Demeter
Demeter (Attika lehçesi Grekçe: ΔημήτηρDēmḗtēr), Yunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçasıdır. Homeros'un destanlarında, "güzel saçlı kraliçe" ya da "güzel örgülü Demeter" diye geçer. İnsanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler.
Tarım, çifçiliğin ve Tarımsal Bolluğun TanrıçasıDemeter’in kızını yaşayanlar diyarına geri götürmek için her yıl yeraltı dünyasına indiğine inanıyorlardı. Bu, yıllık yeniden ekim döngüsüyle bağlantılıydı.Yunanlılar genellikle tahılları güvenli bir şekilde saklamak için yeraltına gömülen kil veya seramik kaplarda saklardı. Bu kaplar ölülerini gömmek için kullandıkları cenaze kaplarının neredeyse aynısıydı.Sonbaharda tahıllar ölü gibi gömülüyordu. İlkbaharda yeniden gündeme getirildi ve yeni bir yaşam yaratmak için kullanıldı.Gizemlerin takipçilerine göre Persephone’nin yıllık “gömülmesi” ve “yeniden doğuşu” yalnızca mevsimleri değil, yaşam döngüsünü de yansıtıyordu.
Demeter: Yunan Mitolojisinin Toprak Tanrıçası 11
Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın ikinci kızı, ilk tanrı kuşağındandır. Tanrılar kralı Zeus'un dördüncü evliliğini onunla yaptığı söylenir. Bu evlilikten de Demeter'in en bilinen çocuğu, yeryüzü ecesi Persephone doğmuştur.
Demeter, heykellerinde baygın bakışlı, sarı saçları omzuna dökülen, güzel bir kadın olarak gösterilirdi. Sağ elinde bir buğday başağı, sol elinde de yanan bir meşale tutardı. Roma mitolojisindeki eşdeğeri Ceres'tir.
Persephone;
Bir gün Persephone arkadaşları ile tarlada çiçek toplarken çayır birden ikiye yarılır ve yeraltı tanrısı Hades, yeryüzüne çıkar. Âşık olduğu Persephone'u yeraltına kaçırır.
Persephone'nin yılın üçte ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanını, anası Demeter'in, geri kalan üçte birini, yani kışı da kocası Hades'in yanında geçirmesini kararlaştırır. Böylelikle toprağa yeniden bereket gelir. Persephone her yeryüzüne çıktığında, Demeter yeryüzüne baharı getirir.

İsis.
Yunanlılar Demeter’i Mısır tanrıçası İsis’e bağladılar. İsis’in bazı yönleri ana tanrıçaya benziyordu ama ölüm ve dirilişle daha yakından ilişkiliydi.
Romalılar, çoğu Yunan tanrısı gibi Demeter’i de kendi mitoslarına benimsediler ve onu mevcut bir yerel tanrıyla birleştirdi. Tanrıçaları Ceres olarak biliniyordu .Roma’ya getirilen Yunan göçmenler ve köleler, Ceres ve kızı Proserpina’nın rolünü Demeter’inkine daha çok benzeyecek şekilde genişletti.Ceres tarımın ana tanrıçasıyken, bu Yunanlılar çiftin yeraltı dünyasındaki sembolizmini de beraberinde getirdiler.
Küçük Asya’da Demeter, yerel tanrıça Kibele ile ilişkilendirildi.
Yaşam birçok bakımdan ölüme bağlıdır. Ölüm, toprağa gübre, yeni büyüme için alan ve yeni nesil bitkilerin ortaya çıkacağı tohumları sağlar.Demeter, antik Yunan dünyasında sadece yaşamı değil, yaşam ve ölüm arasındaki dengeyi ve ilişkiyi de temsil ediyordu. Sicilya'nın hasat tanrıçası ve koruyucusu olan Roma tanrıçası "Ceres" …

Medea şartı kabul eden İason'a acı çiğdem çiçeğinden yaptığı ilacı gönderdi.
Medea, Antik dünyanın en büyük büyücülerinden biri, ilaç ve zehir yapım ustasıdır. Yer ve Ay Tanrıçası olarak da tapınım görmüştür.Karakteristik özelliği ise öfkelendiğinde korkutucu bir kişiliğe bürünmesidir. Thebai'ye göçen Medea burada Herakles'in deliliğini tedavi eder. amcası tarafından Kolhis tahtından indirildiğini de öğrenince oğlu Medus'la birlikte vatanı Kolhis'e geri döner. Burada babasının tahttan indirilmiş, Lyke ve Thoe gibi Amazonların öldürülmüş ve ülkeyi salgın hastalıkların kaplamış olduğunu gözleriyle görür. Aietes'i tekrar başa geçirirler. Kendileri de buradan güneye inerek Med İmparatorluğu'nu kurarlar.
Büyücü prenses Medeia, İason'a kendisini eş olarak alması halinde yardımcı olacağını söyler. Sonra yiğit İason'a büyülü bir merhem hazırlar. Ve
- "-Bu merhemi süren bedene silah işlemez, gün boyunca ne yaralanır ne de ölür. Ejderha’nın dişlerini toprağa ektikten sonra topraktan silahlı adamlar çıkacak, bu adamların aralarına bir taş attığı takdirde kendi aralarında kavgaya tutuşacaklar ve birbirlerini öldüreceklerdir" şeklinde tavsiyede bulunur.
Medea bir büyücüdür İason'a, Prometheus'un kanlarından biten Colchicum bitkisinden büyülü bir merhem hazırlar. Bu merhemi süren bedene silah işlemez gün boyunca ne yaralanır ne ölür.
🌸Acı çiğdem, Colchicum cinsinden bitkilerin ortak adı. 25–30 cm boyunda olur. Yaprakları şerit biçimindedir. İlk yazın pembe, sarı, eflatun renkli çiçekler açar. Sulak çayırlarda yetişir. Tohumlarda bulunan kolşisin maddesi ile romatizmaya, gut hastalığına karşı ilaçlar yapılır. Acı çiğdem bahçelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Gölge yerleri sever. Çok su ister. Zehirli bir bitkidir.
Çiğdeme çok benzeyen fakat onun gibi yenilmeyip zehirli olan bu bitkinin (Colchicum) yumruları Doğu Anadolu Bölgesinde çiğdem (Crocus) türleriyle karıştırıldığı için, bilhassa toplayıp yiyen çocuklar arasına ağır zehirlenme vakaları görülebilmektedir.
Dağılım ve habitat
Akdeniz ve Kuzey Afrika'dan orta ve güney Avrupa'ya, Orta Doğu'dan Asya'ya ve Çin'in batısına doğru dağılım gösterir. Çoğu türü Türkiye'ye özgüdür ve diğer bölgelere tanıtılmıştır.
Tarihce
Kolşisinin, Colchicum autumnale, Mısır tıp metni Ebers Papirüsü'nde (y. M.Ö. 1.500 civarı) romatizma ve şişkinlik tedavisi için tarif edildiği anlatılır. Toksik bir alkaloid ve ikincil metabolit’tir.
Colchicum özütü ilk olarak MS 1. yüzyılda Pedanios Dioskurides tarafından De Materia Medica'da gut tedavisi olarak tanımlandı.
Colchicum 'un ampul benzeri soğan’larının gut tedavisinde kullanılması, Trallesli Aleksandr'ın önerdiği "hermodaktil" olarak muhtemelen MS 550 civarına kadar uzanır. Colchicum soğanları Pers doktor İbn Sinatarafından kullanılmış ve 16. yüzyılda Ambroise Paré tarafından önerilmiş ve 1618 Londra Farmakopesi 'nde yer almıştır.
Kormus veya gövde yumrusu, soğana benzeyen fakat yapısı itibarıyla soğanların aksine yaprak yerine bitkinin gövde kısmından oluşan bitkinin şişkin, toprakaltı kısmıdır. Colchicum ,Kuskonmaz'giller, Muz,

♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️♻️
&
Tarım toplumuna geçilen tarih öncesi çağlardan beri insanlık, toprağın bereketini korumak ve verimini artırmak için büyük bir mücadele veriyor. İnkalar’dan Frigler’e, Sümerler’den Yunan uygarlıklarına kadar pek çok medeniyet, topraklarını işlerken bereket için Toprak Ana’dan yardım istiyordu. Bugün ise akıllı ve bağlanabilen tarım teknolojisi ve sürdürülebilir tarım metotları insanlara yardımcı oluyor.
İnsanın beslenmesini sağlayan en önemli güçlerden biri olan toprak, tarih öncesi medeniyetlerden beri yaşamın kaynağı olarak görülüyor. Tarım toplumunun gelişmesiyle birlikte farklı mitoloji ve inançlarda yaşam kaynağı olarak görülen toprak, aynı zamanda doğurganlığı sebebiyle dişi karakterle, yani “anne” veya “ana” karakteriyle de sembolize edilmişti. Bu dişi karakterler, çeşitli medeniyetlerde farklı isimlerle anılmıştı.
Örneğin Kuzey Şili, Peru, Bolivya ve Ekvator’daki, İnka uygarlığı da dahil olmak üzere, tarih öncesi toplumlar arasında “Pachamama”, yani Toprak Ana figürü çok yaygındı. Bu toplumlar, topraklarını işlerken Toprak Ana’dan yardım ister, bereketli bir hasat için ona dua ederlerdi.
Toprak ve kadının özdeşleştirilmesinin başka bir nedeni de insanların yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçtiği çağda, toprağı ıslah etme ve topraktan ürün alma gibi en temel işlerin kadının görevi sayılmasıydı.
Böylece Antik Çağ toplumlarında da Ana Tanrıça figürleri, toprak ile ilişkilendirilirdi. Bir kadının hamileliği, yeryüzünün bahardan önceki gebeliği gibi kutsal kabul edilirdi.
Dolayısıyla Toprak Ana’nın yeryüzündeki temsilcisi olan kadın ile tarım arasında güçlü bir bağ kurulurdu.
Antik Yunan, Anadolu, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinde dişi bir karakter olan Bereket Tanrıçası, Demeter, Afrodit, Kybele, İanna ve İsis isimleriyle anıldılar.
https://youtu.be/TXHkS4RG_AE?si=h0GgpyNExu_t46df

Bereketin Anahtarı: Helal Kazanç; “Bereketini görün”
“Eskiler, hem insanlar hem hayvanlar hem de bitkilerle alakalı meseleleri çok iyi bilirlerdi. Her şey için ayın eskisi merkez alınır ve ona göre hareket edilir, böylelikle muazzam bir bereket yaşanırdı. Şimdilerde ise yeni nesil bunları pek bilmiyor.”
Dilbilimci Şemseddin Sami, Kâmusî Türkî’sinde bereketi şöyle tarif eder: “Bereket; Arabî lisanda cemisi (çoğul) berekât olan nimet, ihsan-ı ilahi (ilahi ihsan), Mevhibe-i Sübhaniyyedir. Bolluk, feyz demektir.”
Bereket, hayatın her anında bizleri çepeçevre kuşatmasını istediğimiz, içimizi ısıtan sıcacık bir kavram.
Bereketi ifade için; “Bu sene mahsullerde çok bereket vardır” deriz. Ayrıca mübareklik, meymenet, saadet gibi kelimelerle, “Filan zatın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle” gibi sözlerle hep bereketi kastederiz.
Ayın eskisi ve yenisi nedir?
Kameri (Hicri) takvime, diğer bir ismiyle ay takvimine göre, ayın birinden ayın on dördüne kadar olan günler ayın yenisidir. Ayın on dördünden sonraki günler ise ayın eskisidir.
Ayın on dördüne kadar canlılara su yürür, on dördünden sonra su çekilir, normal hale gelir. Birçoğunuz ayın dünya üzerindeki çekim kuvvetinden dolayı Med-Cezir (Gel -Git) olaylarının gerçekleştiğini hatırlarsınız. Med cezir hadisesinin ayın dolunay halinde olanına büyük med cezir, diğer zamanlarda olanına ise küçük med cezir deriz.
Ağaç da tohum da ayın eskisinde verimli olur
Tarla ekime hazırlandıktan sonra tohumla buluşturulurken ayın eskisine ve yenisine dikkat etmek gerekir. Ayın yenisinde dikilen ağaç ve ekilen tohum verimli olmaz.
Hicri takvime göre ayın 1-15’i arasında ağaç kesilirse suyunu çekmediği için çürüyüverir, eğilir, kurtlanır. Yine hicri takvime göre ayın on beşinden sonra, suyunu çektiğinden dolayı sağlam olur. Tohumlar tarlaya ayın on beşinden sonra ekilirse bereketli olur. Ağaç dikimi de bu şekildedir. Böylece mahsul sağlıklı ve hastalığa dayanıklı olur.
Ağaç dikiminde de ayın on beşinden sonra olmasına dikkat edecek ve can suyunu vereceğiz. Böylece ağaçlar % 99 oranında yeşerecek ve iyi yetişecektir. Budanması da aynı şekilde on beşinden sonra yapılırsa ağaç sağlam olduğu gibi, ürünü de bol tutar. Eskiler bunu iyi bilir ve ona göre ekim, dikim, budama yaparlardı.
Aşılamada da durum aynıdır. Ayın eskisinde yapılan aşılarda isabetin çok yüksek olur ve ürün bereketi artar.
Ay döngüleri, özellikler ve tarımsal faaliyetler:
1. Ayın yenisi
– Ayın büyüme evresi.
– Yeni ay ile başlayıp dolunay ile biter (14 gün).
– Yeni ay sonrasında hilal, ilk dördün, şişkin ay süreçleri.
– Su dışarıya (git) akma eğilimi gösterir.
– Koyun kırkılmaz; yünü kolay kopar, bozulur, güvelenir.
– Ağaç kesilmez, odunu kolay bükülür, çatlar, çürür.
🌙– Yeni ay ve ilk dördün arası dönem, tohum ekimi önerilenler (enerjinin yapraklara doğru hareket süreci): Yapraklı bitkiler (ıspanak, marul, maydanoz, vb) ve buğday, tahıl.
– İlk dördün ve Dolunay arası dönem, tohum ekimi önerilenler: Domates, kabak, patlıcan, vb.
– İlk dördün ve Dolunay arası çiçek ekimi için doğru zamandır.
– Kompost yığını sulanır.
– Bitki özü yağları elde etme zamanı.
– Meyve ve sebzeler dolunaya yakın zamanda daha sulu ve lezzetli olurlar, Dolunaya yakın zamanda hasat edilmelidirler.
– Ahududu, böğürtlen, altın çilek gibi bitkilerin ekimi için ilk dördün ve Dolunay arası süre tercih edilir.
2. Ayın eskisi:
– Ayın küçülme evresi
– Dolunayla başlayıp yeniay ile biter (14 gün).
– Dolunay ve son dördün.
– Su içeriye (gel) akma eğilimi gösterir.
– Genel olarak ekilen veya dikilen ürün daha verimli olur.
– Hasat ve biçilen otlar daha şifalıdır. Şifalı otlar daha uzun süre etkilerini korurlar.
– Uzun süre saklanacak bitki ve meyveler için uygun hasat zamanıdır (elma, patates, lahana, zeytin, vb).
– Dolunay ve son dördün arası sürede fidan ve ağaç dikimi için uygun zamandır.
– Son dördünde ağaç kesilebilir, budama yapılır.
– Tohum ekimi önerilenler (enerjinin köklere doğru hareket süreci): Kök bitkiler (havuç, pancar, patates, soğan, turp, vb).
– Gelecek senelere saklanacak çiçek ve bitki tohumları hasat edilir.
– Kurutma için uygun zaman (meyve, sebze, çiçek, vb)
Özellikle yetkililerin dikkatini çekmek istiyorum; orman dikim ve kesimlerinde de buna dikkat edilirse, keresteler daha sağlam olacak ve kullanıldığı her yerde daha dayanıklı olacaktır. Keresteler daha uzun süre kullanılabilecek, üretimin her aşaması da bu şekilde bereketlenecektir.
Fakat ne yazık ki, günümüzde bu uygulamalar unutulmaya yüz tutmuştur.
Dayanıklı insan ve hayvan nesilleri
Eskiler hayvanlarla alakalı meseleleri de çok iyi bilirlerdi. Yeni nesil bunları pek bilmiyor. Ayın eskisinde koç katımı yapılırsa elde edilen nesil daha sağlıklı ve daha bereketli olduğu gibi, çabuk geliştiği de müşahede edilecektir. Sağlıklı hayvan cinsi oluşturulamıyorsa ayın yenisinde katım yapılmış olunabilir.
İnsanlarda da durum böyledir. Ana rahmine düşen çocuk da buna dâhildir. Eskisinde düşerse sağlıklı ve zeki olur.
Sağlıklı nesiller elde edilmesi için buna dikkat edilmelidir. Bu sayede eskiden insanlar bu kadar ilaç kullanmaz, doktor doktor dolaşmazlardı. Şimdilerde buna koruyucu hekimlik diyorlar. Sağlık Bakanlığı da halkımızı bu yönde bilinçlendirmelidir.
Cevdet Gökçay
&
İşte en yaygın olanlardan bazılarıHayvan ruhu imzaları:'
Ayı. Kahverengi, tüylü kökler, yağları bol, baharatlı ve sıcak olanı, ayıların baharda yemeyi sevdiği: angelica, osha kökü, ayı kökü (Lomatium), balsam kökü (Balsamorrhiza sagitatta), spikenard (Aralia racemosa) ve ayçiçeği (Helianthus annus). Bazen kahverengi ve tüylü olan tohum kabuğu olur: Amerikan meyan kökü (Glycerrhiza). Çift ağacı (Arctium lappa), Eski Dünya yerlisidir ve ayı ilacıdır — kök kahverengi, yağlı ve sıcak, tohum kabuğu kahverengi ve tüylü. Bu tedaviler adrenal korteks üzerinde etkili, parasempatik kabuğu şişmanlaştırır veya güçlendirir, rahatlayabilir ve rüya görebilir.
İkinci tür Ayı ilacı ise yaz ortasında Bear'ın soğuması ve kan şekeri seviyesini düşürmesi gerektiğinde bulunur. Bunlar meyvelerdir: ahududu, böğürtlen, huckleberry, yaban mersini, çilek, ayı mersini, mürver.
Porsuk. Ayı ailesinin en küçüğü olarak kabul edilir, ama çok dayanıklı ve tehlikeliydi. Badger, bir Boz Ayı'ya saldıracak tek hayvandır. Digestate'in gastroenterlik traktında aşağıya doğru gitmesini sağlayan ve porsuk ya da insan gibi görünen ilaçlar: sarı dock kökü, ravent, altın fok, Amerikan ginseng. Otonom sinir sistemini güçlendirerek 'güçlü bir mide' oluşturur.
Kaplumbağa. Suyun kenarında büyüyen ve katı bitkiler, zamanın başlangıcında ilk Dünya'yı yükselten Büyükbaba Kaplumbağa'nın dersini temsil eder. Çakıl kökü (Eupatorium türleri)
Elk. Boynuz benzeri yapılar Elk ilaçlarını gösterir. Bunlar genellikle böbrekler üzerinde etki yapar ve erkek hormonlarını dengeler. Staghorn sumach (Rhus typhina), Florida kobud ağacı (Cornus florida), tatlı yaprak (Monarda fistulosa) ve mavi vervain (Verbena hastata).
Geyik. Yukarıdakilerin bir alt bölümü. Hem geyik hem de geyik ilaçları 'sevgi ilacı'dır. Geyik ilaçları tatlı kokulu olur, böylece geyikler içinde uyumayı sever ki geyik gibi kokmazlar. Bıçak (Galium aparine), saman kokulu eğrelti otu ve tatlı yaprak (Monarda fistulosa).
Tavşan. "Deer'ın küçük kardeşi" olarak adlandırılan Rabbit aynı zamanda zayıf ve hızlıdır, ancak daha gergin ve beslenmeye ihtiyaç duyar. Bir hileli ilaç. Açlık ilacı. Yabani yam, otlu ot, acı-tatlı sarmaşık (Celastrus), öğütülmüş çam (Lycopodium).
Panther. Parasempatik rahatlama (ye, uyu, rüya görme, rahatlama) tetikleyen ilaçlar, böylece büyük bir kedi gibi rahatlar. Peleran, kedi nanesi, şerbetçiotu, kramp kabuğu.
Kurt. İçinde dik açı olan ilaçlar, tamamen değişimin mümkün olduğunu gösterir, örneğin Kurt'tan Köpeğe gibi. Kurt tıbbı safra kesesi, tendonlar, bağlar ve eklemler üzerinde etkili olur ve aralıklı üşütme ve ateşe neden olur. Gerçek Süleyman mührü, Kurt adam kökü (Apocynum androsaemifolium), agrimony, boneset (Eupatorium perfoliatum), Aziz Yúhanna (Hypericum perforatum) ve gentian (Gentiana spp.) bulunur. Bazen ilacın beş parmağı var, tıpkın yaprak gibi.
Sualtı Panter. Bu şifa hayvanı ya Behemoth, Leviathan veya Sea Monster gibi bir efsanedir, ya da korkunç güçlü, ama genellikle görünmez bir ruhtur. Su Yılanı ya da Su Altı Panteri banaDicine vücuttaki suyu destekler. Bunlar, Turtle Island'ın orta kısmındaki büyük nehir vadilerinde büyüyen görkemli, yağlı ve sulu köklerdir. Gerçek Süleyman'ın mührü, Sahte Süleyman'ın mührü (Smilicina; 'ejderha kökü' olarak adlandırılmayı tercih eder), Vaaz kürsüsünde Jack, beyaz su zambağı, sarı zambak.
Cloud. Bulut benzeri yapıya sahip ilaçlar, parçacıkların deliklerden geçmesine yardımcı olur ve özellikle endokrin sisteme yardımcı olur. Tütün, tavşan tütünü, kurşun bitkisi, pasqueflower, vitex.
Örümcek. Uzun ve uzun uzun ilaçlar, sempatik sinir sistemini uyaran odun betonu ve lavanta gibi.
Yılan. Bu ilaçlar genellikle yılan ve panzehir zehirlerine benzer: muz (yılan otu), Kanada yılan kökü, Kansas yılan kökü, Aristolochia, siyah yılan kökü, engerek böceği, bistort, çıngıraklı yılan ustası, çıngırgın yılanı ustası, çıngırgın yılanı plantain vb. Kuzgun
, Karga, Akbaba. Bu, Amerikan Kızılderili tıbbındaki Kuzgun tıbbının geleneksel yorumu değildir, ancak güney Afro-Amerikan geleneğini takip eder. Siyah bir leke ile işaretlenen veya ölümünden sonra çabuk siyaha dönen zehirlere karşı panzehirler: yabani çivit çivi, kadın başparmağı (Polygonum persicaria), siyah cohosh, siyah medic.
Başka
tane de var.
Dört Element
Steiner, Goethe'nin şiirsel vizyonunu sistematize etti. Büyüme, iyileşme ve hastalık süreçlerini dört element ve üç simyasal maddeyle ilişkili olarak Goethe'den daha net tanımladı. Enerjik ilişkileri tanımlamak için uzun süredir kullanılan geleneksel simya ve felsefe literatürlerinden yararlandı. Steiner özellikle dört elementi ve üç simyasal maddeyi büyüme desenlerini ve ortaya çıkan imzaları açıklamak için kullandı.
Steinter, Goethe'nin urpflanze yani ilkel bitki (yaprak/sap) vizyonunu benimsedi, ancak bu bitki ile dört element arasında bir ilişki kurdu. Goethe'nin gözlemlediği gibi, yaprak/sap bitkinin ilkel birimidir. Bitki üreme ihtiyacı hissetmeye başlayana kadar, birim birim çoğaltmaya devam eder, durdurulamaz. Sonra yaprak/gövde birimleri küçülmeye başlar, birbirine çekilir ve sonunda çiçek parçalarına dönüşür. İlk olarak çiçek etrafındaki çeleng, sonra yapraklar ve cinsel kısımlar. Steiner'ın belirttiği gibi, çiçeğin oluşumu, yaprak/sap çoğaltmasına karşı çalışan bir kuvveti temsil eder; onu yavaşlatır ve yeni ve farklı bir şeye dönüştürür. Çiçek ise tohum veya meyve tarafından yerini alır ve bu meyve başka bir bitkinin büyümesi için genetik temel taşır. Bu arada, kökte leat/sap biriminin aşağıya doğru yansıması vardır. Bu, Steiner'ın dört elementle ilişkilendirdiği dört temel bitki parçasını sağlar. Steiner, 'yaprak/sap'ı suyla ilişkilendirdi, ancak daha sonraki bir antroposofist olan Maria Thun, sapın gerçekten hava elementiyle (dolayısıyla sinir sistemiyle) ilişkilendirildiğini göstermiştir; yaprak suyla kalır. Bu, yukarıdaki Harris'in sinir sistemi ile bağdaştırdığı fikre uyuyor. Çiçeğin yeri, cinsel üremeyle ilişkisi ve havayla da ilişkilendirilmelidir. Böyle:
ateş = meyve veya tohum
hava = sap ve çiçek
water = Yaprak
Toprak = Kök
Bu farklı bitki parçaları arasındaki ilişki, Steiner'ın dört elementin dört krallıkla ilişkilendirilmesiyle daha da açıklanır:
İnsan = Ateş
Hayvan = Hava
Bitki = Su
Mineral = Toprak
. Steiner ayrıca burada vücut içinde mineral, bitki benzeri, hayvan benzeri veya tamamen insan gibi süreçler olduğunu göstermiştir.
Hava elementi, bitkinin yapraklarının sürekli çoğaltılması ve üremesine karşı çıkan ve sona erdiren bir gücü temsil eder. Bu nedenle Steiner, hayvanların sinir sistemi ile ilişkilendirdi; bu da bitki seviyesinin ötesinde bir sonraki gelişmeydi. Sinir sistemi harekete izin verir; bu da bitkilerle değil, hayvanlarla ilişkilidir. Hayvan kelimesinin kökü hareket eden şey anlamına gelir. Ayrıca hayvanların düşüncesi için entelektüel harekete de izin verir. Yunan ve Arap filozoflarına göre hayvanlar düşünür ama ne düşündüklerini yansıtamazlar. O mülk sadece insanlığa aittir.
Hava elementinin belirgin olduğu ve sinir sistemi üzerinde güçlü etkisi olan bir bitki familyası Lamiaceae (nane) familyasıdır. Birçok sinir sarması içerirler (melissa, kafatası, likopus, biberiye, lavanta, yabani bergamot, nane, nane vb.) Ayrıca güzel, dalgalı ve iyi gelişmiş çiçekleri var. Bu nedenle, çiçekleri aracılığıyla Hava'yı temsil ederler. Hava elementini biraz farklı bir şekilde temsil eden bir diğer aile ise havuç veya Apiaceae'dir. Ayrıca bazı dalgalı çiçekler üretirler, ama çok değil. Havalılıkları 'stemishness'te açıkça görülüyor. Bu bitkilere havalı, rüzgarlı bir görünüm kazandıran çok sayıda uzun sap oluşur. Ve gerçekten de, birçoğu özellikle sindirim sisteminin sinir sistemini gevşetleyen uçucu yağlar içerir.
Steiner, bazı bitkilerde Hava elementinin doğasında bulunan bitki benzeri hayvansal olmayan özelliklerin, bitkinin yaprak/gövde birimi olan Sulu vejetatif kısmının gelişimini durdurmakla kalmayıp, aslında bitkinin o bölgesini işgal ettiğini gözlemledi. Bu, özellikle alkaloidler olmak üzere sinir sistemi üzerinde etkili olan güçlü ilaçlar ve zehirlerin üretimine yol açtı.
Ateş elementi
, göklere doğru yukarı doğru hareket ile ilişkilendirilir ve dolayısıyla insanların göksel alemlere yönelik ruhsal arzularıyla ilişkilidir.
&
Hedera helix
Hedera cins adı, Klasik Latince 'sarmacak' anlamına gelir ve Yunanca χανδάνω (khandánō) 'almak, kavramak' kelimesine akrabadır ve her ikisi de nihayetinde Proto-Hint-Avrupa *ghed(h)- 'yakalamak, kavramak, almak' kelimesinden türemiştir. Özel helix labebi Latince'ye Antik Yunanca'dan ἕλιξ (heliks), 'helix', 'spiral' sözlerinden ödünç alınmıştır.. Binom tamamen "spiraller (helisler) halinde kıvrılan yapışkan bitki" anlamına gelir.
Modern İngilizce sarmaşıq, Orta İngilizce ivi'den, Eski İngilizce īfiġ'den türemiş ve Proto-Cermen *ibah'tan türemiştir. Anlamı belirsizdir, ancak kelime Antik Yunanca ἴφυον (íphuon) ile akraba olabilir; bu kelime Hedera helix'e değil, ilgisiz İngilizce lavanta veya Lavandula angustifolia'ya atıfta olabilir.
Sarmaşık süs bitkisi olarak yaygın olarak yetiştirilir. Doğal yaşam alanında, tür vahşi yaşamı çekmek açısından büyük değer görmektedir. Çiçekler 70'ten fazla nektar besleyici böcek türü tarafından ziyaret edilir ve meyveler en az 16 kuş türü tarafından yilenir. Yapraklar yoğun bir herdem yeşil barınak sağlar ve geyikler tarafından da gezilir.Avrupa'da sıkça duvarları örtmek için dikilir ve Bavyera hükümeti, yazın iç mekanı soğutma, kışın yalıtım sağlama yeteneği ve kapalı binayı toprak neminden, sıcaklık dalgalanmalarından ve doğrudan yoğun hava koşullarına maruz kalmadan koruması nedeniyle binalarda yetiştirilmesini önermektedir.
Çiçekler yaz sonundan sonbaharın sonuna kadar üretilir; bireysel olarak küçük, 3 ila 5 cm çapında (1,2-2,0 inç) umbel şeklinde olur, yeşilimsi-sarı ve nektar açısından çok zengindir; bu besin arılar ve diğer böcekler için önemli bir sonbahar besin kaynağıdır.
Meyveleri, 6–8 mm (0,2–0,3 inç) çapında mor-siyah ile turuncu-sarı meyvelerden oluşur, geç kışta olgunlaşır, ve birçok kuş için önemli bir besin kaynağıdır.
Her meyvede bir ila beş tohum bulunur ve kuşlar tarafından yendikten sonra dağılır.
Hedera helixi, Avustralya'da yasal olarak 'ilan edilen yabani ot' statüsüne sahip tek sarmaşık türüdür; ancak Avustralya'da istilacı "İngiliz Sarmaşığı" olarak tanımlanan şeyin çoğu aslında Hedera hibernica olabilir.
Toksisite ve tıbbi
Sarmaşık meyveleri insanlar için biraz zehirlidir, ancak sarmaşık yapraklarından alınan özler mevcut öksürük ilaçlarının bir parçasıdır. 2020 tarihli bir kanıt incelemesi, H. helix preparatlarının "solunum yolu enfeksiyonlarının erken belirtilerini tedavi etmek için terapötik bir seçenek olabileceğini" buldu ve "H. helix preparatlarının en iyi etkinliğinin öksürükte, balgam etkisi ve öksürüğün sıklığı ile şiddetini azaltmak için kanıtlandığını" belirtti. Diğer tüm araştırma yapılan semptomlar için sadece zayıf kanıtlar bulundu."
Geçmişte, yapraklar ve meyveler öksürük ve bronşit tedavisinde balgam için ağızdan alınırdı. 1597'de İngiliz bitki uzmanı John Gerard, gözlerin ağrıması veya yaşarması için sarmaşık yapraklarıyla infuze edilmiş suyu önerdi. Yapraklar bazı kişilerde ciddi kontakt dermatite neden olabilir. Bu alerjiye sahip kişiler (tam olarak tip IV aşırı duyarlılık) havuç ve Apiaceae familyasının diğer üyelerine de tepki verme eğilimindedir çünkü aynı alerjen, falcarinol içerirler.
!!! = Önceki çalışmalar, H. helix ekstraktının α-hederin ve β-hederin, falcarinol, didehidrofalcarinol, rutin, kafein asit, klorojenik asit, emetin, nikotiflorin, hederasaponin B ve hederacoside C içerdiğini göstermiştir.
H. helix'in yapraklarında ve meyvelerinde çok sayıda saponin bulunması nedeniyle, tavşan gibi hayvanlar için hafif zehirlidir ve anemiye yol açabilir.
Kaynak avlanma seansında, kuşlar orta derecede toksisite nedeniyle sarmaşıkların yeme meyvesi sayısını sınırlardı. Ancak, meyveler olgunlaşıp toksisitelerinin bir kısmını kaybettikten sonra baharda daha büyük miktarlarda alınır.
H. helix ekstraktı, yangın hastalığına karşı son derece etkilidir. Ateş hastalığı patojeni E. amylovora'yı 7 güne kadar önemli ölçüde inhibiye ettiği ve acibenzolar-S-metil uygulamayla benzer etkinlikle olduğu gözlemlenmiştir.
Hedera sarmalı - Wikipedia
Yangın hastalığı
1800'lerin başında yapılan deneyler, E. amylovora'nın bitkilerde hastalıklara neden olduğunu gösterdi ve bunun ilk kez gösterilebildiği bir durumdu. E. amylovora, 1910 yılında Alman bilim insanı Fritz Klement tarafından bulundu. [kaynak gerekli][açıklama gerekli] Genel olarak kabul edilmektedir[kim tarafından?], bu yıkıcı ürün bakterisinin başlangıçta Kuzey Amerika'da ortaya çıktığıdır. Günümüzde E. amylovora şu anda Kanada'nın tüm eyaletlerinde ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı bölgelerinde, Alabama, California, Colorado, Connecticut, Georgia, Illinois, Maine, Maryland, Massachusetts, Minnesota, New York, North Carolina, Ohio, Oregon, Pennsylvania gibi bazı bölgelerde bulunabilir, Texas, Utah, Virginia, Washington, West Virginia ve Wisconsin'de yer aldı. Amerika'da ayrıca Meksika ve Bermuda dahil olmak üzere diğer ülkelerde de görülür. Afrika kıtasında ise E. amylovora Mısır'da doğrulanmıştır. [kaynak gerekli]
Patojenin ilk olarak 1950'lerde ABD'den ithal edilen bakteriyel sıvı ile kontamine edilmiş meyve kapları aracılığıyla Kuzey Avrupa'ya getirildiğine inanılmaktadır. 1950'lerden 1960'lara kadar E. amylovora Kuzey Avrupa'nın büyük bir kısmına yayıldı. Başlangıçta Almanya ve Fransa'nın büyük bölgeleri yangın blightından etkilenmemiş gibi görünse de, hastalık ve E. amylovora, 1990'ların sonlarında Almanya'da keşfedildi. 1980'lerde bakteri, Doğu Akdeniz'in izole bölgelerinde bulundu ve 1995-1996 yılları arasında Macaristan, Romanya, Kuzey İtalya ve Kuzey İspanya gibi ülkelerde yangın hastalığı vakaları bildirilmeye başlandı. [kaynak gerekli]
Yayım
Erwinia amylovora, önceki sezonda oluşan kağızlarda kışları geçirir. İlkbaharda daha sıcak sıcaklıklar gelişimi destekler ve bakteri dolu sıvı salgınlardan yayılmaya başlar. [5] Kanserlerin aktif olup olmadığını belirleyen faktörler iyi bilinmemektedir, ancak daha büyük veya yaşlı ağaç dallarında bulunan dartınların daha aktif hale gelme olasılığının daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Bal arıları ve diğer böcekler bu sümükle ilgilidir ve bakterileri çiçek stigmatları gibi hassas dokulara yayabilir. Kuşlar, yağmur ve rüzgar da bakteriyi hassas dokulara geçirebilir; bu dokuların kolonileşmesi sıcaklık (21-27 C en uygun derece) ve yağmur veya yoğun çiy nedeniyle nem ile belirlenir. Bakteriyel infeksiyon nektarlara – "çiçek hastalığı"na neden olur. Bir ila üç günlük çiçekler, beş ila sekiz günlük çiçeklere göre daha hassastır. Bu konunun kaynağı ve daha fazla incelemesi için Curry 1987'ye bakınız.
Çiçekler dışında, bakteri stomalardan da bitkiye girebilir. Ayrıca, bitki emen böceklerin neden olduğu delikler ve enfekte yetiştirme aletleri dahil çeşitli yöntemlerle oluşan gözyaşları gibi lezyonlar da enfeksiyona oldukça hassastır. Birkaç dakikalık yoğun dolu hastalığı tüm bir meyve bahçesine yayabilir ve yetiştiriciler genellikle semptomlar ortaya çıkana kadar beklemez, birkaç saat içinde kontrol önlemlerine başlarlar[kaynak gerekli]. [kaynak gerekli]
Sedatif, antispazmodik, hipnotik, diüretik, sekretolitik ve ekspektoran (balgam söktürücü) etkileri vardır. Öksürük ve soğuk algınlığında kullanılabilir.
Bitkiler ve çevreden temizledikleri kimyasal maddeler ile ilgili yapılan bir araştırmada birçok kimyasal maddeyi havadan absorbe ederek havayı temizlediği bulunmuştur.
Bakteri bitkinin ksilemine veya kortikal parenkimasına eriştiğinde, kararmış, nekrotik lezyonlara yol açar ve bu lezyonlar aynı zamanda viskoz bir ekzümyut üretebilir. Bu bakteri yüklü söküntü, aynı bitkinin diğer bölgelerine veya farklı bitkilerin hassas bölgelerine yağmur, kuş veya böcekler tarafından yayılabilir ve ikincil enfeksiyonlara yol açabilir. Hastalık en hızlı sıcak ve yağışlı havalarda yayılır ve kışın sıcaklıklar düştüğünde uyku halindedir. [kaynak gerekli]
Patojen, enfeksiyon noktasından bitkinin damar sistemi aracılığıyla ağaç boyunca yayılır ve sonunda bitkinin köklerine ve/veya aşıt birleşimine ulaşır. Bitkinin kökleri etkilendiğinde, genellikle bitkinin ölümü ortaya çıkar. Aşırı budama ve aşırı gübreleme (özellikle azotla) su filizlenmesine ve diğer yaz ortası büyümelerine yol açabilir, bu da ağacı daha hassas hale getirir. [kaynak gerekli]
!!! = Ne yazık ki, kimyasallar ve titiz budama enfekte bir ağacı verimli tutabilirken, yangın hastalığı için bilinen kapsamlı bir tedavi yoktur; Yapılabilecek en iyi şey, düşen su hastalığı yayabileceği için üst su sistemlerinin önlenmesi ve kirlenmiş sapların veya dalların dikkatlice budaması gibi önlemlerle yayılmasını önlemektir. Neden olan mikroorganizmalara maruz kalmış bahçe aletlerine büyük dikkat gösterilmelidir. Bu aletler, üç parça denatüre alkol ve bir kısmı su içeren bir alkol çözeltisinde dezenfekte edilmelidir. Seyreltilmiş ev çamaşır suyu (bir parça ağartıcıdan dokuz parça suya kadar) de kullanılabilir. Tabii ki, aletler sonrasında kurutulup yağlanarak korozyonu önlemelidir.
Delia platura sini, ateş hastalığı yaralarını beslemek için ziyaret ettiğinde gözlemlenmiş ve zaten hasar görmüş elma filizlerine ateş hastalığını başarıyla aktarabilmektedir. Ateş hastalığı ekzopolisakkarit, yayılan hücreleri D. platura'ya yapıştırmak için yapıştırıcı olarak da hizmet etti. D. platura sürekli olarak yangın hastalığı yaydı - ve en az beş gün boyunca bundan zarar görmedi.
E. amylovora genellikle bitki dokularına girmeden önce dışarıdan yok edilmesi gerekir çünkü konakçıya girdiğinde patogenezin endofitik aşamasında yayılır. Bu gerçekleştiğinde dış kontrol yöntemleri etkisiz hale gelir. Bakır ve antibiyotiklerin bitkiye dış olarak uygulanması, önlemenin en etkili yöntemidir. Şu anda, E. amylovora'nın antibiyotik streptomisine karşı direnç geliştirdiği ve tercihli genleri türden türe yatay olarak aktarabilen çoğu bakterinin de olduğu gözlemlenmiştir.
Michigan State Üniversitesi'nden John C. Wise tarafından yapılan yeni araştırma, E. amylovora'nın ağaç gövdesine streptomisin, potasyum fosfitleri (PH) veya acibenzolar-S-metil (ASM) enjeksiyonu yoluyla göreceli etkinlikle kontrol edilebileceğini göstermektedir. PH ve ASM, yapraklı materyalde PR-1, PR-2 ve PR-8 gen indükasyonları yoluyla çalışır. Oksitetrasiklin Hidroklorür (OTC) da test edildi ve ağaçtaki bakterilerin aktivitesini büyük ölçüde azalttığı tespit edildi.
Önemi
Bitki patojeni olduğu kanıtlanmış ilk bakteri olmanın tarihsel öneminin yanı sıra, yangın hastalığı ekonomik açıdan son derece önemlidir.
Mayıs ayında sıcak, nemli ve yağışlı hava bu salgının ortaya çıkmasına neden oldu.
E. amylovora, ABD ve dünyanın büyük bir kısmına yayılmış, ağır kayıplara yol açmış, ancak şimdiye kadar kuzey Avrupa'da ciddi zarar vermemiş ve E. amylovora, yabani elma ağaçlarının hâlâ yetiştiği Orta Asya'ya getirilmediği sürece ekosistemleri değiştirmez. Biyolojik çeşitlilik de etkilenmez, çünkü bu patojen nedeniyle hiçbir bitki türü yok olma tehlikesi altında değildir. İtalya'nın Emilia-Romagna bölgesinde armut yetiştirmek bazı aileler için geleneksel bir etkinliktir ve birkaç nesil boyunca aktarılan bu geleneği yangın hastalığı tehdit etmektedir. Güney Almanya'da elma ve armut ağaçları uzun zamandır peyzajın bir parçası olup, korunması zordur. Elma ve armut ağaçlarının peyzajlarından azalması, yerine geçmek pahalı olabilir ve turizm üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Uzun vadede, yangın hastalığı ekonomi ve toplum için çok önemli bir faktördür. [kaynak gerekli]
&
Yetiştirme
Elmanın 4.000–10.000 yıl önce Tian Shan dağlarında evcilleştirildiği ve ardından İpek Yolu boyunca Avrupa'ya seyahat ettiği düşünülmektedir; bu süreçte Sibirya (M. baccata), Kafkasya'dan (M. orientalis) ve Avrupa'dan yabani yengeç elmalarının melezleşmesi ve introgresyonuna yol açmıştır. Sadece Tian Shan dağlarının batı tarafında yetişen M. sieversii ağaçları, evcilleştirilmiş elmaya genetik olarak katkıda bulunmuştur, doğu tarafındaki izole popülasyon ise değildir. M. asiatica ve M. prunifolia gibi Çin yumuşak elmaları, Çin'de 2.000 yılı aşkın süredir tatlı elma olarak yetiştirilmektedir. Bunların Kazakistan'da M. baccata ile M. sieversii arasında melezler olduğu düşünülmektedir.
Kuzeydoğu İtalya'daki Udine yakınlarındaki Sammardenchia-Cueis alanında, MÖ 6570 ile 5684 yılları arasında karbon tarihlendirilmiş bir tür elma tohumu bulunmuştur. Genetik analiz, bu eski elmaların yabani Malus sylvestris mi yoksa Malus sieversii kökenli Malus domesticus mu olduğunu henüz başarılı bir şekilde belirlememiştir. Arkeolojik kayıtlarda toplanmış yabani elmalar ile elma plantasyonları arasında ayrım yapmak zordur.
Orta Doğu'da MÖ üçüncü binyılda elma yetiştiriciliğine dair dolaylı kanıtlar vardır. Sina ile Negev arasında bir Yahudi alanından MÖ 10. yüzyıla tarihlendirilen doğrudan elma çekirdekleri vardır. Avrupa klasik antik çağında önemli miktarda elma üretimi vardı ve aşılama o dönemde kesinlikle biliniyordu. Aşılama, en iyi çeşitleri yayabilmek için modern evcilleştirilmiş elma üretiminin vazgeçilmez bir parçasıdır; Elma ağacı aşılamanın ne zaman icat edildiği belirsizdir.
Romalı yazar Yaşlı Plinius, 1. yüzyılda elmaların saklanması için kullanılan bir yöntemi tanımlar. Bunların, kuzeye bakan pencereden iyi hava dolaşımı olan bir odada, saman, saman veya paspas yatakta ayrıca ayrı tutulması gerektiğini söylüyor.
16. yüzyılda İspanyolların Chiloé Takımadaları'na getirdiği birçok Eski Dünya bitkisi arasında, elma ağaçları özellikle iyi uyum sağladı. Elmalar, 17. yüzyılda kolonistler tarafından Kuzey Amerika'ya getirildi, ve ilk isimlendirilmiş elma çeşidi 1640'ta Rahip William Blaxton tarafından Boston'a getirildi. Kuzey Amerika'ya özgü tek elmalar yengeç elmalarıdır.
Elma ağaçlarının cüce kök stokları MÖ 300 yılına kadar uzanır, Pers ve Anadolu'ya kadar uzanır. Büyük İskender, Aristoteles'in Lisesi'ne cüce elma ağacı örnekleri gönderdi. Cüce kök stokları 15. yüzyılda yaygınlaştı ve daha sonra dünya genelinde birkaç popülarite ve düşüş döngüsünden geçti. Elmalarda boyut kontrolünde kullanılan ançakların çoğu 1900'lerin başında İngiltere'de geliştirilmiştir. East Malling Araştırma İstasyonu, köksüzler üzerine kapsamlı araştırmalar yürütmüş ve kökenlerine kökenlerini belirtmek için "M" öneki verilmiştir. "MM" önekiyle işaretlenen kök ekler, daha sonra Merton, İngiltere'de 'Northern Spy' ağaçlarıyla çaprazlanan Malling serisi çeşitlerdir.
Şiddetli bir yangın blight enfeksiyonu sonrası "yanmış" yapraklı gala elma dalı.
Apple
Elma kelimesi, Eski İngilizce æppel'den türemiştir ve "meyve" anlamına gelir, özellikle elma değil. Bu isim ise Proto-Germen isim *aplaz'dan türemiştir; bu isim ise Proto-Hint-Avrupa *h₂ébōl'dan türemiştir. 17. yüzyıla kadar bu kelime, fındık dahil tüm meyveler için genel bir terim olarak da işlev görmüştür; bir örnek, kaju fıstığının dışındaki şişmiş aksesuar meyve olan "kaju elması" olarak bilinen ananastır, diğeri ise 14. yüzyıl Orta İngilizce ifadesi olan paradis (muz) anlamına gelen appel (appel) anlamına gelir.
Olgun elmaların temel rengi sarı, yeşil, sarı-yeşil veya beyazımsı sarı renktedir. Olgun elmaların üst rengi turuncu-kırmızı, pembe-kırmızı, kırmızı, mor-kırmızı veya kahverengi-kırmızı olabilir. Üst renk miktarı %0–100 arasında olabilir. Deri tamamen veya kısmen kızılpızıya dönebilir, bu da onu sert ve kahverengi yapar. Deri, koruyucu bir epikütiküler mum tabakasıyla kaplıdır. [16] Deri ayrıca dağınık noktalarla işaretlenmiş olabilir. Eti genellikle soluk sarımsı beyazdır, ancak pembe, sarı veya yeşil olabilir.
Taksonomi
Elmanın bir tür olarak 100'den fazla alternatif bilimsel adı veya eşanlamlı olması vardır. [19] Modern zamanlarda Malus pumila ve Malus domestica kullanılan iki ana isimdir. M. pumila eski isimdir, ancak M. domestica 21. yüzyıldan itibaren özellikle batı dünyasında çok daha yaygın kullanılmaya başlamıştır. M. domestica'nın korunan bir isim olması için iki öneri yapıldı: önceki öneri 2014'te IAPT'nin Damar Bitkileri Komitesi tarafından oylamaya karar verildi, ancak Nisan 2017'de Komite, dar bir çoğunlukla yeni popüler ismin korunmasına karar verdi. [20] IAPT Genel Komitesi, Haziran 2017'de bu değişikliği onaylamaya karar vererek M. domestica resmen korundu. [21] Buna rağmen, 2017'den sonra yayımlanan bazı çalışmalarda M. pumila doğru isim olarak alternatif bir taksonomi altında kullanılmaya devam etmektedir. [3]
Linnaeus tarafından 1753'te ilk sınıflandırıldığında, armutlar, elmalar ve ayvalar birleştirilerek Pyrus adını verdiği ve elmaya Pyrus malus adını verdiği bir cins olarak belirlendi. Bu geniş çapta kabul edildi. Ancak botanikçi Philip Miller, 1754'te The Gardeners Dictionary'de elma türünün Pyrus'tan ayrıldığı alternatif bir sınıflandırma yayımladı. Malus pumila ile evcilleştirilmiş elmayı kastettiğini açıkça belirtmedi; yine de, bu terim birçok botanikçi tarafından bu şekilde kullanılmıştır. Moritz Balthasar Borkhausen 1803'te elmanın bilimsel tanımını yayımladığında, bu P. malus var. domestica'nın yeni bir kombinasyonu olabilir, ancak Borkhausen tarafından doğrudan referans alınmamıştır. Elma için var. domestica'nın en erken kullanımı 1786'da Georg Adolf Suckow tarafından yapılmıştır.
&
John Gerard
Gerard, Berber–Cerrahlar Şirketi'nde başarılı bir kariyer yaptı. 1578'de bir meslektaşının eşine karısını iftira etmekle suçlanmasına rağmen, 19 Haziran 1595'te Yardımcı Yardımlar Mahkemesi (yönetim kurulu) üyesi oldu. [3] 15 Ocak 1598'de şirketin özgürlüğüne başvuru adaylarını sınav görevlisi olarak atandı ve Ağustos 1597'de George Baker yönetiminde Genç Gardiyan oldu. [a] Kıdemli bir gardiyan ile yaşanan bir başka anlaşmazlığın ardından, 26 Eylül 1605'te "ikinci muhafız ve üst vali" görevlerinden vazgeçti, ancak bu karar çözüldü ve 17 Ağustos 1607'de şirketin Başı seçildi. [1][3][7] 1890'da yayımlanan Şirket Yıllıkları'nda, Gerard'ın biyografisi "Seçkin Üyeler" listesi altında yer almaktadır. [6]
Eğitim sırasında Holborn'daki kısma bahçesini geliştirdi ve bu bahçeye eserlerinde sıkça bahsetti. Daha sonra oradaki çiçeklerin bir kataloğunu yayımladı. Bu popüler oldu ve dünyanın dört bir yanından tohum ve bitki hediyeleri aldı. Ayrıca soyluların bahçelerini denetleme teklifleri de aldı. [4] 1577'de, William Cecil, 1. Baron Burghley'nin (Lord Burghley, kraliçenin Yüksek Saymanı) bahçelerinde süperintendent olarak çalışmaya başladı ve bu görevde 20 yıldan fazla sürdü. [1][5] 1586'da Hekimler Koleji, Gerard'ın küratör olduğu bir fizik bahçesi kurdu ve bu görevi 1604'e kadar sürdürdü. [2] 1588'de Burghley, Cambridge Üniversitesi Şansölyesi oldu ve Gerard, ona üniversite botanik bahçesinin uygun bir müdürü olarak kendini öven bir mektup yazdı; "Cambridge Üniversitesi adına bahçe dikilmesi için imza atmak" yazdı. Nitelikleri arasında "uzak ülkelere yaptığı sıkıntılar nedeniyle büyük pratiği ve uzun deneyimi" yazdı. Seyahat talebi için herhangi bir kanıt yok ve başvurusundan hiçbir sonuç çıkmamış gibi görünüyor. [8][9] 1595'te Asistanlar Mahkemesi'ne atandığında, yetenekli bir bitkiçi olarak ün kazanmış ve Holborn'daki kulübesine yakın kurduğu bahçeye Saray ile seyahat ederek ve Burghley için görevlerine çok zaman ayırıyordu. 1596'da Berber–Cerrahlar Şirketi'nden East Smithfield'da bir fizik bahçesi ("Bay Gerrard'ın bahçesi") kurmasını istedi, ancak bu yapılmadı. [2][3] Kraliçe Elizabeth'in onun başarılarına büyük saygı duyduğu bildirildi. [6] Ekim 1603'te, Kral I. James'in kraliçe eşi Anne of Denmark tarafından Somerset House'a bitişik bir bahçe kira verildi ve burada "Kral'ın cerrahı ve bitki yetkicisi" olarak tanımlandı. [10] Kira sözleşmesini Robert Cecil, Salisbury Kontu'na bıraktı. [11]
Anna Pavord'a göre, Gerard bir bilgin değil, bir eylemciydi. [5] Deborah Harkness, Gerard'ın o dönemde Londra'daki Lime Street doğa bilimcileri topluluğunun bir parçası olmadığını belirtmektedir. [12][b] Bazı çağdaşlarının bakış açısından kusurlu Herball'u Burghley'e adanmıştır. Lancelot Browne, George Baker ve eczacılar James Garrett, Hugh Morgan ile Richard Garth gibi etkili arkadaşları ve bağlantılarıyla çevrelendi. Garret, Londra'da yaşayan ve çalışan bir Huguenottu ve Flaman botanikçi Matthias de l'Obel'in (Lobelius olarak da bilinir) komşusuydu. Birçoğunun güzel bahçeleri vardı ve bitki alışverişi yapardı. Garth, Gerard'ı "tuhaf bitkilerden büyük zevk alan saygıdeğer bir beyefendi" olarak tanımlamış, Güney Amerika bağlantıları vardı ve nadir bitkiler getiriyordu. Ayrıca Clusius ile bitki değişimi yaptı ve Orta Doğu'dan örnekler aldığı "Türk Birliği'nden Kaptan Nicholas Cleet" adlı bir yetiştiriciliği yaptı. Ayrıca Twickenham'dan Richard Pointer, St. James'teki kraliçenin evinin bekçisi Master Fowle ve Hampton Court bahçesinin bekçisi Master Huggens gibi diğer koleksiyoncuları ve fidanlıkçıları da ziyaret etti. Hizmetçisi William Marshall onun adına Akdeniz'e seyahat etti ve Fransız kralının bahçıvanı Jean Robin ona tohum gönderdi. [5] Şubat 1612'deki ölümünden sonra Holborn'daki St Andrews kilisesine defnedildi.
Yayıncı ve Queen's Matbaacısı John Norton, Gerard'a Dodoens'in popüler bitkisel kitabı Stirpium historiae pemptades sex'in (1583) İngilizce çevirisini önerdi. [16][17] Bu, Dodoens'in daha önce Flamanca yazdığı Cruydeboeck (Herb Book, 1554) adlı eserinin Latince bir versiyonuydu. 1578'de Henry Lyte tarafından İngilizceye A Niewe Herball adıyla çevrilmiş ve popüler olmuştur. Gerard, Norton'un ilk tercihi değildi; çeviri başlangıçta Londra Doktorlar Koleji üyesi Dr. Robert Priest tarafından sipariş edilmişti,[c][18][19][20][21][21][22] bu arada ölmüştü. Gerard, Priest'in rolünü kabul etse de, onun çalışmaya başlamadan önce öldüğünü ima eder. Kolej bahçesinin küratörü olarak, Priest ve onun eserleriyle aşina olurdu. Tamamlanmış kitap, Priest'in eserlerinin çoğunu içeriyor gibi görünüyor; kendi bahçesinden aldığı açıklamalar şeklinde metni tamamlamış ve ilk kez bazı Kuzey Amerika bitkilerini de görmüştür. [23] Buna bir örnek, patatesin ilk İngilizce tanımıdır,[24] ki bu tanımın yanlışlıkla Güney Amerika'dan değil, Virginia'dan geldiğini düşündü (bkz. illüstrasyon). [22] Daha sonra L'Obel'den yayımlanmamış bazı materyalleri ve Clusius'un çalışmalarından materyalleri dahil etti; bunları, L'Obel'in 1570 tarihli Stirpium adversaria nova şemasını daha yakından takip etmek için yeniden düzenledi. [5][8][25] Orijinal kaynağın bir kılık kılığına girdiği düşünülmektedir. [26]
Önsözünde ("Nazik ve iyi niyetli Okuyuculara") Gerard, Priest'in çabalarını takdir etmiş, ancak eserin kendisine ait olduğunu iddia etmiştir;
Bu durum Gerard'ın intihal ve hatta "dolandırıcı" olmakla suçlanmasına yol açtı. 1597'de yayımlanan eser, Büyük Herball, ya da Plantes'in Genel Tarihi'dir. [28] Bu baskı, Jacobus Theodorus Tabernaemontanus'un Kräuterbuch veya Eicones Plantarum seu stirpium (Frankfurt, 1590) adlı eserinden yüzlerce tahta blok yeniden kullanılmıştır,[8][26] ve bu eserler ise Pietro Andrea Mattioli, Rembert Dodoens, Carolus Clusius'un 16. yüzyıl öncesi botanik kitaplarından yeniden kullanılmıştı., ve L'Obel. Gerard'ın bilimsel eğitim ve bilgi eksikliği, kaz doğuran midye ağacı gibi yanlış olan, folklorik veya efsanevi materyalleri sık sık dahil etmesine yol açtı (bkz. illüstrasyon). [5][29] Yine de, 167 bölümde 1.000'den fazla bitkiyi içeren eser popüler olmaya devam etti ve bilinen ve nadir birçok bitkinin isimleri, alışkanlıkları ve kullanımları ("vertues") hakkında İngilizce bilgiler sağladı. [17] Bir süre boyunca türünün en iyi ve en kapsamlı eserinden biri olarak görüldü ve standart bir referans olarak kullanıldı.
Modern yetkililer, Gerard'ın Herball'unun ne kadarının orijinal olduğu konusunda aynı fikirde değildir. Garret, tesadüfen Norton yayınevine gitti; burada Herball'un provalarını buldu ve Norton'ları hem provalarda hem de L'Obel'in bazı materyallerinin dahil edilmesinde bulduğu hatalar konusunda uyardı. [5] Bu, L'Obel'in Stirpium illüstrasyonlarında (1655) anlattığı eserde,[30] Gerard'ı intihal ile suçlar. [17][31] Norton firması intihal konusunda endişelenmese de, uzman referans rehberi olması gereken bir kitapta hatalardan korkuyordu. L'Obel'i, Gerard'ın arkadaşı olarak farkında olmadan kitabına katkıda bulunmuş ve çevirileri düzeltmek, uyumsuz illüstrasyonları düzeltmek ve metinlerdeki hataları düzeltmek için uluslararası tanınan bitkiler uzmanı olarak işe aldı. Gerard, L'Obel'in nankör çabalarını fark ettiğinde onu görevden aldı. Gerard deneyimli bir koleksiyoncu ve bitki uzmanı olmasına rağmen, Burghley'e bağlılığında kendini bahçıvan olarak tanıttığı L'Obel'in akademik biliminden yoksundu. Gerard, L'Obel'in eleştirilerini İngilizce deyimlerine aşinasızlıkla ilgili olarak reddetti.
Norton, bu zorluklara rağmen yayın sürecine devam etmeye karar verdi. Dodoens'in orijinal illüstrasyonlarını kullanmamaya karar verdi çünkü bu malzemenin gerçek kaynağını ortaya çıkarırdı, ancak bunun yerine Frankfurt'taki Nicolaus Bassaeus'tan yaklaşık 1.800 adet ahşap blok kiralamış, sadece 16 tane orijinal. Ancak Gerard, onları metinle eşleştirmekte zorlandı ve sık sık yanlış etiketledi.
Gerard'ın 1612'deki ölümünden sonra, Herball'un genişletilmiş, revize edilmiş ve düzeltilmiş bir baskısı 1633'te[33] ve üçüncü baskısı olarak 1636'da çıktı. [34] Bunlar, John Gerard'ın mirasçıları tarafından Londra'lı eczacı ve botanikçi Thomas Johnson tarafından düzenlenmiştir. Johnson'ın baskısı birçok düzeltme ve yeni ampirik gözlemler içeriyordu. 800'den fazla yeni tür ve 700 figür ekledi. [35] Johnson, anekdot yorumlarıyla orijinalden dikkatlice uzaklaştı. Örneğin, safran timsahı hakkındaki madde hakkında şöyle yazdı: "Bu bölümdeki yazarımız birçok zihinle konuşuyordu." 1633 ve 1636 baskılarındaki bitki çizimlerinde, Gerard'ın çalışmalarının temelini oluşturan Rembert Dodoens'in orijinal bitkisel eserinin bir baskısı için yapılmış yüzlerce ahşap blok kullanılmıştır. Bunlar Antwerp'ten Londra'ya gönderildi. [36] Johnson'ın revizyonları, çoğu sonraki yazarın bazen Gerard emaculatus[d] ("Lekelerden arınmış Gerard") olarak adlandırıldığı en bilinen versiyonlardır. Long bu terimi John Ray'e atfederdi,[35][38] ancak daha önce John Goodyer ve diğerleri tarafından kullanıldığı düşünülmektedir. [39]
Gerard, İngilizce botaniğin kurucularından biri olarak görülebilir; eğitimsiz olmasına rağmen, bitkilerin tıbbi özelliklerine botanik teorisinden çok bitkisel uzman ve berber-cerrah olarak daha çok ilgi duyuyordu. [9] Botanik eksiklikleri, kendi dönemindeki eleştirmenler tarafından atfedilmişti[40] ve John Ray, kitabın 17. yüzyılda standart botanik metni olmasına rağmen, yabancı dilleri bilmediği için çeviri edemeyeceği anlamına gelen cahil bir adam tarafından yazıldığını. [26] Pratik ve faydalı bir kitap olduğu için, bitkilerin faydalı çizimleriyle dolu ve Gerard'ın akıcı ve canlı bir yazım tarzına sahip olması nedeniyle, Herball'u 17. yüzyıl İngiltere'sinde sıradan okurduya sahip insanlar arasında popülerdi. O dönemdeki akademisyenler bunun birçok sınırlaması olan korsan bir eser olduğunu kabul etse de,[26] kitabın 19. yüzyılın başlarında bile tıbbi bitkisel olarak pratik kullanımda olduğuna dair kanıtlar vardır. Agnes Arber, 1842 doğumlu bir adamın, çocukluğunda komşularının hastalıklarını tedavi etmek için Herball kullanan bir kadının olduğunu anlatır. [41]
Gerard'ın çabasındaki bazı eksikliklere rağmen, Linnaeus onu bitki türü Gerardia adına onurlandırdı. Gerard'ın Herball'ı, Shakespeare'in oyunlarında bahsedilen birçok zehirli bitkiye atıfta bulunur. Edebiyat öğrencileri Herball'a ek değer kazandırmıştır. Örneğin, Juliet veya Cymbeline'in ölüm benzeri uykusunu üreten bitki, Herball'da listelenen ve tanımlanan gece gölgesi, Mandragora veya Doronicum'a atıfta bulunabilir. [42] Yazar Mark Griffiths, Herball'un başlık sayfasındaki bir adam çiziminin Shakespeare'i tasvir ettiğini iddia etmiş, ancak diğer akademisyenler buna karşı çıkmaktadır. [43]
Doğal dünyayı doğrudan gözlemle tanımlama sanatı, Rönesans doğa tarihçilerini, antik metinlerin büyük ölçüde eleştirel olmayan öncüllerinden ayırır. Rönesans doğa tarihindeki en erken basılı eserler iki kategoriye ayrılır: 1. antik metinlerin yeni kurtarılmış, çevrilmiş ve düzeltilmiş baskıları ve 2. erken botanikçilerin ampirik bilgisine dayanan bitkisel eserler. Francis Bacon, doğal dünyayı anlamak ve raporlamak için gözlem veya tanım (ampirizm) temelli tümevarımsal düşünceyi savunsa da, erken Rönesans baskı bitkisel eserleri, ortaçağ öncüllerinin eserlerinin biraz değiştirilmiş uyarlamalarıydı. Bu biraz bilimsel olmayan erken bilim insanları genellikle bitkileri ve bazen hayvanlar ve mineraller gibi diğer şeyleri listeleyip tıbbi kullanımlarını not etmekten kifas oldular. [17][44]
John Gerard, doğa tarihini sistematikleştirmeye çalışırken antiklerin eserlerini koruyan erken Rönesans doğa tarihçileri dalgasında çalıştı. Gerard'ın Herball'u ve Dodoens ile diğer bitkicilerin eserlerinin temeli, erken dönem Yunan yazarı De Materia Medica'dır Dioscorides'te; onun eserleri, Gerard'ın çağdaşları Alman botanikçiler Leonard Fuchs'un (Fuchsia'nın adını aldığı) ve Lobelia'nın adını taşıyan L'Obel'in eserleriyle birlikte kesin bir metin olarak görülmüştür isimlendirilmiştir. Hem Fuchs hem de L'Obel, bitkilerle ampirik olarak çalışan erken dönem botanikçilerdi. İyi eğitimlilerdi, tıpkı Londra Şehri'ndeki "Lime Street topluluğu"nun diğer üyeleri gibi. Gerard ve L'Obel, ara sıra birlikte saha gezilerine çıkan arkadaşlardı.
Güney Afrika yerli botanik bitki cinsi Gerardiina, 1897 yılında Gerard'ın adını almıştır.
&
Gerardiina
Doğal yayılma alanı Güney Afrika'dır. Angola, Burundi, DRC, Eswatini, Malavi, Mozambik, Kuzey Eyaletleri (Güney Afrika bölgesi), Tanzanya, Zambiya ve Zimbabve ülkelerinde bulunur.
Gerardiina cins adı, İngiliz bitki uzmanı John Gerard'ın (1545–1612) onuruna verilmiştir ve ilk olarak Bot dergisinde tanımlanıp yayımlanmıştır. Jahrb. Sistem cilt 23, sayfa 507, 1897.
Bilinen tür:
- Gerardiina angolensis İngilizce.
- Gerardiina kundelungensis Mielcarek
&
Rembert Dodoens
Eğitim, evlilik ve
Tıp
On altıncı yüzyılın başlarında genel inanç, bitki dünyasının Dioscorides'in De Materia Medica adlı eserinde tamamen tanımlandığı yönündeydi. Dodoens'in yaşamı boyunca, botanik bilgisi büyük bir genişleme sürecindeydi; kısmen Yeni Dünya keşifleriyle bilinen bitki dünyasının genişlemesi, baskı imkanları ve ahşap blok illüstrasyonlarının kullanılması sayesinde beslendi. Bu dönem botanik bir Rönesans olarak düşünülmektedir. Avrupa 1530'lardan itibaren doğa tarihine ilgi duymaya başladı ve bahçecilik ile bitki yetiştiriciliği monarşlardan üniversitelere kadar tutku ve prestijli bir uğraş haline geldi.
İlk botanik bahçeler ve ilk resimli botanik ansiklopediler ile binlerce suluboya ve ahşap baskı ortaya çıktı. Çiftçilerin, bahçıvanların, ormancıların, eczacıların ve doktorların deneyimi, bitki uzmanının yükselişiyle destekleniyordu. Koleksiyonculuk bir disiplin haline geldi; özellikle İtalya dışındaki Kunst- und Wunderkammern (merak dolapları) ve naturalia çalışması birçok sosyal tabakada yaygınlaştı. On altıncı yüzyılın büyük botanikçileri, Dodoens gibi, başlangıçta hekim olarak eğitilmişti ve bitkileri sadece tıbbi özellikleri açısından değil, kendi başlarına bilgi edinmeye çalışıyorlardı. Bu eğilime tepki olarak 16. yüzyıl boyunca Avrupa üniversitelerinde tıp fakültelerinde botanik kürsüleri kuruldu ve gözlem, belgeleme ve deney gibi bilimsel yaklaşım bitkilerin incelenmesine uygulanmaya başlandı.
Otto Brunfels 1530'da Herbarium'unu yayımladı, ardından Jerome Bock (1539) ve Leonhard Fuchs (1542) eserlerini yayımladı; Kurt Sprengel'in daha sonra "Alman botanik babaları" olarak adlandıracağı kişiler. Bu adamların hepsi, halefleri olan Dodoens'i etkiledi.
Dodoens'in ilk çalışmaları kozmografi ve fizyoloji alanlarında yayımlandı. De frugum historia (1552), tahıllar, sebzeler ve yemler üzerine bir inceleme, botanik alanında seçkin bir kariyerinin başlangıcını işaret etti.
Cruydeboeck
715 görselli bitkisel kitabı Cruydeboeck (bitki kitabı) (1554, 1563), özellikle Leonhart Fuchs'un ilk Alman botanikçilerinden etkilenmiştir. Cruydeboeck'teki çizimlerin 515'i Leonhart Fuchs'un New-Kreuterbüchlein (1543) eserinden ödünç alınmış, 200 yeni çizim ise Pieter van der Borcht the Elder tarafından yapılmış ve ahşap bloklar Arnold Nicolai tarafından kesilmiştir.
Bitkileri alfabetik sırayla düzenleme yöntemi yerine, Cruydeboeck bitki krallığını özellikleri ve benzerliklerine göre altı gruba (Deel) ayırmıştır. Özellikle tıbbi bitkileri ayrıntılı olarak ele aldı; bu da birçok kişinin gözünde bu işi bir farmakopi haline getirdi. Bu eser ve çeşitli baskıları ile çevirileri, 16. yüzyılın sonlarında en önemli botanik eserlerinden biri haline geldi; popülerliğinin bir kısmı, yaygın kullanılan Latince yerine yerel dilde kullanılmasıydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O