Terim, eski Yunancadaki “sezgi veya tefekkür yoluyla edinilebilen bilgi” anlamındaki “gnosis” sözcüğünden türetilmiştir. (Gnosis üç bilgi türünden biridir. Diğerleri, öğrenimle öğrenilebilir bilgi “mathesis” ve ancak ıstırap çekerek öğrenilebilen bilgi “pathesis”tir.) Eski Yunan ezoterizmine göre nasıl ıstırap yoluyla ulaşılabilecek bilgiye öğrenim ve sezgi yoluyla ulaşılamazsa, sezgi yoluyla öğrenilebilecek bilgiye (gnosis) de ne ıstırap yoluyla ne öğrenim yoluyla ulaşılabilir. Bu yüzden kimileri gnostisizmi "'sezgi' yoluyla alınan 'bilgiyle kurtuluş öğretisi'" olarak tanımlar.
Gnostisizm Antik Mısır hermetizmini, Antik Yunan ezoterizmini, İbrani geleneklerini, Zerdüştçülüğü, bazı Doğu geleneklerini ve dinlerini, Hristiyanlığı eklektik bir tutumla sentezleyen, birçok tarikâtın benimsediği mistik felsefeye verilen genel addır.
Derin düşünme (tefekkür) yoluyla aranışı sezgi kapsamında değerlendirilir.
- ruhçular yüksek bilgileri içeren tebliğlerin alındığı ruhsal irtibatlara “sezgisel (intuitif) irtibat” derler.
- Gnostiklere ve antikçağ inisiyelerine göre spiritüel aydınlanma yolunda üç tür bilgi mevcuttur ki, bunlardan öğretim yoluyla öğrenilebilir bilgi mathesis, his ya da ıstırap yoluyla edinilebilen bilgi pathesis, sezgi yoluyla öğrenilebilir bilgi de gnosis olarak adlandırılmıştır.
- Platon: Sezgi kavramının felsefedeki ilk izleri Platon'a kadar uzanır. Platon, sezgiyi aklın, gerçekliğin özünü kavraması için temel bir yetenek olarak tanımlamıştır. Matematiksel doğruların akıl yürütmeyle değil, sezgi yoluyla anlaşılabileceğini öne sürmüştür. Platon'a göre sezgi, ruhun ebedi olan ve önceden var olan bilgiyi hatırlamasıyla (anamnesis) ilgili bir fenomendir.
- Aristoteles: Aristoteles, Nikomakhos'a Etik adlı eserinde bilgeliği, "sezgisel akıl ile bilimsel bilginin birleşimi" olarak tanımlar.
- Platon: Sezgi kavramının felsefedeki ilk izleri Platon'a kadar uzanır. Platon, sezgiyi aklın, gerçekliğin özünü kavraması için temel bir yetenek olarak tanımlamıştır. Matematiksel doğruların akıl yürütmeyle değil, sezgi yoluyla anlaşılabileceğini öne sürmüştür. Platon'a göre sezgi, ruhun ebedi olan ve önceden var olan bilgiyi hatırlamasıyla (anamnesis) ilgili bir fenomendir.
- Aristoteles: Aristoteles, Nikomakhos'a Etik adlı eserinde bilgeliği, "sezgisel akıl ile bilimsel bilginin birleşimi" olarak tanımlar.
Doğu felsefelerinde (özellikle Zen Budizm ve Sufizm) sezgi, hakikate ulaşmanın temel yolu olarak kabul edilir.
Entüisyonizm Nedir? Entüisyonizm Temsilcileri Kimlerdir?
Sezgicilik olarak da bilinen Entüisyonizm, sezgi ile kavramanın akıl ve zihin gibi diğer algılama biçimlerinden üstün olduğunu öne süren bir felsefi akımdır. Enstüisyonizm üstüne yıllar boyunca gelen birçok ekol olsa da kurucusu Henri Bergson olarak kabul edilir. Yer yer Bergsonculuk olarak adlandırılan Entüisyonizm, entüisyonistlerce günümüzde de kabul edilmeye devam etmektedir. Mottomuz olan “Bilgi, meta değildir.” sözüne ithaf olarak, Entüisyonizm kavramını açıklarken kavramın yalnızca bir inanç çerçevesinde oluşturulmadığının altını çizmek istiyoruz. Tıpkı diğer felsefi akımlar ve tutumlar gibi, Enstüisyonizm de Bergson tarafından belli başlı dayanaklar çerçevesinde geliştirildi. Yazımızın devamında bu dayanaklarla birlikte, “Entüisyonizm nedir?” sorusuna cevap arayacağız.
Entüisyonizm’in Altında Yatan Gerekçeler
Bir felsefe akımı olan Enstüisyonizm’de; bilgi, ancak felsefe bilgisiyse önem taşımaktadır. Bu felsefi akımın temeli de akıldan önce sezgidir. Peki, ‘sezgi’ ile kastedilen tam olarak nedir?
Sezgi, bir keşfetme yöntemidir. Bir olgunun keşfedilişi, doğrudan ve aracısız olmalıdır. Akıl ile düşünme, belli başlı dış verilere bağlı olarak analiz etme sürecidir. Bu sebeple, aracısız ya da doğrudan bir yaklaşım değildir. Sezgi ile kavrama, dış verilere ihtiyaç duyulmaksızın gerçekleştiği için doğrudan bir keşif ve açığa çıkarma yöntemidir.
Sezgicilik Nasıl Çalışır?

Bergson’a göre sezgilerin kendi bilinci vardır. Bergsonculuk, bu sebeple sezgiyi felsefenin tam da göbeğine yerleştirir. Sezgicilik, David Hume’un Tabula Rosa, yani “Boş Levha” tasarısına benzerlik göstermektedir. Tabula Rosa’da, bilgiler zaten zihinde bulunur. Yani, Tabula Rosa, bilginin bilincini işaret eder. Bergson ise bu “Boş Levha” metaforunu sezgiye bağlayarak aydınlatır. Sezginin bilince sahip olmasını anlamlandırmak için önce bilinç kavramını açıklamak gerekir:
- Bilinç, algılanan durumların bütününün zihinde açıklığa kavuşması olarak adlandırılabilir.
- Bilincin çalışma yöntemi, gördüklerimiz ve diğer duyu organlarımızla zihnimizde kayda geçirdiğimiz nesnelerle kısıtlıdır.
- Bilinç kavramı, dış bilinç olarak ayrımsanmaktadır.
- Dış bilinç ise, yani bilinç dışı; Bergson’ın sezgi ile işaret ettiği farkındalık durumudur.
Sezgicilik’e Rastladığımız Diğer Yaklaşımlar

Felsefede birçok akım, birbirinden parçalar barındırır. Ortada herhangi bir etkilenme durumu söz konusu olmasa da farklı akım kurucuları, aynı ya da benzer düşüncelere hayat verebilmektedir. Bu durum, “Kolektif Bilinç dışı” kavramı ile açıklanır. Sezgicilik’e rastladığımız diğer yaklaşımların başında İmam Gazali’ninki gelebilir. Gazali, Orta Çağ dönemindeki felsefi yaklaşımında; “iki göz” olarak bilince ve sezgiye işaret etmektedir. Yalnızca bilinç için “manevi göz” ve sezgi içinse “kalp gözü” kavramlarını kullanmıştır.
Entüisyonizm’e Benzeyen Diğer Yaklaşımlar

Entüisyonizm’e benzeyen diğer yaklaşımlara geçerken önce, matematikte bulunan sezgi kavramında bahsetmek gerekir. Luitzen Egbertus Jan Brouwer, Hollandalı bir matematikçi ve sezgisel matematik önermesini sunan kişidir. Matematikte bulunan aksiyom olarak adlandırılan ve kendiliğinden apaçık olan belittler, herhangi bir kanıta ihtiyaç duyulmaksızın ortada olan önermelerdir. Bu açıdan Sezgicilik ile benzerlik gösterirler. Edebiyatta da Sezgicilik, İmam Gazali’nin yaklaşımı ile ele alınılarak savunulur. Metni okuyan iki gözün biri maddi diğeri ise manevi bir algılama aracını temsil etmektedir.
Entüisyonizm Temsilcileri Kimlerdir?

Fruthjof Schuon ve Rene Guenon da Sezgicilik felsefi temsilcilerinin arasında yer almaktadır. Bilgi ve etik ilkelerinin bir birleşimi olarak ortaya çıkan Entüisyonizm, mistisizm ile benzer görülmektedir. Ancak mistisizmde ele alınan yaklaşım, Gazali’ninki gibi maddiyat ve maneviyat olarak sığ şekilde irdelenir. Bergson’un sezgiciliği, Freud’un bilinç dışı kavramının kendisidir. 6. histen öte, bilimsel olarak kabul edilmiş bir kesinliğe ve kesin bir tutuma sahiptir.
Kısaca değinmek gerekirse, Freud, 1901’de keşfettiği bilinç dışı kavramı ile bilincin göremediği ya da anlamlandıramadığı durum ya da nesneleri, çözümlemek üzere ikinci bir alanda, yani bilinç dışında irdelediğini; bilincin kavrayamadıklarını bilinç dışının net olarak bildiğini ifade eder.
Sezgicilik Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Felsefede birçok akımın bir başka akıma tepki olarak ortaya çıkması gibi Entüisyonizm de Hegelcilik’e karşı ortaya çıkmıştır. Hegel’in rasyonalizmi, olayları yalnızca gerçeğe ve görünene dayanarak yorumlamayı içerir. Sezgicilik, ana duyu organlarıyla kavranamayan gerçekleri, bilinçdışı ile kavrayabileceğimizi ve hissedebileceğimizi ortaya koyar.
Bir alegori olarak kinaye yapmayı örnek verebiliriz. Herhangi bir kinaye cümlesi, aslında tersini ima etmektedir. Bugün çok güzelsin(!) dendiğinde, aslında güzel olunmadığı vurgulanır. Kinayede gözle ya da kulakla algılanan cümle, zihnin analizinden geçtiğinde altındaki ima ortaya çıkar. Böylelikle, gerçek 5 duyu organının dışındaki algı tarafından ortaya çıkartılır. Dolayısı ile rasyonalizmin perspektifinin her zaman için doğru çalışmadığı kanıtlanır.
Entüisyonizm Özellikleri
Entüisyonizm’in değerlerinin diğer felsefe alanları gibi anlama temeline dayandığını söylemek mümkündür. Herhangi bir konuyu, gerçeği ya da durumu anlamak için kullanılan yöntemler de felsefe yapma yollarını oluşturur. Entüsiyonizm’in başlıca özellikleri arasında şunlar yer almaktadır:
- Bilgiyi daima sezgiden gelir.
- Dolaysız değil doğrudandır.
- İnsana özgü bir çabadır.
- Sezgi, var olan tüm durumları seçebilme ve yorumlama yetisi sağlar.
- Tabu ve normları, dış etkenlere maruz kalmadan ayırt eder.
Entüsiyonizm’in özelliklerini biraz açımladığımızda ve avantajlarını keşfetmek istediğimizde, ilk olarak bilginin sezgiye dayalı olduğunu görürüz. Peki bu ne anlama gelmektedir? Bilginin kaynağı niçin sezgidir? Akıl, bildiğimizi bilmediklerimizle doludur. Dolayısı ile zihnimiz, sahip olduğumuz tecrübelerden daha yaşlıdır. Entüisyonizm’e göre; yorumlama, bilme ve anlama konusunda, zihnimiz bizi yönlendirebilecek nihai yolu sağlar.
Sezgiselliğin Avantajları

Entüsiyonizm’de sezgi ilk kavramayı temsil eder. Bir durumu içsel olarak kavramak, akıl yürütme gibi farklı duyu ve bilgi yollarına başvuran dolaylı yöntemlerden ayrılır. Sezgisellik doğrudan bilgi kaynağıdır. Farklı alanlarla homojenize olmaz ve bu sebeple saf doğruyu temsil eder.
İnsanların düşünebilme yetisinin yanı sıra sezgiselliği de mevcuttur. Sezgi ile neyin nasıl yapılacağı bilinebildiğinden, hislerle hareket etme konusunda insanlar hayvanlardan farklı değildir. Sonuç olarak, hayatta kalma içgüdüsü gibi saf aklın temsili bir özellik, sezgisellik ile mümkündür.
Entüisyonizm, toplumsal normların etkisinde kalmadan gerçeği keşfedebilmemize olanak tanır. Neyin doğru ya da yanlış olduğunu anlamak için farklı yorumlara gerek yoktur. Önemli olan bizim neyi hissettiğimiz yani bildiğimizdir.
Entüisyonizm Ahlak Anlayışı Nedir?
Entüisyonizm’in ahlak anlayışını temellendirirken sabit bir yorumlamanın mümkün olmadığını söylemek gerekir. Sezgiselcilik, doğruyu ve yanlışı kendi içimizde hissedebileceğimiz önerisinde bulunurken ahlak konusunda da bir ayrım göstermez. Neyin iyi neyin kötü hissettirdiği, biricikliğe özgüdür. Her öznenin kendi otonomu, sezgisel bir yüreklilikle çalışır ve ahlak ya da tabular, tamamen bireyseldir.
Sahip olunan değerlerin yeniden inşasını sağlayan sezgicilik, Nietzsche’nin felsefe yapma yöntemiyle benzerlik gösterir. Nietzsche’nin çekiç ile normları yıkıp yeniden inşa etmek için kullandığı metafor olan “Çekiçle felsefe yapmak” örneğindeki çekiç, dolaysız algılama yöntemi olan sezginin kendisidir.
Entüisyonizm Türk Temsilcileri

Entüisyonizm’in Türk temsilcileri, felsefi açıdan çok edebiyat alanında kendilerini göstermektedirler. Şiir, düz yazı ve diğer edebi alanlarda sembolizmden yararlanan kişilerin sezgicilik akımına dahil oldukları söylenebilir. Bu isimlerden bazıları şunlardır:
- Ahmet Hamdi Tanpınar
- Necip Fazıl Kısakürek
- Asaf Halet Çelebi
Bu isimler ve diğer edebiyatçılar, dolaylı şekilde eser içeriklerinde Entüsiyonizm’in etkilerine yer vermişlerdir. Hayatı anlamlandırma konusunda kat edilen yollar, kimliğimizi ve geri kalan yaşamımızı da belirler. Felsefede sezgicilik ya da günlük hayatta sezgi, kanımızda dolaşan tüm DNA’ların tecrübelerinin bir ürünüdür. Sezgicilik, gerçek kimliğimizin açığa çıkarttığı doğru yolu tercih etmeye olan meyildir.
Xxx
İlk eseri Regulae ad directionem ingenii (1928) (Aklın Yönetimi için Kurallar) idi. Eser Descartes’ın felsefe ve doğal bilimler konusundaki prensiplerinden bazılarını ortaya koyuyordu. Özellikle, gerçeğin yöntemsel incelenmesinde akla güvenmenin ve akli yetilerin kullanılmasının önemini açıklıyordu.
Kural 3 şunu söyler:
“İnceleme konumuz hakkında başkalarının düşündüklerini ya da kendi kuşkularımızı değil, açık ve seçik görebildiğimiz veya kesin olarak elde edebileceğimizi düşündüğümüz şeyi araştırmamız gerekir.” – Rene Descartes
VVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVVV
İsa'nın Gerçek Sözleri
Ve O dedi:
"Bu sözlerin yorumunu bulan,
ölümü tatmayacaktır."
İsa dedi:
"Arayan,
bulana kadar
aramayı bırakmasın
ve bulunca
üzülecek
ve üzüldüğünde,
şaşkınlığa düşecek
ve her şey üstünde
hüküm sürecek."
“4. Thomas İncili’ni ilk defa duydum; benim bildiğim kadarıyla Matta, Markos, Luka, Yuhanna vardır.”
@fratbayram4899
2. dakikada Yeni Anlaşma ve Thomas İncili arasında madde madde karşılaştırma yapmışsın ama bunlar çok özensiz karşılaştırmalar, içerikler yanlış. Thomas İncilini bir kez olsun merak edip açıp okuyan herkesin sana olan güveni sarsılır, haberin olsun. Bu İncil'de İsa'nın filozof gibi sunulması daha detaylı bir bakışı hak ediyor. Ben kime benziyorum dediği zaman Matta bir filozofa benziyorsun diyor, bir başka Havari adil bir meleğe benziyorsun diyor, Doğru cevabı ise son havari veriyor ve diyor ki ağzım senin kime benzediğini söyleyemez. Yani onu Tanrıya benzettiğini ima ediyor. Metin bunu vurguluyor. Fakat bu İncil'de şöyle bir bölümde var: İsa diyor ki eğer madde ruhtan dolayı olduysa bu mucizedir, ruh maddeden dolayı olduysa bu mucizenin mucizesidir diyor. Böylece sanki hangisi hangisinden dolayı olduğunu bilmiyormuş da filizof gibi akıl yürütüyormuş gibi konuşuyor. Bu bakımdan filozofa benzetilebilir. Lakin metin onu Tanrıyla ilişkilendiriyor. Bunu da göz ardı etmemek gerekir. Değindiğiniz alıntıların devamını da okusanız keşke. Thomas incil'inde mecdelli Meryem ile alakalı olarak aktarılan kısımda çarpıtma yapıyorsunuz. Bunu kadınları "kafalamak" için yapıyorsunuz galiba. Ama çarpıtmadır. Kadınların hepsini erkek yapmak mümkünse kadın ve erkek farkının anlamı kalmaz. Bu esasında eşitlikçileğe varır. Öte yandan bu aynı İncil'de İsa cennete kim girecek sorusuna cevap olarak "Ellerden tek el, yüzlerden tek yüz yapan ve kadın ve erkekten öyle bir şey yapacaksınız ki kadın kadın olmayacak erkek erkek olmayacak, İşte o zaman gireceksiniz" diyor. Burada Tomas incilinin konuya dair esas yaklaşımını bu sözler yansıtıyor. Dolayısıyla Petros'a verdiği cevaptan anlatmaya çalıştığının da şu olduğunu anlıyoruz: Petrus kendi o dönemki bilinç seviyesi gereği cenneti erkeklere layık gördüğü için İsa Petrus'un seviyesinde konuşmuş ve cevap vermiş. Yani Petrus, hani Katolik kilisesinin kendine dayandırdığı Petrus, cinsiyetçi bir saikle, kadınlar yaşama layık değildir deyince İsa da Petrus'un anlayacağı dilde cevap verip Meryem'i erkek yapacağım diyor. Bu söz, Meryem'i yaşama layık kılacağım anlamındadır. Çünkü Petrus'un geri algısında 'yaşama layık olmak' = 'erkek olmak'. Burada cinsiyetçi yaklaşım yok. Tam aksine, Petrus'un cinsiyetçiliğine karşı kadınlardan yana bir yaklaşım var. Tabii sizin derdiniz anlamak değil karalamak olduğu için o ayeti cımbızlayarak propaganda yapıyorsunuz. Bu, etik değil. Keza oruç ve dua kötüdür derken de anlatmaya çalıştığı bambaşka şeyler. Gnostisizmde oruç ve duanın kötü olarak görülmediği açık ve nettir. Gene çarpıtma yapıyorsun. Kilise babalarının Thomas İnciline dönük negatif değerlendirmeleri tutarlılık arz etmiyor. Bu konuya tam hakim olmadan değerlendirme yaptıklarını düşündürüyor. Mesela Kiril'den alıntı yapmışsınız. Tomas incilini Maniheilere atfetmiş eleştirisinde. Oysa maniheiler (maniheistler) başka bir şey. Thomas incili ile bir alakaları yok. Kilise babası, belli ki konuya hakim olmadan yorum yapmış. Thomas incilinin ve genel olarak Gnostisizmin Yahudi geleneğini göz ardı ettiğini, Antik Yunan felsefesi üstünden İncili ve İsa hikayesini okuduğunu söylüyorsunuz ama İsa hikayesinin temeli zaten Yahudi geleneği ile radikal biçimde ilişkisiz. Yahudiler dünyevi bir kral-Mesih bekliyorlardı, Yahudiler insanı dünyaya yabancı ve konuk görmüyorlardı, Yahudiler Tanrıyı sevgiyle ilişkilendirip kıskançlığı dışarıda bırakan bir Tanrı kavrayışına sahip değillerdi, Yahudi etiği ğoze göz dişe diş der vurana diğer yanağını dön demez, Yahudiler Tanrıyı diğer halklarla paylaşmaz, Yahudiler ruh ve benliği birbirine zıt kavramaz, Yahudiler sünneti ebedi sayıyorlardı, her şeyden evvel teslis inançları yoktu, bakire doğum olsun çarmıh olsun bunların hepsi Antik Yunan'ın Gnostik nitelikli gizem kültlerinde ve felsefelerinde (Platonizm, Neoplatonizm) karşılaştığımız şeyler... Velhasıl, olmamış. Daha çok çalışmanız lazım.
@Son_Mektup Tomas incili daha akla yatkın, zaten herkesin bir astral ve enerji bedeninin olduğunu uzakdoğu dinlerinde hatta en eski din olan hint dinlerinde de bahsediliyor. Zaten bilimde artık her insanın bir enerji bedenine sahip olduğunu kanıtlıyor. Yani İsa a.s bizim için bir öğretici bir peygamberdir. Bize hepimizin ışık bedenine kavuşması için bilgiler vermiştir ve kendisi de ışık bedenine kavuşmuş bir insandır. Zaten eski aziz hikayelerine de bakarsanız bunun böyle olduğunu görürsünüz.
&
@abdullah_murat
Tanriya Karsi Tanrilar;Kitabi =Jonathan Kirsch Tek Tanri ve cok Tanricilik arasindaki (iman&inkar) savasin tarihi din ile siyaset!
Xx

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Selam 🙋🏼♀️Hallo
*Hemsire (1-2-3-/∞) &Otodidaktik Araştırmaci Yazar.
Cahil bilmenin,Alim anlamanin pesindedir.-S.O