Zıpkın
Zıpkın, ip ya da misinaya bağlı çentikli bir şişin el ya da tetik mekanizması yardımıyla fırlatılarak, sualtı ve deniz avcılığında balık, balina, fok ya da diğer sualtı hayvanlarının avlanması ve yakalanmasında kullanılan mızrak gibi bir av silahıdır.
Bazı zıpkınlar, hedef türüne daha uygun performans gösterecek şekilde farklı yapıda üretilir. Örneğin, İnuitler buzda açılmış hava deliklerinde avlanmak için kısa, sabit ön şaftlı zıpkınlar kullanırken, gevşek şaftlı olanlar ise fırlatmak ve avı kaçmasını engellemek için yapılır.
İnuitler
İnuitler ya da Kanada İnuitleri (kendilerince ᐃᓄᒃ Inuk tekil ᐃᓅᒃ Inuuk ikil ᐃᓄᐃᑦ Inuit çoğul; harfiyen 'insan'), Kanada'nın Kuzey Kanada denen bölümünde yaşayan İnuit kolundan Eskimo halklarının ortak adı. Alaska Yerli Dil Merkezine göre 30.500 kişilik nüfustan 24.500 kadarı anadillerini konuşabiliyor.
İnuit kelimesi Doğu Kanada İnuitçesinde insan anlamına gelen inuk kelimesinin çoğulu olan inuit («insanlar») sözüne dayanır.
Doğu Kanada İnuitçesi
Doğu Kanada İnuitçesi;(kendilerince ᐃᓄᒃᑎᑐᑦ Inuktitut; İngilizce Inuktitut, Eastern Canadian Inuktitut, East Inuktitun), Kanada'da Doğu Kanada İnuitleri tarafından konuşulan İnuit dilleri kolundan bir Eskimo dili.
Nunavik İnuitçesi (kendilerince Inuttitut, Nunavimmiutitut, Nunavimiut; İngilizce Nunavik dialect, Arctic Quebec Inuit). ᑰᑦᔪᐊᕌᐱᒃ (Kuujjuaraapik/Great Whale River), ᐅᒥᐅᔭᖅ (Umiujaq), ᐃᓄᑦᔪᐊᖅ (Inujjuaq/Inukjuak), ᐳᕕᕐᓂᑐᖅ (Puvirnituq), ᓴᓂᑭᓗᐊᖅ (Sanikiluaq), ᒣᓚᓯᒃᑯᑦ (Mailasikkut/Chisasibi), ᐊᑯᓕᕕᒃ (Akulivik), ᐃᕗᔨᕕᒃ (Ivujivik), ᓴᓪᓗᐃᑦ (Salluit), ᑲᖏᖅᓱᔪᐊᖅ (Kangiqsujuaq), ᖁᐊᖅᑕᖅ (Quaqtaq), ᑲᖏᕐᓱᒃ (Kangirsuk), ᐊᐅᐸᓗᒃ (Aupaluk), ᑕᓯᐅᔭᖅ (Tasiujaq), ᑰᑦᔪᐊᖅ (Kuujjuaq/Fort Chimo), ᑲᖏᖅᓱᐊᓗᑦᔪᐊᖅ (Kangiqsualujjuaq), ᑕᕐᐸᖓᔪᖅ (Tarpangajuq) ve ᑭᓪᓕᓂᖅ (Killiniq/Port Burwell) şehirlerinde konuşulur.
- Tahagmiut ya da Tarramiut (halk), Tarramiutut ya da Taqramiutut (dil). Konuşan kabileler: Nuvugmiut, Ungavamiut, Tahagmiut
Kalp sağlığı için soğuk deniz balığı tüketin.
Eskimolar: Shulamina, Tulluachiu ve Tirikshiu |
Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Temizkan, kalp ve damar sağlığının korunmasında balık tüketiminin çok önemli olduğunu söyledi.
Yapılan araştırmalarda, Eskimolar'da kalp hastalıklarının görülme sıklığının yok denecek kadar az olduğunu belirten Temizkan, "Bu kişilerin soğuk deniz balığı olarak bilinen yağlı balıkları çok fazla tüketmeleri kalp sağlıklarını koruyor" diye konuştu.
Kalp ve damar sağlığının korunmasında her balığın çok etkili olmadığına dikkati çeken Temizkan, "Karidesle beslendiği için rengi turuncu olan ve soğuk denizlerde yaşayan gerçek somon balığı tüketilmelidir.
Haftada 2 defa somon balığından 1 porsiyona denk gelecek şekilde 100 gram tüketilmesinin yeterli olduğunu ifade eden Temizkan, OMEGA-3 açısından zengin olan diğer balık türlerini şöyle sıraladı:
"Yağlı bir balık olan Uskumru da hafta iki kez 100 gram tüketilmeli. Tuna balığı olarak bilinen Ton balığından ise 200'şer gramdan 2 kez yenilmesi yeterli.
Bu balık taze tüketilebildiği gibi konserve olarak da yenilebilir. OMEGA-3 değerleri her ikisinde de yaklaşık değerlerdedir.
Levrek ve gerçek alabalıktan da haftada 2 defa 200 gram tüketilmesi gerekiyor.
Hamsi, istavrit gibi balıklar da ise maalesef zengin OMEGA-3 bulunmuyor. Hele kızartıldığında verim daha da azalıyor."
Temizkan; balıktan yarar sağlanabilmesi için pişirme tekniğinin de çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Balık, mutlaka ızgarada ya da fırında pişirilmeli, kesinlikle yağda kızartılmamalı" dedi.
Bu arada, gebelerin ve emziren kadınların bu dönemlerde balık tüketmelerinin uygun olmadığına dikkati çeken Temizkan, "Balığın içinde civa var. Özellikle uskumruda çok fazla. Bu dönemde balık daha az tüketilmeli" uyarısında bulundu.
🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀
"Eskimo" adı Kanada'da geçerli olmasa da Alaska'da geçerlidir.
Eskimo sözcüğünün kökeni tam bilinmemekle birlikte, Kızılderili lisanı Algonkian'dan geldiğine ve "farklı dilde konuşan kişi" demek olduğuna inanılır. Eskimo sözcüğünün Cree dilinde "çiğ et yiyen kişi" anlamına geldiği savının doğruluğuna dair bir kanıt bulunamamıştır.
Eskimo ekonomisi avcılık ve balıkçılığa (özellikle balina avcılığı) dayanmaktadır. Temel yiyecekleri balık, ren geyiği ve sığındır =Bir geyik cinsi
{Sığın: Kuzey Avrasya ile Kuzey Amerika'da yaşayan, kürek boynuzlu ve boynu sakallı, yarı sucul iri bir geyik türü. Yaşayan geyik türleri içinde en iri olanıdır. Diğer geyik türlerinin aksine yalnızcıl bir hayvandır ve sürü oluşturmazlar.}
Eskimo mutfağı;
Eskimo mutfağı, Eskimoların yeme ve içme şekilleri. Halklara bağlı olarak farklılıklar gösterir.
Beyazların yiyecekleri (Taniktaq) ile karşılaşmadan önce İnyupikler kendi yiyeceklerini (Iñupiaqtaq) iklim ve coğrafi koşullara göre şekillendirmişlerdi. En temel besin maddesi et (niqipiaq 'gerçek yiyecek' > niqi 'yiyecek' + -piaq 'gerçek') olup, bunu ateşsizliğin çaresizliğiyle değişik yöntemlerle yenebilir kılmışlardır.
Maktak: Çiğ olarak yenen yağlı deri altı katmanıyla birlikte balina derisi. Çiğ olarak yenmesi derideki vitaminlerin alımı için gereklidir, zira İnyupik coğrafyasında meyve (o da kiraz çekirdeği kadar ufak üzümsü meyveler) ender bulunur. Pişirildiğinde Uunaalik adını alır.
Quaq: Çiğ olarak dondurulmuş et ya da balık. Quaq, avcıların tipik kahvaltısıdır.
Uiḷaq: Kurutulmuş et.
Mikigaq: Fermente balina eti, dil ve maktak'ın miksere çekilmesiyle yapılır.
Igamaaqłuk : Fok yağında kızartılan yarı kurutulmuş et.
Igaapiaq : Haşlama et.
Akutaq: Erimiş ren geyiği yağı ile ince kıyılmış ren geyiği etinden bulamaç gibi hazırlanıp bir tepsiye dökülüp çiğ yenir. Mevsimine göre malzeme değişkenlik gösterebilir ve de eklenebilir. Bunlar içinde en makbulü, böğürtlensi ya da üzümsü meyvelerin de dahil edilmesidir. İngilizcede Eskimolar söz konusu olduğunda "Eskimo dondurması" (Eskimo ice cream ) ya da Kızılderililer söz konusu olduğunda da "Kızılderili dondurması" (Indian ice cream) denen Akutuq, Türkçedeki külahlı "dondurma" kavramıyla uyuşmaz.
Sibirya Yupiklerinin ana besini deniz memelilerinden sağlanan ettir. Mors ve fok etleri şeritler halinde kurutularak; fok etleri dondurularak; mors ve balina etleri yarı soğuk bir yerde stoklanarak fermente edilir sonra da haşlanarak yenir. Yağlı deri altı katmanıyla birlikte balina derisi çiğ olarak tüketilir (vitaminlerin alınabilmesi için çiğ yenmesi şarttır).
Bazen İçbölge Çukçileriyle ren geyiği eti karşılığında balina ve fok ile mors eti takası yapılır. Değişik su yosunları da yenir. Geleneksel besinleri lifsiz olup yağ ve proteince zengin yüksek enerjili besinlerdir.
Geleneksel et depolama yöntemi kısa geçen yaz aylarında kurutma yoluyla yapılırken, kışın daha çok dondurma ya da yere eşilen bir çukurda fermente etme yoluyla olur.
♻️
Balina Yağının Faydaları
- Antiinflamatuar etkiler: Balina yağı, iltihaplanmayı azaltabilir ve eklem ağrılarını hafifletebilir.
- Cilt sağlığı: Nemlendirici özellikleri sayesinde, ciltteki kuruluğu gidermeye yardımcı olur ve cilt bariyerini güçlendirir.
- Enerji kaynağı: İçerdiği yüksek yağ asidi oranı nedeniyle, vücuda hızlı bir enerji kaynağı sağlar.
- Besin kaynağı: Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olması, kalp sağlığını destekler ve beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir.
Balina Yağı Kullanım Alanları
- Tıbbi uygulamalar: Geleneksel tıpta kullanılan bir yağ olarak, çeşitli hastalıkların tedavisinde yer almıştır.
- Endüstriyel kullanımlar: Sabun, mum ve diğer yağ bazlı ürünlerin üretiminde kullanılmıştır.
- Gıda: Bazı kültürlerde yemek pişirmede ve gıda katkı maddesi olarak yer almıştır.
OMEGA-3 VE 0MEGA-6 ZENGİNİ BESİNLER
Omega-3 yağ asitleri somon, uskumru, sardalya, hamsi, chia tohumu, ceviz, keten tohumu ve alg yağları gibi yağlı balıklarda bulunur. Omega-6 yağları bitkisel yağlarda, kuruyemişlerde ve tohumlarda bulunur. Soya fasulyesi yağı, mısır yağı, mayonez, ceviz, ayçiçeği çekirdeği, badem, kaju fıstığı, zeytinyağı, fıstık yağı Omega-3 açısından zengindir.
2016 yılında Japon hükümeti, Tôjô’ya “Japon Mutfağı İçin İyi Niyet Elçisi” unvanı vermiştir ve böylece Tôjô, hiyerarşide Japonya’nın en önemli şefleri arasına yükselmiştir.
İşte “ben hatalarımdan öğreniyorum. Hata yapmak iyidir. Her zaman başaramazsınız, ancak hatalarınızdan öğrenirsiniz ve böylece başarı gelir […]” diyen Hidekazu Tôjô Şef’i.
#######################################
İskandinav diyeti uzun yaşam için en iyi diyet mi? Peki ya Akdeniz diyeti...
İskandinavya sadece moda, iç mimari ve tasarım noktasında değil mutfağıyla da önemli bir kesimin odak noktasında yer almakta. Ve yine aynı moda, iç mimari ve tasarımda olduğu gibi mutfakta da aslında benzer prensiplerin hakim olduğunu ifade etmek mümkün. Peki İskandinav diyeti sağlık ve uzun yaşam beklentisinde bir altın standart olarak kabul edilen Akdeniz mutfağı ile bu noktalarda da boy ölçüşebilir mi?
DAHA LOKAL DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR...
Yöresel yemekleri odak noktasına alan İskandinav diyeti aslında İskandinav mutfağı ve Kuzey Avrupa ülkelerinin bölgesel yemeklerine, geleneksel diyetlerine dayanmakta. Nordic Food Policy Lab adlı komite 2010'da başlatılan İskandinav diyeti girişimiyle masaya daha lokal ve sürdürülebilir gıdalar koyulmasını teşvik etmeyi planlıyor.
Almanya'nın en kuzeyinde yer alan Hamburg'da yaşayan ve Hamburg Tüketici Danışma Merkezi Gıda ve Beslenme Bölümü'nde danışman olarak görev yapan Carolin Groth, “İskandinav diyeti aslında Kuzey Avrupa ülkelerinde bulunan bitki bazlı ve işlenmemiş gıdaları merkeze koymakta” ifadelerini kullanıyor.
Ağırlıklı olarak tam tahılları, özellikle çavdar, arpa ve yulaf içeren bu diyette, pancar ve havuç gibi kök sebzelerin yanı sıra çilek, elma ve armut gibi yöresel meyveler de önemli bir rol oynuyor. Groth aynı zamanda yemişlerin, mantarın ve baklagillerin de menünün parçası olduğunun altını çizmekte.
Bu tarz bitki bazlı gıdalar, somon ve uskumru gibi yüksek yağlı balıklar ve az yağlı süt ürünleri ile tamamlanmakta. Groth, kırmızı etin İskandinav diyetinde nadiren yer aldığını ve genellikle haftada bir tüketildiğini dile getirmekte.
'TEMELDE İKİ BESLENME BİÇİMİ DE BENZER...'
Akdeniz diyeti ve İskandinav diyeti arasındaki benzerliklere de dikkat çeken Groth, “Tipik Akdeniz diyeti ile İskandinav diyeti arasında gerçek bir fark yok çünkü temel fikir her iki beslenme biçimi için de benzer” ifadelerini kullanıyor. Bitki bazlı gıdaların yer aldığı Akdeniz diyetinde de mevsim sebzelerinin yanı sıra meyve, kuruyemiş, baklagil, tahıl, balık ve zeytinyağını ile karşılaşıyoruz. Kırmızı et ve süt ürünleri aslında bu beslenme düzeninde de kendisine nadiren yer bulabiliyor.
Ohio'daki Cleveland Clinic'te önleyici kardiyoloji konusunda uzmanlaşmış diyetisyen Julia Zumpano, Akdeniz diyetinin katı bir beslenme planından ziyade bir yaşam tarzı olduğunu vurguluyor.
Kırmızı etin her iki diyette de oldukça az tüketilmesi dikkat çekici. Vitamin, mineral ve lif açısından zengin bu iki beslenme düzeni içerdiği balık yağı ve bitkisel yağlarla sağlıklı yağ asitleri için de iyi bir kaynak.
Ancak!.. Beslenme uzmanı Prof. Johannes Wechsler ortaya büyük bir “ancak” koyuyor ve İskandinav diyetinin Akdeniz diyetine ayak uyduramayacağını öne sürüyor. Prof. Wechsler, “İskandinav diyetine karşı bir tavır almıyorum aslında. Çünkü bu konuda güvenilir bir bilgi yok” diye konuşuyor. Kuzey Avrupa ve Güney Avrupa'da ortalama yaşam süresinin neredeyse aynı olduğuna da değinen Prof. Wechsler, İskandinav mutfağının vücuda ihtiyacı olan her şeyi sağlayamayacağını da söylüyor:
“Çünkü söz konusu diyet, vitamin ve lif açısından nispeten düşük ancak yağ açısından yüksek. Örneğin ortalama bir Norveçli az portakal ve salata yer. Çünkü orada yetişmiyor.”
Prof. Wechsler'e göre diyetin en önemli avantajı ise Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olması. Günün sonunda Prof. Wechsler, “Makul beslenmenin temel bilimsel ilkeleri vardır. Ve buna tıpkı Roma'da olduğu gibi Helsinki'de de sadık kalabilirsiniz” diyerek bir optimum beslenme düzeni ortaya koyuyor.
Buna göre optimum diyet, az miktarda yağ ve tuz içermeli ve aynı zamanda çok az hayvansal protein ve yağ içermeli. Az ama zengin karbonhidratlar, bol sebze salata, lif ve Omega-3 yağ asitleri barındırmalı. Bunun için Prof. Wechsler, haftada iki kez balık tüketmek gerektiği tavsiyesinde bulunuyor ve şöyle ekliyor:
“Ancak beslenmeden çok daha önemli olan enerji dengesi. Aşırı tüketilen herhangi bir diyet zararlıdır. Çok fazla tuz ve yağ yemek, kalp krizi veya felç riskinizi artırır.”
Kaynaklar: Welt, The New York Times
Kaynak: Web Özel
******************************************************************
Orkinos
Orkinos, Ton balığı olarak da bilinir, uskumrugiller (Scombridae) familyasından Thunnus, Euthynnus ve Katsuwonus cinslerini oluşturan boyu 4,3 metre, ağırlığı 800 kilograma ulaşabilen göçmen balık türlerine verilen ad.
Çok hızlı yüzerler. Kendinden küçük balıkları avlar. Eti konservecilikte kullanılır. Vücutları yuvarlak olup, ön kısmı büyük, arkaya doğru incelen bir yapıya sahiptir. İki dorsal yüzgeç arasında az bir mesafe vardır. Sekiz veya dokuz adet pinnul denen yalancı yüzgeç bulunur. Bu yüzgeçler hem sırtta, hem anal yüzgecin arkasında bulunur. Vücudun üst tarafı koyu mavi veya siyah, yanlar gümüşi beyaz, karın yüzgeci arasında sarkık iki et parçası bulunur. Kuyruk yüzgecinin kenarı beyaz renklidir. 1.000.000'a yakın yumurta bırakabilirler. Mart, Haziran, Temmuz, Ağustos ayları üreme dönemleridir.
Göçmen balıklardır. Sürü halinde gezerek, kendilerinden küçük balık türleriyle beslenirler. Sardalya, hamsi, tirsi, uskumru, palamut, lüfer gibi balık sürülerini kovalar ve yerler. Saatte 65–70 km hızla yüzerler. Genç orkinoslar, sürü halinde torik ve palamutlarla birlikte boğazdan inerler. Üç yılda erginleşirler. Olgunlaşmış orkinoslarının ağırlığı bir tona, boyu 5-6 metreye kadar ulaşır.
Türler
- Uzunkanat orkinos, (Thunnus alalunga) (Bonnaterre, 1788)
- Sarıkanat orkinos, (Thunnus albacares) (Bonnaterre, 1788)
- Thunnus atlanticus (Lesson, 1831)
- Thunnus maccoyii (Castelnau, 1872)
- Kocagöz orkinos, (Thunnus obesus) (Lowe, 1839)
- Thunnus orientalis (Temminck & Schlegel, 1844)
- Bayağı orkinos, (Thunnus thynnus) (Linnaeus, 1758)
- Thunnus tonggol (Bleeker, 1851)
- Euthynnus affinis (Cantor, 1849)
- Yazılı orkinos (Euthynnus alletteratus) (Rafinesque, 1810)
- Euthynnus lineatus (Kishinouye, 1920)
- Çizgili orkinos (Katsuwonus pelamis) (Kishinouye, 1915)
**************************************************************************
Jeoloji
Arktik Okyanusu çevreleyen dağ sıralarını oluşturan temel kayalar erken ve orta Paleozoyik döneminde Caledonian-Ellesmerian orojenisi dahilinde şekillenmiştir. Bu oluşumun Triyas ve Jura dönemlerindeki bir bölgesel dalımla takip edilir ve bu bölgedeki ana hidrokarbon kaynaklarını oluşturur. Arktik okyanus, geç Kretase döneminden beri Atlantik ortası sırtının kuzeye göçüyle domine edilmiştir. Bu etkiyle Grönland ve Kanada ile yine Grönland ve Spitzbergen arası riftleşme meydana gelir. Gakkel sırtında olan deniz tabanı genişlemesinin başlangıcı Paleosen-Eosen sınırına tekabül eder. Riftleşme (çatlak-açıklık) meydana geldiğinde, Lomonosov sırtı kıtadan uzağa kutup noktası yönünde ilerledi ve Paleojen'de yavaş oranda, Neojen'de ise görece hızlı bir dalma meydana gelmiştir.
&
Çukçiler
Çukçiler, Sibirya'nın kuzeydoğu ucunda, Rusya'ya bağlı Çukotka Özerk Okrugu'nda yaşayan halk. 1979 sayımında nüfusları 14.000 olarak tespit edilmiştir. Çukçi Yarımadası, Arktik Okyanusu ile Bering Boğazı kıyılarında yaşarlar.
Yupiklerin ataları muhtemelen Sibirya'nın Bering Boğazı ve Arktik Okyanusu kıyılarında büyük bir alanda yaşıyorlardı ve Çukçi ve Koryak kabilelerinin kuzeye ilerlemesiyle birbirinden kopuk adacıklar halinde kıyılara hapsolunmuştu. Günümüzdeki Kıyı Çukçilerinin (Anqallyt) büyük bir kısmı muhtemelen Çukçileşmiş Sibirya Yupikleridir.
1989 sayımına göre 15.000 Çukçi bulunur.
Doğu Çukotka'da Kıyı Çukçileri ile Yupikler, Batı Çukotka'da ise Tundra (ya da Ren geyiği) Çukçileri yaşarlar.
Alaska Atabaskları tarafından balık ve memeli et ve yağı ile meyve karışımıyla yapılan Kızılderili dondurması tatlısıyla ve Sibirya'da Çukçi-Kamçatka halkları tarafından aynı biçimde yapılan Çukçi dondurması ile Rusya'nın Sahalin adasındaki Nivihler tarafından yapılan mos tatlısıyla da benzerdir.Eskimo dondurması Alaska'da oldukça yaygın yenen bir yemektir ve birçok tarifi bulunur. Çoğunlukla içyağı/donyağı, fok yağı ve meyve karışımıyla yapılır.
Mos (yemek)
Mos (Nivihçe ?, Rusça мос mos), Nivihler tarafından kurutulup toz hâline getirilmiş balık ile balık derisi, fok yağı, yabani meyve, bitki soğanı ve su karışımıyla yapılan tatlımsı yemek.
- Memeliler (yağ): fok
- Balıklar (et & deri): Pasifik sombalığı (Oncorhynchus gorbuscha, Oncorhynchus keta)
- Meyveler: Vaccinium myrtillus, Vaccinium vitis-idaea, Empetrum nigrum
- Sebzeler (soğan): Fritillaria camschatcensis, Lilium pumilum
Büyük ahşap teknelerde kurutulmuş balıklar ıslatılır derisi soyulur ve eti ezilerek toz hâline getirilir. Jelatinimsi olan bu karışıma meyve ve bitki soğanları eklenir ve fok yağı dökülür, donduktan sonra yenir.
Kızılderili dondurması
* Vaccinium uliginosum (mavi üzümsü)
* Vaccinium vitis-idaea (kırmızı üzümsü)
* Rubus arcticus (kırmızı böğürtlensi)
Kızılderili dondurması ya da Atabask dondurması, Tanakrosça nanehdlaad’, Guçince it’suh), Alaska'da Alaska Atabaskları ile Kanada'da Kanada Atabaskları tarafından kurutulmuş ya da taze tatlısu balıkları ve sığın, rengeyiği gibi memelilerin etlerinin yağ ve yabani meyvelerle çırpacak yardımıyla karıştırılmasıyla yapılan tatlı. Alaska Eskimoları tarafından et, yağ ve meyve karışımıyla yapılan akutaq (Eskimo dondurması) tatlısıyla benzerlik arzeder.Kanada'nın Britanya Kolumbiyası'ndaki Kanada Kızılderilileri tarafından Shepherdia canadensis meyvesi ile diğer meyveleri çırpılıp köpürtülerek yapılan ve yine Kızılderili dondurması adıyla da anılan Sxusem adlı tatlı türüyle karıştırmamak gerekir.
Malzeme
- Balıklar (et & yağ): turna balığı (Esox lucius), Stenodus leucichthys, Coregonus, Prosopium
- Memeliler (et & yağ): sığın, rengeyiği, ayı
- Meyveler: Vaccinium vitis-idaea, Vaccinium uliginosum, Vaccinium oxycoccos, Arctostaphylos uva-ursi, Empetrum nigrum, Rubus spectabilis, Rubus chamaemorus, Rubus strigosus, Rosa acicularis
- Ekstra tatlandırıcılar: Hedysarum alpinum
İç Alaska'da yoğunlaşan avcı ve balıkçı Atabasklar bu iç bölgedeki sayısız nehirler boyunca birkaç ailelik küçük göçebe gruplar hâlinde yaşarlar. Ayak üstü avcılık yaparlar ve avlarının peşinden giderler. Dayanıklılık ve fizik gücü yüksek insanlardır. Avları büyük ölçüde Pasifik som balığı, tavşan, rengeyiği, sığın ve boz ayıdan oluşur; bunlar kapan kurarak ya da doğrudan üzerine giderek sopa, mızrak, ok ve yay ile avlanır. Geçmişte kıtlık dönemleri oldukça yaygındı. Ayak üstü avlandıklarından ayakkabı en önemli eşyalarıdır ve esnek ve hafif kar ayakkabıları huş ağacının kabuğu (huş kabuğu) ile ham deriden yapılır. Atabasklar için en değerli ana malzeme huş ağacının kabuğudur ve bununla ayakkabı dışında kano, kızak, beşik, konut kaplaması ve mutfak gereçleri yaparlar. Giysileri deriden yapılıp doğal boyalarla renklendirilir ve oklu kirpinin dikenleriyle yapılan ve kirpi işi denen teknikle süslenirdi. Bazı Atabask grupları avı dağınık olmayıp bir arada çokça olan yerlerde uzun süreli kışlık ya da yazlık kamplarda yaşardı.
Etnografya
- Guçinler it'suh dedikleri yemeği kurutulmuş balık ile Vaccinium vitis-idaea (natł'at), Vaccinium uliginosum (jàk zheii, jak zheii, jak nalyuu), Arctostaphylos uva-ursi (dàn daih, dandaih) ve Empetrum nigrum (dineech'ùh, dineech’uh) meyvelerinin birlikte dövülmesiyle hazırlar ve içine balık yağı ile şeker katarlar.
- Hanlar Kızılderili dondurmasını kurutulmuş rengeyiği etini yağ ve üzümsü böğürtlensi meyvelerle karıştırıp döverek de yaparlar.
- Koyukonlar nonaaldlode («that which has been whipped up») adını verdikleri Kızılderili dondurmasını kurutulmuş turna balığı (Esox lucius), Stenodus leucichthys, Coregonus, Pasifik sombalığı gibi kuru balıkları önce haşlar sonra sıkıp suyunu süzerler ve içine sığın eti ve yağı, ayı yağı ile balık yağını (ya da Crisco marka bitki yağını) katar, köpürürcesine çırpıp sonra da içine Rubus spectabilis, Vaccinium oxycoccos gibi meyve, kuru üzüm, şeker ve bazen de süt katıp karıştırarak yaparlar. Koyukonlar ayrıca deneyh bete haalggaadee (moose meat with bearberries) denen yemeği sığın (Yukarı deneeje, Aşağı ve Merkezî Koyukonca deneege) eti ile Arctostaphyllos rubra (Yukarı denesh, Merkezî ve Aşağı deneyh) meyvesini karıştırarak yaparlar.
- Ahtnalar sonbaharda yağ, et ve meyveleri karıştırarak huş kabuğundan yapılan saklama kaplarında kışın tüketmek üzere saklarlar.
- Denağinalar nivagi dedikleri Kızılderili dondurmasınını favori yiyecekleri arasında sayarlar ve Pasifik som balığı, Coregonus ve turna balığı ya da memeli hayvanların eti haşlanıp püre haline getirilerek sığın, rengeyiği ve Amerika kara ayısının yağıyla karıştırılır ve içine meyve (Rosa acicularis ve diğerleri) katılır. Balık yumurtası eklendiği de olur.
- Değinaklar vanhgiq dedikleri Kızılderili dondurmasını balık ve sığın yağını (q’ux) karıştırarak yaparlar.Değinaklarda birkaç çeşit kızılderili dondurması görülür. Balık Kızılderili dondurması (fish Indian ice-cream) için kısaca vanhgiq denir ve bunu kuru balık ya da bu iş için özel olarak hazırlanan haşlanmış balık (ginolay) ile yaparlar. Kar Kızılderili dondurması (snow Indian ice-cream) için dhiyh vanhgiq adını kullanırlar ve bunu kar ve Coregonus balığının bağırsak yağıyla meyveleri karıştırarak yaparlar.
- Holikaçuklar nathdlod dedikleri Kızılderili dondurmasını tıpkı Değinaklar gibi yaparlar ve onlarda da değişik dondurma tarifleri bulunur. Balık Kızılderili dondurması (fish Indian ice-cream, fish ice-cream) için k'inot nathdlod denir ve bunu kuru balık ya da bu iş için özel olarak hazırlanan haşlanmış balık (k’inadlagh) ile yaparlar. Kar Kızılderili dondurması (snow Indian ice-cream, snow ice-cream) için tsetł nathdlod adını kullanırlar ve bunu kar ve Coregonus balığının bağırsak yağıyla meyveleri karıştırarak yaparlar. Yağ Kızılderili dondurması (fat Indian ice-cream, fat ice-cream) için k'iq'ux nathdlod adını kullanırlar ve bunu donyağı ve Coregonus balığının yağıyla, özellikle de balığın kafasının yağıyla (gittheg-gha) meyveleri karıştırarak yaparlar.
- Yukarı Kuskokvimler nemaje dedikleri Kızılderili dondurmasını balık (Coregonus) ya da sığın (dineje) ve rengeyiği (midzish) gibi memeli hayvanların etleri ile yağını (varsa Amerika kara ayısının yağını da) meyvelerle (jija, dalnodinuts`a`, tsoltso, netl`, kwntsan`, dzilnolt`ars, niltinejija`, nin`nikotl`, dwhnikotl`, nikotl`) karıştırarak yaparlar. Önce etler haşlanır ve sonra suyu sıkılarak ince ince kıyılır. Macun kıvamına gelene kadar yağ ile karıştırılır ve sonra da içine meyve atılır. Ayrıca şeker, Hedysarum alpinum bitkisinin tatlı kökü (Indian potatoes), rengeyiği yosunu eklenir. Bu yapılan tatlı taze olarak tüketilebildiği gibi sonradan yenmek üzere dondurulur da.
- Aşağı Tananalar nonathdlodi dedikleri Kızılderili dondurmasını yaparken dondurma şarkıları (ice‐cream songs) denen türde şarkıları söylerler.
- Tanakroslar nanehdlaad' dedikleri Kızılderili dondurmasını kuru et ve sığın yağını karıştırarak yaparlar.
- Yukarı Tananalar Kızılderili dondurmasını eldeki malzemeye göre şekillendirir. Sığın (diniign) eti kurutularak toz haline getirilir ve huş kabuğundan kapalı kaplarda saklanır ve daha sonra bu et tozu sığın yağı ile karıştırılarak içine meyveler ya da haşlanmış Stenodus leucichthys balığının eti ve balık yumurtaları konur.
Ayrıca bakınız
Düğüm teorisinde, Borromean halkaları Brunnian bağlantısının basit bir örneğidir; ayrılamayan ama bileşenlerinden herhangi biri çıkarıldığında ayrı çözülmemiş döngülere ayrılan bir bağlantıdır. Sonsuz sayıda Brunn bağlantısı ve sonsuz sayıda üç eğrili Brunn bağlantısı vardır; bunların en basit olanı Borromean halkalarıdır. [13][22]
Borromean halkalarının birbirine bağlı olduğunu görmenin çeşitli yolları vardır. Bunlardan biri, bağlantı diyagramının yaylarının tam sayılarla n modüllü renkleri olan Fox n-renklerini kullanmaktır; böylece her kesişmede, alt kesişme noktasındaki iki rengin ortalaması (modulo n) üst çapraz yayının rengiyle aynı olur ve en az iki renk kullanılır. Bu koşulları karşılayan renk sayısı, bağlantı için seçilen diyagramdan bağımsız olarak bir düğüm değişmezidir. Üç bileşenli önemsiz bir bağlantı Renk düzenlemeleri, standart diyagramından elde edilen her bileşen için bağımsız bir renk seçilip sadece bir renk kullanan renkler. Borromean halkalarının standart diyagramı için, aynı yay çiftleri iki alt kesişimde buluşur ve üzerinden geçen yayların birbirleriyle aynı renge sahip olmasını zorunlu kılır; bu da kesişme koşullarını karşılayan tek renklerin birden fazla renk kullanma koşulunu ihlal ettiği sonucuna varılır.
Baş düğüm
Düğüm teorisinde, asal düğüm veya asal halka, belli bir anlamda ayrıştırılamaz olan bir düğümdür. Özellikle, iki önemsiz düğümün toplamı olarak yazılamayan basit olmayan bir düğümdür. Asal olmayan düğümlerin bileşik düğümler veya bileşik bağlantılar olarak adlandırıldığı söylenir. Verilen bir düğümün asal olup olmadığını belirlemek basit olmayan bir sorun olabilir.
Asal düğüm örneklerinden biri torus düğümleridir. Bunlar, bir torusun etrafında bir çemberin p'nin bir yönde, q ile diğer yönde q kere sarılmasıyla oluşur; burada p ve q aynı asal tam sayılardır.
Düğümler, çapraz sayılarıyla karakterize edilir. En basit asal düğüm, üç kesişmeli üçlü düğümdür. Üçlü aslında (2, 3)-torus düğümüdür. Sekiz şekilli düğüm, dört kesişimi olan, torus olmayan en basit düğümdür.
Enantiomorflar bu tabloda ve aşağıdaki grafikte yalnızca bir kez sayılır (yani bir düğüm ve onun ayna görüntüsü eşdeğer kabul edilir).

Torus düğümü
G-torus düğümü, g-torus üzerinde çizilen kapalı bir eğridir. Daha teknik olarak, S³'deki bir dairenin homeomorfik görüntüsüdür ve S³'deki bir gen g sap gövdesinin alt kümesi olarak gerçekleştirilebilir (bu cinsin tamamlayıcısı da gen g sap gövdesidir). Bir bağlantı, iki cins bir kol gövdesinin alt kümesiyse, çift torus bağlantısıdır.
İkinci cins için, torus düğümü olmayan çift torus düğümünün en basit örneği sekiz şekilli düğümdür.
Sayı teorisi, sayıların manipülasyonuyla, yani doğal sayılarla evrildi ve daha sonra tam sayılara genişletildi ve rasyonel sayılar Sayı teorisi bir zamanlar aritmetik olarak adlandırılıyordu, ancak günümüzde bu terim çoğunlukla sayısal hesaplamalar için kullanılmaktadır. [17] Sayıların incelenmesi muhtemelen antik Babil ve muhtemelen Çin'e kadar uzanır, ancak Antik Yunan'da ayrı bir disipline dönüşmüştür. İki önde gelen erken sayı teorisyeni İskenderiyeli Euclid ve Diophantus'tur. [18] Sayı teorisinin soyut biçimindeki modern çalışması büyük ölçüde Pierre de Fermat ve Leonhard Euler'a atfedilir. Alan, Adrien-Marie Legendre ve Carl Friedrich Gauss'un katkılarıyla tam anlamıyla gelişti. [19]
Kolayca ifade edilen birçok sayı problemi, genellikle matematik genelinden, gelişmiş yöntemler gerektiren çözümlere sahiptir. Bunun öne çıkan bir örneği Fermat'ın Son Teoremi'dir. Bu varsayım 1637'de Pierre de Fermat tarafından ortaya atılmış, ancak ancak 1994'te cebirsel geometriden şema teorisi, kategori teorisi ve homolojik cebir gibi araçları kullanan Andrew Wiles tarafından kanıtlanmıştır.
Ulam spirali
Ulam spirali veya asal spiral, matematikçi Stanisław Ulam tarafından 1963 yılında geliştirilen ve kısa bir süre sonra Martin Gardner'ın Scientific American dergisindeki Mathematical Games köşesinde popüler hale getirilen asal sayılar kümesinin grafiksel bir tasviridir. [1] Pozitif tam sayıların kare spiral şeklinde yazılmasıyla ve asal sayıların özellikle işaretlenmesiyle oluşturulur.
Ulam ve Gardner, spiral çizgilerdeki belirgin çapraz, yatay ve dikey çizgilerin çok sayıda asal olduğunu vurguladılar. Hem Ulam hem de Gardner, bu tür belirgin doğruların varlığının beklenmedik olmadığını belirtmiştir; çünkü spiraldeki doğrular kuadratik polinomlara karşılık gelir ve Euler'in asal üreten polinomu x2 − x + 41 gibi bazı polinomların yüksek asal sayı yoğunluğu ürettiğine inanılmaktadır. [2][3] Buna rağmen, Ulam spirali, Landau problemleri gibi sayılar teorisinde çözülmemiş büyük sorunlarla bağlantılıdır. Özellikle, hiçbir kuadratik polinomun sonsuz sayıda asal ürettiği, hele ki yüksek asimptotik yoğunluğa sahip olduğu kanıtlanmamıştır, ancak bu asimptotik yoğunluğun ne olması gerektiğine dair iyi desteklenen bir varsayım vardır.
1932'de, Ulam'ın keşfinden 31 yıl önce, herpetolog Laurence Klauber, benzer asal sayılar yoğunluğuna sahip dikey ve çapraz çizgiler içeren üçgen, spiral olmayan bir dizi inşa etti. Ulam gibi, Klauber de Euler gibi asal üreten polinomlarla bağlantıyı gözlemlemiştir. [4]
Ulam spirali, pozitif tam sayıların kare bir kafes üzerinde spiral bir düzenle yazılmasıyla oluşturulur:
ve ardından asal sayıları işaretler:
Şekilde, asal noktalar belirli çapraz çizgiler boyunca yoğunlaşmış gibi görünür. Yukarıda gösterilen 201×201 Ulam spiralinde, çapraz çizgiler açıkça görülür ve bu desen o noktaya kadar doğrulanmaktadır. Yüksek asal yoğunluğuna sahip yatay ve dikey çizgiler de daha az belirgin olsa da belirgindir. Çoğu zaman, sayı spirali merkezde 1 sayısıyla başlar, ancak herhangi bir sayı ile başlamak mümkündür ve diyagonal, yatay ve dikey çizgiler boyunca aynı asal konsantrasyon gözlemlenir. Merkezde 41 ile başlaymak, 40 asal siden oluşan kesintisiz bir dizi içeren bir çapraz oluşturur (1523'ten başlayıp orijinjinin güneybatısında 41'e kadar azalır ve kökenin kuzeydoğusunda 1601'e kadar yükselir), bu türünün en uzun örneğidir.
Tarihçe
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O