaya koydu. ateşte yanmayan kağıt imalini gerçekleştirdi. ilk defa imbik yaptı. çeşitli metallerin kullanılır hale getirilmesi , çeliğin geliştirilmesi , su geçirmez kumaşların verniklenmesi , cam imalinde mangan dört oksidin kullanılması , paslanmanın önlenmesi altın yaldızlı süsleme , boyaların ve yağların tespiti gibi alanlarda bir çok buluş yaptı. cisimleri hassalarına göre üç sınıfa ayırarak daha sonraki sınıflandırmalara rehberlik etti. birçok kimyevi maddeyi tespit ederek günümüzde de kullanılan arapça isimler verdi.

saat, nitrik asit, sıfır ve cebirin mucidi olan horasanlı câbir, mesafe ve mekanın tanımını 8. yy.da yapmıştı. câbir'in en önemli bulgusu da zamanında bir mekan gibi lineer bir çizgisi olduğunu bulmasıydı. câbir'in bulgusunu bu yüzyılın başında minkowski ele aldı. lorenz değiştirgeç formülüyle birleştirdi ve einstein teorisine girdi. böylece zamanın ayrı bir şey değil , mekan gibi boyutları olduğu anlaşıldı.

************

Fransisken rahip olmasına rağmen 13 y.y.'da bilimin hatta deney ile kanıtlanan bilimin önemine vurgu yapar. gizemci yönleri olsa da her daim gerçekliğin/rasyonalitenin peşinde koşmuştur.

bilgin, cisimlerin derinliklerine sokulmak, yıldızların ne olduğunu anlamak için göğe çıkmak istiyordu. masasında arapça ve yunanca kitaplar, içbükey ve dışbükey aynalar, ufacık cam mercekler vardı her zaman.
özellikle cabir bin hayyan'dan çok etkilendiği söylenir.
kabarık bir cam parçacığını gözüne doğru bir yaklaştırıp bir uzaklaştırarak kitaptaki harflere bakıyordu. gözlük daha icat edilmemişti, mikroskobun adı bile yoktu. roger bacon, camın sihirli gücünü daha o zamandan biliyordu.

Roger bacon'un felsefe tarihindeki önemi yeni bir öğreti oluşturmasından çok, döneminin kalıplaşmış yöntemlerine ve öğretilerine getirdiği eleştirilerden kaynaklanmaktadır. yaşadığı çağa egemen olan dinsel öğretileri de korkusuzca eleştirdiğinden yaşamının bir bölümünü hapishanelerde geçiren bacon, tanrıbilim, felsefe ve bilim üzerine düşüncelerini sumule dialectices (diyalektiğin özeti, 1520), opus maius (büyük yapıt, 1267), opus minus (küçük yapıt, 1267-1268), opus tertium (üçüncü yapıt, 1267-1268), communia naturalium (doğa felsefesinin genel ilkeleri, 1268), communia mathematica (matematik biliminin genel ilkeleri, 1268), compendium studii philosophiae (felsefe özeti, 1271-1272) ile compendium studii theologiae (tanrıbilim özeti, 1292) adlı yapıtlarında ortaya koymuştur.

bacon, yeni plantonculuğun etkisi altındaki aristotelesçi bir tutumu benimsediği ve uzun uzun felsefi tartışmalara girdiği bu yapıtlarında, en genelde ibranice ve yunanca yapıtların kutsal kitabı anlamak için vazgeçilmez olduğunu, geometri, gökbilim ve yıldız falcılığını da içeren matematiğin deneyle birlikte bütün bilimlerin anahtarı olduğunu; tanrıbilime hizmet etmede önemli bir yeri olduğunu düşündüğü felsefenin, inanmayanların dine döndürülmesine yardım ederek bu yönde de tanrıbilime katkıda bulunabileceğini savunur.

Roger Bacon (yaklaşık 1220–1292), "Doctor Mirabilis" (Harika Öğretmen) lakabıyla tanınan, İngiliz filozof, bilim insanı ve Fransisken rahibidir. Orta Çağ'da bilimsel yöntemin ve deneysel bilimin önemini vurgulayan öncü düşünürlerden biridir.

Eserleri: En önemli eserleri arasında, Papa IV. Clement'in teşvikiyle yazdığı ve o dönemde bilinen tüm bilim dallarını kapsayan bir ansiklopedi taslağı olan "Opus Majus""Opus Minus" ve "Opus Tertium" yer alır.

Roger Bacon'un "Opus Majus" (Büyük Eser), "Opus Minus" (Küçük Eser) ve "Opus Tertium" (Üçüncü Eser) kitapları, Papa IV. Clemens'in talebi üzerine yazılan ve eğitim, teoloji ve bilimde reformu savunan kapsamlı birer çalışmalardır. Bu eserler, ortaçağ bilim ve felsefesinin zirve noktalarından biri olarak kabul edilir. 

Opus Majus



Opus Majus (Latince'de "Daha Büyük Çalışma" anlamına gelir), Roger Bacon'un en önemli eseridir. Papa IV. Clement'in isteği üzerine, Bacon'un üstlendiği çalışmayı açıklamak için Ortaçağ Latincesiyle yazılmıştır. 878 sayfalık bu inceleme, dilbilgisi ve mantıktan matematik, fizik ve felsefeye kadar doğa biliminin tüm yönlerini kapsar. Bacon eserini 1267'de Papa'ya gönderdi. Aynı yılın ilerleyen dönemlerinde, daha uzun eserin özeti veya özeti olarak tasarlanan daha küçük ikinci bir eser olan Opus Minus geldi; kısa süre sonra diğer iki eserin ön girişi olarak üçüncü bir eser olan Opus Tertium geldi.

Opus Majus yedi bölüme ayrılmıştır:

  1. Birinci bölüm, gerçek bilgelik ve gerçeğe yönelik engelleri ele alır ve hata nedenlerini (offendicula) dört kategoriye ayırır: zayıf veya güvenilmez bir otoriteyi, gelenekleri, başkalarının cehaletini takip etmek ve kendi bilgisizliğini sahte bilgiyle gizlemek.
  2. İkinci bölüm, felsefe ile teoloji arasındaki ilişkiyi ele alır ve teolojinin (özellikle Kutsal Yazılar'ın) tüm bilimlerin temeli olduğu sonucuna varılır.
  3. Üçüncü bölüm, LatinceYunancaİbranice ve Arapça İncil dillerinin incelenmesini içerir; çünkü vahiy edilmiş bilgeliği anlamak için dil ve dilbilgisi bilgisi gereklidir.
  4. Dördüncü bölüm Matematik üzerine bir çalışmayı içerir: Çalışmanın bir parçası olarak, Julian Takvimi'ndeki kusurları canlı bir şekilde ortaya çıkardı ve 325 CE'den (Nikeya Konsili) itibaren her 125 yılda bir gün düşürülmesini önerdi. Ayrıca ekinoksların Gündönümüne kaymasını da not etti. 
  5. Beşinci bölüm optik üzerine bir çalışmayı içerir: Beşinci bölümdeki optik çalışması, Arap yazarlar Kindi ve Alhazen'in eserlerinden yararlanır; görme fizyolojisi, göz ve beyin anatomisi üzerine bir tartışma içerir ve ışık, mesafe, konum ve büyüklük, doğrudan görüş, yansıma görme ve kırılma üzerine bir tartışma içerir. aynalar ve lensler.
  6. Altıncı bölüm, De scientia experimentalisDeneysel Bilim üzerine bir çalışma: Simyanın, barutun üretiminin ve gök cisimlerinin konumları ile boyutlarının bir incelemesini içerir ve mikroskoplarteleskoplargözlükleruçan makinelerhidrolik ve buharlı gemiler gibi sonraki icatları öngörür. Bu bölümün okült tonları Bacon'un büyüye olan ilgisini yansıtır; bu ilgiyi De secretis operibus artis et naturae, et de nullitate magiae adlı eserinde de yazmıştır. John Dee'nin Archemastrie teorisi üzerinde büyük bir etki olmuştur. 
  7. Yedinci bölüm ahlaki felsefe ve etik üzerine odaklanır.

Bacon'un Opus Majus'unun eksik bir versiyonu 1733'te Londra'da William Bowyer tarafından yayımlandı. Samuel Jebb tarafından, yedinci bölümü çıkarılan Trinity College, Cambridge'deki bir el yazmasından editörlüğünü yapmıştır.

Yakın zamanda yazılmış bir makalenin vurguladığı gibi, bu önemli eser yalnızca bilim ve felsefe tarihi bağlamında okunamaz ve Bacon'un Fransisken Tarikatına olan dini bağlılığını dikkate almayı unutur. "Opus maius'u, kıyamet beklentisi fonunda yazılmış, Hristiyan inancının en yüksek ruhani başına hitaben reform çağrısıydı ve rahiplerin itici endişeleriyle desteklenmişti. Misyonerler için eğitimi geliştirmek ve Hristiyan dünyasını diğer Hristiyan olmayanların ve Decchrist'in düşmanlığına karşı savunmak için kullanılacak yeni beceriler kazandırmak amacıyla tasarlandı." 


Her zodyak burcunun, o burcun temel özelliklerini ve mitolojik kökenlerini yansıtan benzersiz bir sembolü (astrolojik glif) vardır. Bu semboller, burçların enerjilerini görsel olarak ifade eder. 



XXXXXXXX



Pennsylvania Eyalet Üniversitesi antik dil uzmanlarından Profesör Gonzalo Rubio şöyle der: “Bildiğimiz şeyler ‘dilbilgisel işaretleyiciler’ olarak – bizim dilimizdeki ‘s’ veya ‘d’ gibi sıklıkla ve kelimelerin başına veya sonuna gelip, dilbilgisini ifade etmek için kullanılan, asla kelimelerin ortasında görünmeyen şeyleri Voynich el yazmasında: Hint-Avrupa, Macarca ya da Fince olan herhangi bir dil için duyulmamıştır. ”

Birçok araştırmacı kelimelerin son derece düzenli yapılarına yorum yapmışlardır. Metnin içindeki alfabenin dağılımı da gariptir: Stephan Vonfelt’in bir çalışmasını gösterdiği gibi kronoloji, kısmen Çince’de bulunan Avrupa dilleri arasında bilinmeyen korelâsyonlar ortaya koymaktadır.

Bölümler ve geleneksel isimleri aşağıdadır:

Bitkisel, 112 folyo: Her sayfada, bir ya da iki bitki ve birkaç paragraf metin görüntülenir; bu format, zamanın Avrupa bitkilerine özgü bir biçimdir. Bu çizimlerin bazı kısımları, “farmasötik” bölümünde görülen eskizlerin daha büyük ve temiz kopyalarıdır. Betimlenen bitkilerin hiçbiri kesin olarak tanımlanamaz.

Voynıch El Yazması: Sırrına Vakıf Olunamamış Gizemli KitapAstronomik çizimler: Astronomi veya astrolojiyi düşündüren dairesel şemalar içerir, bazıları güneş, ay ve yıldızlarla birlikte. 12 diyagramdan oluşan bir dizi, burçlardaki takımyıldızları için geleneksel sembolleri tasvir eder. Bunların her biri, iki veya daha fazla konsantrik bantta düzenlenmiş 30 kadın figürü vardır. Dişilerin çoğu en azından kısmen çıplaktır ve her biri bir yıldız gibi durur. Bu bölümün son iki sayfası, Kova ve Oğlak burcu, yani Ocak ve Şubat ayları, her biri 15 kadın ve 15 yıldız içeren dört eşleştirilmiş diyagrama ayrılmıştır. Bu diyagramların bazıları katlanmış sayfalarda görülebilir.

Biyolojik açıdan: Çoğunlukla küçük çıplak kadınlar, ayrıntılı bir boru ağı ile bağlantılı havuzlar veya küvetlerde banyo yapar olarak tasvir edilmişlerdir. Su bir borudan diğerine akan, entegre bir tasarım oluşturur. Burada yıkanan kadınlar sanki bir şifa buluyor imajını yaratmaktadır.

Kozmolojik açıdan: Daha dairesel diyagramlardır, fakat doğaları belirsizdir. Bu bölümde katlamalı kağıtta bulunur, altı sayfadan oluşur ve adalarla bağlantılı kaleler içeren bir haritada diyagramla gösterilir.

Farmakolojik açıdan: İzole edilmiş bitki ve kök parçaları, sanki kavanozlara konulmuş bir deneyin parçası olarak görülmektedir.

Voynich el yazması, bilinmeyen bir yazı sistemiyle elle yazılmış resimli bir kitap. Üzerine yazıldığı parşömen, 15. yüzyılın başlarına (1404-1438) kadar karbon tarihlidir ve İtalya'da İtalyan Rönesansı sırasında oluşturulduğu tahmin edilmektedir. El yazması ismini, 1912 yılında varlığını ortaya çıkaran Wilfrid M. Voynich adındaki Polonyalı sahaftan almıştır.

Rötuş

Campinas Üniversitesi'nden bilgisayar bilimcisi Jorge Stolfi, metnin ve çizimlerin bir kısmının, daha eski bir el yazısı üzerinde daha koyu mürekkep kullanarak rötuşlandığını açığa çıkardı. Bunun kanıtı çeşitli yapraklarda görülebilir, örneğin f1rf3vf26vf57vf67r2f71rf72v1f72v3 ve f73r .


Yabancı yazı

El yazmasındaki kelimelerin sadece birkaç tanesinin bilinmeyen bir el yazısıyla yazıldığı düşünülmektedir:

  • f1r : Bilinmeyen el yazısındaki harflere paralel olarak sağ kenar boşluğundaki Latin harfleri dizisi, aynı zamanda alt kenar boşluğunda "Jacobj à Tepenece"'nin artık okunamayan imzası da bulunuyor.
  • f17r : Latin alfabesinde üst kenar boşluğunda bir yazı satırı.
  • f70v – f73v : Astronomik bölümdeki astrolojik diyagram serisi, Latin alfabesinde yazılan 10 ayın (Mart'tan Aralık'a kadar) adlarına sahiptir ve Fransa, kuzeybatı İtalya veya İber Yarımadası'nın Orta Çağ dillerini düşündüren yazımdır.
  • f66r : Sol alt köşede çıplak bir adamın çizimi yakınındaki az sayıda kelime "der musz del"  olarak okundu (Yüksek Almancada "bir dulun payı").
  • f116v : Bilinmeyen el yazısındaki iki sözcük dışında, Latin el yazısında yazılmış oldukça bozuk dört satır vardır. Latin el yazısındaki kelimeler bilinmeyen dilin özellikleriyle çarpıtılmış gibi görünüyor. Yazı, 14. ve 15. yüzyılların sonlarındaki Avrupa alfabelerine benziyor, ancak kelimeler herhangi bir dilde anlamlı görünmüyor.

Latin alfabesinin bu kısımlarının orijinal metnin bir parçası olup olmadığı veya daha sonra eklenilip eklenilmediği bilinmemektedir.


İllüstrasyonlar

illüstrasyonlar, metnin kendisi okunamadığı için, geleneksel olarak el yazmasını altı farklı bölüme ayırmak için kullanılır. Son bölüm hariç, her bölüm farklı stiller ve konuyu anlatan illüstrasyonlarla belirgin olarak bölümlendirilmiştir. (sadece son bölümde sol tarafta küçük yıldız çizimleri vardır). Bölümler ve geleneksel isimleri şunlardır:

  • Bitkisel, 112 yaprak: Her sayfa, zamanın Avrupa bitkilerine özgü bir veya iki bitki ve birkaç paragraf metne sahiptir. Bu çizimlerin bazı kısımları "Farmasötik" bölümünde görülen eskizlerin daha büyük ve daha temiz kopyalarıdır. Tasvir edilen bitkilerin hiçbiri kesin olarak tanımlanamaz.
  • Astronomik, 21 yaprak: Astronomi veya astrolojiyi düşündüren, bazıları güneş, ay ve yıldızlar içeren dairesel diyagramlar içerir. 12 diagramdan oluşan bir dizi geleneksel astrolojik sembollere sahiptir, Bu sembollerin her biri iki veya daha fazla eşmerkezli bantta düzenlenmiş 30 kadın figürüne eşlik eder. Kadınların çoğu en azından kısmen çıplaktır ve her biri etiketli yıldız gibi görünen bir nesneyi tutarlar. Yıldız bir tür kordon ile kola bağlanmış olarak gösterilir. Bu bölümün son iki sayfası kayıptır (Kova ve Oğlak). Koç ve Boğa, her biri 15 kadın ve 15 yıldızdan oluşan dört eş şemaya ayrılır. Bu diyagramlardan bazıları katlama sayfalarındadır.
  • Balneolojik, 20 yaprak: Figürler serpiştirilmiş yoğun sürekli bir metindir. bazıları taç giymiş küçük çıplak kadınlar, havuzlarda veya ayrıntılı bir boru ağıyla bağlanmış küvetlerde banyo yapıyor. 78 (sol) ve 81 (sağ) yaprağındaki sayfalarda, su bir sayfadan diğerine akacak şekilde bir tasarım oluşturulmuştur.
  • Kozmolojik, 13 yaprak: Daha dairesel diyagramlar, ancak belirsiz bir doğaya sahipler. Bu bölüm katlamalı sayfalar içerir; bunlardan biri genellikle Rosettes folyo olarak adlandırılan altı sayfadan oluşur. "geçit" ile bağlanan, kaleler içeren dokuz "ada" veya "rozet" içeren bir haritadır. Bir yanardağ olabileceği düşünülmektedir.
  • Farmasötik, 34 yaprak: İzole bitki parçaları (kökler, yapraklar, vb.) Birçok etiketli çizim, dünyeviden fantastiğe kadar değişen tarzda eczacı kavanozlarına benzeyen nesneler ve birkaç metin paragrafı içerir.
  • Tarifler, 22 yaprak: Her biri sol kenarda bir yıldızla işaretlenmiş birçok kısa paragrafa ayrılmış tam metin sayfaları.

El yazmasını 1665 veya 1666'da Athanasius Kircher'e gönderen Joannes Marcus Marci.

El yazmasının en eski teyit edilmiş sahibi 17. yüzyılın başlarında Prag'da yaşamış Georg Baresch isimli pek tanınmayan bir simyacı yıllarca "kütüphanesinde gereksiz yere yer tutan" bu "muamma" görünüşe bakılırsa Baresch'in kafasını kurcalıyordu. Baresch, Roma Kolejin'den Cizvit alimi olan Athanasius Kircher'in bir Kıptîce (Mısırlı) sözlüğü yayınladığını ve Mısır hiyerogliflerini deşifre ettiğini öğrenince yazıdan örnek bir kopyayı Roma'daki Kircher'e göndererek ipuçları istedi. Kircher'e yazdığı 1639 tarihli mektup, elyazmasından söz eden bugüne kadar bulunmuş en eski tarihli kayıt.

Kircher'in kitabı elde etmek istemesinden konuyla ilgilendiği anlaşılıyor. Ne var ki Baresch kitabı vermeyi kabul etmedi. Ama Baresch'in ölümü üzerine elyazması o sırada Prag'daki Charles Üniversitesi'nin rektörü olan Jan Marek Marci'ye geçti.

O da kitabı hemen çok eski arkadaşı olan Kircher'e gönderdi.


"Dr. Rapahel"in Raphael Sobiehrd-Mnishovsky olabileceği düşünülüyor,
ve para toplamda yaklaşık 2 kg altına eşdeğer olabilir.

Rudolph'un sahipliğini destekleyen bir kanıt, kitabın ilk sayfasında, Rudolph'un Prag'daki botanik bahçelerinin başı olan Jacobus Horcicky de Tepenecz'in neredeyse görünmez adı veya imzasıdır. Jacobus, kitabı, ölümünden dolayı ödenen borcun bir parçası olarak II. Rudolph'tan almış olabilir.


Jacobus Horcicky de Tepenecz

Jacobus Sinapius (Jakub Hořčický z Tepence), Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf'un kişisel doktoru ve eczacısı olarak görev yapmış, aynı zamanda simya ile ilgilenen zengin ve etkili bir Bohemyalı bilim insanıydı.

"Jacobj à Tepenece" olarak da bilinen Jacobus Sinapius (Jakub Hořčický z Tepence) (1575 – 25 Eylül 1622), Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf'un kişisel doktoru ve eczacısı olarak görev yapmış, Bohemyalı (Çek) bir bilim insanıdır.

Hakkındaki önemli bilgiler şunlardır:

  • Asıl Adı: Çekçe asıl adı Jakub Hořčický idi. Latinceye çevrilmiş adı olan "Sinapius" ve sonradan kazandığı soyluluk unvanı "z Tepence" (Tepenec'li anlamına gelir) ile de tanınır.
  • Voynich El Yazması: Kendisi, gizemli Voynich el yazmasının bilinen en eski sahiplerinden biridir. El yazmasının ilk sayfasında, sonradan silinmiş ancak ultraviyole ışık altında hala görülebilen "Jacobj à Tepenece" imzası bulunur.
  • İmparatorluk Görevleri: İmparator II. Rudolf'un sarayında baş botanikçi, doktor ve damıtımcı (alkimist) olarak çalışmıştır. İmparatora büyük miktarlarda borç para verdiği ve karşılığında Mělník kasabasının etrafındaki bir mülkü aldığı bilinmektedir.
  • Kitap Koleksiyonu: Voynich el yazmasının yanı sıra, başka kitapları da onun sahipliğini belirten benzer imzalar taşımaktadır.
Voynich El Yazması ile İlişkisi
Jakub Hořčický z Tepence, gizemli Voynich el yazmasının bilinen en eski sahiplerinden biridir. El yazmasının ilk sayfasının altına adını ("Iacobi à Tepenecz") ve bir envanter numarasını yazmıştır. Bu yazının şekli, el yazmasına 1608'de soylu unvanını aldıktan sonra sahip olduğunu göstermektedir. Ölümünden sonra el yazması, Prag'daki Cizvit kolejine değil, muhtemelen simyaya ilgi duyan Georgius Barschius'a geçmiştir.

#

Dee hayatının son otuz yılını, ruhani varlıklar ile iletişime geçerek, yaratılışın evrensel dili ve kıyamet bilgilerini edinmeye adamıştır.
John Dee (1527-1608/1609), 16. yüzyılda yaşamış, Kraliçe I. Elizabeth'in danışmanı olarak görev yapmış İngiliz bir matematikçi, astronom, astrolog ve okültistti. Tam bir Rönesans polimatı (çok yönlü aydın) olarak kabul edilir.
"Hiyeroglif Monad" (Latince: Monas Hieroglyphica), 16. yüzyılın ünlü İngiliz matematikçisi, gökbilimcisi ve ezoterik filozofu John Dee tarafından yaratılan karmaşık bir sembol ve aynı isimli kitabın adıdır.

John Dee'nin esrarengiz 1564 tarihli eseri Monas Hieroglyphica (yukarıdaki görüntünün alındığı metin, s. 45), Dee'nin on iki günlük bir süre içinde kendisine ilahi olarak vahyedildiğini iddia ettiği içeriği, Monad sembolünü yorumlayan yirmi dört teoremden oluşur.

Dee, eseri o zamanki Kutsal Roma İmparatoru II. Maximilian'e ithaf etti ve onun himayesini kazanmayı umarak, içinde gizlenen en gizli sırlar astronomi, simya, matematik, dilbilim, mekanik, müzik, optik, büyü ve ustalık alanlarında devrim yaratacağını vaat etti.

Johann Reuchlin'in 1494 tarihli De Verbo Mirifico, 'Mucize Yapan Kelime', İbranice pentagrammatonun gizli anlamı üzerine Kabalistik bir diyalog, Dee'nin Monas Hieroglyphica eserini yazmadan önce okuduğu son önemli eserdi.

Reuchlin, De Verbo Mirifico eseriyle okuyucuya İbranice dilinin önemini vurgulamaya çalışırken, aynı zamanda Yahudiliği açıkça reddetti ve Kabalistik teosofiyi 'Hristiyanlaştırmaya' çalıştı; bu proje, 1517 tarihli De Arte Cabalistica, 'Kabala Sanatı Üzerine' adlı eserinde daha da geliştirildi.

Dee'nin eseri, Reuchlin'in neredeyse aynı Kabalistik şemasını, bir Kelime yerine bir sembol kullanarak takip eder. Monas Hieroglyphica adlı eserinde Dee, belirli minerallerin özelliklerine, bunların ilişkili yönetici gezegensel kürelerine ve simyasal ve astrolojik sembollerinin geometrisine Kabalistik bir yorum atfeder.

Erken modern Latin dil oyunları ve şifreleme, açıklanmamış büyük harfler ve boşluklar ve metni tamamlayacak Dee'nin sözlü öğretiminin olmaması, eseri modern, deneyimsiz okuyucu için neredeyse anlaşılmaz hale getirmiştir; aslında, Dee'nin metnin son sözleriyle amaçladığı gibi:

Vulgaris, Hîc, Oculus CALIGABIT, DIFFIDETQVE plurimum.

J.W. Hamilton-Jones tarafından 1947'de şu şekilde çevrilmiştir: "Burada sıradan göz hiçbir şey görmeyecek, sadece Karanlık ve büyük ölçüde umutsuzluğa kapılacaktır."


 kozmoloji, simya, metalurjik ve esas olarak numerolojik olsun, tüm ilişkili sembollerin ve yönetici ilkelerin formüle edilebilmesi için tasarlandı. Birlikte 'Birim'i ya da Monad'ı oluştururlar; Birlikde çoğunun temel bilimsel kavramı.

John Dee'nin Hiyeroglif Monadı

 


tabanda ise Koç'un çift hilalı var, dönüşümün göksel ateşi; ardından Güneş Haçı, dört element, ana yönler, Çarmıha Gerilme ve 'üçlükteki dördüncü sınıf', 'üçlükte 4' Hermetik gizemi. Dee Kutsal Üçlü'ye inanıyordu, ama aynı zamanda tüm yaratılışın 4 sayısında, Üçleme artı Bir'de (Bir olduğu ortaya çıkan gerçeklik) somutlaştığına inanıyordu. Görünüşte mistik ve keyfi görünse de, 3'teki 4, 8 üçgen ve 4 kareden oluşan Platonik bir katı Cuboctahedron olarak tanımlanan matematiksel bir ilkeydi. Bu yapı, ağırlık açısından düşük maliyetle büyük destek sağlar ve 20 yılında popülerleşmiştir.lik Amerikalı mimar Buckminster Fuller'ın yüzyılını inşa ederken, yüksek katlı inşaat vinçlerinin yanı sıra Epcot, Florida'daki gibi Jeodezik Kubbelerin geliştirilmesinde de bir dönem kazandı.

Anahtar Noktalar:
  • Yaratıcı: John Dee.
  • Yıl: 1564.
  • Anlamı: Bütün yaratılışın ve kozmosun mistik birliği (bütünlüğünü) ifade eder.
  • Yapısı: Güneş, Ay, haç, Zodyak ve diğer astrolojik/ezoterik sembollerin birleşimidir.

Kozmik bir arkaplanda mistik bir çemberin içindeki zodyakların astrolojik işaretleri. 

John Dee, bu eseri sadece on iki günde, ilahi bir vahiy dönemi olduğunu iddia ettiği bir sürede yazmıştır. Kitabın dili ve içeriği oldukça şifreli olup, o günden bu yana akademisyenler ve okuyucular tarafından gizemini korumaya devam etmektedir.

&
Güneş takvimlerinin en ünlüsü MÖ 46 yılında Roma İmparatoru Jules Ceasar’ın (Jül Sezar) hazırladığı Jülyen Takvimi ’dir.
Geçmiş yüzyıllardan biriken sorunları çözmek için kolları sıvayan Jül Sezar’ın en önemli yardımcısı olan İskenderiyeli astronomici Sosigenes’in hazırladığı takvimde yıl 12 ay, 365 gündü. Sezar Romulus Takvimi’ndeki ay adlarını, biri hariç değiştirmedi. Sadece Romulus Takvimi’ndeki 5., kendi takvimindeki 7. ayın adını Julius’a çevirdi.
Yılbaşı da MÖ 153 yılından itibaren olduğu gibi 1 Januarius (Ocak) oldu. 

Zodiac 'ın vektör dairesi simgeleri, isimleri, takımyıldızları, Güneş ve sihirli rünleri bir çemberin içinde yazılı olan geçmişe dönük işaretler. 

Güneş, Ay, haç, Zodyak ve diğer ezoterik sembollerin birleşimi, genellikle derin ruhsal, mistik ve astrolojik anlamlar içeren zengin ve karmaşık bir sembolizm oluşturur. Bu tür birleşimler sıklıkla ezoterik sanat eserlerinde, takılarda ve okült çalışmalarda görülür.
Bu sembollerin bir araya gelmesiyle oluşan bazı genel anlamlar ve temsiller şunlardır:
  • Evrensel Denge ve Bütünlük: Güneş (eril, ışık, bilinçli benlik) ve Ay (dişil, karanlık, bilinçaltı, sırlar) sembollerinin birleşimi, evrenin ikiliklerinin (yin ve yang benzeri) uyumunu ve bütünlüğünü ifade eder.
  • Kozmik Düzen ve Döngüler: Zodyak çemberi, mevsimlerin ve gezegensel döngülerin kozmik düzenini temsil eder. Güneş ve Ay'ın bu çember içindeki hareketleri, yaşamın döngüsel doğasını ve zamanın akışını simgeler.
  • Spiritüel ve Maddi Bağlantı: Haç sembolü, genellikle maneviyat (dikey çizgi) ile fiziksel dünyayı (yatay çizgi) birleştirerek, ruhun maddeyle olan etkileşimini veya evrenin dört ana yönünü/elementini temsil eder.
  • Ezoterik Yolculuk: Tüm bu semboller bir arada kullanıldığında, bireyin içsel bir yolculuğunu, ruhsal aydınlanma arayışını ve evrenin gizemlerini anlama çabasını vurgular.



XXXXXX


Voynich El Yazması Nihayet Çözülüyor

Eğer internette biraz vakit geçiriyor ve “Sırrı Çözülememiş 10 Tarihi Eser” tarzı başlıkları hiç kaçırmıyorsanız Voynich El Yazması hakkında az da olsa bilginiz mutlaka vardır. Eğer hiç duymadıysanız, yapılan karbon testleriyle 1404-1438 yılları arasında yazıldığı tespit edilmiş bir el yazmasından bahsediyoruz. 1912’de kitabı kamuoyuna tanıtan Wilfrid Voynich’in adıyla anılan el yazması, içerdiği tuhaf çizimler ve bir türlü anlaşılamayan yazısıyla çeşitli komplo teorilerine sebebiyet veren bir eser.

Karbon tarihleme yapılmadan önce sahte olduğu öne sürülen Voynich El Yazması için ortaya atılan iddiaların başında, bu kitabın “Felsefe Taşı”na giden yol olduğu fikri geliyor. Özellikle içindeki değişik bitki ve çıplak kadın tasvirleri, takımyıldızlarla ve tuhaf nesne çizimleriyle adeta “Simyacı’nın El Kitabı” gibi durduğunu söylemek de yanlış değil. Bir diğer komplo teorisi ise, kitabın uzaylılar tarafından yazılıp gezegenimizde unutulduğu yönünde.


Fakat Orta Çağ tıbbî el yazmaları konusunda uzman olan Nicholas Gibbs, durumun bu kadar karmaşık olmadığını düşünüyor. İngiliz Times Lerary Supplement dergisinde yayımladığı makalede, Voynich El Yazması’nın Latince “ligatur”lerle yazılan bir tıp kitabı olduğunu söylüyor. Ligatur ise, sık kullanılan kelimelerin veya kelimelerde sıkça yan yana gelen harflerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan şekiller anlamına geliyor. Bunun en bilinen örneği ise, Latince “ve” anlamına gelen “et” sözcüğünden oluşturulan ve “ampersand” olarak bilinen “&” karakteri. Gibbs’e göre tüm el yazması bu tür karakterle yazılmış.

Voynich El Yazması Dijital Ortama Aktarılmıştı

Üç yıl önce el yazmasının Yale Üniversitesi’ne bağlı Beinecke Kütüphanesi tarafından tamamen dijital ortama aktarılıp kullanıma açılmasının ardından çalışmalarına başlayan Gibbs, sayfalardaki her türlü detayı görebilmeye başlamış. Latince yazılan tıbbî metinlere olan aşinalığı sayesinde bazı kelimelerin bu tür metinlerde geçen kısaltmalara benzediğini fark edince de araştırmalarını derinleştirmiş. Özellikle Herbarium Apuleius Platonicus adlı Roma metninde görülen kısaltmaların kullanıldığını fark etmiş. Orta Çağ’da Roma’dan kalan metinlerin yok olmaması için kopyalanması yaygın olduğu için de bu durum son derece mantıklı görünüyor.

Kitabın özellikle jinekolojik rahatsızlıklara ve çözümlerine eğildiğini söyleyen Gibbs, bu durumun yazarı “ligatur” kullanmaya itmiş olabileceğini söylüyor. Orta Çağ’da kilisenin yaptığı baskıdan çekinen yazar, özellikle kadın sağlığı gibi hassas bir konuda gözleri üzerine çekmek istemediği için böyle bir şey yapmış olabilir. Ayrıca Gibbs, bu durumun çok daha insani bir şeyden kaynaklamış olabileceğini de belirtiyor: tembellik. Bütün bir metni birebir kopyalamaya üşenen yazar, bundan kaçınıp kaybolmasını istemediği metni mümkün olan en kısa biçimiyle aktarmış olabilir.

Kitapta yer alan takımyıldız çizimlerininse yine bu durumla ilgili olduğunu söylüyor Gibbs. Roma Döneminde hastalıkların ve uygun tedavilerinin gök cisimlerinin belirli dizilimleriyle ilgisi olduğu düşünüldüğü için, medikal bir kitapta bunlara yer verilmesi de son derece normal.

Yıllardır kafaları karıştıran bu gizemli el yazmasının böyle basit bir şekilde çözülmesi açıkçası biraz üzücü, ama en azından çözüldüğü için kendimizi avutabiliriz.

voynich elyazmalari4


SUTR:Bu kitabın çözümünü üstten bir şekilde aktarabilirim size. Kitap sanılanın aksine ölümsüzlük değil gençlik iksirini anlatıyor. Daha doğrusu bir şarap yapımını aktarmakta. Üzümün ne zaman ekileceğine tutun sulama saatlerine kadar, nereye ekileceği neresinde toplanacağı her şeyiyle mükemmel bir şarap tarifi. Ek olarak tamamen bakire kadınlar tarafından hazırlanıyor. Bakirelikten kasıt her şekilde bakire eline erkek eli değmememiş tamamen saf temiz bir kandan bahsediliyor. Ve ayaklarıyla ezerken her uzvunun değeceği şekilde hazırlanmış kaplarda yapıyorlar. Erkeklerin içtiği bir gençlik şarabı gibi bir şeyden bahsetmek mümkün. 



XXXXX


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Selam 🙋🏼‍♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O