İbn Sînâ, Kuşyar isimli bir tabibin yanında tıp eğitimi almıştır. Değişik konular üzerine, 240'ı günümüze kadar gelen 450 kadar makale yazdı. Elimizdeki yazılarının 150 tanesi felsefe, 40 tanesi de tıp üzerinedir. Eserlerinin en ünlüleri, felsefe ve fen konularını içeren çok geniş bir çalışma olan Kitabü'ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi't-Tıb'dır (Tıbbın Kanunu). Bu iki eser, Orta Çağüniversitelerinde okutulmasıyla birlikte, Montpellier ve Louvain'de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur.

Arapsaçı

Kokusu Anasonu andıran bu otun, görüntüsü dereotunu Andırmaktadır. Ancak tat ve aromaları tamamen farklıdır. Kuzey Anadolu’da, Ege ve Akdeniz’de yetişir. Körpe filizleri, tohum ve yaprakları yemek yapımında kullanılır. 

Çiğdem

Anadolu’da 40 kadar türü yetişen çiğdem, nişasta ve şeker içeren kökleriyle ilkbaharda ortaya çıkan yiyeceklerdendir. Çiğ de yenebilen yumruları haşlanarak ta tüketilebilir. 

Çiriş

Nisan ortasından itibaren doğada boy gösteren çiriş sarı çiçekli ve otsu bir bitkidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dağlarında ve İç Anadolu’da yetişir. 

Deniz Börülcesi

Etli, boğum boğum kollu, tuzlu deniz börülcesi denize yakın alanlarda yetişiyor. Kökünden sökülmezse yıllarca yaşayabiliyor. Türkiye’de daha çok Ege’de tanınan deniz börülcesinin kendine has bir lezzeti vardır. Haşlayarak tüketilmektedir.

Ebe Gümeci

Türkiye’nin hemen her tarafında yetişen pembe çiçekli ebegümeci, daha çok güneşli ve kuru yerleri sever. Yapraklarının ve çiçeğinin tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Haşlayarak yada çiğ olarak tüketilebilir.

 Eşek Dikeni (Deve dikeni,Sevketi Bostan,Akkiz Otu)

                          Cnicus benedictus

Şevketibostan (Osmanlıca شوكتِ بوستان) ya da bostanotuşevketotumübarekdikeniakkız (Centaurea benedicta), papatyagiller familyasından.

Haziran ayından itibaren pembemsi, morumsu çiçekler açan bu dikenli bitki yol kenarlarında mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Genelde Batı Anadolu’da bulunur ancak İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da da rastlanır. GÖvdesi soyularak çiğ yada haşlanarak tüketilebilir.

Şevketi bostanın diğer adı halk arasında “eşek dikeni” veya “ak dikeni” olarak bilinir. Latince adı Cnicus benedictus olan bu bitki, bazı bölgelerde “boz ot” veya “diken otu” şeklinde de adlandırılır. Özellikle Ege yöresinde “şevketi bostan” ismiyle tanınır ve yemeklerde sıkça kullanılır.Tıp dünyası tarafından da kabul edilen bu otun; böbrek, karaciğer, baş ağrısı, şiddetli ateş, bronşit, sarılık gibi hastalıklara iyi geldiği bilinmesinin yanı sıra faydaları saymakla bitmeyen ve ilaç üretiminde de kullanıliyor.şevketi bostan bitkisi ile hazırlanan ve Girit Mutfağına özgü yemekler ikram edildi.

İnsan besini olarak kullanımı:

Ege Bölgesinde sıklıkla tüketilen yabani bitkilerden olan Şevketibostan ya da askalivrus/askolibrus (Ασκαλίβροι, Ασκολίμπροι) Girit mutfağında ve Girit'ten batı Anadoluya göç eden Girit Türkleri tarafından kemikli kuzu etiyle pişirilerek (şevketibostan yemeği) ya da haşlama salata (şevketibostan salatası) olarak tüketilir.

___Şevketibostan yemeği malzeme olarak şevketibostankuzu eti, soğansarımsakzeytinyağı, su ve tuz kullanılır. Egenin yöresel yemeklerinden biridir. İzmir geleneksel mutfağında yer alır.___

Tarla kenarlarında, dağ eteklerinde ve ekilmemiş boş arazilerde kendiliğinden yetişir. Ilıman ve nemli iklimi sever.Şevketi bostan, ilkbaharın başlangıcıyla birlikte toprağın yüzeyine çıkar. Özellikle mart ve nisan aylarında zirve dönemini yaşar; yani bu dönemde toplanması hem daha kolay hem de lezzeti açısından en uygun zamandır.

Şevketi Bostan Nasıl Toplanır?

  1. Eldiven Kullanın: Bitkinin dikenli yapısı nedeniyle eldivensiz toplamak ellerde tahrişe neden olabilir.
  2. Kökten Değil, Gövdeden Ayırın: Toprağın hemen üstünden, bitkinin genç ve taze kısımları dikkatlice kesilmelidir. Kök kısmı yemeklerde kullanılır ancak toprağa zarar vermeden alınmalıdır.
  3. Ayıklama Yerinde Yapılabilir: Kalın ve sert yapraklar ile çiçeklenmiş kısımlar genellikle yemeklik değildir. Toplama sırasında bunları ayıklamak zaman kazandırır.
  4. Toplanan Otlar Serin ve Gölgelik Alanda Bekletilmelidir: Güneşte bekleyen otlar hızla solar ve tazeliklerini yitirir.
  5. Aynı Alanda Aşırı Toplamamaya Dikkat Edin: Doğal dengeyi korumak için bir alandaki tüm bitkileri koparmamak önemlidir.

https://www.bogazgazetesi.com.tr/profdr-karabulut-sevketi-bostan-tas-dusurmede-birebir

Eşek Marulu

Soluk yeşil renkli, hafif damarlı, uzun yapraklar pek de uzun olmayan gövdenin etrafını sarmalar. İki yıllık bir bitkidir ve soluk sarı renkte çiçekleri vardır. Gevrek sapları haşlandığında çıtır çıtır ve lezzetlidir. 

Gelincik

Haşhaşgillerden, tülümsü çiçekli bir ottur. Baharda tarlalarda, yok kenarlarında, çayırlarda bulunur. Suyu ve zengin toprakları sever. Tomurcuklanmadan önce toplanarak tüketilebilir.

Hardal Otu

Sarı çiçekli ve otsu bir bitki olan hardal otu Türkiye’nin pek çok yerinde yetişir. Acımsı ve hardal tadını andıran yabani hardal pek çok yörede sevilerek yenen bir ottur. Tüylü bir gövdesi, koyu yeşil yaprakları vardır.  

Hindiba

Kara hindibaya benzemekle birlikte mavi çiçekleriyle diğerinden ayrılır. Çiçekler bitkinin ortasından çıkan sürgünlerin üzerinde tek veya birden fazla olarak bulunabilir. Kökleri kavrulup kafeinsiz kahve yapımında kullanılır. 

Hodan

Pembemsi, morumsu çiçekleri, etli bir sapı ve buruşuk, kalın yaprakları vardır. 

Isırgan Otu

Isırgan, neredeyse tüm toprak türlerinde ve bütün bölgelerimizde yetişen, biraz da arsız olan bir bitkidir. Yemeklerde genç dalları ve özellikle üst kısımları kullanılır. 

Işkın

Pazıya benzer ekşi dalları olan ışkın bahar ve yaz  aylrında çoğunlukla Doğu Anadolu’da olsa da tüm ülkemiz genelinde yetişmektedir. Çiğ tüketilebilir.

İğnelik

İğneye benzer sivri sürgünleri vardır. Pembe çiçekleri bahar aylarında yol kenarlarında dikkatinizi çeker. Yoğun bir kokusu vardır 

Kara Hindiba

Sarı çiçekleriyle bahar aylarında karşımıza çıkar. Tırtıklı ya da düz, uzun, yeşil yapraklı, acımsı bir ottur ve Türkiye’nin hemen her yerinde yetişir. Körpe yapraklar çiğ olarak yenirse de daha eski yapraklar acılaşır ve haşlamayı zorunlu hale getirir.

Kaya Koruğu

Deniz kenarlarında kayalıklarda yetişen bir ottur; etli yapraklı, soluk yeşil renkli bir bitkidir. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yetişir. 

Kazayağı

Maydanoza benzeyen dalları, hafif pembeye çalan sap kısımlarıyla toprağa elinden geldiğince yayılır. Körpe yapraklar çiğ olarak yenilebilir. 

Kenger

Bir metreye kadar uzayan, sütlü bir bitki kenger. Körpe sürgünleri dikenler ayıklandıktan sonra yeniyor, kökünden sakız elde ediliyor. Neredeyse Ülkeizin her yerinde yetişmektedir.

Kuş Ekmeği

En fazla 40-50 cm’ye kadar yükselebilen, yaprakları bol ve yayvan, neredeyse yere yapışık gibi duran bir ottur. Körpeyken çiğ olarak yenebilmektedir.

Kuş Otu

Minik, körpe yaprakları, beyaz çiçekleri vardır ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Çiğ olarak yenebilen bitkilerdendir

Kuş Yüreği

Kış aylarında görülebilen bu yürek biçiminde, narin yapraklı ot çiğ olarak tüketilebilir. Yağmurlardan sonra ortaya çıkan erkenci otlardan biridir ve yürek şeklindeki açık yeşil renkli yaprakları vardır. 

Kuzu Kulağı

İnce uzun yapraklar, pembe bir sap. Tadı limondan daha ekşidir. Gölgelik, serinlik yerlerde yetişir. Çiğ olarak tüketilebilir.Eşki otuda denilmektedir.

Labada

Karabuğdaygillerden labada ile kuzukulağı aynı tür bitkilerdendir. Birbirlerine çok benzerler ancak labada daha sert yapraklıdır, kuzukulağı gibi ekşi değildir. Ülkemizde hemen her yerde yetişmesi nedeniyle kolay bulunabilir.

Madımak

Anadolu’nun en yaygın kullanılan otlarından biridir, baharın ilk baharın başlarında görülmeye başlar. Sert gövdeli, elips, yeşil yapraklı ve sürünücü gövdeli bir ottur. 

Sarmaşık

Tadı acımsı olduğundan ‘acı filiz’ de denir.  Bakır renkli sürgünleri ve ilk yaprakları yenmektedir. 

Semiz Otu

Hafif buğulu küçük yaprakları olan, sarı çiçekli yabani semizotunun ülkemizde altı cinsi bulunmaktadır. Çiğ olarak tüketilebilir.

Sirken

Kimi ince uzun, kimi biraz daha yayvan, kenarları tırtıklı yaprakları, üzümü andıran çiçekleri vardır. Pişirilerek tüketilmektedir.

Su Teresi

Kalp şeklindeki yapraklar dalların kenarlarına düzenli bir şekilde sıralanmıştır. Kalın, ancak körpe sapın her iki tarafından çıkan dalların ortalarından yeni filizler vererek büyür. Çiğ olarak tüketilebilmektedir.

Şevketi Bostan

Sarı çiçekli, dikenli ve tek yıllık bir bitki. 1600 metreye kadar yüksekliklerde yetişmektedir. Kökleri kızartılıp, haşlanıp ya da ızgarada pişirilip tüketilebilir.

Turp Otu

Ülkemiz genelinde byetişmektedir, turp otunun yaprakları turp tadını andırır. Çiçekleri beyaz ya da çok açık sarıdır. Çiğ olarak yenebilir.

Yabani Kuş konmaz

Dikenli dalları olan, zambakgiller familyasından bir çalıdır. Bazen dalların üzerinden, bazen de yerden çıkan filizleri (rizom) inceciktir. Koyu yeşil ve kırmızımsı morumsu renklerin karışımıyla oldukça albenili bir filizdir.

Yabani Sarımsak

Çiçekleri beyazdan, pembeye değişik renklerde olur. Sapın üzerinde topuz şeklinde birçok ufak çiçekten oluşur. Dalların kalınlığı da değişebilir. 

🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀 

Yedek madde


Biyolojide, ototrofi (kelime anlamıyla "kendi beslenme", antik Yunanca αὐτός autós "benlik" ve τροφή trophḗ "beslenme" kelimelerinden) biyoloda canlı organizmaların yapı malzemelerini (ve organik rezerv maddelerini) yalnızca inorganik maddelerden oluşturabilme yeteneği olarak anlaşılır. Bu malzeme birikimi enerji gerektirir.Ototrofik organizmalar öncelikle fotosentez yapan birincil üreticilerdir (özellikle bitkiler). Bu durumlarda, ışık bir enerji kaynağı (fotoototrofi) olarak hizmet eder. 

Yedek maddeler (aynı zamanda depolama maddeleri), birincil metabolizmaya ait maddelerdir; canlı organizmalar tarafından bazen daha uzun süreler boyunca daha büyük miktarlarda depolanır ve sonra metabolizmaya yeniden dahil edilirler. Yedek maddeler karbonhidratlar, lipidler ve proteinlerden oluşan madde gruplarından gelir.

Hayvanlarda en önemli enerji rezervleri karbonhidratlar (örneğin glikojen) ve yağlardır

Bitkilerde depolama (tahsis (botanik)) işlevi genellikle özel hücreler, dokular veya organlar tarafından gerçekleştirilir. Buradaki en önemli madde grubu karbonhidratlardır; burada sukroz ve fruktanlar vakuolde çözünmüş halde, nişasta ise plastidlerde (özellikle amiloplastlarda) depolanır. Depolama proteinleri esas olarak tohumlarda oluşur; örneğin Fabaceae krosunun globulinleri veya tatlı otların (Poaceae) prolamin ve glutelinleri gibi. Depolama lipidleri, bitkilerde sıvı yağ olarak bulunur çünkü yüksek oranda doymamış yağ asitleri içerirler. Lipidler, bazı alglerde ve bazı bitkilerin meyvelerinde ana depolama maddeleridir: örneğin sıradan keten, kolza, castor, ayçiçeği ve yerfıstığı. Lipidler endospermde, kotiledonda veya zeytinde olduğu gibi pürste depolanabilir. Hücreler içinde lipidler oleozomlarda depolanır.

Bazı prokaryotlar ayrıca enerji alabilecekleri inorganik maddeleri de depolar. Kükürt bakterileri, elementsel kükürfü depolayabilir ve onu sülfata oksitler.


Kaynaklar


********

Balagiller

Baklagiller (Fabaceae veya Leguminosae; eski: Papilionaceae), baklagiller olarak da bilinir (botanik olarak Leguminosae), en tür açısından zengin bitki ailelerinden biridir ve kelebek çiçekleri (Fabales) takımına girer. 

Damarlı bitkiler içinde en çok tür açısından zengin cinsi olan Astragalus, yaklaşık 2000 türden oluşur. 

Bahçe fasulyesi (Phaseolus vulgaris) ile birlikte bitki topluluklarında, böceklere saldıran ve azotlarını bitkiye aktaran bir mantar keşfedilmiştir.

sözde "tatlı lupinler" söz konusu olduğunda, bu çeşitler yem olarak yetiştirilebilmek için ıslah yoluyla çıkarılmıştır.  

Lupinlerin ilk olarak Eski Dünya'da geliştiğini, ardından neredeyse 15 milyon yıl önce Kuzey Amerika'da farklılaşmaya başladığını ve oradan kuzeybatı Güney Amerika'nın daha güney bölgelerine yerleştiğini, daha fazla göç sıçramasından sonra ise başka bir tür grubunun Doğu Güney Amerika'da farklılaştığını göstermektedir.

Lupinus (Lupinus), Latince lupus 'kurt' (Eski Yüksek Almanca luvina'dan) gelir, nadiren lupin fasulyesi olarak da adlandırılır, kurt fasulyesi veya incir fasulyesi, alt familyasına ait bir bitki cinsidir. Faboideae, baklagil ailesi (Fabaceae veya Leguminosae) içinde bulunur. Aynı aile, fasulye, soya fasulyesi, bezelye, nohut ve fıstık gibi önemli ürünler de kapsar. Orta Avrupa'da en yaygın çok yapraklı lupin (Lupinus polyphyllus) bulunur. Eski metinlerde, lupinus veya "incir fasulyesi" (Orta Yüksek Almanca vīcbōne)  genellikle mavi lupin ve dar yapraklı lupin anlamına gelirdi. Lupin türleri sebze bitkileri, yem bitkileri, süs bitkileri ve yabani bitkiler olarak mevcuttur.

Lupinler, en eski yetiştirilen bitkiler arasındadır. Lupin tohumları, hem ithal soya yerine hayvan yemlerinde (atlar hariç ) hem de insan beslenmesinde kullanılan yüksek kaliteli proteinler içerir. Yetiştirme açısından beyaz lupine (Lupinus albus, ağırlıklı olarak Akdeniz bölgesinde yetiştirilir), mavi veya dar yapraklı lupine (Lupinus angustifolius, 1970'lerden beri Avustralya'nın ana yetiştiricisidir), sarı lupine (Lupinus luteus, ağırlıklı olarak Avrupa'da yetiştirilir) ve Güney Amerika And lupini (tarwi, Lupinus mutabilis) önemlidir, burada çoğunlukla üç Avrupa türü yetiştirilir ve Lupinus mutabilis şimdiye kadar ağırlıklı olarak And Dağları bölgesinde yetiştirilmiş ve daha az araştırılmıştır.Lupinus albus yetiştiriciliği yaklaşık 4.000 yıl önce zaten kurulmuş, L. mutabilis 1.500 yıldır yetiştirilip seçilmektedir. İspanyol fethi sonrası geleneksel tarım And bölgesinde azaldı ve çoğunlukla tüketimden önce detoksifikasyona ihtiyaç duymayan tarla fasulyesi yerini aldı. 

Lupinus polyphyllus ilk olarak John Lindley tarafından 1827 yılında Botanical Register, Cilt 13, Levha 1096'da yayımlanmıştır.

((((John Lindley (5 Şubat 1799 1 Kasım 1865) İngiliz bir botanikçiydi. John Lindley zaten Norwich Lisesi'nde okul yıllarında yabani bitkiler ve antikalar topluyordu; lakabı "Eski Antika" idi. Resmi botanik kısaltması "Lindl"dir. Lindley, orkidelerin sınıflandırılmasını oluşturan ilk botanikçi olup, modern orkideolojinin babası olarak kabul edilir.   ))))

Vinschgau'daki Libinal veya Kals'taki Libinot gibi yer isimleri Lupinetum kelimesine kadar izlenirse, tür muhtemelen Orta Çağ civarında 1265 civarında burada yetiştirilmiş olabilir. Akdeniz bölgesinde geniş yayılmasına rağmen, türün antik çağlarda yetiştirilmediği görülmektedir. Almanya'da yeşil gübre yetiştirilmesiyle ilgili ilk raporlar 1682 yılına dayanır.  Beyaz lupin gibi, dar yapraklı lupine de incir fasulyesi veya Latince lupinus olarak adlandırılmıştır.

1930'ların başından beri, Almanya'da Lupinus albus, Lupinus luteus, Lupinus angustifolius ve Lupinus mutabilis mutantları seçilmiştir – ilk kez Kaiser Wilhelm Bitki Tıslahı Araştırma Enstitüsü tarafından . Ancak, Lupinus mutabilis'in acı maddesi tekrar kayboldu. Teorik değerlendirmelere dayanarak, alkaloidleri düşük olan bitkilerin nadir görülmesi bekleniyordu. 1927'de büyük miktarda bireysel bitkinin alkaloid içeriğini analiz etmek için bir yöntem geliştirildikten sonra, ertesi yıl Lupinus luteus ve Lupinus angustifolius'un ilk karşılık gelen bitkileri bulundu, biraz sonra ise Lupinus albus da ortaya çıktı. 1980'lerin başında, Lupinus mutabilis için tekrar ilk polijenik ve çekinik kalıtsal alkaloid eksikliği seçildi ve Inti çeşidi ortaya çıktı.

1970'lerin başlarından itibaren, John S. Gladstones çevresindeki çeşit gelişimi, Avustralya'da mavi/dar yapraklı lupine dayalı bir lupin endüstrisinin kurulmasına yol açtı; bu endüstri bu arada küresel üretimin beşte dörtünü (~1 milyon ton) oluşturuyordu. Antraknoz gibi bitki hastalıklarının ortaya çıkması nedeniyle, tarım alanları başlangıçta keskin şekilde azaldı, ancak 1997'de dirençli mavi tatlı lupinin tanıtılmasıyla bu durum değişti.

İkincil yapraklar da vardır ve türe göre büyük ölçüde değişebilir. Siyah çekirgeyde (Robinia pseudoacacia) olduğu gibi, ikincil yapraklar dikenlere ("ikincil yaprak dikenleri") dönüşebilir veya özellikle büyük olabilirler, örneğin tentakl bezelyesi (Lathyrus aphaca) örneğinde ve ana asimilasyon işlevini üstlenebilirler; çünkü gerçek yaprak organları uzantılara dönüşmüştür.

Damarlı bitkiler

Damarlı bitkiler (tracheophyta, ayrıca tracheophytes, ayrıca damarlı bitkiler), bitki içinde su ve besinleri taşıyan özel damar demetlerine sahip bitkilerdir. Bunlar arasında yabani ıstakoz bitkileri, eğrelti otları ve tohum bitkileri bulunur. 

Ayrıca, damarlı bitkilerin nesiller arası değişimi heteromorfiktir; Bu nedenle sporofit ve gametofit farklı şekilde tasarlanmıştır. Yabani ıstakoz bitkileri, eğrelti otları ve tohum bitkilerinin (son) temsilcilerinde, sporofitler belirleyici bitki unsuru olarak baskındırken, yosunlarda gametofit baskın bitki örtüsü olup, sporofit buna bağımlıdır.


XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


Şifalı Ot Çeşitleri ve İsimleri

Doğada ot çeşitleri isimleri yöresel olarak değişmekle birlikte kullanımları hemen hemen aynıdır. Vereceğimiz şifalı otlar listesi içinde kısa bilgilere kolayca erişebilirsiniz. Sağlıklı yaşamak için binlerce çeşit olarak insanlığa hediye edilmiş olan en önemli ot çeşitleri ve faydaları kısaca şöyledir:

  • Karayılan Otu: Ateş basması ve menopoz tedavisi için kullanılan bir bitkidir.
  • Yabani Yer Elması: Östrojen etkisi ile hormon tedavilerinde elzem bir bitkidir.
  • Aslan Kuyruğu: Sakinleştirici ve uyuşturucu etkisi ile depresyon tedavilerinde kullanılır.
  • Adaçayı: Cilde olan faydaları nedeni ile modern dünyada türlü kozmetik malzemenin içeriğinde kullanılır. Şifa bitkileri arasında olan adaçayı geçmişten bugüne kötü enerjiyi temizlemek için de yakılmakta ve dumanı tütsü gibi alanlarda gezdirilmektedir.
  • Mavi Mine Çiçeği: Karaciğer ve diğer organlar üzerinde yenileyici ve iyileştirici etkilere sahiptir.
  • Ginseng: Merkezi sinir sistemi hastalıklarında ve yaşlanma karşıtı ilaçlarda kullanılan ginseng yüzyıllardır bilinir.
  • Alıç: Kolestrol, kalp ritim bozukluğu, ve çeşitli kalp hastalıklarına karşı iyi bir tedavi edici olan alıç, gülgiller familyasından oldukça faydalı bir bitkidir.
  • Karahindiba: Enfeksiyon hastalıkları ve kansere karşı güçlü bir bitki olan karahindiba, çok zengin bir beta-karoten kaynağıdır.
  • Hayıt: Kısırlık, kansızlık, prostat ve adet düzensizliği gibi türlü dertlere deva olan hayıt otu, minegiller familyasındandır.
  • Zencefil: Üst solunum yolu enfeksiyonları tedavisinde ve bağışıklık güçlendirici olarak mükemmel bir bitki olan zencefil, hemen her ülkede modern tıptan bağımsız olarak kullanılır.
  • Isırgan Otu: Dolaşım sistemi ve cilt sorunlarına karşı oldukça etkili olan ısırgan otu, doğada kendiliğinden yetişen bitkilerdendir.
  • Kekik: En şifalı otlar arasında olan kekik baharat, çay ve kekik suyu olarak farklı çeşitlerde tüketilir. Tüm vücuda fayda sağlayan kekik otunun içerdiği yüksek vitamin ve minerallerin kanserden dahi koruyucu etkisi bulunur.
  • Aslanpençesi: Nemli bölgelerde yetişen aslan pençesi ameliyat sonrası zor kapanan dokular için ve kasları kuvvetlendirmek için oldukça faydalı olmakla beraber daha pek çok kadınsal hastalığa karşı etkilidir.
  • Çörek Otu: Pek çok araştırmacı tarafından faydaları kanıtlanan çörek otu vücuda girdiği andan itibaren sayısız hastalığı yok etme konusunda hücrelere yardımcı olur. 
  • Ege Ot Çeşitleri

    Ege bölgesinde özellikle de Alaçatı ot çeşitleri,oldukça meşhurdur. Şifalı ot yetiştiriciliği de bu bölgede yaygındır. Ege’ye misafir olarak gelenlerin mutlaka denedikleri 20 bitki çeşidi ve faydaları şöyledir:

    • Cibes Otu: Turpgiller familyasından olan cibes otu, sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı fayda sağlar.
    • Bambul: Patlıcangiller familyasından olan bambul otu özellikle diş hastalıklarına karşı kullanılır.
    • Çiğdem: Zambakgillerden olan çiğdem otunun zehirli türleri olabileceği için kabızlığa iyi gelen türünün bilinmesi elzemdir.
    • Işkın: Kuzu kulağı familyasından olan ve yayla muzu olarak tabir edilen ışkın otu, kanser tedavisi için oldukça faydalıdır.
    • Labada: Karabuğdaygiller familyasından sulak yerlerde yetişen labada bitkisi, kan temizleyici ve cilt hastalıklarını tedavi edicidir.
    • Madımak: Kuzu kulağı familyasından olan madımak, güçlü bir antioksidan olmasının yanında sindirim sistemi düzenleyicidir.
    • Semizotu: Tam bir şifa deposu olmakla beraber pek çok diyet listesinde kullanılır.
    • Şevketi Bostan: Papatyagiller familyasından olan şevketi bostan, özellikle böbrek hastalıkları konusunda şifa verici değerlere sahiptir.
    • Deniz Börülcesi: Ispanakgiller familyasından olan deniz börülcesi, Ege’de yetişen oldukça da sık tüketilen bir bitkidir.
    • Arapsaçı: Isırgangiller familyasından olan arapsaçı, rezenenin yabani hali olarak bilinir ve sinir sistemine karşı etkilidir.
    • Turp Otu: Asitli topraklarda yetişen turp otu, genellikle limon ile birlikte tüketilerek enfeksiyon hastalıklarına karşı güçlü ilaç olarak kullanılır.
    • Hardal Otu: Turpgiller familyasından olan hardal otu, hazımsızlığa karşı etkili bir bitkidir.
    • Kazayağı: Görsel olarak güzel ve dirençli bir bitki olan kazayağı bitkisi, çocuklarda solucan düşürücü olarak kullanılır.
    • Karahindiba/Radika: A ve C vitaminleri açısından zengin olan radika bitkisi, bağışıklık güçlendirici etkilere sahiptir.
    • Yabani Pırasa: Özellikle sindirim sistemine karşı kullanılan yabani pırasa genellikle sıcak iklimlerde yabani olarak yetişir.
    • Ebegümeci: Ağrılara iyi gelen ebegümeci, yenebilir çiçekli bitkilerdendir.
    • Hodan/Kaldırık: Genellikle mavi çiçekli yapısı ile hem kansere hem de sindirim hastalıklarına iyi gelen kaldırık, doğada kendiliğinden yetişir.
    • Kaya Koruğu: Ekşi ve tatlı bir tada sahip olan kaya koruğu, safra kesesi hastalıklarına fayda sağlaması ile bilinir.
    • Tatlı Sarmaşık: Birçok hastalığa karşı panzehir olarak kullanılan tatlı sarmaşık veya tilkişen olarak bilinen otun alerjik rahatsızlıklara karşı da kullanıldığı bilinir.
    • Zahter: Daha çok Osmanlı kültürüne ait olan ve Akdeniz iklimi bitkisi olan zahter, sinirleri güçlendirir ve aynı zamanda açık yaraların çabucak iyileşmesini sağlar. 
    • Dikenli Ot Çeşitleri

      • Şifalı otlar arasında evde bile yetiştirilebilenler olduğu gibi şifalı yabani otlar da vardır.
      • Deve dikeni, kırtıl, mayıs dikeni, gürcü otu (zimilaç) gibi pek çok dikenli ot pişirilerek suyunun içilmesi kişiye fayda sağlar.
      • Şevketi bostan, helvacık otu, süt otu, at kestanesi, balsam otu, böğürtlen, alıç ve diken otu gibi çeşitler sayılabilir.
      • Dikenli otların genellikle çay olarak kullanımı tercih edilir.   
      • Ot Çeşitleri ve Faydaları: Hangi Ot Neye İyi Gelir? 

        Pek çok hastalığa şifa olan en önemli ot listesi:

        • Anason: Mide ekşimeleri ve mide ağrılarına iyi gelen anason aynı zamanda rahatlatıcı etkileri ile damar tıkanıklığı için de faydalıdır.
        • Böğürtlen: Meyvesi ile birlikte kaynatılarak içilen yaprakları iltihap giderici olarak işlev görür.
        • Deve Tabanı: Çiçeklerinin haşlanıp suyunun içilmesi vücuda kuvvet vererek çeşitli ağrıları kesmesi ile bilinir.
        • Diş Otu: Koyu yeşil yapraklı bir bitki olan diş otu hem diş ağrıları hem de dil yaraları için etkilidir.
        • Fesleğen: Kokusu ile esans yapımında kullanılan fesleğen daha çok iştah açıcı ve hazımsızlık giderici olarak kullanılır.
        • Isırgan: Vücuda değdiğinde kaşıntı yapan bu bitki felçli hastalara karşı deva yaratabilecek güce sahip şifalı bitkilerdendir.
        • Nane: Hoş kokusu ile farklı bir bitki olan nane iç kanamaları dahi kesen özel şifası ile ağrı, öksürük, grip gibi daha pek çok hastalığa karşı etkilidir.
        • Oltu Otu: Papatyaya benzerliği ile tanınan oltu otu haşere öldürücü doğal yöntem olarak kullanılır.
        • Ökse Otu: Kan kusmalarına ve kalp damar hastalıklarında kontrollü kullanılan bir bitkidir.
      • 🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀🌀